4. bölüm / 5
AYNADAKİ YÜZ3.BÖLÜM. ACI GERÇEKLER
Bölümler 5Şu an: 3.BÖLÜM. ACI GERÇEKLER
- 1 GİRİŞ439 kelime
- 2 1.BÖLÜM.BEN KİMİM?1.406 kelime
- 3 2.BÖLÜM.1.996 kelime
- 4 3.BÖLÜM. ACI GERÇEKLER1.736 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4.BÖLÜM. DÜĞÜN2.181 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar:)
--
-Asel'den-
Sabah gözlerimi zar zor araladığımda odamda değildim. Nerede olduğumu bile bilmiyordum. Gözüme gelen ışık ve hastane kokusu beni şüphelendirmişti. Dün babamla uyumuştum.
Babam nerdeydi? Kafamı yavaşça kaldırıp baktığımda bir hastane odasında olduğumu gördüm. Bir sürü kişi vardı. Babam,abim,Evza,Tamay, Timur. Bi dakika Timur mu? Onun burda ne işi vardı?
Babam nasıl izin vermişti buraya gelmesine? Evza yanı başımda seruma bakıyordu. Hızla doğrulduğumda herkes bana bakmıştı. "Ne oldu bana?" Babam yanıma gelip saçlarıma öpücük kondurdu.
Benim bakışlarım Timurdaydı. İkimiz de birbirimize bakıyorduk. Gözlerinde anlam veremediğim bir ifade vardı. "Hastanedesin babacım. Gece kriz geçirdin biz de seni hastaneye getirdik." Kriz mi? Ben neden hatırlamıyordum? "İyi misin abicim?"
Bakışlarım abime döndü. O babamla düşmandı neredeyse ama buradaydı. Başımı salladım ama iyi olduğum söylenemezdi. Bakışlarım herkesin üzerinde gezindi. Ferah Tamay da buradaydı. Yanında bir kız daha vardı. Bakışlarımı hissetmiş gibi konuştu. "Ela kardeşim bahsetmiştim." Başımla onayladım sadece. "Onun ne işi var burada baba? Düşmanımızın burada ne işi var?"
Bakışlarımın hedefi Timur ve babamdı. Timur gözlerini kapatıp açtı. "Senin düşmanın değilim ben Asel. Bana öyle bakmayı kes." Alaycı bir şekilde güldüm. "Nasıl bakmalıyım size Timur bey? Beni kaçıran bir insana nasıl bakmam gerekiyor söyler misiniz?" Çaresizdi sanki.
"Kaçtın sen! Sana bişi oldu sandım! Kafayı yedim çünkü sen ormandan korkarsın! Küçükkende sevmezdin ormanı ama ormanın içine dalacak kadar kafayı yemişsin! Ya Ferah gelmeseydi Asel? Ne olacağını düşündün mü?"
Yutkundum. Gözlerim babama döndüğünde ona bakıyordu. Elleri yumruk halini almıştı. Abime baktım. Ona haklıymış gibi bakıyordu.
Benim abim ona haklı gibi bakar mı?
"Hastayı biraz yalnız bırakabilir miyiz dinlensin. Lütfen herkes dışarı." Evza kurtarmıştı beni. Hızla Tamay atıldı. "Evza haklı biraz dinlensin hadi dışarı. Ela yürü kardeşim." Herkes çıktı bir tek Timur en son çıkarken bana baktı.
"Sağol Evza." Yanıma oturdu. "İyi misin kardeşim?" Gözlerim dolduğunda buruk bir şekilde gülümsedim. "Değilim Evza iyi değilim. Bir darbe benden hayatımı aldı." Elleri yüzümü buldu. "Şş öyle deme. Hayatın sende ve sende kalacak. Birlikte savaşacağız Asel. Ben kardeşimi diğer yanımı bırakmam."
Hemşire olarak değilde bir hasta olarak bu hastaneye gelmek kötü hissettiriyordu. "Haklısın ama ben nasıl savaşacağımı bilmiyorum Evza." Bir eli yüzümden inip elimi tuttu. "Ben öğretirim sana. Kardeşler öğretir her şeyi birbirine." Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Evza bana sarıldı. Vücudum titremeye başladığında krizin geldiğini hissettim. Bastırmak için kendimle mücadele ettim. "Asel kriz geçiriyorsun!" Titremelerim gittikçe artarken Evza hızla ayağa kalktı.
Gözlerim bulanıklaşıyordu. "Evza-" Bütün vücudum kaskatı kesilmişti. Gözleri dolmuştu. "Sakın bırakma kendini! Asel yalvarırım kardeşim!" Ben bugüne kadar hiç normal bir kriz geçirmemiştim. Bana ne olacaktı? Beni bu hâle getirenler utanacaksa ölmeye razıydım. Kapı hızla açıldı. İçeri ilk giren Timur Kandelendi. Onu görmek istemiyordum ama titremelerim azalmıştı.
Hızla yanıma gelip bana sarıldı. İtmek istedim ama hareket edemedim. Diğerleride içeri girmişti. "Geçti buradayım geçti." Babama baktığımda gülümsüyordu. Titremelerim azalmıştı. Onun kokusunu içime dolduğunda gözlerim kapanmak üzereydi. "Kimsin sen Timur?" Beni saklamıştı. O an hissettim. O hayatımda öylesine bir yere sahip değildi.
Gözlerim kapanacakken konuştu. "Senin için kimsem o kişiyimdir ben Asel." Bütün vücudum karanlığa gömüldü.
Bir yerdeydim. Ormandı burası. Korku bütün bedenimi sarmıştı. Ağlayan bir ses duyduğumda arkamı hızla döndüm. Küçük bir kız ağlıyordu. Bu o kızdı o evdeki kızdı. Üstelik orman tanıdıktı. "Asel nerdesin ses ver!" Başka küçük bir çocuk sesi duyduğumda tekrar arkamı döndüm. Bu çocuk Timur'a benziyordu.
Uzaktaydı. Bu tarafa doğru geliyordu. "Buydayım timuy" Timur mu? Olduğum yerde kaskatı kesildim. Timur dedi burdayım dedi çocuk Asel dedi. Asel bendim. Küçük Timur hızla koşup Asel'i kaldırdı. "Korktun mu? Bak ben burdayım korkma." Küçük Asel burun kıvırdı. "Ben koykmam aptal! Asel Atasoy'um ben" Küçük Timur göz devirdi. "Aptal egolusun Asel. Ya sana bişi olsaydı? Ayrıca ormana neden gittin tek başına?" Hem konuşuyor hem de Asel'in üzerindeki kirleri temizliyordu.
"Saklambaç oynuyoyduk ya,ben de eyde sakyanacak yer buyamadım çüykü beni heyen buyuyordun" konuşması tatlıydı küçük Asel'in. Aklım hâlâ o çocuğun Timur olması ve küçükken Timur'la dost olmamdaydı. Anlamıştım şimdi Timur'un dediklerini.
Çocuklar ilerleyip eve girdiler ben ise dışarda öylece kaldım. Saatler geçti belki ama hareket dahi etmedim. Uyanmak istiyordum gözümü açıp ona sormak istiyordum. Sesler geliyordu onları duyuyordum ama hiç bir şey diyemiyordum. Karşımdaki ev Timur'un beni kaçırdığı ev olduğunu anlamıştım şimdi. O beni küçüklüğümüze kaçırmıştı. Evin içine girmeye korkuyordum. Daha fazla şey görüp canımın acımasını istemiyordum. Ormana doğru baktığımda karanlık ormanı korkunç hâle getirmişti.
Işığa doğru daha da gittim ve oturdum yere. Birinin yanıma oturduğunu hissedince irkilip baktım. Timur'du ama bu büyük Timur'du. "Sen buraya nasıl geldin?" Sustu. Konuşsun istedim ama o sustu. "Gerçek değilim." Yüzüme baktığında Timur gibi bakıyordu. Gerçek değildi biliyordum ama nasıl gelmişti?
"Gerçek değilsin ama burda ne işin var? Sende mi böyle şeyler görüyorsun?" Hayır anlamında başını salladı. "Ben senin hayal ettiğin bir şeyim. Uyanman gerek Asel. Uyan." Bir anda yok olduğunda hızla ayağa kalktım. Nereye gitmişti? "Hey nerdesin! Geri gel korkuyorum!"
Sıçrayarak gözümü açtığımda herkesin bakışlarını çekmiştim üzerime. Timur endişeyle yanıma geldi. "İyi misin? Terlemişsin kabus mu gördün?" Ona gözlerimi kırpıştırarak bakıyordum.
Kendimden beklenmedik bir şey yapıp ona sarıldığımda vücudu kaskatı kesilmişti. Şaşırmıştı beklemiyordu ben de kendimden beklemiyordum.
"Asel kardeşim napıyorsun?" Abim Anıl'ın sesini duyduğumda bile umursamadan ağlamaya başladım. O ise şaşkınlığı bırakıp sıkı sıkı sardı beni.
"Ağlama. Sen ağlayınca çok çaresiz kalıyorum ağlama." Bunu benim duyacağım şekilde söylemişti. "Unuttum ben seni. Nasıl dayandın bu acıya? Ben dayanamıyorum bu acıya" Elleri saçlarımı bulup okşadı. "Senin bir yerlerde mutlu olduğunu bilince varsın ben mutsuz olayım Asel. Elbet hatırlarsın beni dedim. Sende üzülme." Gözlerim babamı bulduğunda dolmuş gözlerle bana bakıyordu.
"Beni kaçırdığın ev bizim küçüklükteki evimiz mi?" Ondan ayrıldığımda kısa süreliğine arkasını dönmüştü bana.
"Öyleydi." Başımı salladım. "Neden söylemedin bana? Karşıma çıkıp deseydin ya bana kim olduğunu." Nerde olduğuma bile bakmamıştım ama yeni fark ediyordum evde olduğumu. Benim odamdaydık. Babamlar vardı. Kızlar da bir köşede sessizce bizi izliyorlardı.
"Yapamazdım çünkü seni korumak zorundaydık." Tam konuşucakken babam öne doğru geldi. "Yeter bu kadar. Kızım iyi gördüğün gibi evimden git. Kandelenler bu eve giremez." Babam keskin bir sesle söylemişti bunu.
"Baba biraz daha kalsa? Konuşmak istediklerim var." Timur babama öldürücü bir bakış atıp silahını çıkardı. Korkuyla öne doğru atılmak istedim ama abim durdurdu. O da silahını çıkarınca korkuyla elim ağzıma gitti. "Yapmayın! İndirin silahları!" Söylediklerimi kimse umursamadı.
"Sakin ol kızım" Babama baktığımda sakin bir şekilde Timur'a bakıyordu. Gözlerim Tamay'a değdi o da hissetmiş gibi bana baktı. "Bir şey yap lütfen öldürecekler birbirlerini" Omuz silkti. "Ben ne yapabilirim ki?" Haklıydı ki ne yapabilirdi ki? Ayağa kalktım. Timur'un karşısına geçtim. "Yapma. Babama ve abime dokunursan olacaklardan sorumlu olmam." Gözleri bana değdi. O gözlerde ben ölüm gördüm.
Babamı öldürmek istiyordu. Benim canımı benden almak istiyordu. Kimse babamı alamazdı benden.
Kim bilirdi ki bir gün bunu söylediğime pişman olacağımı?
"Kızım çekil şurdan!" Babama bakmadım bile. "Çekilmem! Seni vuracak görmüyor musun?" Babam kolumu tuttu. "Vuramaz,gel şöyle" Gelmediğimi görünce derin bir nefes aldı. "Hadi kızım gel babacım güven bana." Gözlerim dolu dolu babamı dinledim.
O sırada kapı açıldı içeriye annem girdi. "Bu Timur varya Asel! Sana vuran ve senin geçmişini unutmanı sağlayan kişi!" Adımlarım dondu. "Ne?" Babam yüzünü sıvazladı. Tek tek sırasıyla babama,abime, Timur'a baktım. "Gerçek mi bu?" Timur'a baktım o da bana bakıyordu. Gözlerinde pişmanlık vardı. "Doğru" Susmasını istedim devam etsin istemedim. "Sana vuran bendim. Benim yüzümden unuttun her şeyi."
Çok normalmiş gibi konuşuyordu. Babama baktım. "Sen biliyor muydun?" Bana suçlu bir şekilde baktı babam. "Biliyordum." Kalbimin parçalandığını hissettim. Elim kalbime gitti. Acıyordu bir şey acıyordu. Neresi acıyordu? "Nasıl?" Dudaklarımdan tek çıkan şey nasıl oldu. Sırtıma bir sürü bıçak battı.
Gözlerim abimin elindeki silaha değdi. Kendime düşünme payı vermeden öne doğru atılıp silahı aldım. Abim almak için hamle yapacaktı ama izin vermedim.
Silahı Timur'a doğrulttum. Tam kalbine.
Bir bana bir silaha baktı. Herkes susmuştu. "Benim kalbim acıdı senin yüzünden! Unuttum lan ben herşeyimi. Sevdiklerimi unuttum,ailemi unuttum! Yanına bırakır mıyım sanıyorsun? Belki seni kandırıp kalbini acıtamam ama gerçek anlamda kalbini acıtırım!"
Öne doğru gelmeye başladı. "Napıyorsun?" Bir adım geriledim. "Vur hadi. Vur acıt beni ama unutma zaten acıyor zaten ölmüşüm. Pişman değilim bir daha olsun bir daha yapardım iyiliğin için." Sol gözümden bir yaş aktı. "Sıkarım bak!" Bir eli silahı kavradı ve kalbine koydu. "Sık" Elim tetikte titriyordu. Herkes nefesini tutmuştu sanki. İçeri Murat girdi. Bir Timur'a baktı bir bana bir de elimdeki silaha.
"Asel napıyorsun! İndir o silahı!" İndirecektim zaten vuramazdım ben kimseyi. Bir anda bir silah sesi duyuldu. Korkuyla elimdeki silah düştü. Ateşlemiştim ateşi. Timur'un gözlerine baktığımda donup kalmıştı göz bebekleri. Gözlerim kalbine indi gömleği kıpkırmızı olmuştu.
"Timur!" Murat koşup onu tuttuğunda düşmüştü yere. "T-timur" Gözleri hâlâ bendeydi. "Seni sevdiğime pişman değilim gün ışığı."
Dizlerimin üstüne düştüm. Babam beni tutmuştu. "Yapma Timur! Dayan ne olur dayan. Ben isteyerek yapmadım nolur dayan!" Gözleri kapanıyordu. Bir sürü koruma girdi içeri. Hepsi Timur'u aldı götürdü. "Nereye! Tedavi edilmesi gerek!" Murat hâlâ gitmemişti. "Ne istiyorsunuz ulan bizden! Senin iyiliğin için yaptı! Yapmasaydı ölüyordun aptal! Sen onu öldürmeye çalıştın!"
Gözyaşları içinde kafamı salladım. "Bilerek yapmadım! Öldürmek istemedim! İndirecektim silahı!" Murat arkasını dönüp hızla gitti. "Evza sakinleştirici getir!" Babamın kolunun arasında çırpınıyordum. "Katilim ben! Katil oldum! Bırakın! Bırakın ellerimde kan var! Bırakın" uyuştuğumu hissediyordum. İğne yapılmıştı.
"Uyumak istemiyorum!" Ancak çok geçti gözlerim kapanmak üzereydi. Anneme baktım en son. Bunu yapmak zorunda değildi. Bunu bugün yapmak zorunda değildi. Gözlerim kapandı karanlığa gömüldüm.
-1 hafta sonra-
-İlahi bakış açısı-
Asel tam bir haftadır uyuyup uyanıyordu. Uyandığında kriz geçirip uyutuluyordu. Babası çaresizdi. Timurdan haber yoktu. Öldü mü yaşıyor mu kimse bilmiyordu. Timur Kandelen ortalıktan yok olmuştu. Evza hep Asel'in yanındaydı. Tamay her gün onu ziyarete geliyordu. Asel son iki gündür nefes alamaz hâle gelmişti. Oksijen maskesi takılıydı. Asel hastalanmıştı Timurdan sonra. Birbiri için yaratılmış gibiydiler birine birşey olunca diğeri de hissediyordu.
Anıl kardeşinin odasına giremiyordu. Suçluydu. O silahı almasına izin vermemeliydi. Furkan Atasoy karısının yüzüne bakmıyordu. O an oraya gelmeseydi hiç bir şey olmayacaktı ama o geldi. Asel küçükken her düştüğünde annesi ona kızardı. Annesi onu bir kere bile uyutmadı dizlerinde. Çok istedi Asel.
Asel Atasoy ve Timur Kandelen ne olacaktı onlara? Tutunacaklar mıydı yaşama?
Tamay yine ziyarete gelmişti. "Durumu nasıl?" Evza ona sarıldı. "İyi değil ama iyi olsun istiyorum kalksın istiyorum." Tamay ve Evza bir yere oturdular ancak bakışları hâlâ ondaydı. "Dünden kötü gözüküyor. Kalp atışları daha da azalmış." Evza masadaki kahveyi ona verdi. "Öyle ama benim kardeşim güçlüdür dayanır." Dayanamadı. Tam o anda monitörden bir düz ses geldi. Bu Asel'in kalbinin durduğuna işaretti. Günlerdir verilen ilaçlara dayanamıyordu vücudu. "Asel!" Evza hızla koştu. Tamay çığlık attı. Asel'in babası,abisi içeri girdi. "Kızım! Ne oluyor kızım! Cevap ver Evza neler oluyor." Babasının sol gözünden bir yaş düştü yere. "Kızım bırakma beni babam. Bırakma bak ben burdayım. Korkma babam."
Asel korkmadı. Tutunmaya çalıştı. Sevdiklerinin feryatlarını duydu Asel. Uyanmak kalkmak istedi.
'Yaşamak isteyen her kişi bir ölüdür...'
-BÖLÜM SONU-
Bölüm etkileşimi
