10. bölüm · Berlin ve Londra

Maskeli balo

Almangay Paşkan

Birleşik Krallık mekana geldiği an herkesle konuşmaya başladı. Herkes mecbur dinlediklerini dinliyordu. Konuşması biter bitmez hemen gidiyorlardı. Birleşik Krallık ise bunu fark edince köşeye çekildi. Alkol aldı ve içmeye başladı.

Birleşik Krallık: Sırf ada ülkesiyim diye mi bunu bana yapıyorlar? Ama Amerika da dünyanından diğer tarafında. Fakat herkesin dikkatini üzerine çekiyor.

Birleşik Krallık kendi kendine mırıldanırken Fransa'yı gördü. Fransa'yı tanımak çok kolaydı. Çünkü çok fazla süslü bir maske takıyordu. Bu kadar süslü şeyi takacak tek kişi vardı. O da Fransa'ydı.

Birleşik Krallık Fransa'nın yanına gitmek istedi bu yüzden bir adım attı. Ama adımını atar atmaz yerinde kaldı. Çünkü Fransa'nın yanında yabancı biri vardı. Simsiyah giyinmiş, maskesi bile simsiyahdı. Tanıdık mı diye sorguladı. Fakat tanımadı. Yine de Fransa'nın yanına gitti.

Birleşik Krallık: Naber bana muhtaç olan Fransa? Özledin mi beni?

Fransa: Seni niye özlerim ki mon cher? Seninle ittifak kurdum diye seni özlemek zorunda mıyım?

Birleşik Krallık: Ama eskiden sevgilimdin. Unuttun mu yoksa?

Fransa: Tabi ki de unutmadım. O günler en güzel günlerimdi. Ta ki yanımdaki kişiyle tanışana kadar.

Birleşik Krallık: Yanındaki kişi derken? O eleman kim?

Fransa: Seni ilgilendirmiyor Birleşik Krallık. İşine odaklansana. Dansımızı bozuyorsun.

Birleşik Krallık: Buradaki herkesi tanıyorum fakat onu tanımıyorum. Onu izinsiz mi soktun buraya?

Fransa: Hayır tabi ki de. O da artık aramıza katıldı. Zaten onunla öyle tanıştım.

Fransa onun kravatı ile oynamaya başladı. Birleşik Krallık ise gözlerini devirerek onun kolundan tutup götürmeye başladı.

Fransa: Onu nereye götürüyorsun?

Birleşik Krallık: Sevgilini yemiyorum tamam mı!? Sadece onunla özel görüşmem gerekiyor.

Birleşik Krallık onunla beraber bir odaya girdi. Kapıyı kapattı ve ışığı yaktı. Işığı yakar yakmaz ona baktı. Tam bir şey diyecekti fakat kelimeler ağzında düğümlendi. O Almanya'ydı. Almanya masaya yaslanıp kollarını bağladı. Gözleriyle Birleşik Krallık'ı süzdü. O gözleri eskisinden daha çok bomboşdu.

Birleşik Krallık: A-almanya...seni beklemiyordum. En son seni...2. dünya savaşındayken görmüştüm.

Almanya: Teknik olarak bende seni en son o zaman görmüştüm.

Birleşik Krallık: Sen 2. Dünya savaşı'nda biraz şeydin...

Almanya: Neydim?

Birleşik Krallık: Şey yani...çıldırmış?

Almanya: Bu boş sohbet için teşekkür ederim bayım. İzninizle odadan çıkıp sevgilimin yanına gideceğim.

Birleşik Krallık: Sevgili misiniz gerçekten? Seni nasıl sevdi acaba? Çok duygusuzsun. Tek taraflı mı bu?

Almanya Birleşik Krallık'ın üzerine doğru yürüdü. Birleşik Krallık ise tedirginlikten geriye doğru giderek duvara yaslandı. Almanya iki eliyle Birleşik Krallık'ı önünde hapsetti. Almanya Birleşik Krallık'tan uzun olduğu için küçücük kalmıştı. Almanya yaklaşıp Birleşik Krallık'ın kulağına fısıldadı.

Almanya: (fısıltıyla) Dediğinde haklısın. Duygularımı kaybettim. Sırf Fransa ile çıkıyorum çünkü aramı düzeltmem gerekiyor. Ama onunla sevgili olmak istiyorsan aranızdan çekilirim. Tek bir şartla ama?

Birleşik Krallık: Şart mı?

Almanya: (fısıltıyla) Bana çokca para vermen gerekiyor.

Birleşik Krallık para lafını duyunca gözleri şaşkınlıkla açtı. Almanya...para mı istemişti? Hayır hayır bu Birleşik Krallık'ın tanıdığı Almanya değildi. Tamam duygusuz olabilir. Ama karşısındakini sırf para için üzecek kadar duygusuz olamazdı, değil mi?

Birleşik Krallık elini Almanya'nın tam kalbinin üstüne koydu. Almanya ilk başta Birleşik Krallık'ın eline baktı sonra da Birleşik Krallık'a.

Birleşik Krallık: Tamam biliyorum zor durumdasın. Ama sen sırf para için kimseyi üzemezsin. Sen öyle biri değilsin!

Almanya bir adım geri çekildi. Hiçbir şey demedi. Kafasını yana çevirdi ve kollarını bağladı.

Almanya: Artık o tanıdığın Almanya yok. Zaten birbirlerimizi iyi tanımıyoruz, değil mi? Her şeyimizi sildik.

Birleşik Krallık: Haklısın...

Almanya maskesini aldı ve taktı. Tam odadan çıkacakken durdu.

Almanya: Fransa için endişelenme. Yakında benden ayrılacak. Ondan eminim. Duygusuz gibi gözüksemde içimde yaşıyorum.

Almanya odadan çıktı. Birleşik Krallık yine yalnız kalmıştı. Almanya'yı kaç kez kaybetti ama bu sefer kaybedemezdi. Bu hâle gelme sebebi Birleşik Krallık'tı. Birleşik Krallık bunu biliyordu. Bu yüzden artık Almanya'nın yanında durması gerekiyordu. Fakat düşmanlardı. Nasıl olacaktı bu iş? Maskeli balo bitmeden içindeki duyguları ona söylemesi gerekiyordu. Çünkü başka zaman söyleyemezdi. Birleşik Krallık yere çömeldi ve düşünmeye başladı.

Saatler geçti. Herkes eğleniyordu. Sadece 2 kişi eğlenmiyordu. Tabi ki onlarda Birleşik Krallık ve Almanya'ydı. Almanya Fransa'nın yüzüne tüm yapılan yarışlara katılıyordu. Almanya da sesini çıkarmıyordu. O kendisine verilen tüm emirlere yapmakta alışık olduğu için Fransa'nın dediklerini bir emir olarak algılıyordu. Birleşik Krallık ise bunları uzaktan izliyordu. Bazen yanına İngiltere ve İskoçya da geliyordu.

Birleşik Krallık: İkimizde çok iyi zamanda geliyorsunuz gerçekten.

İskoçya: Ama tatlım çok...yalnız görünüyorsun.

İngiltere: Bizi istiyorsun da o yüzden geliyoruz. Oysa ki niye gelelim?

Birleşik Krallık derin nefes aldı ve İngiltere'yi düşünmedi. Bu yüzden İngiltere kayboldu. Şu an babasıyla uğraşacak havada değildi.

İskoçya: Anlatmak istediğin bir şey var mı, bebeğim?

Birleşik Krallık: Anlatsam n'olacak ki? Dediklerimi benden başkası umursamıyor.

İskoçya: Yine de rahatlarsın diye düşünmüştüm.

Birleşik Krallık: Çok haklısın anne...Almanya...o çok mu değişmiş?

İskoçya: Aslında değişmedi. Sende gidince çevresindeki insanlar onun içine kapanmasına yol açtı. Duygularını kaybetti. Ama...

Birleşik Krallık: Ama ne anne?

İskoçya: Onun duygularını bulmasına yardım edebilirsin. Yanında kalarak.

Birleşik Krallık: Zaten onu yalnız bırakmak istemiyorum. Onun yanında kalmak istiyorum.

İskoçya: Peki...bir kardeş olarak mı?

Birleşik Krallık: Kardeş mi...(güler) Hayır anne o sayfaları yırtıp yaktık hepsini. Birbirlerimizi sadece anlaşma yapılan masalardan başka bir yerde tanımıyoruz.

İskoçya: Anlıyorum...Yeni bir başlangıç ha? Kulağa güzel geliyor.

Birleşik Krallık: Onun sadece arkadaşı olacağım. Belki...

O sırada da Polonya Birleşik Krallık'ı izliyordu. Polonya Birleşik Krallık'ı kendi kendine konuştuğundan izliyordu. Birleşik Krallık Polonya'yı fark edince direkt üstünü temizledi. Yanakları filan kızarmıştı. Ne diyeceğini bilemiyordu. Polonya ise elindeki meyve suyunu hüpletiyordu. Sanki film izliyordu.

Birleşik Krallık: (boğazını temizler) Bunları kimseye anlatma, tamam mı?

Polonya: Pekâlâ anlatmam. Ama bana çikolata borçlusun.

Birleşik Krallık: Tamam yeter ki anlatma! Sana çikolata çeşmesi alacağım.

Polonya'nın bir şey demesini beklemeden direkt tuvalete gitti. Kapıyı kilitledi. Yüzünü birçok kez yıkadı. Sonra aynaya baktı. Islanmış saçları alnına yapışmıştı. İlk defa birisi bu hâlini görmüştü. Çok utanmıştı. Galiba artık doktora gitmesi gerekiyordu.

Tuvalleten çıktığı zaman Almanya'nın çıkışa doğru gittiğini gördü. Hızlı adımlar ile Almanya'ya yetişmeye çalıştı. Yetişti de.

Birleşik Krallık: Almanya! Almanya beklesene!

Almanya durdu, arkasına bakmadı. İç çekti. Yorgundu. Bi de Birleşik Krallık'ı dinleyecek hâli yoktu.

Almanya: Kısa kes. Daha dosyalar hazırlayacağım.

Birleşik Krallık: (Almanya'nın önüne geçerek) Bu hâlinle bırak dosya hazırlamayı dairene kadar gidemezsin. Her neyse beni dinle. Gözlerimin içine bak.

Almanya: (gözlerinin içine bakar) Eee baktım.

Birleşik Krallık: Biliyorum istemezsin yine de soracağım. Benimle yeni bir sayfa açar mısın? Yeni temiz defter alalım ve ilk sayfasından yazmaya başlayalım. (titreyen sesiyle) Lütfen.

Almanya bir an durdu. Düşündü. Aslında hoşuna gitmişti belki de sarhoş olduğu için hoşuna gitti. Onu bilemeyiz.

Almanya: Pekâlâ başlayalım. Nasıl başlıyoruz.

Birleşik Krallık: Yarın "süslü sevgilin" ile futbol oynayabiliriz. Hem yanımıza İtalya'yı da alırız. Dörtlü oynarız.

Almanya: Noel ateşkesindeki gibi mi?

Birleşik Krallık: Noel ateşkesinde sadece ikimiz oynasak da evet onun gibi.

Almanya: Tamam olur.

İkiside sessizleşti. Ne diyeceklerini bilemediler.

Almanya: İyi geceler...Londra.

Almanya karanlığa doğru yürümeye başladı. Gitgide uzaklaşırken Birleşik Krallık arkasından bakıyordu. Kalbinde sıcak bir his oluşmuştu. Arkadaşlıkları şimdi başlıyordu.

Birleşik Krallık: İyi geceler Berlin.