3. bölüm · Bİ 'AN YAKINIMDA

3.BÖLÜM

🖋 Yaren Akyol

Her zaman bir ihtimal daha vardır"

"Karış karış aradım, yok abi. Yer yarıldıda içine girdi sanki bu dosya" Emre yine tepemde dikilmiş car car ötüyordu.

"Otur bir ya kafamı ütüledin sabahtan beridir direk gibi dikildin tepeme. Bir dur saiın kafayla düşünelim" beni dinleyeceğini umuyordum.

" Ya ama napacağız şimdi? Bu yeni gelen hoca ne zaman gelecek okula, o bile daha belli değil. Ya vaktimiz azsa?" Bir ileri bir geri kısa adımlar atmaya başladı Emre.

Omuz silkip "Bu yeni gelen hoca bizim projemize napabilir ki? " dedim

Emre adım atmayı kesti, ağzı açık bir kaç saniye baktı. Zannımca sinirden, gülüyordu şu an.

"Ne mi olabilir, Helin?"

Emre, hala bana inanamayarak, "Ya adam gelecek, projemizi kendi kontrol altına almak isteyecek, diyorum" diye yakındı.

"İyide neden kontrol altına almak istesin? Branşı ne ki bunun? " açıkçası biraz küçümser gibi sordum

"Fizik"

"Ne?" Çattığım kaşlarım duyduğu şeyle gevşedi, dudaklarımı ısırmaya başladım.

Emre sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu. "Ya, ya boşuna debeleniyor muşum, değil mi burda?" diye yakınarak derin nefes verdi.

Sesini yumuşak bir tınıda tutarak "Ya tamam, kızma branşı bizim projemizin konusu olabilir ama bu, müdahale etmesi gerektiği anlamına gelmez ki" diye sakince konuştum.

Emre ellerini hafif dalgalı olan kısa saçlarına daldırdı, saçlarını karıştırdı. Ne zaman kendini kontrol etmeye çalışsa böyle yapardı. Aniden yanıma oturdu, ellerini omuzlarıma yerleştirdi.

"Helin'im benim güzel arkadaşım, bak özür dilerim kontrol edemedim kendimi, ama bak anlaman gerekiyor adamın tayini çıkmış buraya. Üstelik çok da başarılı bir öğretmenmiş, fizik alanında ana bilim dalı yapmış"
E

mre duraksadı ve yüzüme baktı.

Duyduklarımla göz bebeklerim büyümüştü "Doktoralığa kadar çıkmış yani? " dedim.

"Aynen öyle. Şimdi sen düşün, bu kadar başarılı biri, bizim global 'da yer alacak olan yarışmaya girecek olan projemize neden dahil olmak istemesin?"

" Peki, bunları sana kim söyledi?"

"Sabah okuldan bir arkadaş aradı, okuldakiler konuşurken duymuş" Tek kaşımı kaldırmıştım.

"Kim?" Diye sordum.

Emre elini ensesine atıp, istemeyerek de olsa, "Barış söyledi" dedi.

Yerimden sıçradım, "Deniz'in en yakın arkadaşı barış mı?"

Emre derin bir iç çekerek, "Evet" dedi.

Sana inanmıyorum, Emre. ya bu çok tehlikeliydi. Deniz benim rakibim, biliyorsun bize yakın olmak için her şeyi yapmaz mı sence? Ya Deniz'in bir oyunuysa, Barışı da dahil ettiyse?" Avuç içlerim terlemeye başlamıştı.

Emre yüzünü ovuşturdu ve omzuma dokundu "haklısın bir daha onunla konuşmamam gerekirdi, ama söz konusunun bizim olduğumuzu söyledi, napsaydım? " çaresizce gözlerimin içine bakışını görünce kızamadım.

Kollarımı açıp yüzüme yayılan gülümseyle Emre'ye döndüm

"sarılmak yok mu, ortak?"

Emre gözlerimin içine içine baktı, sanki bir tarafı gelmek istiyor gibi. Yirmi saniye olmadan, her zaman olduğu gibi dayanamadı, kollarını sardı bana.

Başımı gökyüzüne doğru çevirdim içim de sanki bi şeyler kemiriyordu. Göğsümdeki batma hissiyle Emre'ye sarıldıktan sonra geri çekildim. Emre gerginliğimi fark etti.

"Bir kez daha denesek, saat şu an 6.40 ne dersin, belki alırız? "

Emre'nin dedikleriyle yüzüm aydınlandı bu kez başarabilir miyiz ki diye düşündüm

"Gerçekten alır mıyız? " Bir umutla sordum.

"Evet evet. Hadi kalk, vakit kaybetmeden gidelim. Parka baksana, kimse yok zaten napacağız burada "
Emre ayaklanmıştı siyah çantamı bana uzattı. Sokaklar çok sessizdi, Annem endişelenmesin diye evden çıkmadan projeyi bahane ederek izin alıp gelmiştim. Emreyle hızlı adımlarla dar sokakta yürümeye başladık. Emre arada arkasını kontrol ediyordu, biri var mı diye ama nedendir bilmem. Yaklaşık 5 dakika sonra okula vardık ellerimi açıp kapatmaya başladım ve Emre'ye döndüm.

"Bu kez ben girsem daha iyi olur sanki, ne dersin? "

Emre kafasını sallayarak onayladı beni. "Ama bak biri gelirse diye arayacağım seni, telefonunu açık tut tamam mı? Merak ederim"

Endişesi yüzüne yayılmıştı onu yatıştırmak için, "Olur telefonu açık tutarım, sen arkada kapıda beklersin" diye yanıtladım. Tam içeri doğru gidecektim ki Emre önüme geçerek durdu beni.

"Dur bi dakika" birden üzerindeki bol siyah ceketini çıkardı ve bana uzattı.

"Bunu giy, bir de şu fuları bağlamadan gitme, şimdi biri çıkar falan" gülümseyerek ona baktım elindeki ceketi alıp giydim. Emre 'de fuları arkadan bağlamıştı. Yüzümü Emre'ye çevirdim.

"Nasıl oldum?"
"Süper, süper. Şu kapşonu da geçirdik mi, tamamdır. Gidebilirsin" Kapşonu da kafama geçirdim.

Okula baktım ve Emre'ye döndüm.
"O zaman ben gidiyorum, ortak"

Emre haraketlendi ve, "Git, inşallah bulursun, belgeyi imzalayıp kurtulmamız lazım bu stresten" diye yanıtladı.

Hızlı adımlarla yürümeye başladım. Arka kapıdan girdim çünkü ön kapıda güvenlik vardı. İçerisi kapkaranlıktı, hiç bir şey göremiyordum. Çantamdan fenerimi çıkardım. Hızlı adımlarla merdivenlere yöneldim. Yaklaşık 2 dakika sonunda arşiv odasını buldum. Tozdan yine hiç bir şey görünmüyordu. Nefesim daraldığı için öksürük tuttu birden, olabildiğince sessizce hareket etmeye başladım. 5306 nolu dosyayı aramaya koyuldum

Bi kaç dosyanın uğraştırması sonucu bulmuştum. Tam kapıya yönelmiş çıkacakken ayağım takıldığı için yere düştüm. Dizlerim sızladı. Güvenlik gelmesin diye hemen ayaklanıp dosyayı yerden aldım.

Çok fazla toz vardı. Emre'nin taktığı fular nefesimi biraz da olsa korumuştu, sadece gözlerim toza maruz kalıyordu ancak hafiten de olsa öksürüğüm tutuyordu.

İnce olan mavi dosyayı alıp koridora çıktım, yürümeye başladım. Şimdide arşivin ikinci odasında olan, Müdür dışında sadece Emre ve benim bildiğim, kitaplıktan oluşan kapıya doğru döndüm ve anahtarı çevirmemle kapı açıldı. İçeri geçip masaya yöneldim. Emre'nin imzalaması için kalem alacaktım.

Kalemi alıp, tam çıkacakken bir kol aniden beni kitaplığın arasına çekti. Şokla sendelediğim için elim ayağın boşalmış, ne olduğunu anlamamıştım.

Başım dönmüştü, gözlerimi zorlukla yukarı kaldırdım. Karşımda uzun boylu, yüzünde siyah fular olan biri vardı ama bu Emre olamazdı. Karanlıktan ayırt edemiyordum gözlerinin kime ait olduğunu ama çok başka bakıyordu. Sanki içine çekmek istercesine derinden, sakin. Ela gibiydi sanırım gözleri.

Hala şaşkınlıktan kımıldayamamıştım. Kolumu hareket ettirince kımıldayamamın sebebi gerçekten kımıldayamadığımdan değil, karşımdakinin beni duvarla arasına almış, kollarımı da tutmuş olmasıydı.
Ağzımı zor açtım, sesim titriyordu.

"Kimsin sen, ne istiyorsun?"

Soruma hemen cevaplamadı. Hala gözlerime bakıyordu bende korktuğumu belli etmemek için onun gözlerine bakmaya başladım. Aniden yüzünü biraz daha yaklaştırdı.

"İyi misin?"

Konuşmuştu ve bu ses çok tanıdık geliyordu ama hâlâ kime ait olduğunu kestiremiyordum. Neden ilk merak ettiği şey iyi olup olmamdı?

Gözlerinden bir şey geçti. Hiç kımıldamadan hala beni tutuyordu. Cesaretimi toplayıp yüzüne baktım.

"Kimsin sen ya? "

Kafasını göz hizamla eşitlemek istercesine eğdi.

"Niye her şeyi sorguluyorsun"

Gözlerim kısıldı, kim olduğunu bulucakmış gibi hissettiğim sesinden. Ancak sadece anlayamadığım bakışlarla bana bakan gözleri karşımdaydı.

"Bırak gideceğim"

Oldu bırakayım da güvenliğe yakalan"

Şaşkınca ona döndüm. Gizlice girdiğimi nerden biliyordu? Üstelik beni tanıyan biriydi.

"Burda ne işin var? "

"Bak, ben ödevimi almaya gelmiştim. Hem sen kimsin de beni zorla tutuyorsun? " hızlı hızlı nefes alıyordum gözlerinin içine içine baktım, korkmuyormuş gibi yaparsam belki anlamazdı. Uzun boyu ve yapılı biriydi, sesi gençti. Aynı yaşlardaydık belki de.

"Dosyada değil"

Bi kolumu bıraktı aniden. "Dosyada olmayan ne?" diye sordum.
Dosyanın olduğu elimin üzerine elini koydu.

"Aradığın kağıt elindeki dosyada değil"

"Ne saçmalıyorsun?"

"Biraz daha dikkatli bakarsan elindeki dosya 5306 değil , 5366 olduğunu görürdün"

Beni yasladığı duvarın yanındaki demir ranzamsı yapıda olan rafa elini uzattı. Ordan bir dosya aldı ve bana gösterdi.

"Aradığın dosya bu, 5306"

Anlamayarak neden yaptığını sorgularcasına gözlerine baktım, kimdi ve bana neden yardım ediyordu?

Düşündüklerimi anlıyormuşçasına derin nefes aldı.

"Hiç bir zaman neden olduğunu anlamayacaksın, her zaman ki gibi"

"Ne anlatıyorsun dayı? " diyesim geldi içimden. Bu kibir neyin nesiydi bilmiyorum. Acilen burdan çıkmam, bu saçmalığa son verip Emre'ye gitmem gerekiyordu.

Uzattığı dosyayı elime hızla aldım. Kolunun altından sıyrılıp kapıya yöneldim. O kimdi ve neden gitmeme engel olmadı bilmiyorum ama bana yardım etmek istediği kesindi. Kapşonumu düzeltip koridorlardan hızlı adımlarla geçtim, karanlık koridorlarda sadece exit yazılı yeşil ışık huzmesi vardı.

Soldaki merdivenden aşağı inip çantama koyduğum dosyayı, çantamın fermuarı aralayarak kontrol ettim. Arka kapıya yöneldim. İki dakikaya kalmadan bahçeden ayrılabildim. Emre'nin beni beklediği tarafa doğru yürüdüm. Cebimdeki telefonum sızırdıyordu, elimi cebime atıp telefonumu çıkardım. Arayan kişi, Emreydi. Yürüdüğüm yolda daha sakın bir yere geçtim ve telefonu açtım.

"Efendim Emre? "

"Helin, bir sorun var mı?"

Emre'nin sesi endişeliydi. Sakince cevap verdim.

"Şu anda yok meraklanma, geliyorum"

telefonun diğer tarafından sesi geldi sesi korkudan titriyordu sanırım.

"Tamam Helin dikkatli ol, parktayım"

"Tamam, geliyorum"

Çok geçmeden parka vardım. Emre görüş alanıma girdi. Gülümseyerek, elimdeki dosyayı hafif sallayıp ona gösterdim. Yüzü ferahladı. Şu an içine şu serpildiğini tahmin edebiliyorum.

Dosyayı banka bırakıp, hızlı adımlarla kollarına koştum. "Hallettik ortak!"
Emre sımsıkı sarıldı. "Sonunda, şükürler olsun" dedi kahkalarla gülerek.

Şu an aşırı mutluydum, projemizi kurtarmıştık.

Bölümü nasıl buldunuzz
Fikirlerinizi söyleyinn, görüşmek üzere🪄