3. bölüm / 10
Ay Tutulması3. Bölüm
Bölümler 10Şu an: 3. Bölüm
3. Bölüm
Uyandığımda saat akşam altı civarlarındaydı. Ne kadar rahatlamış olsam da hala gördüğüm şeylerin şokunu atlatabilmiş değildim.
Tam elime telefonu alıp mesaj gelmiş mi diye bakacaktım ki yine o gıcık ses anons yapmaya başlamıştı. – Oyuncu demeyi de tabii ki unutmamıştı.-
“Sevgili oyuncular, lütfen akşam yemeği için kafeterya bölümüne gidiniz. Tekrar ediyorum…”
Anonsu daha fazla dinlememek için kulaklığımı taktım ve klasik müzik dinlemeye başladım. Sakinleşmeme yardımcı olan sınırlı şeylerden biri klasik müzikti.
Kulaklığımda klasik müzik çalarken kafeteryaya geldim. Mercan’ın yanına oturduğum an kaç kişi olduğunu saydım. 30. İki kişinin nerde olduğunu ben ve Mercan hariç bilen yoktu. Hain hariç. Onun kim olabileceğini düşünmeye başlamıştım ki Mercan’ın varlığını aklımdan çıkarmıştım.
“Hayırdır Beste? Hiç selam sabah yok.”
“Hiç sadece hainin kim olduğunu düşünüyordum.”
Sonra birden yanımıza bir çocuk geldi. Uzun boylu, siyah saçlı ve gri bir eşofman takımı giymişti.
“Kusura bakmayın rahatsız ettim. Burası hariç her yer doluda, buraya oturabilir miyim?”
Mercan’a baktım. Ben konuşamıyordum. Çünkü böyle zamanlarda dilim tutulurdu. Çok şükür Mercan imdadıma yetişti ve onaylarcasına başını salladı.
“Bu arada ben Mert. Mert Gazi."
Tam ben soracakken Mercan atladı “Neden buradasın? Buradaki insanlara göre fazla normal görünüyorsun.” Mercan’ı tanıdığım birkaç gündür sesini ilk kez bu kadar neşeli gelmişti. Nedenini tahmin edebiliyordum.
Gözlerinde bir ürperme belirdi. “Dikkat dağınıklığı ve hiper aktive bozukluğu diyelim.” Çenesiyle beni işaret etti. “Bu arada sende anksiyete olduğu gözlerinden okunuyor, bunu bil. Kız kardeşimde de varda o yüzden anladım.” Bunu nerden anlamıştı. O kadar bellimi ediyordum. Utanmıştım. Fakat bu Mert’in pek umurunda değildi. Kafasını kaşıdı. “Ben en son ne demiştim? Bak yine oldu. Hemen dikkatim dağıldı. Unutmadan sorayım, sizin isimleriniz neler?” Bu sefer Mercan’dan önce ben konuştum.- Nasıl olmuştu ben bile şaşırmıştım.- “Ben Beste. Bu da en iyi arkadaşlarımdan biri Mercan.” Onaylarcasına başını salladı. Bu yaptığıma bu sefer Mercan hiç tepki vermemişti. Gerçi neden tepki vermesi gerektiğini de anlamamıştım.
Yemek yerken yine saçma konulardan konuşurken aklıma bir hain olduğu geldi. Bu kişi Mert’ de olabilirdi, bir başkası da. Ama tabii ki gidip herkese “Pardon acaba sen içimizdeki gerzek hain misin?” diye soracak halim yoktu.
Sonra Mert birden bize dönüp “Size güvenebilir miyim?” diye sordu. Mercan’ın yüzüne bir gülümseme yerleşti. Sonra aynı anda bir birimize bakıp gülümsedik, Ardından yine aynı anda başımızı onaylarcasına salladık.
Sonra bizim -Yani benim- başıma gelen olayların aynısını anlattı. Sonra ben kendi yaşadıklarımın hepsini Mert’e anlattım. Ancak Mercan’ın bana anlattığı şeyleri burada anlatmasının uygun olduğunu düşündüğü için yarın sabah -Kameraların çalışmadığı zaman- Mert’in odasında buluşmaya karar verdik.
Sabah odama kahvaltıyı getiren ablanın sesiyle uyandım. Kahvaltımı çalışma masasının önüne fırlatırcasına bırakarak elinden geldiğince hızlı bir şekilde odamdan çıktı. Bazı insanlar neden böyleydi?
Canım hiç kahvaltı yapmak istemediği için buluşma saatine kadar telefonuma bakmaya karar verdim. Annemden veya başka birinden hiçbir mesaj yoktu. Beni bu kadar çabuk mu unutmuşlardı? Bu çok kalbimi kırmıştı. Annem beni hiçbir zaman sevmemişti. Ama en azından beni arayabilirdi. Bunu çok kafama takmadan bu hayattaki her şeyim ve beni doğru düzgün seven tek kişiyi aradım. Babamı. Ancak o da bana cevap vermemişti. Bu beni daha da kırmıştı.
Bunları daha fazla düşünmemek adına Mert’in odasına daha erken gitmeye karar verdim. Geniş koridordan geçerken birine çarpmışım. Kafamı kaldırıp kime çarptığıma bakınca bunun konferans salonunda yanıma oturan çocuk olduğunu fark ettim.
Gri gözleri ışıldıyordu. Uzun boyu, kehribar rengi saçları vardı. Ama benim dikkatimi en çok çeken şey yanağında bir kesik vardı. Bu kesik yeni olmuşa benziyordu.
Ben onu izlerken “Biraz önüne baksana.” Dedi adını bilmediğim çocuk. “Bana diyene bak. Hem bir kadına çarpıp özür dilemiyor. Üste üstlük birde bana kafa tutuyor. Bazı insanları gerçekten anlamıyorum.
“Böyle şeylerle uğraşmaya hiç tahammülüm yok. Bu arada kızlar ben çok etkilenir. Adım Altay.” Dedi ve çekip gitti. Kim oluyordu bu mal? Arkasından “Herkse hata yapar.” diye bağırdım ve yoluma devam ettim.
Bahaneyle adını öğrenmiştim. Altay. Onunla sonra hesaplaşacaktım.
Mercan’ın odasının önüne geldiğinde bir şeyi unuttuğumu fark ettim. Mert’in oda numarası. Daha gitmeme çok vardı. Bende Mercan’ın yanına gitmeye karar verdim.
. Kapıyı tıklattım ama ses gelmedi. İkinci tıklatışımda ise uykulu bir “Gel” sesi duydum. Odaya girdiğimde Mercan’ın daha yeni uyanmış olduğunu ve yüzünü mavi bir havluya sildiğini gördüm.
“Ne oldu Beste? Niye geldin?”
“Canım kahvaltı yapmak istemiyordu. Bende biraz erken gitmeye karar verdim. Ama Mert’in oda numarasını unuttuğumu fark ettim. Bu yüzden senin yanına gelmek istedim. Rahatsız ettiysem affet.”
“Yok. Rahatsız olmadım. Yen kalkmıştım zaten. Gel otur şöyle.” Yeni kalkmış birine göre fazla normal konuşuyordu.
“Bu arada sakın yemeklerde zehir var diye falan korkma. Babam yemek konusunda çok hassastır.”
Ben tam oturacakken telefonum çalmaya başladı. Arayan annemdi. Demek ki beni unutmamıştı. Telefonu açtığımda annemin sesi çok garipti.
“Beste. Kızım. Sana söylemem gereken bir haber var.”
“Ne var anne? Daha selam sabah vermeden bir haberim var diyorsun? Çatlatma insanı da söyle.”
“Kızım baban…”
“Ne olmuş babama?”
“…baban kalp krizi geçirdi. Ve aramızdan ayrıldı. Ama lütfen bir şey söyleme. Ayrıca sen orada kalıyorsun. Cenazeye falan gelmek yok!”
Ben daha ne olduğunu bile anlayamadan annem telefonu suratıma kapatmıştı. Babam ölmüştü. Telefonumu elimden düşürdüm. Ve ellerim deli gibi titremeye başladı. Anlımdan soğuk terler akıyordu.
“Beste ne oldu? Beste iyi misin? Beste cevap ver!” Mercan’ın orada olduğunu o an unutmuştum. Zorlukla da olsa birkaç kelimeyi yan yana getirmeyi başarmıştım.
“Mercan babam… babam ölmüş. Beni seven tek insanda bu dünyada yok artık.” Bunları söylerken gözlerimden hayatımda hiç olmadığı kadar yaş akıyordu.
“Beste tamam sakin ol.”
“Nasıl sakin olayım? Beni artık kimse sevmiyor Mercan. Nasıl sakin olayım?” Bunları söylerken kalbim deli gibi çarpıyordu.
“Her insan bu dünyadan gidecek Beste. Babanın gitme zamanı da şimdiymiş. Hem bak ben seni hala seviyorum.” Bunu duyunca ne kadar azda olsa rahatlamıştım. Acaba Mercan beni gerçekten seviyor muydu?
“İzlemek istediğin bir şey var mı? Belki neşen yerine gelir.”
Ağlayarak cevap vermeye çalıştım.
“Harry Potter. Harry Potter izlemek istiyorum.”
“Tamam, sen filmi aç bende atıştırmalık bir şeyler getireyim."
Bölüm etkileşimi
