3. bölüm · BEN SANA DENK GELİNCE
Bölüm 3
AYNI PROJE
Okulun üçüncü günüydü.
Ve ben artık bir şeyi kesin olarak anlamıştım:
Aras Demir'den kaçmak mümkün değildi.
Koridorda karşıma çıkıyordu.
Teneffüste karşıma çıkıyordu.
Yemek sırasında bile bir şekilde aynı yerde olmayı başarıyordu.
Üstelik her karşılaştığımızda yüzünde aynı sinir bozucu gülümseme vardı.
“Günaydın, yeni kız.”
Yanımdan geçerken söylediği bu cümleyle gözlerimi devirdim.
“Üç gündür buradayım. Artık yeni değilim.”
“Benim için hâlâ yenisin.”
“Buna sen karar veremezsin.”
“Peki, sen karar ver.”
“Tamam. Artık bana yeni kız deme.”
Aras birkaç saniye düşündü.
“Defne diyeyim mi?”
Adımı söylerken nedense bir an duraksadım.
“Evet.”
“Tamam, Defne.”
Sonra hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp gitti.
Ben ise arkasından bakakaldım.
“Ne garip çocuk…”
“Kim garip?”
Ece yanıma geldi.
“Aras.”
Ece güldü.
“Bence sen onunla uğraşmayı seviyorsun.”
“Kesinlikle hayır.”
“Daha ben bir şey söylemedim.”
“Yüzünden belli.”
Ece koluma girdi.
“Boş ver. Hadi sınıfa.”
Sınıfa girdiğimizde öğretmen henüz gelmemişti. Herkes kendi arasında konuşuyordu.
Ben sırama oturup defterimi çıkarırken öğretmen içeri girdi.
“Arkadaşlar, bugün bir proje çalışması yapacağız.”
Sınıftan birkaç kişi homurdandı.
Ben de içimden aynısını yaptım.
Öğretmen tahtaya konuyu yazdı.
“İkişerli gruplar oluşturacaksınız.”
Ece hemen bana baktı.
“Ben seninle olayım.”
Tam elini kaldıracaktı ki öğretmen devam etti.
“Grupları ben belirleyeceğim.”
Ece'nin yüzü düştü.
Ben de içimden küçük bir dua ettim.
Lütfen Aras olmasın.
Lütfen Aras olmasın.
Öğretmen isimleri okumaya başladı.
Birinci grup…
İkinci grup…
Üçüncü grup…
Sonra sıra bize geldi.
“Defne Yılmaz…”
Kalbim hızlandı.
“…ve Aras Demir.”
Sınıftan birkaç kişi aynı anda:
“Oooo!”
diye bağırdı.
Ben gözlerimi kapattım.
Harika.
Gerçekten harika.
Aras arka sıradan bana baktı ve gülümsemeye başladı.
“Bence kader konusunda haklıydım.”
“Bir kere daha kader dersen projeyi tek başına yaparsın.”
“Tamam, tamam.”
Yanıma gelip oturdu.
Öğretmen proje hakkında açıklama yaparken ben not almaya başladım.
Aras ise kalemini parmaklarının arasında çeviriyordu.
“Bir şey yapacak mısın?”
“Yapıyorum.”
“Neyi?”
“Düşünüyorum.”
“Sen düşünürken proje bitiyor.”
“Sabırsızsın.”
“Sen de çok rahatsın.”
“Denge olduk.”
İstemeden güldüm.
Aras da gülümsedi.
İlk kez birbirimize laf yetiştirmeden birkaç saniye oturduk.
Sonra projeyi planlamaya başladık.
Aslında düşündüğüm kadar kötü değildi.
Aras'ın bazı fikirleri gerçekten iyiydi.
Hatta birkaç kez söylediklerine şaşırdığımı fark etti.
“Bu fikir güzel.”
Aras kaşlarını kaldırdı.
“Teşekkür ederim.”
“Bir şey değil.”
“Benden bunu duymayı beklemiyordun, değil mi?”
“Hayır.”
“İtiraf ettin.”
“Abartma.”
“Tamam.”
Ders boyunca proje üzerinde çalıştık.
Zil çaldığında öğretmen herkesin ertesi gün çalışmasını devam ettirmesini söyledi.
Ben defterimi kapatırken Aras bana döndü.
“Yarın okuldan sonra kütüphanede buluşalım mı?”
Bir an düşündüm.
“Olur.”
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“Kaçma ama.”
“Ben kaçmam.”
Aras gülümsedi.
“Bakalım.”
Çantamı omzuma taktım.
Tam sınıftan çıkacakken Aras'ın sesi arkamdan geldi.
“Defne.”
Döndüm.
“Ne?”
“Bugün ilk defa benimle kavga etmedin.”
“Daha gün bitmedi.”
Gülerek sınıftan çıktım.
Koridora çıktığımda Ece beni bekliyordu.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Aras'la proje yapıyormuşsunuz.”
“Evet.”
Ece kaşlarını kaldırdı.
“İlginç olacak.”
“Niye?”
“Çünkü bence siz birbirinizden sandığınız kadar nefret etmiyorsunuz.”
“Ece!”
Kahkaha attı.
Ben ise cevap vermedim.
Çünkü içimde, istemediğim hâlde küçük bir düşünce belirmişti.
Belki de Ece tamamen haksız değildi.
Ama bunu kabul etmeye hiç niyetim yoktu.
Henüz.
