3. bölüm · Bilmem Anlatabiliyor Muyum?
2.Bölüm:Yalanlar ve Zaman
Tarih:24 Eylül Aras Karen Demirhan;
Hayatımın nasıl geçeceğini bilmiyordum.Neler yaşayacağımı.Fakat Liva ile karşılaşmayı hiç beklemiyordum.
Liva'dan 6 yıldır hoşlanıyordum ve benim nişanlım vardı.Efsun,iyiki benim son günlerde değiştiğimi fark etmemişti.Ama biz isteyerek nişanlanmamıştık.Efsun abartıyordu.
Karşımda Liva vardı, bir eli kelepçe ile aynı benim gibi duvara bağlanmıştı.Yüzü yara bere ve sivil kıyafetleri tamamen kan içindeydi.Beni tanımamış gibi duruyordu.
"Liva?"Ses yoktu."Liva,beni duyuyor musun?."Yine ses gelmedi muhtemelen baygındı.O sırada içeri Deniz Karaçelik girdi,yani baş düşmanım.Kendisi 5 gündür burada olmama rağmen hiç yanıma gelmemişti.
Sadece adamlarını göndermişti."Ooo, görüşmeyeli nasılsın Karen,yoksa o burada diye kötü müsün."
Sikik herif.Sadece "Orospu çocuğu"dedim."Benim yanıma gelmeyeli pek küfürbaz olmuşsun sen."Senin yanına gelmeyeli sana daha çok kinlendim.Ama demedim."Onu niye esir aldın?"diye sordum.
Onu getirmemeliydi.Onun canı acıdığında benim canım daha fazla acıyordu.O ne kadar geçmişte yara alsa bile.
Liva benim hiç ummadığım bir anda karşıma çıkmıştı.İlk görüşte aşka inanmazdım.Fakat Liva'nın dalgalı turuncu saçları,gri gözleri-benim için kül gözleri-,çillerini gördükten sonra inanmaya başlamıştım.
Kendime yedirememiştim ona aşık olduğumu.Hayır aşık olamam demiştim.Lâkin olmuştum.Hergün onu görmek istiyordum.Sonra o geri Hakkâri'ye gitmişti.Çünkü orada askerlik yapıyordu.Benim için en acı gerçekti.Çok uzaktık birbirimize.Giresun ve Hakkari çok uzaktı aynı kalplerimiz gibi.
Onu anlamıştım.Geçmişte yani Muğla'da çok travmaları vardı.Liva travmalarının olduğu ilde yaşamak istemiyordu.Liva acı anılarda kalmak istemiyordu.
Deniz'in suratına baktım."Soruma cevap ver,onu neden getirdin?"Alaycı bir gülümseme yerleşti yüzüne."Senin zaafın olduğu için getirmiş olamaz mıyım.?"
"Benim bir zaafım yok!"Liva'yı benim üzerimde kullanacaktı.Fakat ona gerçeği söyleyemezdim.Ya birimizi öldürürdü ya da ikimizi.Onun seçeneği ise belliydi.Birimizi öldürerek diğerimize acı çektirmek.
"İnanayım mı Aras?.Kıza nasıl baktığını gördüm.Senden birşey istiyorum.Sizde bana ait birşey var.Siz onu bana verin bende sizi rahat bırakayım."
Kilitli bir kasa vardı.İçinde ne olduğu bilmiyordum fakat önemli birşey olduğu belliydi."O kasayı hiçbir zaman alamayacaksın.Ve o artık sana ait değil.Ölsem de vermem."Liva'ya baktım.Yavaş yavaş gözlerini açıyordu.
Tamamen gözlerini açtığında ilk beni gördü.Bir an yüzü gevşemişti fakat Deniz'i görünce geri sertleşmişti.Bu halde bile tatlı olabiliyordu...Ne diyorsun sen Aras!.Kendine gel.Esir alınmışsın hâlâ bunları düşünüyorsun.
Belli etmeden kafamı hafifçe sağa sola salladım.Ben harbi delirmişim.Her onun ya da benim olan kül gözlerini gördüğümde sert çehrem yumuşuyordu.
"S-sen"Kekelemişti Liva.Muhtemelen günlerdir aradığı adamın karşısında olmasına şaşıyordu."Ne oldu Liva,çok mu şaşırdın beni gördüğüne."Ama bu sik kırığı her konuştuğunda çene kemiklerim halaya kalkıyordu.
"O sesini kıs Karaçelik,yoksa ben toptan gırtlağını keseceğim."dedim.Liva daha da şaşırıyordu.Ama bende şaşırıyordum.Benim sesim bu kadar kalın mıydı lan?.
Bir daha konuşacaktım fakat Deniz'in bana yumruk atmasıyla susmak zorunda kaldım.İstediğimi yapabilirim ama Deniz gittiğinde yapabilirdim.
"Sen bu kadar cesur muydun?.Ya da direk şöyle söyleyeyim benim karşıma çıkacak kadar?."O konuşunca kalp ritmim şaha kalkmıştı.Fakat kendimi toparlamam lazım yoksa askerliğim elimden kayıp gidecekti.
Alayla güldü Deniz."Ah,Liva ne kadar aptalsın."Dedikten sonra ciddileşti."Tekrar söylüyorum sizde bana ait bir eşya var onu geri alana kadar sizi asla bırakmam.İnatla vermezseniz o zaman ikinizde ölürsünüz."
Arkasını dönüp kapıyı açtı ve gitti.Ben ise Liva'ya baktım.Düşünceli duruyordu."Liva iyi misin?"
"Değilim.Hala nasıl yaşıyor olabilir.En son onun olduğu ev patlamamış mıydı?."
"Kaçmış.Sadece çocuklarını bulduk."
"Nasıl kaçmış olabilir Aras.Evin kapıları kilitliydi.Bizzat biz kilitlemiştik."Liva ile yeni tanıştığımızda birlikte göreve çıkmıştık.Deniz'i bir eve kilitlemiştik öldürmek için.Ama herif nasıl başardıysa kaçmıştı.
"Bunları şimdilik konuşmayalım Liva.Buradan gitmemiz lazım."Acilen kaçmamız lazımdı ya da savaşmamız."Nasıl kaçacağız.Bir fikriniz var mı Aras bey.Ben burada boşuna mı duruyorum sanıyorsun düşün işte!"
Niye bu kadar sinirlenmişti ki."Tamam sakin ol.Düşünüyorum"Etrafa baktım bir tane cam vardı ama içine sığarmıydım bilmiyordum.Masada ise muhtemelen kelepçelerin anahtarları duruyordu.Belki o anahtarlar la kelepçeleri açıp ve camı kırdığımızda kaçabilirdik.
"Şuradaki anahtarlara uzanabilir misin?"dedim.Kül gözleri anahtarlara kaydı ve kelepçeli olmayan elini anahtarlara uzandı.Zorlansada almıştı.İlk kendi kelepçesini açmaya çalıştı.Olmamıştı sonra diğerine geçti.Açılmıştı fakat bileği kıpkırmızıydı hatta mora dönmeye başlamıştı.
Sonra ise gelip benimkini açmıştı.Aramızdaki garip sessizlikten rahatsız olmuştum.Liva hep susardı ama bu garip bir suskunluktu."Sert bir eşya bulup camı kıralım."sesi o kadar soğuktu ki bedenim üşümüştü.Birşey biliyordu yoksa gözlerime bile bakmamasının başka bir anlamı olamazdı.
"Tamam?"dedim fakat etrafta hiçbir şey yoktu en fazla bir tane masa vardı.Oda hiçbir şey olmadığını anlamıştı ki gözleri masanın ayağına takıldı.Ve masayı kaldırdığı gibi bir tane ayağını kırdı.Cama doğru yürüdü ve masanın ayağıyla camı kırdı.
Bu kadar havalı olmamalıydı."Öyle aval aval bakacağına gelde gidelim.Belki Türk askeri buluruz."diyene kadar cama baktığımın farkında değildim."Burada Türk askeri bulmamız zor daha nerede olduğumuzu bile bilmiyoruz."dedim.
"Denemekten zarar gelmez.Hadi."dedi.Ve camdan aşağıya atladı.Bende onun peşinden gittim.Dışatı çıktığımızda elinde 2 tane silah tuttuğunu fark ettim.Birisini bana verdi."Silahları nereden buldun?".
"Belimde vardı.Almamışlar."
"En azından kendimizi savunabileceğiz.Şimdi ne yapacağız Liva,hani herşeyi çok iyi biliyorsun ya."
"Benimle dalga geçme Aras.Şuan yapacağımız en şey beklemek belki bizi bulurlar."Çok mutluydu.Ya da belkide öyle görünüyordu çünkü gri gözleri çok yorgun bakıyordu."Peki"dedim.Başka söylenecek söz yoktu.
O sırada muazzam bir patlama sesi duyuldu.Neredeyse yer yerinden oynadı.Liva baktığımda ise o bir yana savrulmuştu ben bir yana."Liva!"Liva'ya doğru koştum."Liva,iyi misin?"
"İyiyim,iyiyim."derken ayağa kalkıyordu.Fakat ben Liva'ya birşey oldu korkusuyla etraftaki kurşun seslerini fark etmemiştim."Ne oluyor"dedi Liva.Oda şaşırmıştı.Aynı benim gibi.Sonra ise bize doğru gelen Kül Timini gördüm.Sırıttım.Timim geliyordu.Kül timi,onlar kim mi?
Yüzbaşı Aras Karen Demirhan
Üsteğmen Mert Kara
Teğmen Okan Turalı
Teğmen Can Eryılmaz
Teğmen Tolga Akçay
Teğmen Zeynep Aydın
Astsubay Derya Karahan
Astsubay Yiğit Erden
Kül timi adını Liva'nın gözlerinden alıyordu.Çünkü ben Liva'nın gözlerine hayran kalmıştım ve kül rengini hatırlamıştım."Komutanım"diyerek koşan Can'a güldüm.O hep böyleydi resmen timin neşesi ve çapkınıydı.Her gördüğü kadına yavşıyordu gevşek.Fakat Liva'ya yavşarsa o zaman onu donundan tutup bir direğe asacağımı biliyordu.
Can ise bana sarıldığında şaşırmamıştım aksine alışık olduğum için normal karşılamıştım."Tamam lan gevşek,abartma."ensesinden tutup geri çektim."Aman be komutanım özledik sizi ne yapalım"
"Sen bana mı yavşıyorsun lan?."
"Yok tövbe deyin komutanım."dedi sonra ise gözleri Liva'ya takıldı.Gözlerini ayı gibi belirtince postalına bastım.Eşşek ele verecekti bizi.Tekrar time baktığımda yanlarında bir tane daha kadın asker olduğunu gördüm.O kadın ona baktığımı fark etmiş olacak ki bana baktı."Teğmen Defne Karabulut komutanım.Liva komutanımın timindeyim.Serhat Albay beni de gönderdi."
"Birşey mi oldu Defne"diyerek sonunda konuştu Liva."Serhat Albay Liva ve Aras'ı aldıktan sonra benim yanıma gelin dedi bende o yüzden geldim."dediğinde Liva'ya doğru yürüdü ve cebinden iki tane peçete çıkardı.Birisini bana verdi diğeriyle de Liva'nın yüzündeki kanları silmeye başladı.
"Serhat Albay bizi neden çağırmış olabilir.Bir fikrin var mı Teğmen."Önemli birşey olmalıydı yoksa Serhat Albay bizi çağırmazdı."Bilmiyorum yüzbaşım.Bir fikrimde yok."
"Peki,"time baktım."Gidelim o zaman."
8 saat sonra Liva Yüce;
Serhat Albay anlamsızca bizi kendi odasında 4 saattir tutuyordu ve bir türlü gelmiyordu.Hiçbirimiz ne olduğunu bilmiyorduk.Hatta yanımızda Kuzey'inde sesi çıkmıyordu.
Ben ise Aras'ın gözlerine bakmamaya çalışıyordum.Nişanlısı olan birisi benden hoşlanıyordu ve benim ona umut vermemem gerekiyordu.Umut verirsem ne olacağını biliyordum.
Solumda Defne,sağımda ise Aras oturuyordu.Aras'ın kokusu ise ağır ama ferah olan bir kokuydu,beni bayıltacak türdendi.Derken en sonunda Serhat Albay geldi.Fakat yüzünden bile sinirli olduğu belli oluyordu.
"Liva,bunu nasıl yaparsın!."O kadar bağırmıştı ki yerimden sıçramıştık.O da bunu fark etmiş olmalı ki sesini alçaltıp konuşmaya devam etti."Liva,Timinde bir hain var,onun kim olduğunu bile bilmiyoruz ve sen timin yanında gidip kasanın yerini konuşmuşsun.Kasa yerinde yok!"
Birazdan küçük dilim boğazıma kaçacaktı galiba.Ben timin yanında kasanın yerini mi konuşmuşum."Ben asla timin yanında öyle birşey konuşmadım,komutanım.Ve nasıl kasa yok kimse onun yerini bilmiyor, ben bile bilmiyorum."
"Ne demek sen bilmiyorsun o zaman..."gözleri Aras'a kaymıştı."Boran söylemiş olabilir mi Aras."
"Boran mı ondan mı şüpheleniyorsunuz komutanım Boran yapmaz,yapamaz.Gazi olmuş adam neden söylesin.Ayrıca neden Boran."
Boran Erel.Tahminlerime göre Aras'ın en yakın arkadaşıydı ve Gazi olmuştu.Bildiğime göre bacaklarını kaybetmişti."Dosyalar hiç öyle demiyor.Şüpheli."
"Dosyalar mı?."Aras ayağa kalktı ve dosyalara bakmaya başladı."Bu nasıl olabilir kasanın yerini o söylemiş hatta benim saklandığım evi bile o söylemiş!"Zümrüt gözleri dosyalardan Serhat Albay'a döndü."Bu nasıl olabilir komutanım.Boran benim en yakın ve en güvendiğim arkadaşımdı yıllarca birlikte askerlik yaptık biz."
"Demek ki olabilirmiş Aras.Şimdi Boran ile tüm iletişimini kesiyorsun.Onunla konuşman tehlikeli.Ve Aras timin ile artık Hakkâri'de görev yapacaksınız,Zümrüt timindeki haini bulana kadar sonra ise geri Giresun'a gidebilirsiniz."
Arkasını dönüp Kül timi birşey bile demeden odadan çıktı Serhat Albay.Uzun bir süre sessizlik oldu.Sessizliği bozan ise Yiğit'in sesi oldu."Eee biz nerede kalacağız?."
"Hani askeriyede yataklar varya Yiğit orada kalabilirsiniz."Bunu alaycı bir şekilde söylemişti Defne.Yiğit ise gözlerini devirmişti.Fakat Aras hiç konuşmuyordu önündeki duvara dalıp gitmişti.
Muhtemelen can yoldaşım dediği adamın ona ihanet etmesini kendine yediremiyordu."Komutanım,"dedim Aras'a bakarken yeşil gözleri bana döndü."İyi misiniz, dalgın görünüyorsunuz."
Hafifçe gülümsedi."İyiyim,sadece şaşırdım.Yıllardır ona güvenmiştim.Fakat Boran'ın böyle bir şey yapması kötü oldu."En yakın arkadaşının sana ihanet etmesi nasıl birşeydi bilmiyordum, ama ben Aras'ı anlayabiliyordum.
"Neyse siz o zama askeriyede kalıyorsunuz."Defne'ye baktım.O da anlamıştı zaten."İyi geceler hepinize"dedikten sonra ikimizde arkamısı dönüp odadan çıkmıştık.Her zamanki gibi.
Aras Karen Demirhan;
Kapanan kapını arkasından baktım.Yine dalmıştım.Fakat aklımda tek birşey vardı.Boran,Boran,Boran...onun adını her duyduğumda aklımdan dostluk geçerdi şimdi ise sadece ihanet ve düşmanlık geçiyordu.
"Komutanım siz gerçek iyi misiniz."Derya bile şaşırmıştı benim böyle olmama.Ben kalpsiz miydim?.Duygusuz muydum?.Kül Timi'ne göre öyleydim benim hiçbir zaman mutlu olduğumu görmemişlerdi.Haklıydılar.
"İyiyim,iyiyim.Hadi siz gidin de dinlenin ben biraz daha burada oturacağım."
"Tamam komutanım.iyi geceler"dediler hep bir ağızdan.Sonra ise kapının kapanma sesiyle yerimde sıçradım.Yine dalmıştım.Kafam karma karışıktı.Bir yandan Efsun ile nasıl ayrılacağımı düşünüyordum,bir yandan Liva'ya nasıl açılacağımı ya da benim ondan hoşlandığımı öğrendi mı diye düşünüyordum.
Bunlara yeni bir düşünce daha eklenmişti,Boran'ın bana ihanet etmesi...Dostum sandığım piç kurusu bana ihanet etmişti,batırmıştı.Zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştım.Her zamanki gibi.Neredeyse gece yarısı olmuştu.
Fakat düşüncelerimi durduramıyordum.O sırada telefonum çaldı annem arıyordu."Oğlum hiç beni aramıyorsun.Kızıyorum artık ha."
Güldüm.İçimin ağlamasına rağmen,onlarca acımın olmasına rağmen güldüm.Çünkü ben anneme hep gülerdim."Vallahi yoğundum Yasemin Sultan yoksa arardım."
"İyi,bu kezlik affettim.Ama bak bir daha affetmem o zaman görürsün.Neyse nasılsın iyi misin?.Yaran var mı?.Yemeklerini yedin mi?."
Bu kadar çok soruyu hemen nasıl bulabiliyordu."İyiyim anne iyiyim.Yemeklerimi yedim, yaram da yok."dedi 2 gündür yemek yemeyen,içi kan ağlayan,göğsünde derin bir bıçak yarası olan Aras.
"İyi oğlum.Bir sormak için aramıştım.Sende rahat rahat uyu artık.İyi geceler."Geceler iyi miydi gerçekten?.
"Tamam anne,sana da iyi geceler."dedikten sonra telefonu kapattım.Odadan çıkıp yatakhaneye gittim.Yatağa yattığımda,aklımdan tek bir cümle geçiyordu.
Hayat bazen beklemediğim şeyleri karşıma çıkarıyordu,hiç beklemediğim kişiden çıkarıyordu.
Bölüm sonu
Bir dahaki bölüm ne zaman
gelir bilemem.Görüşürüz!
