2. bölüm · Bazen hayatta kalmak lazım ll
Ölüm
ÖLÜM II
Kanın Sesi
Gece çöktüğünde şehir hazırdı.
Ama Lina kimseyi çağırmadı.
Alp silah deposunun önünde onu durdurdu.
“Tek başına gitmiyorsun.”
Lina çantasını omzuna taktı.
“Ekip gürültü demek.”
Elmira sertçe konuştu:
“Bu intikam değil, operasyon.”
Lina başını kaldırdı.
“İntikam değil.”
Bir saniye durdu.
“Aile.”
Alp gözlerinin içine baktı.
Orada kararsızlık yoktu.
Sadece yön vardı.
Sonunda iç çekti.
“İki kişi arkadan seni izleyecek. Haberim olmadan ölme.”
Lina hafifçe başını salladı.
Ve kapı açıldı.
---
Liman bölgesi karanlıktı.
Deniz çürümüş kokuyordu.
Rüzgâr metal kapıları titretiyordu.
Lina yürürken kolundaki eski ısırık izi sızladı.
Durdu.
Elini oraya koydu.
Kalp atışı hızlandı.
Bu sadece korku değildi.
Bir çağrı gibiydi.
Fısıltı gibi.
Aynı anda…
Depoda Kızıl başını kaldırdı.
Kolundaki iz kızarmıştı.
Gülümsedi.
“Geliyorsun.”
Aras bunu gördü.
“Ne oluyor?”
Kızıl yavaşça konuştu:
“Bağışıklık sadece hastalığa karşı değil.”
“Birbirimize karşı da.”
Aras kaşlarını çattı.
“Ne demek istiyorsun?”
Kızıl gözlerini kapadı.
“Onu hissediyorum.”
---
Lina eski konteynerlerin arasından geçti.
Silahı hazırdı.
Ama kalbi daha hazırdı.
Bir gölge hareket etti.
Bir Esalat nöbetçisi.
Sessizce etkisiz hale getirdi.
Kapıya ulaştı.
Demir ağırdı.
İçeriden tek bir ışık sızıyordu.
Derin nefes aldı.
Kapıyı itti.
Gıcırdadı.
Projektör bir anda yandı.
Işık gözünü aldı.
Karşıda…
Kızıl duruyordu.
Aras arkasında.
Zincirli.
Ama ayakta.
Bir saniye boyunca kimse konuşmadı.
İki kız kardeş.
Yılların arasından.
Aynı yara.
Aynı iz.
Kızıl ilk konuştu.
“Büyümüşsün.”
Lina’nın sesi sakindi.
“Sen de.”
Aras bağırdı:
“Lina dikkatli ol!”
Kızıl elini kaldırdı.
“Bugün kimse ölmeyecek.”
Lina silahını indirmedi.
“Onu bırak.”
Kızıl başını hafif yana eğdi.
“Annemizi hatırlıyor musun?”
O cümle havayı değiştirdi.
Lina’nın gözleri sertleşti.
“Beni öldürmeye çalıştı.”
Kızıl bir adım attı.
“Bizi kurtarmaya çalışıyordu.”
Sessizlik.
Projektör uğulduyordu.
Kızıl devam etti:
“Bağışıklığımız yüzünden deney yapılacaktı.”
“Annem seni götürmek istemedi.”
“Kaçırmak istedi.”
Lina’nın eli titredi.
“Yalan.”
Kızıl kolunu kaldırdı.
Isırık izini gösterdi.
“Ben de dönüşmedim.”
Aras bunu ilk kez net gördü.
İki kardeş.
Aynı işaret.
Kızıl’ın sesi düştü.
“Beni o gece bıraktın.”
Lina’nın gözleri doldu ama geri adım atmadı.
“Çocuktum.”
Kızıl sertleşti.
“Ben de.”
Gerilim keskinleşti.
Aras zincirleri zorladı.
“Bu şekilde çözülmez!”
Kızıl Lina’ya yaklaştı.
Aralarında üç adım kaldı.
“Gerçeği bilmek ister misin?”
Lina’nın cevabı gecikmedi.
“Evet.”
Kızıl cebinden küçük bir veri çipi çıkardı.
“Annemin kaydı.”
“Son mesajı.”
“Bunu dinle.”
Bir an durdu.
“Sonra karar ver.”
Aras şaşkındı.
“Sadece bunun için mi kaçırdın beni?!”
Kızıl ona baktı.
“Onu buraya getirmek için.”
Sonra Lina’ya döndü.
“Şehri seçebilirsin.”
“Onu seçebilirsin.”
“Ya da kanını.”
Projektör titredi.
Dışarıda bir patlama sesi duyuldu.
Alp’in ekibi fark edilmişti.
Kızıl başını kaldırdı.
“Zaman doldu.”
Lina silahını sıktı.
Şimdi karar anıydı.
