12. bölüm · Berlin ve Londra
Market kaosu
Fransa ve İtalya dün oynayamadıkları futbol maçının telafisini yemekle ödemek istediler. Bu yüzden bu dörtlü markete girerler. Fransa Almanya'nın koluna girmiş etrafa bakınıyordu. Bazen de Almanya'nın gönlünü almaya çalışıyordu.
Fransa: Mon amour... Affet beni...
Almanya: Asıl sen beni affet. Seni futbol maçına çağırmak bir hataydı. (Gözlerini devirir)
Fransa Almanya'nın yanağından öper. O sırada da İtalya market arabasını araba gibi kullanıyordu. Birleşik Krallık ise Fransa ve Almanya'yı izliyordu. Onların bu kadar yakınlıkları...sinirini bozmuştu.
İtalya: Birleşik Krallık! Bir şey deneyelim mi?
Birleşik Krallık: (Hâlâ o ikiliyi izleyerek) Ne deneyeceğiz?
İtalya: Market arabıs girmeyi deneyelim mi! Ben sürerim. Sen gir içine.
Birleşik Krallık: Yani yaramazlık yapalım diyorsun.
Birleşik Krallık hiç düşünmeden arabanın içine girer. İtalya ise arabayı sürmeye başlar. Hem içine bir şeyler atıyordu. Birleşik Krallık ise attığı şeyleri tutuyordu. Fransa ve Almanya ileride oldukları için o ikilinin yaramazlığını görmemişti. Sonra İtalya arabayı zar zor iterek Fransa ve Almanya'nın yanına gelir.
İtalya: Biriniz yardım edebilir misiniz? Arabayı sürmek çok zorlandı.
Fransa: Ben sürmem! Hiç hijyenik değil.
Almanya: Off ben sürerim.
Almanya arabayı sürmeye başlar. Ama birkaç dakika sonra sorgulamaya başlar. Araba gereğinden fazla ağırdı.
Almanya: İtalya sen bu kadar ağır olacak ne aldın ki? Hem Birleşik Krallık nerede? (Etrafa bakar)
İtalya: İstersen arabanın içini bir kontrol et. (Gülmemek için kendini zor tutar)
Almanya İtalya'nın aldığı şeyleri eline almaya başlayınca gördüğü manzara da şaşıra kalır. Birleşik Krallık'ı arabada beklemiyordu.
Almanya: Sen napıyorsun orada!?
Birleşik Krallık: İtalya'yla bir şey denemek istedim. Hem keyfim çok iyi. Kasaya kadar ittirsene beni.
Almanya ağzını tam açacakken Birleşik Krallık'ın yalvaran gözleriyle göz göze geldi. Hiçbir şey diyemeden arabayı sürmeye başladı. Arkada Fransa ise sinir krizi geçiriyordu. Bu yüzden elindeki yelpazeyi sıkıyordu. İtalya onu sakinleştirmeseydi yelpazeyi kıracaktı. Almanya'da da durumlar farklıydı. İnsanların bakışlarını görmemek için kendi bakışlarını sepete dikmişti. Birleşik Krallık ise yarınlar yokmuş gibi mutluydu.
Almanya: Alacaklarımızı alalım sonra hemen gidelim buradan.
Fransa: Sana gerçekten katılıyorum mon amour!
Birleşik Krallık: Almanya çabuk dur!
Almanya arabayı bir anda durdurur. Birleşik Krallık öyle seslenince bir anda korkar.
Almanya: Ne oldu Birleşik Krallık!?
Birleşik Krallık: Bana oradan çay versene.
Almanya Birleşik Krallık'ı boğmamak için kendini zor tutuyordu. Bir şey olduğunu sanmıştı. Sinirli bir şekilde birkaç çay kutularını alır ve Birleşik Krallık'ın kucağına atar.
Birleşik Krallık: İşte en sevdiğim çaylar bunlar!
Birleşik Krallık çay kutularına sarılır. Fransa ise şaşırır. Birleşik Krallık'a şaşırmamıştı o Almanya'ya şaşırmıştı. Almanya sepeti sürmeye başlar Fransa ise hemen yanındadır. Fransa Almanya'nın kolunu sıkıca tutuyordu.
Fransa: (kısık sesle) Sen onun en sevdiği çayları nereden biliyorsun?
Almanya: (ilk başta bir şey diyemez sonra kısık bir sesle) Sadece tahmin ettim. Zaten bizim hayatımız hep tahminlere dolu, değil mi?
Fransa Almanya'nın kolunu bırakır ve bir adım arkada yürümeye başlar. Fransa bir şeylerden şüphelenmeye başlamıştı...
Kasaya geldikleri zaman Birleşik Krallık hâlâ sepetteydi. Kasiyer Birleşik Krallık'ı görünce kendini gülmemek için zor tuttu. Almanya kasiyerin hâlini görünce Birleşik Krallık'ı arabadan bir hamleyle çıkarır ve yere koyar. Birleşik Krallık arabadan çıkınca Fransa mutsuz bir şekilde arabadaki aldıkları şeyleri kasaya koymaya başlar. Almanya'da Fransa'ya yardım eder. Arkada ise İtalya Birleşik Krallık'ı yerden kaldırmaya çalışır fakat beceremez. Birleşik Krallık'ta İtalya'yı yere düşürür. Onlar arkada çocuk gibi birbirleriyle uğraşıyorlardı.
Bütün aldıkları şeyleri kasadan geçirince Fransa ödemek için elini tam cebine atacakken Almanya Fransa'nın elinden tutar. Yani kısacası durdurur.
Fransa: (sesi titremekle) Ben öderdim...Almanya
Almanya Fransa'yı sanki duymuyormuş bir şekilde kendi kredini kartından öder. Poşetleri almak için Fransa'nın elini bırakır. Almanya poşetleri alırken Fransa iki tane poşeti alır. İkisinin arasında negatif bir enerji vardı. Almanya arkasını dönmeden yerdeki ikiliye seslenir.
Almanya: Çalışanların yerdeki tozları temizlediğiniz için teşekkür etmesini mi bekliyorsunuz? Hadi kalkın yerden.
Almanya ve Fransa önden çıkarlar. Birleşik Krallık ve İtalya'da birbirlerini ite ite kalkarlar. Birleşik Krallık ve İtalya marketten çıktıklarında durdukları yerde kaldılar. Almanya arabanın bagajı açmış elindeki poşetleri yerleştiriyordu. Fransa da yanında Almanya'ya kızıyordu. Almanya Fransa'nın bu sözlerine dayanamayıp onu dudağından öptü. Birleşik Krallık ve İtalya yanlarından sessizce geçip arabaya bindiler. Birleşik Krallık pekte mutlu olmasa da belli etmiyordu. Sonra da Almanya ve Fransa arabaya bindiler ve Almanya arabayı sürmeye başladı.
