7. bölüm · Berlin ve Londra
Eve geliş
Bir yaz gecesiydi. Saat gece yarısıne gelmişti. Dışarıda rüzgar yavaşça esiyordu. Ağaclarda rüzgar sayesiyle sallanıyordu. Gece çok sessizdi. Fakat sessizliği ayak sesleri bozdu. Ayak seslerinin yanında hızlıca alınan nefes sesleri vardı. O ayak sesleri Almanya'nın evine yaklaştı ve kapıya tıkladı. Almanya bu gece uyuyamamıştı. Bu yüzden kapıyı açmaya gitti. Kapıyı açtığı an cebindeki tabancasını çıkarıp o kişiye doğrulttu. Yüzünde ne korku ne de sinir vardı. Sadece bomboş gözler ve dümdüz duyan dudakları vardı. O bomboş gözleri onu görünce değişti. Karşında Birleşik Krallık vardı. Fakat baya yaralıydı. Taktığı pelerin yine "bazı" yaralarını saklıyordu.
Birleşik Krallık: V-vay be beni böyle karşılayacağını düşünmemiştim. Artık herkesi tabanca ile mi karşılıyorsun?
Almanya: Bomboş konuşacağına neden geldiğini sorabilir miyim? Teknik olarak bilmem gerekiyor da.
Birleşik Krallık: K-konuşma stilin değişmiş.
Almanya: Konuyu değiştirme. Neden geldin? (Tabancayı tam kafasına kadar denk gelecek şekilde doğrulttu)
Birleşik Krallık: (Sağ koluyla tabancayı yana doğru iter) B-başka gidecek yerim yoktu o yüzden.
Almanya: Zaten öyle düşünmüştüm. Peki bu hâlin ne?
Birleşik Krallık: A-acaba içeride mi anlatsam geri kalanı?
Almanya tabancayı indirip cebine koyar. Sonra Birleşik Krallık'ın geçmesi için kenara geçer. Birleşik Krallık ise bir şey saklıyormuş gibi içeriye öyle girdi. Tabi ki de bu durum Almanya'nın gözünden kaçmadı ama sesini çıkarmadı. Mutfağa gidip ilk yardım çantası aldı. Birleşik Krallık geri gelmesi onun ne sinirini bozdu ne de mutlu etti hiçbir şey hissetmemişti. Mutfaktan çıkınca Birleşik Krallık koltuğa oturmuş bekliyordu. Almanya koltuğun yanına-Birleşik Krallık'ın sol tarafına- sandalye çekip oturdu. Normalde yaraları yavaşça temizlemesi gerekiyordu ama sertçe yapıyordu. Bu yüzden Birleşik Krallık'ın canı yanıyordu.
Birleşik Krallık: Seni görmeyeli çok değişmişsin. Özellikle de çok kaba olmuşsun.
Almanya: Zaman kişiyi değiştirir.
Birleşik Krallık: Evet ama...
Almanya: Konuşma. Sesini duymak istemiyorum. Ama sana sorular sormam gerekiyor. Neden sol kolunu pelerinin ile saklıyorsun? Sol kolun daha mı kötü?
Birleşik Krallık: (tedirgin olur) Sol kolum ile ben ilgilenirim! Sen sadece diğer yaralara odaklan.
Almanya Birleşik Krallık'ın lafını dinlemez ve sol koluna bakmak için pelerini kaldırır. Gördüğü manzara ile ilk defa yüzü değişmişti. O bomboş gözleri dolmuştu. Yüzünde duygusal bir ifade varmıştı. Tabi ki de herkes bu manzara karşısında nötr kalamazdı. Sol kolu...sol kolu yoktu. Kesilmişti. Almanya oradaki boşluğa bakıyordu. Sonra Birleşik Krallık'a baktı. Birleşik Krallık ona bakmıyordu. Önündeki masaya odaklanmıştı.
Birleşik Krallık: Sana diğer yaralarımla ilgilen demiştim.
Birleşik Krallık başını döndürmeden Almanya'ya baktı. Almanya sert cevap vermek istiyordu fakat ağzından kelimeler çıkmıyordu. Yapamıyordu. Yıllarca beraber yaşadığı kişinin bu hâlini görmek ona işkence gibi geldi.
Almanya: Acıyor mu... kolun?
Birleşik Krallık: Olmayan şey niye acısın ki? Aslında yıllardır sende yoktun, sensiz geçen zaman acıyla geçti. Aslında...olmayan şey acıyormuş.
Almanya: Peki peki. Şimdi bunları düşünmeyelim ve yaralarına odaklanalım. Olur mu?
Birleşik Krallık bir şey demedi sadece kafasını salladı. Almanya birkaç saat Birleşik Krallık'ın yaralarını sardı. Gün doğuyordu. Birleşik Krallık uykusuz olduğu için esniyordu. Almanya da etrafı topluyordu.
Almanya: Hadi artık uyu. Uyumamak için kendini zorluyorsun, biliyorum. Zorlamana gerek yok. Ben eşyaları sessizce toplarım.
Birleşik Krallık: (uykulu bir şekilde) Bu...sözleri hatırlıyorum. Aramızın...iyi olduğu son gecede söylemiştin.
Almanya: Üzgünüm hatırlamıyorum.
Aslında hatırlıyordu. O gece eskiye dahi anıları anlatmıştı. Ama duygularını eskisi gibi gösteremediği için hatırlamamayı tercih etti. Birleşik Krallık ise uykuya yenik düştü ve uyumaya başladı. Almanya sadece derin nefes aldı. Şimdi napacaktı? Onu hayatından çıkarmıştı fakat o yine geldi. Bu yeni hâline zarar veriyordu. Almanya ellerini yüzüne aldı ve düşündü. Aklına harika bir fikir gelmişti. Sessiz adımlarla atölyesine geçti.
Saatler geçmişti. İtalya ve Japonya eve gelmişti. Birleşik Krallık'ı gördükleri an şaşırmışlardı. Almanya da onların bu görüşlerine katılmıştı. Bugün üçlü iş yapmadılar sadece Almanya'nın yaptığı işe odaklandılar.
Akşam olmuştu. Birleşik Krallık saatlerce uyuduğu için artık uyanmıştı. Etrafına bakındı. Kimseyi göremedi. Doğruldu. Sol kolu olmayınca garip hissediyordu. Sonra İtalya atölyeden çıktı.
İtalya: Doitsu Doitsu! O uyanmış.
Birleşik Krallık İtalya'nın sesini duyunca irkildi. Sonra korkudan İtalya'ya baktı. İtalya ile bakışırken Almanya ve Japonya odadan çıktı. Almanya arkasında bir şey saklıyordu. Bu yüzden Birleşik Krallık bakışlarını Almanya'ya çevirdi. Almanya yanına yaklaştı.
Almanya: Gözlerini kapat.
Birleşik Krallık: Neden?
Almanya: Hadi.
Birleşik Krallık gözlerini kapattı. Daha yeni uyandığı için mayışıktı. Sonra sol kolunda bir şey hissetti. Gözlerini açmak istedi fakat vaz geçti.
Almanya: Açabilirsin.
Birleşik Krallık gözlerini açtı. Almanya ile bir an göz göze geldi. Almanya eskisi gibi gülümsemese de yüzünde ufak bir gülümseme vardı. Sonra Birleşik Krallık sol koluna baktı. Artık protez sol kolu vardı. Oynatmayı denedi. Oynadı. İtalya ise mutluluktan Japonya'yı sallıyordu. Japonya ise yerinde gülümsüyordu.
Birleşik Krallık: Benim...için mi yaptın?
Almanya hiçbir şey demedi ve çalışma masasına geçti. Masadaki haritalara odaklanmaya başladı. Birleşik Krallık'ın yanına İtalya ve Japonya yaklaştı.
Japonya: (kısık sesle) Almanya...pek duygularını göstermiyor. Ama evet senin için yaptı. Saatlerce uğraştı.
Birleşik Krallık: (kısık sesle) Anlıyorum.
İtalya ve Japonya Almanya'nın yanına giderek haritalara odaklandılar. Tabi ki de İtalya odaklanmadı.
