13. bölüm · Bal
AKIL MI MANTIK MI? (BÖLÜM 13)
Atlas günlerdir içinde tuttuğu duygularla boğuşuyordu. Sonunda kararını verdi; artık Ayda’ya açılacaktı. Mahallenin arka tarafındaki sessiz sokakta buluşmak için Ayda’ya haber gönderdi.
Ayda, çekindiği için Sabrina’yı yanına alıp gitti. Atlas onları gördüğünde kalbi hızlandı.
Derin bir nefes aldı:
— “Ayda… artık saklayamıyorum. Ben senden hoşlanıyorum, hatta… seni seviyorum. Senin için herkesin karşısına çıkabilirim. Senin için her şeye değerim. Sen benim için çok özelsin.”
Sözlerini söylerken gözleri hiç titremedi.
Ayda kısa bir sessizlikten sonra başını hafifçe eğdi. İçinde karmaşık duygular vardı ama ağlamadı.
— “Atlas… olmaz. Çünkü ben çok yoruldum. Hep ben çabaladım, hep ben uğraştım. Artık senden mücadele etmeni görmek istiyorum. Ben tek başıma yürümekten bıktım.”
Atlas bir adım daha attı, bakışlarını sabitleyerek konuştu:
— “Anlamıyorsun… ben senden asla vazgeçmeyeceğim. Ne olursa olsun, hep senin için buradayım.”
Konuşma bir saatten uzun sürdü. Cümleler, sessizlikler, bakışlar… Hepsi kalplerine ağır ağır işliyordu.
Sonunda Ayda hiçbir şey söylemeden Atlas’a doğru yürüdü ve ona sarıldı. Ağlamadı. Sadece güçlü, sessiz bir sarılıştı bu. Atlas öyle sıkı sardı ki, sanki zaman durmuş gibiydi. Ayda boyuna yetişmek için parmak uçlarına kalktı, Atlas ise yarım saat boyunca kollarını bir an bile gevşetmedi.
Ayrılık vakti geldiğinde Atlas’ın morali yerle bir olmuştu. Yine de pes etmedi:
— “Unutma Ayda… senden asla vazgeçmeyeceğim.”
Ayda ağır adımlarla uzaklaşırken içten içe suçluluk duyuyordu. Eve dönerken Sabrina’ya döndü:
— “Onu kırmak istemedim ama artık elimden bir şey gelmiyor. Keşke her şey daha kolay olsaydı…”
O sırada Atlas eve dönmüş, eline telefonunu almıştı. Kalbindeki yoğun duyguları bastıramadığı için WhatsApp durumlarına arka arkaya yazılar paylaşıyordu. Her kelimesi Ayda’ya gidiyordu. Onun için hisleri, artık herkese görünür hale gelmişti.
(Ertesi gün)
Atlas, sabahtan akşama kadar WhatsApp durumlarına göndermeli sözler attı. Her kelimesinde Ayda’ya mesaj vardı. İçinde tuttuğu hisler artık patlayacak gibiydi.
Akşam olduğunda Ayda, Sabrina ile parka çıktı. Biraz nefes almak, kafasını dağıtmak istiyordu. Tam o sırada telefonu çaldı. Arayan Atlas’tı.
— “Ayda, ben 5 dakikaya yanına geliyorum.”
— “Tamam…” dedi Ayda, kısa bir duraksamanın ardından.
Beş dakika sonra Atlas geldi. Onu görünce Ayda’nın kalbi hızla atmaya başladı ama yüzüne belli etmedi. Atlas, gözlerini Ayda’ya kilitledi ve konuşmaya başladı.
— “Ayda… ben sensiz yapamıyorum. Dünden beri içim içimi yiyor. Ben seni gerçekten seviyorum. Ne dersen de, senden vazgeçmeyeceğim.”
Ayda derin bir nefes aldı. Bu sefer netti, açıkça konuştu:
— “Atlas, olmaz. Ben seni istemiyorum artık. Çünkü çok yoruldum. Bunu anlamanı istiyorum. Hep ben uğraştım, hep ben çabaladım. Artık yapamıyorum.”
Atlas’ın yüzü düştü, ama vazgeçmedi. Gözleriyle adeta Ayda’nın kalbine bakıyordu:
— “Ayda, senin de beni sevdiğini biliyorum. Kalbinden eminim. Bu yüzden bırakamam. Sen ne dersen de ben buradayım.”
Konuşma böyle böyle uzadı. İki saat boyunca aynı şeyleri konuştular; Ayda geri çekilmeye çalıştı, Atlas ise ısrarla hislerini dile getirdi.
Ayda tam ayağa kalkıp gitmek üzereyken Atlas elini tuttu. Bir anda birbirlerine sarıldılar. Ama bu seferki sarılma farklıydı…
İkisi de sımsıkı sarılmıştı. Sanki bütün dünya durmuştu. Ne Ayda bırakmak istedi, ne Atlas. Parmak uçlarıyla birbirlerinin saçlarına dokundular, hafif hafif cilveleştiler. Gerçek bir liseli aşıklar gibi, hiç ayrılmak istemeden…
O sırada mahalleden tanıdık birkaç kişi yanlarından geçmek üzereydi. Neredeyse onları göreceklerdi. Neyse ki Sabrina hızlı davranıp önlerine geçti, dikkatleri dağıttı ve durumu kurtardı.
O gece de böylece atlatıldı.
Atlas eve döner dönmez telefonu eline aldı. İçinde biriken duygular onu rahat bırakmıyordu. Yine peş peşe göndermeli WhatsApp durumları paylaşmaya başladı. Her biri Ayda’ya dokunuyor, her biri kalbine işliyordu.
Ama bu durum Ayda’yı daha çok üzüyor, kalbini sıkıştırıyordu. Çünkü biliyordu; Atlas asla kolay kolay vazgeçmeyecekti…
iyi okumalar
