6. bölüm · Berlin ve Londra
Farklı hayatlar
Birkaç yılın içinde olanlar
Birleşik Krallık kaçtığı zaman Fransa diye birisiyle tanışmıştı. Onunla pek kafa dengi değildi. Fakat Fransa erkek olmasına rağmen çok fazla duygusaldı. Fransa Birleşik Krallık'a hep aşkla ilgili tecrübelerini anlatırdı. İlk başlarda Birleşik Krallık bu durumdan rahatsız olsa da o da aşktan hoşlanmıştı. Bu yüzden Birleşik Krallık Fransa'yla çıkmaya başladı. Aşkları birkaç yıl olmuştu.
Fransa yatakta gülleri koklarken Birleşik Krallık ise masada haritaların üstlerini çiziyordu. Fransa ona baktı. Sonra bir gülü Birleşik Krallık'ın önüne attı. Birleşik Krallık sonra Fransa'ya baktı.
Fransa: Hadi ama bırak haritaları da konuşalım mon cher.
Birleşik Krallık: Haklısın Fransa. Çok yoruldum zaten.
Fransa gülümseyip yataktan kalktı. Masanın yanındaki camın önüne geçti ve yaslandı. Sonra da insan formuna döndü. Saçları uzun ve rengi beyaza yakındı. Her insanın aşık olacağı birisiydi. Fakat o kadar insanın içinde Birleşik Krallık'ı seçmişti. Aslında ilişkileri çıkar üzerineydi. Araları hemen bozulabilirdi. Birleşik Krallık bunun farkındaydı bu yüzden dikkat ediyordu. Birleşik Krallık insan formuna dönmeyi pekte sevmese de o da döndü. Oda da sadece ikisinin nefes alış verişleri vardı. Fransa kendini ileriye attı ve Birleşik Krallık'a yaklaştı. Fransa eğilip Birleşik Krallık'ın yüzüne yaklaştı.
Birleşik Krallık: Aklındakini mi yapacaksın Paris?
Paris: Hmm... olabilir. İster misin Londra?
Londra: Bilmem. Kafana göre takıl.
Paris tamda Londra'nın dudağına yaklaşacakken kapının açıldığını duydu. İkisi bir anda ülke formlarına döndü. Fransa yine camın önüne geçti ve kollarını bağladı.
Kapıyı açan 13 Koloni'ydi. O daha çocuktu fakat diğer çocuklara benzemiyordu. Onun içinde günlerdir bir umut vardı. O umut onu ayakta tutan şeydi. Çünkü Birleşik Krallık'ın ağır emirlerini yapmak onu çok yoruyordu. Şu an üstündeki kıyafetler eski ve topraktı. Artık 13 Koloni böyle görünmekten bıkmıştı!
13 Koloni: Artık...ben...özgür olmak istiyorum! Bağımsızlık istiyorum!
Birleşik Krallık oturduğu sandalyeden 13 Koloni'yi dinliyordu. 13 Koloni sert bir tepki bekliyordu fakat Birleşik Krallık iğneleyici bir şekilde kahkaha patlattı.
Birleşik Krallık: Küçük bir çocukttan büyük laflar. Evlat lütfen kendine gel. Gerçek bir dünyadayız. Senin şu aptal hayali dünyalarında değiliz.
Birleşik Krallık 13 Koloni'ye bakmıyordu fakat bakıyormuş gibi konuşuyordu. 13 Koloni bu lafları duyunca biraz daha sinirlendi. Bir adım öne geldi.
13 Koloni: Bağımsız olacağım! Senin şu aptal çay verginden kurtulacağım! Hem Fransa'da beni destekliyor.
Birleşik Krallık elindeki kalemle oynamayı bıraktı. Başını yavaşça Fransa'ya döndü. Fransa Birleşik Krallık'ın yüzüne bakamıyordu bile. Yerdeki tahtaların arasındaki boşluklara odaklanmıştı.
Birleşik Krallık: Fransa...senden beklemezdim.
Fransa: Hadi 13 Koloni sen odanı git. Sonra konuşacağım seninle.
13 Koloni ikisine baktı. Tam bir şey diyecekken ağzından kelimeler çıkamadı. Bu yüzden odadan çıktı. Fransa ise hâlâ boşluğa bakıyordu.
Fransa: Mon cher...biraz arkandan iş çevirmiş olabilirim.
Birleşik Krallık: Sana güvenmiştim.
Bu olaydan sonra Fransa ve Birleşik Krallık baya kavga ettiler ve en sonda da ayrıldılar. 13 Koloni ise hâlâ bağımsızlık istiyordu. Bu yüzden 13 Koloni bir gece Birleşik Krallık ile konuştu. Birleşik Krallık onunla da kavga etti.
Peki bunlar yaşanırken Almanya napıyordu?
Almanya Birleşik Krallık'ı kaybettiği günden beri gitgide duygusuz olmaya başladı. Artık eskisi gibi gülmüyordu. Daha disiplinli daha katı olmuştu.
O sırada da İtalya ve Japonya ile ittifak kurmuştu.
İkili Almanya'nın neden böyle olduğunu merak ediyordu fakat hiç soramıyorlardı.
Japonya ve Almanya odada haritaları incelerken İtalya odanın içinde turluyordu. Haritalar ona sıkıcı geliyordu bu yüzden Almanya'nın evini incelemeyi tercih etti. Turlarken birkaç fotoğraf gözüne ilişti. Fotoğraflara yaklaştı ve eline aldı. Fotoğraflar Almanya ve Birleşik Krallık'ın çekindiği fotoğraflardı. İtalya Birleşik Krallık'ı biliyordu ama Almanya ile yakınlığını bilmiyordu.
İtalya: Doitsu...sana bir şey sorabilir miyim?
Almanya: Ne tür bir soru? Haritalarla ilgili mi?
İtalya: Hayır. Başka bir şey.
Almanya: İşle alakasız sorular odanın verimini düşürür.
Japonya: Biliyorum beni ilgilendirmiyor ama bir kere de izin versen de sorsa sorusunu. Hem dikkatimizi bir daha bozmaz.
Almanya düşündü. Japonya haklıydı. İtalya'ı reddetse yine inadı yüzüne soracaktı o soruyu. Soruyu cevaplayıp hemen işine odaklanabilirdi.
Almanya: Peki İtalya. Çabuk sorunu sor. Dinliyorum.
İtalya: Birkaç fotoğraf buldum da. Birleşik Krallık'la aran iyi miydi. Yani fotoğraflarda mutlusunuz.
Almanya Birleşik Krallık lafını duyunca gözlerini bir anda açtı ve İtalya'ya baktı. Sandalyesinden kalkıp İtalya'ya doğru yürüdü. İtalya fotoğrafları Almanya'ya uzattı. Almanya fotoğraflara bir saniye kadar baktı.
Almanya: Önemsiz kişiyle çekilmiş birkaç fotoğraf. Ondan önemli işlerim var.
Almanya fotoğraflara acımadan direkt şömineye attı. Fotoğraflar sayesiyle şömine canlandı. İtalya ise ağzı açık izliyordu. Bunu beklemiyordu çünkü. Almanya ise hiçbir şey olmamış gibi gömleğinin kollarını sıvadı ve sandalyesine oturdu. Japonya'yla haritalar hakkında konuşmaya başladı. Belki de bu fotoğraflar Birleşik Krallık'tan kalan tek şeydi.
