8. bölüm · BEN SANA DENK GELİNCE
Bölüm 9
GERÇEK
Eski okul deposunun önünde durduğumuzda kalbim hızlı hızlı atıyordu.
Aras yanımdaydı.
Ece ise biraz gerimizde bekliyordu.
Telefonumdaki konuma son kez baktım.
“Burası.”
Aras kapının kolunu tuttu.
Kapı kilitli değildi.
Yavaşça açtı.
İçerisi eski sıralar, karton kutular ve kullanılmayan okul eşyalarıyla doluydu.
“Burada ne arıyoruz?” diye sordum.
Aras cevap vermedi.
Çünkü yerde duran küçük bir kutuyu fark etmişti.
Kutunun üzerinde eski bir tarih vardı.
14 Ekim.
Aras kutuyu eline aldı.
Birbirimize baktık.
Kapağı açtığında içinden birkaç fotoğraf ve eski kâğıtlar çıktı.
En üstteki fotoğrafı aldım.
Aras, Elif ve Kerem…
Üçü birlikte gülümsüyordu.
Fotoğrafın arkasında bir not vardı:
“Her şeyi anlatacağımız gün, 14 Ekim.”
“Demek o gün…” dedim.
Aras başını salladı.
“Evet.”
Sonunda her şey ortaya çıkıyordu.
Aras konuşmaya başladı.
“14 Ekim günü Elif'in suçlanmasının sebebi kaybolan eşya değildi.”
“Ne demek?”
“Kerem, Elif'in çantasına o eşyayı koymuştu.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Neden?”
“Çünkü Elif'in okuldan ayrılmasını istiyordu.”
“Niye?”
Aras derin bir nefes aldı.
“Çünkü Elif, Kerem'in yaptığı başka bir şeyi öğrenmişti.”
“Ne yapmıştı?”
“Okulun etkinlikleri için toplanan paraların bir kısmını izinsiz kullanmıştı.”
Ece şaşkınlıkla araya girdi.
“Bunu gerçekten Kerem mi yaptı?”
Aras başını salladı.
“Elif bunu öğrenince öğretmene anlatacağını söyledi. Kerem de onu susturmak için plan yaptı.”
“Peki sen?”
“Ben Elif'e inandım. Onu savundum.”
“Sonra eşya senin çantanda bulundu.”
“Evet.”
“Çünkü Kerem onu senin çantana koydu.”
Aras başını salladı.
“Birkaç gün sonra gerçek ortaya çıktı. Öğretmenler güvenlik kameralarını inceledi. Kerem'in yaptıkları anlaşıldı.”
“Peki neden herkes bunu bilmiyor?”
“Çünkü ailesi okuldan ayrılmasını sağladı. Konu da zamanla kapandı.”
Ece fotoğraflara baktı.
“Peki Elif?”
Aras'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Masum olduğu anlaşılınca ailesiyle başka bir şehre taşındı.”
“Onunla hiç konuşmadın mı?”
“Bir süre konuştuk. Sonra iletişimimiz koptu.”
Tam o sırada kutunun içinden küçük bir zarf düştü.
Üzerinde benim adım yazıyordu.
DEFNE
Şaşkınlıkla Aras'a baktım.
“Bu nasıl olur?”
Zarfı açtım.
İçinden kısa bir not çıktı.
“Eğer bunu okuyorsan, Aras sonunda sana gerçeği anlatmıştır. Sana gönderilen mesajları ben attım. Amacım seni korkutmak değildi. Aras'ın geçmişini araştırırken gerçeğin tamamını öğrenmeni istedim. Çünkü onun yeniden birine güvenebilmesini istiyordum.”
Altında tek bir isim vardı.
Elif.
Birbirimize baktık.
“Yani mesajları Elif gönderiyordu.”
Aras'ın gözleri doldu.
“Demek hâlâ beni düşünüyormuş.”
Ece gülümsedi.
“Belki de sana geçmişte kalan bir şeyi değil, geleceğini hatırlatmak istedi.”
Aras bana döndü.
“Defne…”
“Efendim?”
“Bunca şeyin içinde yanımda kaldığın için teşekkür ederim.”
Gülümsedim.
“Arkadaşlar birbirini yarı yolda bırakmaz.”
Aras'ın yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
“Arkadaşlar…”
Bir an durdu.
“Evet.”
Kutuyu kapattık.
Dışarı çıktığımızda hava kararmaya başlamıştı.
Okulun bahçesine doğru yürürken içimde büyük bir rahatlama vardı.
Günlerdir peşinden koştuğumuz gizem sonunda çözülmüştü.
14 Ekim artık korktuğum bir tarih değildi.
Sadece Aras'ın geçmişinde kalan bir gündü.
Ve ben ilk kez onun geçmişinden çok, önümüzde ne olduğunu düşünüyordum.
Aras yanımda yürüyordu.
“Yarın projeyi bitirelim mi?”
“Tabii.”
“Sonra şenlik.”
“Sonra şenlik.”
“Sonra da…”
“Ne?”
Aras gülümsedi.
“Bilmiyorum. Bir şeyler çıkar.”
Ben de gülümsedim.
Belki de haklıydı.
Çünkü bazı hikâyeler geçmişte yaşananlarla değil, o geçmişten sonra başlayanlarla güzelleşirdi.
Ve bizim hikâyemiz daha yeni başlıyordu.
