6. bölüm · Aykırı
5. Bölüm: İlk Kıvılcım
Bölüm şarkısı: Skillet - Fire İnside Of Me
"İçimdeki ateşi yak
Light the fire inside of me
Kaygı etrafımı sarıyor
Anxiety surrounds me
kendimi tanıyamıyorum
I don't recognize myself"
⋆༺𓆩⚔️𓆪༻⋆
Neyden bahsediyordu bu?
Gölgeler toprak zeminde dönerek yükseldi ve atış tahtasına dolandı.
"Bilmiyorlar,"
İlk kelimesini tekrarladığında kaşlarımı çattım, ne demeye çalışıyordu?
"Kimler?"
Bana kısa bir bakış attıktan sonra tahtaya dolanan gölgeler bu defa bana yöneldi. Adımlarım geriye giderken anlık olarak güç tabanlarımdan toprağa aktığında yükselen ateş ile gölgelerin yolu ikiye ayrılarak beni es geçti.
"Senin derdin ne?"
Toprakta akarak ilerleyen ateş ona doğru uzandı, o ise sakince başka bir yere geçti.
"Ateşin gölgelerimi yok ediyor, Eliora."
"Bu benim sorunum değil, Umbra."
Beklemediğim bir anda yerdeki gölgler ayağıma dolanarak beni yere düşürdü, kurtulmak için hareket etmeyi denediğimde daha sıkı çekildim.
"Gücün de seni bu şekilde zincirlemiş durumda. Duyguların ile anlık olarak harekete geçebilir ama sen onu kontrol edemezsin."
"Sen nasıl yapıyorsun çok bilmiş?"
Gölgeler çözülüp dağıldığında ayağa kalktım. Yine cevap vermedi, ondan çekeceğim vardı anlaşılan.
"Düşünsene, henüz bir adım bile atmamışken ölüyorsun ve herkes seni unutuyor. Herkes sana karşı ve seni durdurmak istiyor. Yapayalnızsın, teksin."
Soğuk, donuk bir şekilde söylediği sözlerde sertlik vardı, kesinmiş gibi.
"Asla yalnız olmadım."
"Olacaksın, çünkü sen bir canavarsın."
Öfke yeniden içimde canlandı, damarlarımda akan yoğun güç kanımı kaynatıyordu.
"Hadi, göstersene o korkunç yaratığı,"
Güç topraktan yükseldi ve ona yöneldi, etrafını sardı ve ona gidebilecek bir alan bırakmadı. Bu ateşten kafes onu yutmuşçasına kapanarak küçüldü. Ateş söndüğünde en ufak bir iz yoktu.
"Umbra?"
"Arkandayım,"
Kulağımın dibinden gelen sesle irkilerek geri çekildim. Kimse yoktu...
"Bu taraftayım."
Sağıma baktığımda onu gördüm, sonra bir anda yeniden ortadan kayboldu. Bir sonraki anda tam önümde belirince iyice geriledim, bunu yapması saniyelerini alıyordu...
"Sen... Yerinde dur!"
"Yakalayamadın mı?"
Arkamda belirdiğinde anlamıştım. Gölgeler arasında ışınlanmak gibi bir şeydi yaptığı. O adeta yenilmezdi...
"Canavarın ateşi çabuk söndü anlaşılan,"
"Amacın ne?"
Onu durduramazdım çünkü gölgeler hep vardı, ne kadar ışık olursa olsun o karanlık hep var olmaya devam ediyordu.
"Hâlâ anlamadın mı? Gücün seni ele geçirmiş, öfkenle yanıyor. Öfkeyi kullanan sen olmalısın."
"Beni delirtiyorsun!"
Yumruğumu ona savurduğumda bu kez kaçmadı, bileğimden tutup beni yere çektiğinde gölgeler tarafından yakalandım.
"Gücünü kullanmayı denemeden önce kendinle yeniden yüzleşmelisin, canavar olmadığını anlamış olabilirsin ama ne olduğunu kesin olarak kabul edememişsin."
Gölgeler beni yavaşça yere bıraktı.
Alandan çıkıp bir anda yine kaybolduğunda hiçbir şey yapamadım...
⋆༺𓆩⚔️𓆪༻⋆
O gittikten sonra öylece oturup düşünmüştüm.
Gücümü ben kontrol etmiyordum, o beni kontrol ediyordu.
Ben hâlâ bir canavardım.
Hâlâ ne olduğumu bilmiyordum.
Öfkem ile hareket ediyordum.
Gerçeken mi? Henüz bunları çözememiş olmam ne acı, üstelik bir de devrim yapacağım diye konuşuyorum.
Henüz kendimi kurtaramamışken nasıl devrim yapabilirdim ki? En başından beri saçmalıyormuşum...
Bir süre durdum, ben henüz kendimi tanıyamamıştım ki.
İçimde iki taraf vardı, biri öfkemden gelen karanlık diğeri ise kaynağını bilmediğim bir aydınlıktı ve karanlık tarafım beni ele geçirmişti.
Belki de öfkeme bu kadar çabuk yenilmemeliydim, belki de sadece onu kullanmayı bilmeliydim...
Arkamdaki çalılardan ses geldiğinde irkilerek o tarafa baktım.
"Kim var orada?"
Etrafımda neler oluyor anlayamıyordum, öyle ki bir anda üzerime gelen oku son anda fark etmiştim.
"Teslim ol!"
Çalıların arasından çıkan iki asker ile donakaldım, bunlar krallığın askerleriydi.
"Uzak durun!"
Geri adım attığımda dört bir yanımın çevrilmiş olduğunu anladım, yardım istemek için çok geçti...
"Bize zorluk çıkarmazsan sana zarar vermeyiz,"
Sözleri hiç de inandırıcı değildi, hançerime uzandım.
"Yaklaşmayın!"
"Şansın yok, teksin."
Tektim, yalnızdım, kendi başımaydım... Bir hiçtim.
Hançerimi çekip hazırda bekledim, belki de gücüme uzanmayı denemeliydim. Onlar üzerime yaklaşırken gözlerimi kapattım, öfkeli değildim ama korkuyordum, gördüğüm zincirler her yanımdaydı. Gücümün esiri olmuştum. Derin bir nefes aldım, zincirlerin ardında gördüğüm alev özgürlüğün aleviydi, fakat öyle zayıftı ki... Sanki uyuyor gibi, ruhum ile birlikte uyuyor ve yanıp güçlenmeyi, yeniden canlı hissetmeyi bekliyordu.
Titrek bir nefes aldım, askerlerin yaklaştığını hissederken tehlikenin ne kadar yakınımda olduğunu anladım.
Belki de gerçekten hiçbir şey yapmadan ölecektim...
İşte bana güç veren bu düşünce oldu, pes edemezdim, yeniden denemem gerekiyordu. Korku yavaş yavaş kanımda güce dönüştü, işte bu kez o zincirleri kırmıştım, çünkü bu kez kendimi kabul etmiştim.
Üzerinde durduğum toprak titredi, bu kez alevler benim etrafımı çevreleyerek askerleri dışarıda bıraktı. Gözlerimi açtığımda, hislerimin doğru olduğunu anlamıştım. Askerlerin geri adım attığını anladığımda alevi onlara yönlendirdim, gücüme şekil verebiliyor ve onu yönetebiliyordum artık.
Etrafımı çevreleyen alevler dağılarak onların üzerine aktığında işleri bitmişti, hepsi alevlerin içinde yanarak yok olduğunda geriye külleri ve kırılgan hâle gelmiş kemikleri kalmıştı...
Yapmıştım, zincirlerimi kırmış ve gücümü kontrolüm altına almıştım işte!
Bilmiyorlar...
İnsanlar ne kadar güçlü olduğumu bilmiyor.
Bilmiyorlar...
Onları neyin beklediğini bilmiyorlar.
Bilmiyorlar...
Onlar gerçek devrimin ne olduğunu bilmiyorlar.
Bilmiyorlar...
Tarihi değiştireceğimizi bilmiyorlar.
Onlar henüz gerçekleri bilmiyorlar, görmüyorlar, duymuyorlar...
⋆༺𓆩⚔️𓆪༻⋆
Yanmış toprağın üzerine oturmuş, sırtımı yine ağaca yaslamıştım ve yine düşünüyordum.
İnsanların ruhları uyuyordu, öyle olmasaydı tüm bu zulme sessiz kalırlar mıydı? Birçoğunun umudu kalmamış, yaşadıkları hayata teslim olmuşlardı.
İşte değiştirmek istediğim buydu, hâlâ şansımız varken neden diz çökelim ki?
Sesimiz varken neden susalım?
Gözümüz varken neden kör kalalım?
Haklıyken neden duralım?
Masumken neden ölelim?
Bunların hepsini değiştirme şansımız varken neden teslim olalım ki?
⋆༺𓆩⚔️𓆪༻⋆
"Dünyayı değiştirmek istiyorum
I wanna change the world
Dünyayı kurtarmak istiyorum
I wanna save the world
Ama kendimi bile kurtaramıyorum
But I can't even save myself"
