7. bölüm · BAKIR DUVAR

Bakır

Emine Gedik

Aradan 1 hafta geçmişti.

Geceleri kabuslar görüyordum, ağlıyordum ama yanımda atlas oluyordu. Böyle böyle koca bir haftayı geride bırakmıştık. Köyden ayrılıp sakin kafayla çalışmak,plan yapmak için şehir taraflarında bir daire tutmuştu atlas. Eşyaları toplamıştık ve en azından ilk günlerdeki üzüntümü atmıştım. Aybükeyle aşağı indiğimizde o sıcak masayı gördüm. Burası gerçekten huzur doluydu. Ama benim içim kapkaranlıktı ve yüreğime ışık tutacak birisi kalmamıştı annemden sonra.

Masaya geçtiğimizde Fatih amca söze girdi

"Kizum iyi misun?"dedi

"İyi olmaya çalışıyorum amca" dedim. Sesim hala kısık çıkıyordu. Atlas benim arkamdan Fatih amcaya;

"Amca biz birkaç güne yola çıkarız. Haber vereyim dedim." Dedi ve tanıdık gelmeyen bir ses duydum

"Beni görmeden mi gidiyorsunuz yani?" Ve masaya sarışın,uzun boylu biri geldi. Atlas;

"Lan Umut!" Diyerek kalkti ayağa ve adını yeni öğrendiğim umutla sarıldılar. Daha sonra teker teker Aybüke,Mert,Fatih amca ile sıra sıra selamlasip, sarıldılar. Umut elini uzattı bende tuttum

"Ben Umut, atlaslarin eski arkadaşıyım. Sende o meşhur Asena olmalısın" dedi samimi bir gülüşle. Elimden geldiğince gülümseyerek

"Doğru, Asena bende" dedim.

Yemeği yedik falan derken saat 12.00 olmuştu. Burada gerçekten çok erken uyaniyorduk. Beni aile evinde olsa üniversite dışında full bu saatlerde yeni yeni uyanırdım. Masayı toplamaya yardım ettikten sonra bahçeye geçtik. Aklımızda birkaç plan vardı. Ama planımız da baya bir eksik vardı.

"Ee o zaman yarın yola çıkıyoruz" dedi Umut.

"Çıkıyoruz? Sende mi bizle geleceksin be umut"dedi daha sonra Aybüke

"E abi ben sana söyliyim en son bizle yola çıktığının ertesi günü ağlayarak geri gelmiştik köye." Dedi Mert. Güldük.

"Oğlum iyi de o zaman daha dokuz yaşındaydım amk" dedi Umut. Gerçekten bayadir tanıştıkları belliydi. Eski dostlardı. Çocukluğumdan beri böyle bir arkadaş grubum olmasını çok isterdim ama şimdiye nasipmiş.

Akşam oldu saatler su gibi akıp geçmişti. Odada ben ve atlas vardık ve atlas yüzünden oldukça stresliydim.

"Ya atlas sen ne yapacaksın onu!" Yerde oturmuş valiz hazırlıyorduk. Atlas ne var ne yok valize almak istiyordu fakat valize saçma şeyler koymak beni delirtiyordu.

"Ya kızım o çok önemli ama" dedi atlas. Sırıtıyordu. Beni sinir etmek için uğraştığı kesindi. Ayağa kalktım ve

"Ya sen mumu ne yapacaksın! Alırız yenisini gerek yok boş boş valizi doldurmaya!" Dedim ve mutfaktan yolluk almak için kapıyı açtığımda patır kütür içeri Aybüke,Mert ve umut daldı ve yere düştüler. Kapıyı dinliyorlardi.

"Aa noluyo!" Dedim. Atlas ayağa kalkamiyordu baktığımda Mert'in, Atlasin bacağının üstüne düştüğünü gördüm.

"Lan kalksana! Oğlum bacağımı kırdın lan" dedi atlas. Mert gülüyordu. Gerçekten çok kaliteli anlardaydik.

"Şimdi siz bizim kapimizimi dinliyorsunuz ya" dedim bu sırada hepsi ayağa kalktı ve Mert

"Sizin farkında bile olmadığınız birşey söylüyorum şuan! Hani o çatışmada, bir hafta önce yani hani düğünden sonra siz yoktunuz hatta asenanin babasıyla ugrastiniz falan hatırlarsanıza oğlum" dedi Mert.

"Annemi kaybettiğim gün." Dedim. Bütün enerjim gitmişti ama yansıtmak istemediğimden bozuntuya vermedim.

"Eee" dedi atlas.

"Heh işte orda atlas 'nişanlıma dokunma' tarzı bişey demiş valla bence bu iş köyde falan kalmadı oğlum bence siz kendinizi gerçekten nişanlı hissediyorsunuz" dedi dedikoducu bir ses tonuyla.

"Lan sen orda bile değildin! Nerden biliyosun bunlari" benim ve atlasın söylemediğini anlayarak ikimizde Aybükeye baktık çünkü biz dışında kimse yoktu.

"Ay ama valla ağzımdan kaçırdım yoksa ben dermiyim buna birşey" dedi Aybüke mahcup,sevimli bir yüz ifadesiyle.

"Ama aybiş kalbimi kırıyorsun, bak kalbim pıt gözyaşım çıt ama" dedi elinde kalp yaparak ellerini ayırdı ve kalbinin kırıldığını şakayla karışık söyledi. Güldük hepimiz.

~Birkaç saat sonra~

Sonunda Atlasin gereksiz şeyleri valize atmasını engelleyerek valizi halletmiştik. Ve ben elime bir tane yastık ve küçük bir battaniye alarak koltuğa geçiyordum ki Atlas hemen önüme geçmesiyle acayip yakın olmuştuk. Parfümünün kokusu burnuma geliyordu,onun aldığı nefes ise bana.

"Ben yatarım koltukta" dedi atlas

"Olmaz zaten kaç gündür sen yatıyorsun ben yatarım" dedim.

"Asena ben yatarım" diyerek elimdeki yastık ve battaniyeyi tuttu. Benim hiç bırakacağım yoktu inadım tuttu ve bende daha sıkı tuttum elindekileri.

"Atlaas" dedim kafamı hafif yana bükerek.

"Asena" dedi oda benim gibi kafasını hafif bükerek. Çekiştirmeye başlayınca Atlas daha sıkı tutuyordu.

"Atlas biraksana" dedimama bırakmadı daha sonra dengemi kaybedip arkamda kalan yatağa düştüm ve çekiştirdiğim yastiktan dolayı üstümede Atlas düştü. Gözlerim büyüdü ve hayatımda bu kadar utandığımı hissetmemiştim atlasta ben gibi tuhaftı. Tam bu esnada odaya elinde iki tane kıyafet takımı olan Mert girdi.

"Abi sizce ben yarın hangisini giyiyi-" bizi gördüğünde ne anladığını o kadar iyi anladım ki

"Aboo pardon ben görmedim tamam" diyerek çıktı. Utancımdan sesim bile çıkmıyordu ama tüm gücümü toplayarak

"Atlas" dedim

"Hı" dedi. Gözleri yüzümü inceliyordu. Kalbim hızlı hızlı ararken

"Atlas!" Dedim ve bütün şartelleri geri geldi ve aniden kalktı üstümden bende hemen yatakta doğruldum.

"Pardon. Mert..." Aklı yeni başına gelecektiki Mert'in dilinden elli yıl kurtulamayacağımızı anladı.

"Neyse" dedim bu sırada atlas koltuğa oturdu. Bende ona yastık fırlattım

"Of atlas of" dedim.

"Bide sana zahmet battaniye atar misin bakır" dedi. Battaniyeyi fırlatmadan önce

"Sen niye benim üstüme düşüyorsun zaten ya! Bütün köy bizi konuşacak şimdi" dedim sahte bir sinirle

"E kızım köy bizi zaten nişanlı diye biliyor, böyle görünmemiz doğal ayrıca köye göre sen benim nişanlım olduğun için" lafını kestim.

"Ay tamam dur lütfen sahte nişanlım." Dedim ve battaniyeyi de Atlasin yüzüne fırlattım ve yatağa uzandım. Atlasta yerleşince ışığı kapatıp uyumaya çalıştım. Ama uyuyamadım

"Atlas uyudun mu?" Dedim

"Yok sen?"dedi

"Senle konuştuğuma göre uyumuşum" dedim. Ben yatakta, atlas koltukta,karanlıkta konuşuyorduk.

"Yarın gidiyoruz yani" dedim

"Çok mu sevdim buraları"dedi atlas

"Sevdim" dedim

"Köyümü sevdin benle nişanlı görünmeyi mi?" Diye sordu ukala ukala. Aniden yatakta doğrulup yanımdaki abajurun ışığını açtım. Oda aydınlandı. Karanlık yüreğime ışık düştü. Tam bu sırada atlas bana baktı birşey diyemeden sadece bakıştık.

Gözlerine daldım. Boğulmak istemediğim o iki maviye. Soğuk Denizlere. Karanlık denizlere.

Anın etkisinden çıkıp,

"Köyü sevdim ben senle nişanlı gözükmeyi neden seviyim ben!" Dedim atlasa

"Bilmem seversin diye düşündüm, yani benimle nişanlı görünmeyi." Diyip güldü.

"Atlas getirme beni dövdürtme kendini"dedim

"Gel, ama bu sefer Mert basmazsa olacaklardan ben sorumlu değilim" dedi atlas. Gözlerim büyüdü

"Ne diyosun ya! Aa kendine gel Atlas" dedim

"Kızım sende yanlış anladın beni" dedi atlas

"Yanlış anlaşılmayacak şekilde konuş o zaman" dedim

"Peki o zaman bakır" dedi.

"Neden bakır? Lakap mı şimdi bu?" Dedim

"Saçların" dedi atlas

"Çok güzel." Diye devam etti.

"Neyse iyi uykular"dedim konuyu kapatmak için.

"İyi uykular bakır."