AYNADAKİ YÜZ kitap kapağı

3. bölüm / 5

AYNADAKİ YÜZ

2.BÖLÜM.

Vaveyla Yazarı: Reyhan A.L.D.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 2.BÖLÜM.

İyi okumalar:) (:
--
"Nereye gidersen git baktığın ayna da bile ben olacağım."

Asel'den-

Herşey üst üste gelmişti ve artık ne yapacağımı bilmiyordum. Kaçırılmıştım ve benden sakini yoktu. Kendimi ait olduğum yerde gibi hissetmem normal mi acaba?

Timur neden bayıldığımı anlatmış daha sonra yemek getirmişti. Çok açtım o yüzden düşünmeden yedim. Şimdi n'olacaktı bana? Unuttuklarıma ne olacaktı? Timur'u neden unutmuştum? Hayatımdaki yeri neydi? Onu bu hâle çevirip beni kaçıran şey?

Yemekten sonra biraz uyumak istemiştim oda itiraz etmemişti. Beynimi çok zorladığım için bayılmışım.

Uyuyamıyordum ne yapsam olmuyordu. Ayağa kalkıp odadan çıktım. Ev sessizdi ama salondan gelen şömine seslerini duyuyordum.

Adımlarım oraya döndüğünde ona sormam gerekenleri hazırladım ama emin değildim. Belki de duymak istemiyordum söyleyeceklerini?

Geri dönecekken sesini duydum. "Geldin bir kere gel,şömineyi yaktım ısın hava soğuk" Adımlarım tekrar oraya döndü. Korka korka gittim ama bu korku bana bişi yapması değildi yüzleşeceklerimdi.

"Gitmiyordum bir kere geliyordum"
Salona girdiğimde şömine havaya hoş bir ışık ve sıcaklık yaymıştı. İlerleyip tekli koltuğa oturdum.

"Ne zaman beni bırakacaksın?" Bezmiş bir şekilde nefesini verdi. "Başladık diyorsun sorulara." Bana baktığında ben de ona bakıyordum o bana bir yabancı değilmişim gibi bakmıştı ben ise ona yabancı gibi.

Bu belkide onu kahrediyordu.

Bakışlarımdaki şeyi görmüş gibi önüne hızla dönmüştü. Eli yumruk halini aldığında sertçe konuştu. "Bildiğin hiç bir şey yok Asel. Bana öyle bakmayı kes düşmanın değilim!" Güldüm. "Babamın düşmanısın sana böyle bakmama yetmez mi? Üstelik beni kaçırdın. Benim için yabancısın. Geçmişte ne oldu bilmiyorum ama sana böyle bakmama beni suçlayamazsın." Bana bakmıyordu bile. Sadece bişiler mırıldandı.

"Kendim yaptım kendim buldum." Tek anladığım buydu. Ne yapmıştı acaba? Beni kaçırdığı için mi dedi bunu?

Olmamalı. Bunun için olmamalı bişiler var benden saklanan şeyler var. Kimse çektiğim ızdırabı görmüyordu. Ne biliyordu Timur Kandelen?

"Atasoy'ların simgesini biliyor musun?" Aniden gelen bu soruyu beklemiyordum. Cıkladım. "Bilmiyorum sen biliyor musun?" Başını sallamıştı.

"Atasoy'ların simgesi Tilki. Kandelenlerin ise Rüzgâr" Duymuştum. Rüzgar simgesini. Tilkiden de bazen abim bahsediyordu.

Sahi abim,babam nasıl daha benim yokluğumu fark etmemişlerdi?

"Kandelenleri duydum ama bazen bahsederdi abim Tilki'den Neden rüzgar?" Bana baktı. "Çünkü hiç bir şey rüzgara karşı koyamaz. Tilki ise kurnazdır. Siz Atasoylar kurnazsınız." Bize mi kurnaz dedi o? "Pardon biz mi kurnazız? Diyene bak sanki beni kaçırmamış gibi konuşuyor bir de"

Alaylı bir şekilde güldü. "Seni kaçırmanın neresi kurnazlık Asel?" Doğru söylüyordu. "Yani kabul ediyorsun beni kaçırdığını. Evet bu kurnazlık değil alçaklık!" Bu sefer ters ters bakıyordu. "Senin beni unutman ne peki Asel?" Bu sefer ters ters bakan bendim.

"Bana bak seni tanımıyorum bile. Ayrıca unutmamın sebebi ben değilim. Kafama darbe yedim diye unuttum! Ayrıca ben babamı istiyorum babamı ara konuşmak istiyorum!" Başını olmaz şeklinde salladı. "Konuşamazsın." Elimle hafifçe omzuna vurdum. "Pisliksin! Seninle normal konuşan da suç zaten!" Gözlerim dolmuştu. Babamdı o benim beni hisseder miydi? Canımın yandığını bilir miydi? Nerdeydi babam?

"Üzülme, baban iyi kaçırıldığını bilmiyor seni nöbette sanıyor." Ona dolu gözlerle baktığımda dayanamıyor gibi başını çevirdi.

"Lütfen bir kere konuşayım. Nöbette gibi davranırım." Başıyla onayladı ve telefonu çıkardı. Bana uzattığında ne kadar mutlu olduğumu bilir miydi acaba? Telefonu alıp ona sarıldım. Bu hareketimle bütün vücudu donup kaldı. Hızla geri çekilip telefona babamın numarasını girdim. Telefonu kulağıma götürüp açmasını bekledim.

"Alo? Buyrun kimsiniz?" Sesini duyduğumda ağlamamak için zor durdum. "Baba benim Asel." Önce kısa bir sessizlikten sonra konuştu babam. "Asel babacım nerdesin sen? Telefonlarını neden açıyorsun? Bu kimin telefonu? İyi misin babacım sesin kötü geliyor?"

Furkan Atasoy bir tek kızının önünde eğilen biriydi. Annemin önünde bile eğilmezdi. "İyiyim baba nöbetteyim ondan kötü geliyordur. Şarjım bitti arayamadım bu da bir arkadaşımın telefonu ordan arıyorum"

Babam kısa bir süre sustu. "Biri var mı yanında babacım?" Vardı baba bana bakıyordu ve baba beni kaçırdılar. Diyemedim hiç birini. "Kimse yok neden ki?" Derin bir nefes aldığını duydum.

"Eve gelsen olmaz mı kızım? Çok yoruluyorsun. Hem konuşmamız gerekenler var. Tehlikede olabilirsin. Kandelenler seni kaçırabilir." Timur'a baktığımda şömineye bakıyordu. "Baba ben-" Timur anında telefonu alıp duvara fırlattı. "Ne yapıyorsun sen!" Bana sinirle baktı. "Odana git Asel! Hemen!" Ayağa kalkıp telefona koştum. Kırılmıştı.

Gözyaşlarım ise akmaya çoktan başlamıştı. "BABAMLA KONUŞMAMA BİLE İZİN VERMİYORSUN! NAPTIM BEN SANA YA NAPTIM? EVİMİ İSTİYORUM!" sinirle kolumdan tutup kaldırdı. "Odana git dedim sana! Neden her şeyi kurcalıyorsun!" Odam değildi ki benim orası. Benim odam evimdeydi. "Odam yok benim. Odam evimde." Elleriyle yüzünü sıvazladı. "Yani odan burda çünkü evin burası. Şimdi çık odaya."

Onu geride bırakıp yukarı çıktım. Aşağıdaki kapı açılmıştı. Sessizce tekrar merdivenleri indim. Baktığımda kimse yoktu gitmişti.

Hızla çekmeceleri aradım. Bir çekmecede araba anahtarı bulduğumda içimde bir Filiz doğdu. Kaçabilirdim.

Timur kötü biri miydi?

Anahtarın yanında bir sürü iğne ve ilaç vardı hepsini cebime koydum. Lazım olabilirdi.

Hızla mutfağa koştum. Arka bahçeden kaçıcaktım. Pencereden kontrol ettiğimde kimse yoktu.

Kapıyı açıp çıktığımda ormanın içinde olduğumuzu gördüm. Nerdeydik biz?

Hızla ormanın içine doğru koşmaya başladım. Arada arkamı kontrol ediyordum ama kimse yoktu.

Yakında fark edilebilirdim. Hızlı olmam lazım. Evza'nın evine gitmem lazımdı.

-İlahi bakış açısı-

Timur evden sadece 10 dakikalık gitmişti. Bilmiyordu geldiğinde onu bulamayacağını.

"Eve sür Murat." Murat dikiz aynasından ona baktı. "Neden? Daha yeni gidiyoruz dedin. 10 dakika oldu evden çıkalı." Timur ters bir bakış attı. "İçimde kötü bir his var eve sür tekrarlatma bana." Murat bişi demeden sürdü eve.

Sessizlik her zaman felaketin habercisiydi.

Eve vardıklarında bir sürü koruma karşıladı onları. "Asel Odasından çıktı mı?" Koruma bilmiyorum dercesine omuz silkti. Timur onları bırakıp eve girdi. Timur yukarı çıkarken Murat merdivenlerde bekledi. Timur Asel'in odasına vardığında kapıyı tıklattı.

Açan olmadı. Gelme diyen olmadı.

Timur bir kez daha tıklattı bir umutla. Yine açan olmadı. Bu sefer kapıyı açıp içeri girdiğinde kimse yoktu. Hızla odadaki banyoya koştu. Onuda çaldı bir umut.

"Asel içerdeysen ses ver yoksa gireceğim!" Ses gelmedi gelsin çok istedi Timur.

Açtı kapıyı Timur ama kimse yoktu. "Timur Asel kaçmış mutfak kapısı açık. Çabuk gel." Timur'un kalbi korkuyla kasıldı. Korkardı o karanlıktan. Asel eskiden gelirdi bu eve ama hep ormandan korkardı.

Timur hızla aşağı inip mutfağa girdi. "Nerden kaçtı lan! Bir sürü adam dikmedin mi Murat? Korkar o ormandan,üşür çok soğuk hava çok üşür. Montunu bile almamış lan yanına! Bulun bana Asel'i yoksa kendinizi mezarda bulacaksınız!" Timur hızla kapıdan çıkıp ormana daldı. Bütün adamlar ormana arayışa çıkmıştı.

Timur korkuyordu. İlk defa böyle korkmuyordu. Asel onu unuttuğunda korkmuştu. Şimdide kaçmıştı ve Timur korkuyordu. Asel yanında olsa korkmazdı.

Gece oldu Asel yoktu. Timur'un kalbi artık taşıyamıyordu bu korkuyu. Bir çaydanlık ondan Asel'i alırken orman Asel'i vermezdi ona.

"Asel! Korkma biz burdayız!" Timur bağırdı duysun da korkmasın diye.

Bu saatten sonra Timur nasıl duracaktı? Nasıl dayanacaktı şimdi tekrar onun yokluğuna?

-Asel'den-

Saatler geçmişti ve gece olmuştu. Korku her tarafımı esir almıştı. Karanlıktı ve ben korkuyordum, hâlâ ormanın içinde geziyordum. Bir yol istiyordum sadece bir yol kurtuluş yolu. Yoktu her ne tarafa dönersem döneyim o yol yoktu. Kapan gibiydi ne tarafa dönersem döneyim aynı yerdi.

Önümü göremiyordum ve şu ana kez defalarca düşmüş ve ağlamıştım. Babam olsaydı sarardı yaralarımı. Abim olsaydı sarardı beni. Evza olsaydı düşmeme izin vermezdi. Biri daha vardı ruhumu saran kimdi o? Neden unuttum onu?

Düşünceler yine aklıma gelmeye başlamıştı bunlardan kaçmam gerekiyordu. Öyle yaptım kaçtım hepsinden her zaman ki gibi.

Bir taşa takılıp yere düştüğümde dizlerim çok acımıştı. Sanki düşünce bir tek dizlerim acımamıştı kalbimde acımıştı.

Babamın yanında olmalıydım. Onun dizlerine yatmalıydım. Düştüğüm tek şey yatak olmalıydı burası değil. Ben napmıştım kime?

Asıl canı yanan bendim. Ölen bendim. Ölmüş bir bedenden ne farkım vardı? Nefes almamsa ben almıyordum. Aldığım her nefes zehirdi. Kalbim özlüyordu birini bilmiyordum onu. Unutmuştum.

Böyle bir dünya olmamalı. Daha iyi olmalıydı. Kimse kimseyi gerçekten unutamaz. Batsın bu Dünya.

Yerden kalktığımda yine yürümeye koyulmuştum. Her adımda acım arttı. Ya bulursa beni? Öldürür müydü? Verir miydi acıma son? Ben ölmek istemiyordum ki ben yaşamak istiyordum. Ben gülmek istiyordum ağlamak değil. Ben düşmeden yürümek istiyordum.

Sesler geldiğinde hızla arkamı döndüm. Ama bir el ağzımı kapattı. Ben ise çırpınmaya başladım. Yüreğim korkuyla kanatlanıp uçuyordu.

"Sessiz ol, yaklaştılar seni burdan kurtarabilirim bana güvenmen gerek." Bir kadın sesiydi bu. Beni gerçekten alıp götürecek miydi? Yoksa onların yanına mı götürecekti. "Arabam ilerde merak etme istediğin yere götüreceğim seni." Başımı tamam anlamında salladım.

Güvendim. Birine yıllar sonra tekrar güvendim. Verdiğim silahla ya beni vuracaktı ya koruyacaktı.

Hangisini yapacaktı? Vurmasın beni zaten sırtım yaralarla dolmuştu. Ben bir yarayı daha taşıyamam.

Elini ağzımdan çekti. Hızla dönüp ona baktım. Çok güzel bir kadındı.

"Kimsin sen?" Gülümsedi

"Ferah Tamay Arsoy ben. Ya sen?"

İsmi çok güzeldi. Yürümeye başladığında onu takip ediyordum. "Asel Atasoy bende. Memnun oldum Tamay" ilerde araba duruyordu. Yola çıkmıştım. Bulmuştum o yolu artık. Kurtuluyordum.

"Ben de memnun oldum Gün ışığı."
Gün ışığı mı? Atasoylar karşısına çıkmış demek ki. Çünkü babam herkesin ortasında benim lakabımın gün ışığı olduğunu söylemişti. "Lakabımı biliyorsun" Güldü. "Kim bilmez. Ünlü iş adamı Furkan Atasoy'un biricik kızı Asel Atasoy yani gün ışığı." Gülümsetmişti bu beni.

Arabaya bindiğimizde sıcaklık beni rahatlatmıştı. Dışarısı çok soğuktu.
"Arkada mont var giy üşümüşsündür" Arkaya baktığımda bir kalın mont vardı. Hızla alıp giydim. "Arsoyları hiç duymadım" Araba hızla hareket etmişti. "Arsoylar pek gün yüzünde olmazlar. Ama zengindirler. kardeşim var benim bir tane Elanur Arsoy. "

Elanur Arsoy ismini duymuş gibiydim. "Anladım, beni nasıl buldun?" Göz ucuyla baktı. "Eve gidiyordum. Telefonda konuştuğum için kenara çekmiştim. Sonra senin ağlama seslerini duydum."

Şimdi güzelliği daha belirgindi. Mavi gözleri vardı. Kahverengi saçları ve çilleri vardı. Çok güzel bir kadındı. Beyaz teni onu daha da güzel kılıyordu.

"Nereye gidiyoruz?" Bilmem dercesine omuz silkti. "Bilmem sen nereye istiyorsun?" Eve gitsem babam korurdu beni. "Babamın evine gitmek istiyorum." Başını tamam anlamında salladı. "Seni tam kapının önünde bırakacağım çünkü seni kaçıran her kimse oraya adam dikmiştir. Tekrar kaçırabilir." Başımı tamam anlamında salladım. Haklıydı Timur tekrar kaçırabilirdi.

Aradan ne kadar geçti bilmiyorum ama birinin dokunmasıyla uyandım. Etrafa baktığımda arabada olduğumu ve kapımın açık olduğunu gördüm. Babam vardı. Karşımda babam vardı. Gözlerim dolu dolu ona baktığımda anlamamıştı.

"Çok mu yoruldun babacım?" Başımı salladım. Yoruldum baba. Her şeyden çok yoruldum. Diyemedim ona her şeyi.

Babam kafama dikkat ederek beni kucakladı. "Uyu babam. Ben burdayım." Başımı babama yaslamadan Ferah'a baktım. "Teşekkür ederim Tamay. Her şey için."

Gülümsedi. "Her zaman gün ışığı. Bulurum seni ben merak etme" arkasını dönüp arabaya bindi. Bende başımı babama yasladım. "Baba bu gece yanımda yatsan olur mu? Lütfen sadece bir günlük. İhtiyacım var."

Babam gülümsedi. "Olur babacım. İlk önce sen bir yemek ye duş al kendine gel sonra uyuruz."

Aradan tam 4 saat geçmişti. Yemek yemiş ve duş almıştım. Şimdide pijamamı giymiş babamın yanında uzanıyordum. Kolunun altına sığınmıştım.

"Baba ben bir süre evden çıkmak istemiyorum. Hastaneye de gitmek istemiyorum." Babam saçımı okşuyordu. "Bir sorun mu var kızım? Anlatabilirsin. Canını sıkan bir şey varsa anlat. Hep anlattın bana."

Gülümsemiştim. Gözlerimin dolduğunu gözümden yaş düştüğünde anladım. Babam kafasını kaldırıp bana baktığında ağladığımı gördü.

"Asel babacım neden ağlıyorsun? Neyin var Asel? Anlatsana kızım kafayı yedirtme babacım bana. Kıyamam tek damla göz yaşına"

Ağlamaya başladım. "Korkuyorum babam." Yüzümü ellerinin içine almıştı. "Korkma babam. Kimse ben varken seni korkutamaz. Saklarım seni ben."

Bu bile ağlamamı durdurmamıştı. Ondan saklamak istemiyordum.

"Baba beni kaçırdılar" Bir anda öyle bir bakışı değişti ki elleri suratımda donup kaldı.

"Ne diyorsun sen Asel? Ne zaman oldu bu! Neden sakladın! Kim kaçırdı kızım seni? Kim buna cesaret edebilir?" Kalbim titredi.

"Timur Kandelen baba o kaçırdı beni. Bende kaçtım Tamay buldu beni. Ormanda getirdi." Babam ellerini yüzümden çekti. Yataktan hızla kalktı.

Telefonuna bir bildirim geldiğinde ikimizde telefona baktık.

Kandelen: Nereye kaçarsan kaçır kızını saklayamazsın benden. Onu kendi ellerinle bana vereceksin Atasoy.

Korkuyla babama baktığımda gözleri mesajda donup kalmıştı.

"Allah kahretsin! Asel bak bu ciddi bir şey! Evden adımını dışarı atmıyorsun dışarı."

Babamın beni koruması normaldi.
Zaten çıkacağımı sanmıyordum.

"Tamam baba. Baba Evza yarın gelse ve bizde kalsa?"

Babam olur anlamında salladı başını. Tekrar yanıma uzandı babam.

"Gitmeyecek misin?" Saçlarıma derin bir öpücük kondurdu. "Gider miyim hiç sen bu haldeyken? Saklamaya çalışıyorsun ama yaralarını görüyorum. Babalar hisseder kızları acıyınca."

Gülümsedim. "Hisseder dimi baba? Canım acırsa hissedersin değil mi? Bırakmazsın değil mi?" Sıkı sıkı sardı beni. "Hissederim tabi babayım ben." Durdu derin bir nefes aldı. "Asla bırakmam seni asla. Ben kızımı ağlatanı yaşatmam onu nasıl bırakırım?"

Uykum geliyordu. "Babam uykum geldi." Babam üstümü örttü. "Uyu kızım uyu."

Babamı dinledim ve uyumaya çalıştım. Babamın kokusu o kadar güzeldi ki uyumamak elde değildi. Ne yapsam bilmiyordum ve uyudum.

Sabah hastanede uyanacağımı bilmeden uyudum.

Şimdi ne olacaktı?

-BÖLÜM SONU-

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18