7. bölüm · Bazen hayatta kalmak lazım ll
Tuzak
BÖLÜM VII
Tuzak
Gece yarısını geçmişti.
Kocaeli sınırına yaklaştıklarında hava ağırlaştı.
Yiğit bir an dizginleri sıktı.
“Bir şey var.”
Çok geçti.
Toprak aniden çöktü.
Gizlenmiş tel ağ yukarı fırladı.
Atlar kişnedi.
Lina’nın atı yan devrildi.
Yiğit son anda kendini yana attı.
Silahını çekti.
Gölgeler ağaçların arasından çıktı.
Esalat askerleri.
Termal gözlükler.
Susturuculu silahlar.
“DAĞIL!” diye bağırdı Yiğit.
Ateş etti.
Bir asker düştü.
Lina kalkmaya çalıştı ama bacağı ağa dolanmıştı.
Bir dipçik darbesi.
Başının yanında patlayan ışık.
Yere bastırıldı.
Ellerine plastik kelepçe geçirildi.
Yiğit geri çekildi.
Bir kayanın arkasından ateş etti.
Son mermisini kullandı.
Lina göz göze geldi onunla.
Yiğit’in bakışı netti:
Yaşıyor kal.
Sonra karanlığa karıştı.
---
Lina dizlerinin üstüne çöktürüldü.
Başındaki çuval çekildi.
Soğuk bir projektör yüzüne tutuldu.
Bir adam öne çıktı.
Maskesiz.
Sol yanağından şakağına kadar inen o iz.
Doğum lekesi gibi.
Aynı adam.
Aras’ın öldüğü gece oradaydı.
Adam yavaşça alkışladı.
“Sonunda.”
Etrafındaki askerler güldü.
Adam Lina’nın çenesini tuttu.
“Seni canlı getirin dediler.”
“Ben de dedim ki… neden biraz eğlenmeyelim?”
Lina gözlerini kırpmadı.
Adam yaklaştı.
“Sevgilin kaçtı.”
“Demek ki seni o kadar da sevmiyormuş.”
Sessizlik.
Lina’nın sesi dümdüz çıktı:
“Kaçmadı.”
Adam sırıttı.
“Kaçtı.”
“Ben olsam ben de kaçardım.”
Eğildi.
Fısıldadı:
“Aras’ı hatırlıyor musun?”
Lina’nın kolundaki iz hafifçe ısındı.
Adam devam etti:
“O gece kafasını kırarken… gözleri sana bakıyordu.”
Egosu büyüyordu.
Tatmin oluyordu.
“Üstlerime seni teslim edersem prim alacağım.”
“Belki terfi.”
“Belki para.”
Başını yana eğdi.
“Sen değerliymişsin.”
Lina’nın bakışı değişmedi.
“Değerimi sen ölçemezsin.”
Adam kahkaha attı.
Bir asker Yiğit’in silahını getirdi.
“Komutan, bu adamın.”
Adam silahı eline aldı.
Tarttı.
“Güzelmiş.”
Sonra Lina’ya yaklaştırdı.
“Bununla seni öldürmek şiir olur.”
Lina içinden sayıyordu.
Nefes.
Kalp atışı.
Rüzgârın yönü.
Adam daha da yaklaştı.
“Biliyor musun?”
“İnsanları öldürürken yüzlerini izlemeyi severim.”
“Aras’ın yüzü mesela…”
Cümlesi yarım kaldı.
Çünkü Lina gülümsedi.
İlk kez.
Adam kaşlarını çattı.
“Neye gülüyorsun?”
Lina fısıldadı:
“Konuşmayı seviyorsun.”
Bir anlık dikkat dağılması.
Arkasındaki karanlıkta bir gölge hareket etti.
Bir asker sessizce yere yığıldı.
Adam fark ettiğinde çok geçti.
Gölgeler değişmişti.
Yiğit geri dönmüştü.
Ama bu kez tek değildi.
---
Şimdi patlama ananındayıanınd
