5. bölüm / 5
AYNADAKİ YÜZ4.BÖLÜM. DÜĞÜN
Bölümler 5Şu an: 4.BÖLÜM. DÜĞÜN
- 1 GİRİŞ439 kelime
- 2 1.BÖLÜM.BEN KİMİM?1.406 kelime
- 3 2.BÖLÜM.1.996 kelime
- 4 3.BÖLÜM. ACI GERÇEKLER1.736 kelime
- 5 4.BÖLÜM. DÜĞÜN2.181 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar canlarrr:)
--
Aradan aylar geçmişti, artık iyiydim. Ölümden dönmüştüm ancak şimdi ölmekten beter olmuş bir şekilde babama bakıyordum. Aklımda Timur vardı, babamın söylediğine göre ortalarda yoktu. Aklım ondaydı, olmamalıydı farkındayım ancak oradaydı işte.
Her geçen gün bazı anılar aklıma gelmeye başlamıştı. "Asel beni dinliyor musun sen? Duvarla konuşmadım umarım babacım" Düşüncelerden sıyrılıp babama baktım. "Efendim baba?" Dedim masum masum. O ise sabır çekmekle yetindi. "Düğün diyorum kızım. 3 gün sonra düğünün var farkında mısın?" Ah doğru ya, unutmuştum. İsmi Emre adında bir kişiyle evleniyordum ancak babam istedi diye sadece.
"Ee? Unutmadım baba merak etme. Evleneceğim işte"
Babamın gözlerinde hüzün vardı,istemiyordu vermek beni. Ancak mecburduk buna, ben babam için canımı verirdim.
"İçime sinmiyor kızım, vaz mı geçsek?" Bu sefer sabır çeken bendim.
"Kaç kere konuştuk baba bunu, vazgeçmek yok" Kafasını salladı ancak aklından bir sürü şey geçtiğine eminim.
Kalkıp odama gittim. Bu aylar içinde kızlarla sohbet edip duruyordum. Ela ve Tamay ile çok yakın olmuştuk. Bu akşam buluşucaktık ama Evza gelemeyecekti çünkü ona nöbet vermişlerdi. Abim ise ortalarda yoktu.
Akşam için hazırlanmaya başladım. Giyecek bir sürü kıyafetim vardı, karar vermekte zorlandım ama en son gözüme çarpanı alıp banyoya girdim. Açık mavi kot bir etek almıştım ve üstüne kırmızı bir crop'un iyi gideceğini düşünüp onu almıştım, tabi ki olmazsa olmazım kırmızı topuklu botlar.
Şarkı açıp hazırlanmaya başladım. Babam genelde gece çıkmamı pek istemezdi, ancak evleniyorum diye izin vermişti. Sabah duş aldığım için tekrar alma ihtiyacı hissetmedim ve üstümü değiştirdim. Gold halka küpelerimi takıp aynadan kendime baktım. Yüzüm solgundu, bunun sebebi içtiğim ilaçlardı. Kendime güzel bir makyaj yapıp kırmızı rujumu sürdüm. Hızlıca ucunda küçük bir kalp olan kolyemi giydim, artık hazırdım.
Aynadan kendime baktığımda artık yüzümün soluk olmadığını ve ev halinden kurtulduğumu fark ettim. Aklıma yine Timur geldi, yaşıyor muydu acaba? Yoksa katil mi olmuştum?
Bir güzel banyoyu toplayıp aşağı indim. "Ben çıkıyorum bugün gelmem beklemeyin beni" Salona seslendim ancak önüme döndüğümde babam tam karşımda bana bakıyordu. "Her saat beni ara tamam mı kızım?" Başımla sessizce onayladım. Uzanıp babamın yanağına öpücük kondurup çekildim. "Hadi gittim ben bay" Hızla kendimi evden dışarı attım, uzaklaşmalıydım babamın fikri değişmeden.
Arabaya binip çantamı yan koltuğa koyup, arabayı çalıştırdım ve gaza bastım.
Radyo bu sıkıcı yolu daha az katlanılmaz yapıyordu. Gözlerim elimdeki nişan yüzüğüne takıldı. İstenmeyen bir yüzük o parmaktaydı, çıkarmayı düşündüm ancak bundan hızla vazgeçtim. Uzun süren yolculuğun sonunda buluşacağımız o yere ulaştım sonunda. Çantamı alıp arabadan indim.
Soğuk hava suratıma sert bir şekilde vurmuş, bu da benim üşümeme sebep olmuştu. İlerde montlarına sarılmış Ela ve Ferah'ı gördüm, onlara doğru ilerlerken onlarda beni görüp gülümsemişlerdi. İçerden şarkı sesi geliyordu ve bu çok hoştu nedense.
Kafayı yedik galiba ya biz sonunda.
Saçmalama istersen.
Kızlarla sarılıp ayrılıp içeri girmiştik çünkü gerçekten dışarısı soğuktu. "Havalar soğumuş değil mi Asel abla bu konu hakkında ne düşünüyorsun?" Ela'ya alık alık baktım. "Ben hava durumu sunucusu muyum Ela? Bana ne soruyorsun?" Ela gülüp sandalyeye oturdu.
"Ay ne bileyim yani böyle gelmişsin diye şey ettim ben" Ferah ise normal bir şeymiş gibi bakıyordu. "Ferah senin Ela'yı neden döndüğünü anladım canım, hak veriyorum" Ela ise biraz önce gülerken şimdi somurtuyordu. "Hiç somurtma Ela, bak sonunda biri bana hak verdi" garson gelip siparişlerimizi aldı. İçecek olarak genelde alkol olduğu için sadece vişne suyu istemiştik Ela ile birlikte, Ferah ise ayran istemişti.
Alkolden nefret ederdim ancak içine de karışmazdım, bir süre sohbet ederken siparişlerimiz gelmişti.
Ela vişne suyundan bir yudum alıp suratını eşkitti. "Bune be? Acımsı bir tadı var bunun" ben de içip baktığımda haklı olduğunu gördüm. "Bişi olmaz için işte o kadar aldık" Ferah'a gözlerimi belertmiş bir şekilde bakıyordum. "Çok seviyorsan al sen iç" Omuz silkti. "Canım ben vişne suyu istemedim siz istediniz için şimdi onu" İkimizde bir şey demeyip yemeğimizi yemeye başladık. Aradan bir sürü geçmişti ve artık vişne suyunu sevmiştik, ben 2 Ela ise 3 bardak içmişti.
Dünyamın döndüğünü hissediyordum. "Yerinizde durun ya,neden dönüp duruyorsunuz?" Ela ise bir eliyle kafasının üstünde bir şeyler sayıyordu. "Biz dönmüyoruz sen dönüyorsun" Ferah'ın sesi çok uzak yerlerden geliyordu. "Ferah uzaktan uzaktan konuşma bana!" Ferah'ın gülme sesi gelmişti kulağıma.
"Siz uçmuşsunuz çoktan" Midem bulanıyordu. Kusma isteğini son anda geri çevirdim. "Midem bulanıyor" Ela ise tabakla sohbet ediyordu. "Kalkın tuvalete gidiyoruz hadi. Ela tabak seni dinliyip cevap veremez aptal kalk" Biri kolumdan tutup kaldırdı beni. Havalandım sanki. "Ben uçuyorum. Ben uçuyorum!" Bir süre sonra hareket ediyordum ancak gerçeklikten çoktan kopmuştum. Duvar konuşuyordu.
"Hayırdır kardeş? Sorun mu var?"
Adım atmayı bırakmıştım. "Asel duvar o,rahat bırak duvarı" tekrar kolumdan çekiştirip beni lavaboya soktu. "Ben kimim?" Ela aynaya bakıp konuşuyordu. "Sen kimsin?" Dediğimde, Ferah'ın sinirli sesi geldi. "Siz salaksınız"
Ela bir tuvalete girmiş öğürüyordu. "Sen hiç üzülmez misin Ferah?" Güldü. "Beni kimse üzemez Asel, beni üzenler şu anda mezardalar" Bir yandan öğürüp bir yandan onu dinliyordum.
"Ne yani ben seni üzdüm diyelim, mezara mı gireceğim?" Omuz silkti. "Sen ayrısın kardeşim" bu beni gülümsetmişti. "Sağol kardeşim" Dedim, Ela ise son darbeyi vurmuştu. "Biri bana yardım edebilir mi? Yoksa tuvalete kafam girecek!" Ferah hızla oraya koşup ona yardım etti.
Zorlukla Ferah bizi eve getirmişti.
-Ertesi gün-
Sabah keskin bir baş ağrısıyla uyanmıştım. "Kafama hanginiz vurdu ya?" Yatakta doğrulup oturduğumda başımın ağrısına bir de mide bulantısı eklenmişti. Gözüm Ela' ya çarptığında benden farklı olmadığını gördüm. "Sarhoş oldunuz, vişne suyunuz alkollüymüş"
Yüzü ciddi oldu. "Bunu yapanlar bugün sabaha karşı ölü bulundu, bir işaret bırakmış. Ha bi de not" Ne notu dercesine baktığımda güldü. "Notta şu yazıyordu. 'Kimse ona bunu yapamaz sonu ölüm olur. Benim gözümden sakındığım birine kim ne yaparsa bedeli ölüm olur' Bu yazıyordu"
ben ve Ela öylece bakakalmıştık, kim içindi acaba o not? Emre yapmış olabilir miydi acaba? "Kim yapmış? Altında harf var mı?" Başını salladı. "Hayır yok sadece küçük kalpli bir kolye varmış" O bunları nerden biliyordu? "Sen bunları nerden biliyorsun Tamay?" Ela ise dediğimi doğru bulmuş gibi baktı. "Atıf Sancar sayesinde, adam her şeyi ötüyor bana ben napayayım?" Atıf Sancar mı? O da kimdi be? Tamay bir işler çeviriyordu ancak şimdilik onu geriye bıraktım. Dün gece ne olmuştu? Kıyafetlerimle uyuduğumu fark edince yüzüm buruştu.
"Neden üstümü değiştirmedim ki?"
Ela ise üstündeki kusmuk izine bakıyordu. "Gece kötü geçmiş anlaşılan, Asel şu halimize bak ya! Hanfendi üstümüzü değiştirmeye bile yaklaşmamış, tabi o sarhoş olmadı!" Tamay ise umursamaz bir tavırla banyoya girdi. "Konuşucağınıza kalkıp duş alın alkol kokuyorsunuz ve Ela sen kusmukta kokuyorsun! Kıyafetleri dolaptan alabilirsin Asel"
Ela kendini kokladı. "Abla! Çok iğrenç kokuyorum! Biri beni camdan atsın lütfen" Kalkıp dolaba ilerleyip açtım, burda sadece pantolon ve tişört vardı? "Yanlış dolap galiba, burada benim giyeceğim hiç bir şey yok ki?"
Ela gülüp elini omzuma attı, burnuma kusmuk kokusu dolunca yüzüm buruştu. "Ela uzak dur benden çok kötü kokuyorsun" Ela ters ters baktı. "Duş alacağım ya tamam Allah Allah, ayrıca kıyafetleri onun böyle istersen dolabımdan giyenebilirsin"
Sessizce onun odasına gidip kıyafetlere baktım.
Gözüme çarpan mavi bir uzun kollu elbise ve bej orta kalınlıkta topuklu bir bot almıştım elime. Bugün gelinlik bakmaya gidecektik ancak hiç istemiyordum.
Hızlıca bir banyo yapıp üstümü giydim, saçlarımı kurutup bir topuz yaptığımda yüzümün daha da soluk olduğunu gördüm, ancak ayna da sanki arkamda Timur var gibiydi,hayaldi biliyordum. Banyodan çıkıp aşağı indim.
"Günaydın herkese"
Tamay ve Ela ailesiyle yaşıyorlardı, evleri kocamandı.
Bizimde evimiz kocaman Asel.
Doğru haklısın yani buradan daha büyüktü galiba.
"Günaydın kızım" Verda teyzeye gülümseyerek oturdum. "Yarından sonra ki gün düğünün var değil mi Aselcim?" Fırat amcaya kafamı salladım.
"Evet Fırat amca, kızlarla çıkıp gelinlik bakacağız zaten bugün" Ela gelip günaydın diyip oturmuştu. "Aseliş ne zaman çıkıyoruz şekerim?" Ona ters ters baktım. "Aseliş ne ya ve şekerim? Başka bir şey tercih ederim" Omuz silkti. "Maalesef kalmadı bunlar var sadece" Göz devirip önüme dönmüştüm. Midem hâlâ biraz bulandığı için sadece kahve içtim.
Yemekten sonra kızlarla çıkıp gelinlik bakmaya gelmiştik, babam burayı kapattığı için sadece biz vardık.
"Asel biraz fazla mı zenginsiniz? Babana sorsana evlatlık çocuk istiyor mu diye?" Ferah onun ensesine bir tane vurmuştu. "İnsan satıcısın Ela! Babam fakir mi lan?" Gülerek onlardan kopup gelinliklerde bakmaya başladım.
Hepsi güzeldi ancak sevdiğim adamda giymeyi isterdim. Gözüme sade ve güzel bir gelinliği aldım. "Kızlar buraya baksanıza, sizce nasıl?" Ela yanıma gelip elimden aldı. "Sen ciddi misin? Düğünün bu Asel güzel ve gösterişli bir şey giysene"
Başımı hayır anlamında salladım. "Güzel işte bu alıp çıkalım, ben beğendim"
Tamay yanıma gelip gelinliğe ve bana baktı.
"Seni şişman gösterir ve kesimi kötü ayrıca saçlarınla uymaz. Alacaksan saçını boyatmak zorundasın"
Dediğinde hızla elimdekini bıraktım, saçlarımı asla boyatmam. "Başka bakabiliriz aslında"
Saatler sonra en son iki tane arasında kalmıştık ve oy çoğunluğu ile almıştık sonunda. Askılı ve hafif kabarık bir gelinlikti, isteğim üzerine karın kısmına küçük kelebekler eklenecekti. Kızlar yırtmaçlı almam için zorlasa da yırtmaçsız almıştım, simleri çok hoşuma gitmişti.
Gelinlikçiden çıkınca ayrılmıştık, onlar eve giderken ben de kendi evime gittim. Eve dönene kadar akşam olmuştu,babama gelinliğimi gösterdiğimde çok beğenmişti ve duygulandığını belli etmemeye çalışmıştı.
Odama çıkıp üstümü değiştirip yatağa oturdum ve Evza'ya fotoğraf attım gelinliği. Ondan olumlu bir dönüş almış ve uyumuştum.
-2 gün sonra düğün günü-
Sabah uyanıp hızlıca üstüme bir şeyler giyip kuaföre gelmiştim,kızlarda beni burada bekliyorlardı. Ela pembe kısa, simli bir elbise ve beyaz topuklu bir ayakkabı giyecekti.
Evza ise mavi bir kısa elbise ve mavi topuklu bir ayakkabı tercih etmişti. Tamay'ı zorla elbise giymeye ikna etmiştik, kırmızı bir elbise ve siyah topuklu bot giyecekti üstüne de siyah deri ceket istemişti.
Saçlarımız ve makyajımız yapılırken kızlar şarkı açmıştı.
Güzeller içinden,
Bir seni seçtim
Kalbimi sana,
Ben sana verdim
Güzeller içinden,
Bir seni seçtim
Kalbimi sana,
Ben sana verdim
Ela ve Evza kalkıp oynuyorlardı. "Sakin olun akşam yeterince oynayacaksınız, oturun hadi" Kızlar gülüp beni hiç takmadan devam ettiler. Benim de makyajım bitince onlara katılmıştım. Akşam herkes Ankaralı gelini ve onun sülalesini görecekti. Kızlarla oynamaya devam ettik bir süre, sonra hepimiz giyinmiştik ve herkes o kadar güzel olmuşlardı ki onlara hayran kalmıştım.
Ben de gelinliğimi giymiştim altına ise orta kalınlıkta topuklu ayakkabı giymiştim çünkü incelerde kayıp düşme tehlikem vardı.
"Çok güzel olmuşsunuz kızlar" Onlara gözlerim dolu dolu bakmıştım. "Asıl sen çok güzel olmuşsun Asel" Gülüp kızlara tek tek sarıldım, babam ve Emre girdi içeri. "Güzel kızım çok güzel olmuşsun, sizde öyle kızlar" Hepimiz gülümsemiştik,babam yanıma gelip ellerimi tuttu. "Burada bir evin olduğunu sakın unutma babacım. Sana kapım her zaman ve sonuna kadar açık, Allah utandırmasın" Emre'ye bakıp onu yanına çağırınca Emre hemen ileri doğru geldi.
"İlk önce Allah'a sonra sana emanet, gözünden tek bir damla yaş düşerse kendine mezar kaz anladın mı?"
Emre gülümsedi. "Anladım, merak etmeyin bana emanet"
Göz devirdim istemsizce. Kimseye emanet değildim ben, eşya mıyım be? Emre'nin koluna girip yürümeye başladık. Kızlar bizden önde gidip çocukları çekiyorlardı.
Dışarı çıkınca soğuk suratıma sert bir şekilde vurmuştu, sağda ki bir araba dikkatimi çekti siyahtı ve içerisi gözükmüyordu ancak izlendiğimi hissediyordum. Emre baktığım yere bakıp bana doğru eğildi hafiften. "Bir sorun mu var?" Başımı hayır anlamında salladım.
"Yok,sadece araba dikkatimi çekti o kadar gidelim" Saçlarım topuz olduğu için rahattım ancak duvağım yerlere değiyordu. Kesinlikle bana maaş vermeleri lazım çünkü yerleri süpürdüm şuan da.
Arabaya binip düğün salonuna geldik, kızlar hızla arabadan inmeme yardım ettiler.
"Ya Asel çok güzelsin gözlerim doldu şuan. Tü tü maşallah"
Babam yanıma gelince Ela çekildi. Babam kırmızı duvağı takıp çekildi sonra kırmızı kurdele bağladı. Ne kadar mafya olsada geleneklerden ve adetlerden vazgeçmiyordu. Ağlamıyordum çünkü akşam zaten geri eve dönecektim. Herkes gidince ben ve Emre bekleme odasına geçmiştik. İçerden müzik sesleri geliyordu, ve affet beni sevgilim çalıyordu.
Bizim çıkma zamanımız geldiğinde Emre'nin koluna girdim. "Hazır mısın?" Zoraki gülümsedim.
"Hazırım" Değildim.
Fikrimin İnce gülü çalıyordu.
Biz ikimiz çıkıp sahneye doğru yürümeye başladığımızda herkes bize bakıyordu, stres olmuştum ve bir parmağım diğer parmağımın etini koparıyordu. Evza gelip çiçeğimi almış geri çekilmişti. Biz ise hızlıca sahneye çıkıp dans etmeye başlamıştık. Dans şarkısı,birden geldin aklımaydı.
İkimiz dans ediyorduk ve ben hiç istemiyordum.
Bitsin gidelim derdinde olan ben birazdan bu lafımı yiyeceğimi nerden bilebilirdim ki?
Dans bittikten sonra Emre gidip oturmuştu, bizler ise sahnede oynuyorduk. Kızlar hiç çekinmeden oynuyordu.
Dünden razılar bence bunlar dimi Asel?
Evet evet şimdi izin ver oynayayım.
Ela yanıma gelip önümde eğilince elime ne zaman geldiğini bilmediğim parayı alnına yapıştırdım. Tamay ise gülerek elleri havada oynuyordu.
Gözüme içeri giren abim göründü, hiç bir şey demeden geçip oturunca kırıldım. Bana bakıp gülümsedi ve o an bütün kırgınlığım gitti.
Pişman olacaksın Asel:)
Sus sen olmayacağım abim o benim!
Oynamaya devam ettim,ellerim havada oynuyordum. Oturanlar ise alkışlıyorlardı. Sonra şarkı durdu. Neden durduğunu anlayamadan başka bir şarkı başladı.
Uykudan uyanmış
Arkamı hızla döndüm. Bu şarkıda neyin nesi?
Gülermiş,bakarmış
Annesi onu çok öpermiş,severmiş
Annem beni hiç öpmedi ve sevmedi.
Okula gidermiş, yazarmış,çizermiş
Babası onu çok öpermiş,severmiş
Annesi onu çok
Babası onu çok
Ve bomba düştü, kapıdan içeri giren iki kişi vardı. Timur ve Murat.
Ölmemiş...
"Kusura bakmayın düğününüzü böldüm ve iyiki de yaptım dimi Murat?" Gözlerim dolu dolu olanları izliyordum. Emre hızla yanıma gelmişti.
"Ne demek bu Kandelen? Ne hakla düğünümüzü basarsın?" Babam sert bir sesle konuşmuştu.
"Asel evlenmeyecek. Borcunu ödedim,Asel için. Bu şarkıyla neden geldiğimi düşünüyorsunuzdur siz kesin şimdi" Şuan hiç bir şey anlamıyordum. Birinin beni oturttuğunu hissettim ama tepki bile vermedim.
"Gökçe Atasoy" Annem. "Kalp krizi geçirmiş, Asel'e bir mektup bırakmış ve maalesef vefat etmiş" Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Annem ölmüştü...
Gerçek miydi bu? Lütfen gerçek olmasın.
Beni neden sevmedin anne ben seni bu kadar severken?
"Birinin annesi onu sevmiyorsa o kimsesizdir zaten"
-BÖLÜM SONU-
Başı Güzel sonu duygusal sizi biraz karıştırdım sizce yeni bölümde neler olacak?
Bölüm etkileşimi
