18. bölüm / 18
BAKIR DUVARAtlas'ım
Bölümler 18Şu an: Atlas'ım
- 1 Araba Kazası737 kelime
- 2 Köy603 kelime
- 3 04.18405 kelime
- 4 Düğünümüz Var698 kelime
- 5 Babam705 kelime
- 6 Hayat Ağacı Bilekliği749 kelime
- 7 Bakır996 kelime
- 8 16. Kat1.083 kelime
- 9 Gizli Mesaj956 kelime
- 10 Deniz Kıyısı791 kelime
- 11 Eski Sevgili1.129 kelime
- 12 Dağ Evi1.170 kelime
- 13 Kıvılcımı Bile Çok Görmek991 kelime
- 14 Aile880 kelime
- 15 Kamera Kayıtları856 kelime
- 16 Şirket843 kelime
- 17 Soluk Pembe Ev583 kelime
- 18 Atlas'ım1.150 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gördüklerim karşısında kalakaldım. Atlas beni arkasına çekti. Ben gözümü bile kırpamıyordum. Babam ve adını bilmediğim 5-6 adam silah çekiyordu bize. Şirketteki adamları,babamın adamları yakalamıştı. Ama abim yoktu. Çağrının bana yalan söylemiş olması şuan en düşünmediğim şeydi. Kısık sesle Atlas'a doğru fısıldadım.
"Atlas ne yapacağız" dedim korkuyla.
"Bilmiyorum bakır." Dedi Atlas bana dönmeden ve kısık sesle.
Atlasın arkasından çıktım. Kendimden emin bir ses tonumla karşısında dimdik durdum.
"Abim nerede? Ne yaptın ona!"
"Hiç bulamayacağın bir yerde. Belki de parçalar halinde" dedi o.
'parçalar halinde' derin bir nefes aldım. Abimi öldüremezdi. Kimse kendi evladına kıymazdı değil mi?
"Yalan söylüyorsun, korkutmaya çalışıyorsun ama korkmuyorum senden. Abimi öldürmedin!" Dedim.
Atlas bir yandan bana dönmüş beni ondan uzaklaştırmaya çalışıyordu omuzlarımdan tutarak. Ama 'onun' adamları her an vurabilirdi bizi.
"Hiçbir zaman şaka yapmadığımı anlayamadın mı kızım?" Dedi bana. Deri olduğundan emin olduğum ve gayet pahalı olabilecek ayakkabıların zeminde bıraktığı sesle yanımıza birkaç adım yaklaştı.
"Baba mı diyorsun sen kendine? Senin gibi babanın karakterini sikeyim ben" dedi Atlas. İğrenerek bakıyordu ona.
Babam Atlas'ı duydu fakat cevap vermedi.
"Abinin iyi olması senin elinde" dedi o.
Kaşlarımı çattım. Ne demekti bu?
"Ne? Nasıl?" Dedim.
"Abini tek parça bırakırım hayatına devam eder ama bunun karşılığında bazı fedakarlıklarda gerekli" dedi.
"Ne? Ne fedakarlığı?!" Dedim.
"Şöyle, abini verip seni almak gibi". Atlas babama karşı bir adım attı, ben Atlas'ın göğüsüne elimi koyarak onu durdurdum.
"Abin muhtemelen birkaç saat içinde patlacak bir evde hayatını sonlandıracak. Ama sen benimle gelirsen abin o patlayacak olan evden kurtaracaksın."
Patlayacak bir ev ne demekti? Kalbim hızlandı. Yutkundum. Gerekirse kendi canımıda verirdim. Belki salaklıktı bu. Abim patlayacak bir evde değildi. Sadece babamın bir oyunuydu bu. Ama ya gerçekse? Ya gerçekten abim patlamak üzere olacak bir evdeyse?
"B-bunu yapamazsın" diyebildim.
"Yaptım bile" parmağını şıklattı. Anı ses ürkmeme neden oldu.
Devam etti. "Ee kararın ne?"
Düşünemiyordum. Aklım çalışmıyordu resmen. Sonra bir ses. Atlas babama yumruk atıp üstüne çıkmış, ve basbayağı dövüyordu.
"Nasıl bir adamsın lan sen! Mizacını sikeyim!" Diye küfürler saydırıyordu Atlas.
Atlas'ı durdurmak için tam kolundan tutuyordum ki bir silah sesi patladı. Dondum. Atlasta dondu o da.
Atlas yavaşca onun üstünden yere indi. Gözlerim büyüdü, hemen dizlerimi yere koyarak birnevi oturdum
"ATLAS" nefes almaya çalışıyordum. Gözlerimden birkaç sıcak damla çeneme ulaşıyordu. Çığlık attım. Babam kalkmıştı yerden. Elinin yüzünün kan olduğunu tahmin ediyordum ama benim için önemli olan tek şey Atlastı şuan.
Hırkama asılarak bir parça yırttım. Atlasın yarası sağ göğüs kafesi tarafındaydı. Tam göremiyordum ama görmek için gözlerimi dört açmıştım. Henüz süzülememiş olan göz yaşlarım görüşümü bulanıklaştırıyordu.
"Atlas! Bende kal! Atlas ne olur uyuma! Allah'ım!" . Çaresizce yırttığım kumaşı Atlas'ın yarasına bastırmaya çalışıyordum.
"Ambulansı ara lütfen! Lütfen baba!" Dedim. Babama asla yalvarmazdım ama Atlas zor durumdaydı.
"Asena'm..." Atlasın sesini duydum. Zor konuşuyordu ve sesi güçsüzdü.
Sonra bir silah daha patladı.
Gözlerim donup kaldı.
Yere yığıldım
Nefes almam güçsüzleşti.
Vurulmuştum.
"Atlas..." Diyebildim. O ve adamları kaçmıştı. Elimi karın boşluğuma attığımda sıcak ve sıvı bir şey hissettim. Kandı.
"Asena..." Dedi Atlas.
"Beni bırakma..."devam etti Atlas
Elimi kaydırarak yanımdaki elini tuttum.
"Seni..." Dedim ve bitti.
Gözlerim kapandı
------
Gözlerimi açtığımda bir hastane odasındaydım. Yanımdaki hasta monitörünün bip bip sesi vardı sadece. Gözlerimi yavaşça açtım ve olanları hatırlamaya çalıştım. Atlas... Atlas'a ne olmuştu. Kapı çaldı ve elinde hasta belgesi olan, doktor olduğunu anladığım bir kadın geldi.
"Asena hanım uyanmışsınız,nasıl hissediyorsunuz?" dedi sıcak bir tebessümle
"İyiyim ben ama Atlas nasıl? Atlası görmem lazım" dedim telaşla. Battaniyeyi üstümden atmaya çalıştım ama kolumu zor kaldırıyordum. Doktor beni durdurdu.
"Kalkamazsınız maalesef Asena hanım." Dedi doktor.
"Benim atlası görmem lazım!" Diye kendimi zorlayıp kalkmaya çalışıyordum.
"Maalesef ayağa kalkmamanız lazım. Midenize gelen kurşun çevredeki bazı organlarda zarar vermiş. Şuan ayağa kalkmanız çok tehlikeli-" doktorun lafını kestim
"Umrumda mı sanıyorsunuz? Umrumda bile değil. Benim Atlas'ı görmem lazım. Lütfen bir saniye bile görsem bana yeter." Dedim doktora
"Sizi anlıyorum Asena hanım ama yapamam maalesef" dedi doktor. Birşey diyemedim. Atlası görmem lazımdı. Doktor kontrolleri yaptı ve çıktı. Birkaç dakika sonra tekrar kapı çaldı.
Gelenler Aybüke ve defneydi.
"Abla!" Defne koşarak bana sarıldı. Canım biraz acımıştı ama yine umrumda değildi. Seruma bağlı olmayan kolumu Defne'ye sardım ve Aybükeye baktım
"Kızım kadar korktukki" dedi. Defne kollarını benden ayırdı
"Abla bak bunu sana yaptım" dedi ve bir resim verdi. Üstünde dalgalı bakır saçlı bir kız, kahve saçlı bir erkek ve onlarla el ele tutuşan minik bir kız çocuğu. Arkada Aybüke, Umut ve Mert olduğunu tahmin ettiğim kişiler vardı. Gülümsedim
"Çok güzel olmuş ablacım" dedim.
Aybüke yaklaştı.
"Biz en son orda..." Dedim. Devamını getiremedim
"Şirketteki adamlardan bir tanesi Hakan'ın adamlarından kurtulup merti aradı. Duyar duymaz geldiğimizde siz yede kanlar içindeydiniz. Hemen hastaneye geldik. Acil ameliyata aldılar" diye Defne'nin duymayacağı şekilde açıkladı
"Atlas? İyi mi? Uyandımı? Ne oldu?" Diye soruları dizdim.
"Yoğun bakımda" dedi Aybüke
"Durumu nasıl?" Dedim.
"Stabil." Diye cevapladı Aybüke
"Sen nasılsın" diye devam etti
"İyiyim. Atlas iyi olsun daha iyi olacağım" dedim. Aybükeyle sarıldık ve görüş süresi bitince gittiler. Telefonum komidinin üstünde, kilitli posetteydi. Aldım ve açtım.
Tarih; 9 Nisan 2026.
3 gündür hastanedeydik. Atlas 3 koca gündür uyanmamıştı.
3 gün
72 saat
4320 dakika
259,200 saniye.
-----
4 gün sonra hastaneden çıkmıştım. Hastanede yürüdüğüm süre boyunca atlası yoğun bakımda izlemiştim. Uyanmasi için her gün dua ediyordum. Taburcu olduktan sonra eve geldim. Mertle beraber çantaya yeni kiyafetler alıp tekrar hastaneye geldik. Hepimiz Atlasin uyanmasını bekliyorduk. Ama Atlas uyanmıyordu.
***** (2 gün sonra)
"Aşkım gel biz tost falan alalım" dedi Mert. Aybükeyle beraber gittiler. Artık Atlas uyansın istiyordum. UAyuduğunda Deniz gözlerini göremiyordum. Gerekirse o denizde boğulurdum ama yinede kapanmasına izin vermezdim.
Umut yoğun bakımın karşısındaki 3'lü Demir banklardan birine oturuyordu. Bense ayakta, camdan bir nebze görünen Atlas'ı izliyordum. Hasta monitörü bir anda normal yerine uzun süre biipledi.
Monitörde ---- çizgisi göründü. Gözlerim büyüdü.
"Atlas... ATLAS! UMUT DOKTOR ÇAĞIR!" ellerimle yoğun bakım camına vuruyordum. Umut hemen doktor çağırmaya gitti. Yoğun bakımın içine girdim. Derin bir nefes aldım
"Atlas lütfen beni bırakma" bir yandan gözyaşlarına hakim olmaya çalışırken bir yandan kalp masajı yapmaya başlamıştım.
"1....2....3.... Atlas hadi, lütfen" kendimi tutamadım,olmuyordu.
Kalbi atmıyordu.
Ama Atlas beni bırakmazdı. Defibrilatörü aldım 200 joule. Göğüsüne yerleştirdim ve enerji verdim. Bu sırada başka bir doktor geldi.
"Hanımefendi çıkın!" Dedi. Dinlemedim. Atlası bu halde bırakmazdım.
"360" dedim. Korkacak veya ağlayacak durum değildi. Atlas için yapmam gerekiyordu.
Tekrar defibrilatörü çalıştırdım. Tekrar ama geri dönüş yoktu.
"Hanımefendi başınız sağolsun" dedi yanımdaki doktor. Defibrilatörü aldığım yere koydum. Yavaşça yere çöktüm. Gözlerim karşımdaki Aybüke Mert ve Umuta kaydı
'başaramadım' anlamında hafifçe kafamı salladım. Atlasın elini sımsıkı tuttum. Yatağın demirine kolumu koydum ve hüngür hüngür ağlamaya başladım
"ATLAS! HAYIR! BENİ BIRAKMAZ! ATLAS'IM BENİ BIRAKIP GİDEMEZ! HAYIR" diye bağırıyordum. Yüzüm ağlamaktan kızarmıştı. Bir ses duydum.
Bip bip
Hemen arkamdaki hasta monitörüne baktım. Çalıştı. Atlas'ımın kalbi çalıştı. Elime baktım. Atlas elimi tutuyordu.
"Atlas?" Dedim. Derin nefes alıp yerden kalktım gözyaşlarımdan dolayı yüzüme yapışan saçlarımı arkaya attım. Doktor baktı. Gülümsedi
"Asena?" Dedi
"Allah'ım çok şükür. Atlas o kadar çok korktum ki..." Dedim.
"Normal odaya alalım dinlensin biraz." Dedi yanımdaki doktor.
Yoğun bakımdan çıktım. Aybükeye sımsıkı sarıldım. Mert ve umutta sarıldı
"Bizi bırakmadı" dedim sevinçle.
Atlas bizi bırakmadı. Deniz gözleri açıldı. :)
Bölüm etkileşimi
