4. bölüm · Bilmem Anlatabiliyor Muyum?

3.Bölüm:Ölüm ve Nefret

Kitaplarveben D

Liva Yüce 21 yaşında;

Zaman çok hızlı geçiyordu.Babamın ölümünün ardından 5 yıl geçmişti.Fakat ölürken ki yüzü,benden yardım istemesi hala aklımdaydı.Unutmak istiyordum unutamıyordum.İnatla aklıma giriyordu,kabuslarım olmuştu.

Şimdi ise ilk görevime çıkacaktım.Serhat Albay bir kasa bulmuş,Deniz Karaçelik diye bir adamdan almış.O adam ise karşımdaki evde kadınlarla gününü gün ediyordu.Ağaçların arkasına saklanmıştık.Aras Karen diye bir adam vardı, soy adını bilmiyordum.Ve Hakan Yıldırım diye bir adam daha vardı.

İkisinide tanımıyordum fakat adı Aras olan adamın gözlerini görünce aklımdan anlamsızca "Zümrüt" kelimesi geçmişti.Çünkü gözleri zümrüt rengini andırıyordu.

Siyah saçları ve beyaz teni onu daha iyi hale getiriyordu.Aras ise bana ikide bir bakıyordu.Şuanda aynısıydı ben eve bakıyordum,o bana bakıyordu.

En sonunda dayanamadım ve bende ona baktım."Zaman geldi mi? ne zaman evi kilitleyip ateşe vereceğiz."

"Serhat Albaydan hala cevap yok.Haber verince başlarız."Birkaç dakika sonra telefonu çaldı.Serhat Albay değildi çünkü ismini görmüştüm."Efsun🖤" yazıyordu.Sevgilisi miydi?.Bundan bananeydi.Ne diyorsun Liva, operasyona dikkatini ver.İlgini dağıtma.

Benimde telefonum çaldı.Serhat Albaydı,zaten başka kim olabilirdiki.Açtım telefonu."Emredersiniz komutanım"hoparlöre aldım.

"Liva,Aras'a de şimdi nişanlısıyla konuşmanın vakti değil.Kapılar birazdan kilitlenecek sizde evin yanına gidip ateşe verin."

Nişanlısıymış demekki."Emredersiniz komutanım"dedikten sonra telefonu kapattım.Sonra da kapılar kilitlendi.Koşarak eve gittik.Evin dört bir yanında yanıcı madde vardı.

Hepsini açtık.Fakat Hakan'a baktığımda donmuş gözüküyordu,açmıyordu."Hakan açsana şunu!?"
Yerinden kılırdamadı.Yanına doğru ilerledim."Hakan ne yapmaya çalışıyorsun?"

Ellerim tuşa uzandı ve açtım.Hakan'ın dudaklarından tek bir isim çıktı ve bu zamanı durdurmaya yetti."Mira..."

Kafamı cama çevirdim.Evet o Mira Solak'tı,yani Hakan'ın evli olduğu kişiydi fakat oda Deniz ile duruyordu.Fakat Hakan bana Mira'nın ondan hamile olduğunu demişti,değil miydi?.

"Hakan,Mira hamile değil miydi?.Hatta senle evli değil mi?."

"Öyle...öyle.Demek beni düşmanım ile aldatıyormuş."Dıştan sakin olabilirdi fakat içinden ne kadar acı çektiğini kimse bilemezdi.

"Hakan iyi misin?."En sonunda Aras'da merak etmişti.Bana döndü."Ne oluyor?."

"Mira,Hakan'dan hamileydi.Fakat Deniz ile aldatıyormuş."Evin etrafını yangınlar sarmıştı.Acilen buradan gitmemiz gerekiyordu."Gitmemiz lazım."Arkamızı dönüp hızla geri arabaya bindik.

Hakan'ın hiç konuşmaması ise ortamda gergin bir sessizlik bırakıyordu.Hakan'ın sol yanağına düşen gözyaşını gördüğümde şaşırmıyordum.Anlıyordum çünkü.

Duygularını içine atıyordu ve bu gözyaşı artık içinde tutamadığının kanıtıydı.Sırtını sıvazladım.O ise hiçbirşey demedi.Aras'da konuşmamıştı.

Ve Hakan artık hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.Ben Hakan'ın sırtını sıvazladım.Aras ise ona sarıldı.Başka yapacağımız birşey yoktu.Zamanı geri getiremezdik.Nefreti geri alamazdık.

Çünkü bazen insanı yaşatan şey,sevgiden çok nefrettir.

...

Tarih:28 Eylül Liva Yüce;

Dün gece rüyamda babamı görmüştüm.Tam olarak 12 yıldır rüyalarıma bile girmeyen babam,şimdi gelip kendisinin ruhunun hep benim etrafımda olduğunu söylüyordu.Kafamı tutmuş ve saçımdan çekerek söylemişti bunu.

Uyandığımda ise su içindeydim.Hiçbirşey yapmadan geri uyumaya çalışmıştım.Fakat olmamıştı,uyuyamamıştım.

Şimdi ise saat 06:00'dı.Defne daha uyanmamıştı.Ben ise Kül Timi'nin bilgilerini araştırıyordum.Hepsinin bilgilerini teker teker bulmuştum.

Mesela,

Astsubay Yiğit Erden, İletişim ve Teknik destek.27 yaşında.Annesi Lidya Erden,Babası Ramazan Erden.Giresun'lu

Astsubay Derya Karahan,Keşif ve Arazi Uzmanı.28 yaşında.Annesi Sena Karahan,Babası Semih Karahan.Kütahya'lı

Teğmen Zeynep Aydın,Sağlıkçı.26 yaşında.Annesi Melis Aydın,Babası Emre Aydın.Balıkesir'li.

Teğmen Tolga Akçay,Yakın Dövüş Uzmanı.32 yaşında.Annesi Rina Akçay,Babası Alperen Akçay.İzmir'li.

Teğmen Can Eryılmaz, Patlayıcı Uzmanı.29 yaşında.Annesi Seren Eryılmaz,Babası Mustafa Eryılmaz.Ankara'lı.

Teğmen Okan Turalı,Keskin Nişancı.30 yaşında.Annesi Nira Turalı,Babası Yusuf Turalı(şehit olmuş).Mersin'li.

Üsteğmen Mert Kara,Tim ikinci komutanı.27 yaşında.Annesi Selinay Kara,Babası İbrahim Kara.Çanakkale'li.

Ve son olarak Yüzbaşı Aras Karen Demirhan,Tim komutanı.29 yaşında.Annesi Yasemin Demirhan, Babası Baran Demirhan(vefat etmiş).Ordu'lu.

Hepsini teker teker biliyordum.Öyle okumuştumki kafamda yer edinmişlerdi ve bir daha çıkmayacaklardı.Yapacağım hiçbirşey yoktu fakat kafamda sorular vardı.

Aras'ın nişanlı olmasına rağmen neden benden hoşlanıyordu?Neden ikide bir bana bakıyordu?

Cevap basitti.Bana acıyordu ve Efsun ile anlaşmalı evlilik yapıyordu.Bana olan aşkı yalandı,eninde sonunda vazgeçerdi.Aşk sonsuza kadar sürmezdi.

Pencereden dışarıya baktık hava yavaş yavaş aydınlıyordu.Sonbahardan nefret ediyorum,hem doğduğum ve hayatım cehenneme çevirildiği gün hem de hava durumunun belirsiz olduğu bir mevsim.

Çok ses yapmadan ayağa kalktım mutfağa doğru yürüdüm.Üstümde pijamalarım vardı,klasik siyah kazak ve siyah pijama.Kendime su doldurup içtim.Fakat hiçbirşey değişmemişti.Babamın rüyamdaki hâli hâlâ aklımdaydı.

O eski Muğla'daki evde,karanlık çökmüş ve babam odun kestiği yerde duruyordu.Bu görüntüde aklıma kazınmıştı.Fakat babam bana birşeyler anlatmaya çalışıyordu.

Saat 07:52.Defne uyanmıştı.Üstünde pembe pijamaları vardı,bir bacağının üstüne toplanmıştı.Gözlerini ovuşturarak yanıma geldi."Neden bu saatte uyanıksın,"diye sordu.

Fakat sonra anladı."Ah,yine mi o girdi rüyana".Başımı salladım.Yüzüme baktı."Üzülmüyorsun değil mi,lütfen öyle söyle atlattığını sanıyordum."

"İyiyim Defne.Kafama da takmıyorum merak etme.Sadece küçük bir kâbus."dedim.Defne başını salladı.Üzüldüğünü biliyordum.Hatta şuanda ağlamamak için kendini zor tutuyordu.O benim acıma benden çok ağlayan birisiydi.

"Askeriyeye gideceğim.Kül Timi'ne bir yer ayarlamamız lazım hep orada kalamazlar."dedim.Defne tekrar başını salladı."Yemek ye öyle git."esnedi.Muhtemelen üzüntüsü geçmişti.

"Yok aç değilim."dedim ve arkamı döndüm.Odaya girdiğimde siyah bir kazak,siyah pantolon giydim.Zaten hep siyahtım, içimde dışımda aynıydı.

İçeri geri girdiğimde Defne yemek yiyordu."Ben gidiyorum,acil birşey olursa ararsın tamam mı"dedim.Başını salladı."Ararım merak etme"dedi.

Arabaya binip askeriyeye sürmeye başladım.Acaba Boran Karen'e neden ihanet etmişti?Amacı neydi?

Birkaç dakika sonra askeriyeye gelmiştim.Kül timi dışarıda oturuyordu.Beni görmemişlerdi ben de zaten direkt Serhat Albayın odasına gitmiştim.

Kapıyı tıklattım.İçeriden "Gel"sesi geldi.Kapıyı açtım."Komutanım, çağırmıştınız"dedim.Serhat Albay,"Gel Liva.Kül Timi nerede"diye sordu.

"Arka bahçede oturuyorlardı komutanım"dedim.Serhat Albay,"Onları çağırabilir misin Liva"dedi.Kafamı salladım."Emredersiniz komutanım"dedikten sonra uzaklaşmaya başladım.

Arka bahçeye gittiğimde etrafa bakındım.En buradaydılar şimdi neredeydiler bunlar?Sonra bazı gülme sesleri duydum.Daha da ileri doğru gittim.Kül Timi oradaydılar.Fakat yanlarında bir tane daha kadın vardı ve Aras ise ortalıklarda yoktu.O kadın dediğim büyük ihtimal Efsun'du.

Yanlarına gittiğimde Efsun hariç hepsi ayağa kalkıp hazır ola geçtiler.Aralarından birisi konuştu."Bir sorun mu var komutanım.Bugün izindeyiz diye biliyordum"dedi.

İfadesizce baktım."Öyle.Serhat Albay sizi çağırdı.Aras Yüzbaşı nerede?"diye sordum.Diğerleri tam konuşacakken Efsun öne atıldı."Ne yapacaksın Aras'ı"dedi.

Yok sike- Sövme Liva sövme.

Arkamdan bir ses geldi."Buradayım."arkamı döndüm.Aras'dı,şöyle bir yüzünün ortasına yumruğu vuracaktım iyi olacaktı."Serhat Albay sizi çağırdı yüzbaşım"dedim.

"İyi geliriz"dedi kısaca.Demek hem nişanlın olup hem de bana aşık olmak ha?."Serhat Albay odasında"dedim ve yürümeye başladım.

Arkamdan konuşmalarını duyuyordum.Efsun,"O kimdi aşkım.Neden seni soruyordu."diyordu.Azrailin Efsun,azrailin.Hatta Aras'ı da ölüme çağırıyordum.

Serhat Albay'ın odasına gitmiştim ve oturmuştum.Fakat Kül Timi hâlâ gelmemişti.Yer yarıldı içlerine girdiler galiba.En sonunda kapı çaldı.En önde Aras vardı.

Sonra hepsi dizildi ve hazır ola geçtiler.Bende saygı ve üstüm olduğundan dolayı zorla ayağa kalkmıştım.Serhat Albay konuştu."Oturun.Uzatmayacağım Aras burada kalmanız güvenli değil.Bu yüzden evlere yerleşeceksiniz.Duyduğuma göre Efsun gelmiş seninle kalacak.Hem de Liva evinin yakınlarında size de bir ev bulur.Diğerleri siz kendiniz ayarlarsınız kiminle kalacağınızı."dedi.

İçimi anlamsız bir kıskançlık duygusu kapladı.Aras ve Efsun hemen evimin yakınında kalacaklardı.Ya sabır,ya sabır.Benim işim yokmuş gibi ben onlara yardım edecektim.Tekrar ya sabır,ya sabır.

Sonra ben ayağa kalktım."İzninizle komutanım"dedim.Serhat Albay,"İzin senin"dedi ben de dışarı çıktım ve direkt arabama gittim.Sonra eve doğru sürmeye başladım.Efsun yüzünden Aras'la konuşamıyordum.

Eve gidip acilen binalara bakmam lazımdı ve kafamı dağıtmam gerekiyordu.Yoksa harbi ben kafayı yiyecektim,delirecektim.

Aras Karen Demirhan;

Hâlâ Serhat Albay'ın odasındaydık.Ve Liva benden uzak duruyordu,göz teması bile kurmuyordu.Benim tek temennim vardı,ona aşık olduğumu bilmemesiydi.Albay konuştu."Şimdi çıkabilirsiniz.Fakat dediğim gibi Efsun ve Aras siz birlikte kalın.Liva evleri araştırır sizi de çağırır zaten.Bu arada evler eşyalı olacak.Gidebilirsiniz"

Hepimiz bir ağızdan "Emredersiniz komutanım"dedim ve odadan çıktık.Efsun koluma yapışmıştı.Kahverengi saçları vardı,aynı saçlarının renginde de gözleri vardı.Fakat ben turuncu saçlı,gri gözlü bir kadına tutulmuştum.

Kül Timi'ne baktım."Siz gidebilirsiniz.Liva haber verdiğinde sizi ararım"dedim.Hepsi başlarını salladılar ve gittiler.Efsun'da kolumu bıraktı.Zaten biz onların yanında rol yapıyorduk.Efsun'a baktım."Sende istediğini yapabilirsin"dedim.

"Senin yanında kalsam iyi olur.Burayı tam bilmiyorum."dedi.Başımı salladım ve bahçede olan bir banka oturdum.Kafamı geriye attım.Kollarımı göğsümde bağladım.

"Bütün gün böyle mi oturuyorsun sen?.Sıkıcısın"diyen Efsun'nun şikayetçi sesi geldi kulağıma."Sıkıcı buluyorsan gidebilirsin"dedim.Saate baktım 10:46'idi.Öğlene doğru arardı beni Liva.

Sonra geri aynı pozisyonuna döndüm.Fakat kucağımda ağırlık hissettim.Efsun kucağıma oturmuştu.Kaşlarımı çattım."Ne yapıyorsun Efsun"dedim.

"Uykum var uyuyacağım"dedi.Göğsüme doğru uzandı yanağını yasladı ve gözlerini kapattı."İyi,uyu"dedim.Sonra kollarımı beline sardım.Gözlerimi kapattım.

Uyayacaktı sadece düşüncelerden ayrılmaya çalışacaktım.

Fakat 2 saat sonra telefonum çaldı.Gözümü açtım.Efsun hâlâ kucağımdaydı ve telefonun sesinden dolayı oda uyanmıştı."Kalk"dedim.Kalktı ve "Kim arıyor ya?"dedi ofladı.

Telefonumu cebimden çıkardım.Liva arıyordu.Telefonu hemen açtım."Evet"dedim."Yüzbaşım,hepinize uygun evler buldum.Eğer gelirseniz sizlere evleri göstereceğim hatta evlere yerleşirsiniz"dedi.

"Tamam,yarım saate oradayız"dedim ve telefonu kapattım.Efsun hâlâ sorgulayan bakışlarla bana bakıyordu."Liva aradı.Evleri bulmuş.Hadi"dedim ve yürümeye başladık.Kül Timi'ne haber verdim ve beklemeye başladık.En sonunda geldiler.

"İnşallah evler iyidir.Yoksa yemin ederim sizi tekmelerim Mert komutanım"diyordu Can.

"Benim ne suçum var lan"deyip ensesine vurdu Mert.

Davranışlarına göz devirdim.Hem gevezeydiler hem de gevşektiler ama seviyordum onları."Gevşek gevşek hareketler yapmayın lan yürüyün hadi."yarısı benim arabay yarısı ise Tolga'nın arabasına bindiler.

Liva bana konum atmıştı.Konuma doğru sürmeye başladım.Gelmiştik ve burada baya bir bina vardı.Liva ise iki binanın arasında duruyordu ve telefonu ile ilgileniyordu.

Bizi görünce telefonu bırakmıştı.Hepimiz arabada indik ve yürümeye başladık.Efsun yine koluma yapışmıştı.Yanına gittiğimizde Liva konuşmaya başladı."Bu iki bina komutanım sizler nasıl seçtiyseniz o binada kalabilirsiniz.Evde eşyalar var"dedi."Bir sorun olursa Serhat Albay'a söyleyin."dedi.

"Tamam,gidebilirsin"dedim.Liva başını salladı ve hemen evine doğru gitti.Bizim binaya fazla yakındı.Kül Timi'ne döndüm."Siz ayarlarsınız biz gidiyoruz"dedim ve ilk binaya gittik.Eve girdiğimizde klasikti.Mutfak biraz küçüktü.Yatak odasına gittik.

Çift kişilik yatak vardı sadece.Efsun'a baktım."Senin için sorun olur mu"diye sordum.O ise sırıttı."Yok,birşey olmaz"dedi aklından ne geçiyordu bilmiyordum.Sonra ben koltuğa oturdum.Zaman geçirmek için telefonla ilgilenmeye başladım.

Fakat biraz fazla zaman geçirmiştim.Saat 17:36'idi.O sırada Efsun geldi.Üstünde fazla açık kıyafetler vardı.Kucağıma oturdu.Omuzlarıma elini sürttü."Sence de burası fazla sıcak olmadı mı"dedi.

Ben ise sadece "Neden?"diye sordum.Kucağımda hareket etti ve cevap vermedi.Hemen belinden tuttum,ayağa kalktım

Yatak odamıza doğru ilerlerken konuştum."Unutma bu sadece duygusuz.Umutlanma"dedim.Yatağa fırlattım ve üstüne doğru tırmandım.Gece boyu ses çıkarmıştı.Amacının Liva'yı rahatsız etmesi olduğu biliyordum o yüzden susturmuştum.

Tarih:29 Eylül Liva Yüce;

Dün gece tekrar rüyamda babamı görmüştüm.Sanki bana birşeyler anlatmaya çalışıyordu.Bana nazik davranmıştı.O mektubu bul diyordu,Muğla'ya gel o mektubu bul diyordu.

Hangi mektup bilmiyordum.Fakat rüyalarımı dinlemeyi severdim.O yüzden 5 günlük izin almıştım ve Muğla'ya gidecektim yani cehenneme gidecektim

Şuan Muğla'ya gidiyordum.Çok az kalmıştı.Anılarım teker teker kafamda canlanmaya başlamıştı.Yanağım acımaya başlamıştı sanki o tokatları tekrar hissediyordum.Başım ağrıyordu sanki kafam tekrar duvara sürtünmeye başlamıştı.

Muğla'ya geldiğimde direkt olarak eski evi aramaya başlamıştım,bulmuştumda.Odunluk olan tarafa baktım.Sanki babam tekrar orada canlaşmıştı benden yardım istiyordu.Anıları tekrar hatırlamaya başladım.O yüzden kafamı iki yana salladım.

"Bitti Liva.Herşey bitti.Korkma artık, yok birşey"diye mırıldandım kendi kendime.

Yavaşca içeri doğru adımladım.Kapıyı açtığımda gıcırdamıştı.Eskiden de böyleydi.İçeri baktığımda tüylerim ürperdi.Bu evde neler neler olmuştu.Ben bu evde ölüme yaklaşmıştım.

Kafamı tekrar iki yana salladım."Sadece mektup var mı diye geldin Liva.Korkma.Bitti herşey.O artık yok."son kelimeleri söylerken kendim bile inanmamıştım.Mutfağa baktığımda bana sucuklu yumurta uzatan babamı görmüştüm sanki.

Çığlık attım ve geriye doğru düştüm.Hayır,orada babam yoktu.Beynim beni kandırıyordu.Duvarın dibine sindim ve bacaklarımı kendime çektim.Gözlerimden yaşlar akıyordu."Hayır, o öldü.Hiçbirşey yok sadece mektup bulacaksın Liva."dedim kendi kendime.

Ayağa kalktım zorla olsada.Gözlerimden hâlâ yaşlar akıyordu.Mutfağa gittim korkuyla.Çekmeceleri karıştırdım.Hiçbirşey yoktu.Aklıma babamın odasına girmek geldi fakat ondan önce kendi odama gitmek istedim.

Odama girdiğimde inanılmaz kötü kokuyordu.Yatağım hemen yanında bir köpek yavrusu ölmüştü.O köpek babam ölmeden önce benimle beraber yürüyen köpekti.Yatağımda kırılmış küçük ahşaptan asker oyuncağım duruyordu.

Gözyaşlarım daha da şiddetlendi.Oyuncağı elime aldım ve sarıldım ağlayarak.Aynı 7 yaşında yaptığım gibi.Kokuya daha fazla dayanamadım ve dışarı çıktım.Elimde hâlâ oyuncak duruyordu.Onu alacaktım bu cehennemde bırakmayacaktım.

Babamın odasına doğru adımladım.Korkuyordum o odaya gitmeye.Kapıyı yavaşca açtım fakat gördüklerimle çığlığı basmam bir oldu.Burası benim odamdan daha kötü kokuyordu ve Aras Karen Demirhan'ın babası Baran Demirhan'ın kafası buradaydı bana doğru bakıyordu.

Geriye kalan vücuttaki elinde 2 tane mektup vardı.Neler oluyordu? Rüyam gerçek miydi?

Yatağın ortasında kurumuş kanlı ve paslanmış bir satır duruyordu.Anlamıştım.Baran Demirhan benim babamı donmaya hapsetmişti fakat babamın odasında ölmeye mahkûm edilmişti.Gözyaşlarım şiddetlendi.Kafamı iki yana salladım.

Sadece mektupları alıp gidecektim.Eline doğru uzandım mektupları aldım.Birisinde Baran Demirhan'dan Liva'ya yazıyordu.Diğerinde Rafet Yüce'den Liva'ya yazıyordu.Bunları sonra okuyacaktım.

Çekmecelere doğru ilerledim deli gibi korkmama rağmen.Açtım.Bu kez gözlerim şaşkınlıkla açıldı.Çekmeceler tamamen annemin resimleriyle doluydu.Bazıları yırtılmıştı ve sararmıştı.Bazıları ise yeniydi sanki.Yeni çıkartılmış ve konulmuş gibiydi.

Ürperdim.Acil bu evden gitmem gerekiyordu.O resimlerden bir tane aldım ve direkt koşarak evden çıktım.Gözlerimden yaşlar akıyordu,kendimi durduramıyordum.Arabaya doğru koştum.Arabaya bindiğim gibi daha fazla ağlamaya başladım.

Gördüğüm görüntüleri kafamdan atmaya ve nefes almaya çalıştım.Kendimi toparladığımda elime baktım.İki tane mektup,bir tane annemin fotoğrafı ve kırılmış oyuncak askerim vardı.Oyuncak askerimi daha da sıkı tuttum.

Kafamı kaldırmamla az önce çıktığım eve doğru yürüyen bir tane adam görmüştüm.Simsiyah giyinmişti.Fakat yüzünü görmemle korkudan elim titremişti.O az önce gördüğüm kafasını kesilmiş olarak gördüğüm Baran Demirhan'dı.

Ve bu hayatımın şuandan itibaren yine cehenneme çevrileceğinin kanıtıydı...

Bölüm sonu...
Ben yazarken ürperdim gerçekten.
Bir daha ki bölüm ne zaman gelir
bilemem.Görüşürüz!.