11. bölüm · Ay Işığında Bir Uğur Böceği

Hayatıma Bir Adım Daha

Samira Akira

Yurt dışı olayı başlamıştı. Neye sevineceğimi bilmiyordum. Yurt dışına gideceğime mi yoksa artık insanların beni tanımalarına mı?

Azra Savcı, yurtdışı dosyaları ile ve diğer uzun davalarla uğraşıyırdu. Ben ise birçok dava ile. En güzel yanı kaybetmiyordum.

Cüppem üstümde, elimde dosyalarım, adliye koridorunda durşmadan durşmaya gidiyordum.

İnsanların beni küçümsediğini görüyor ve duyıyordum. Ama dönüp cevap vermiyordum. Çünkü duruşmanın sonucu her şeyi açıklıyordu.

Stajerdim ama kendimi bu işe adadım. Hataya yer vermiyorum, tekrar tekrar notlarımı düzenliyip okuyorum.

Diğer duruşmaya giderken duyduğum bazı sözler kalp atışımı hızlandırdı.

" işte o..."
" Azra başsavcı nın stajeri"
" satjermiş ama başarılıymış"
" geçen davayı o kazanmış"

Yüzüm tepkisizdi ama kalbim duramıyordu. Sadece elimdeki dosyaları daha sıkı tuttum ve yürümeye devam ettim.

Bir zamanlar bu koridorlarda durmak istenezdim. Ama şimdi burada yürüyorum.

Telefonum çaldı. Azra Savcı arıyordu. Heyecanlı sesimi bastırdım ve normal bir şekilde

" efendim hocam" dedim

" Miray, yurt dışı dosyaları bitmek üzere, işerin bitince birlikte yine konulacağız" dedi, onun da sesi normaldi.

Tama diyip kapattım.

Yeni duruşmaya girdim. Gözler dirket bana döndü. Kalabalık değildi. Birkaç stajer, karşı tarafın adamalar. Herkes sakindi.

Orta derece bir dava idi. Birkaç araştırma ile çelişki buldum. Neyi nasıl yapacağımı biliyorum.

Konuştuk, itirazlar yapıldı, deliller verildi, çelişkiler sunuldu ve tanık beyankarına bakıldı.
Ardından karar için ara verildi.

Dinlenirken aklıma öksürükten konuşamadığım geldi. Kendime güldüm. Sonra bir daha öksürük.

" Allah ım sen bana güç ver. Az kaldı. Buda bitsin gidip dinlebeceğim" dedim kendi kendime

Geri döndük. Mahkeme kararını vermişti. Benim talebim onaylanmıştı. Artık bana küçümsiyerek bakıp sırıtan yüzler değişmişti.

İşim bitti ve eve gittim. Kendimi kanepeye attım. Gözlerim yanıyor ama değer. Uyuya kalmışım.

Gözlerimi açtığımda Azra Savcı ve Gökçe gil masada yemek yiyiyorlardı.

Kalktım. Etrafa baktım. Saat yedi olmuştu. Gökçe beni fark etti. Güldü

" sen uyanabiliyor musun?" Dedi alayla

" yani bazen oluyor" dedim uyku sersemiydim ama yine de ben de alayla cevap verdim

" kızım, git elini yüzünü yıka sen de gel yemek ye" dedi babam.

Dediği gibi yaptım. Ama birazcık uzun sürdü çünkü öksürük artmıştı.

" hoş geldiniz Savcım. Kusura bakmayın ben öylece uyuya kalmışım" dedim.

" önemli değil Miray. Dinlenmen daha önemli" dedi.

Yemek bitti ve çaya geçtik. Azra Savcı bir şey demek için hazırlanıyordu. Çayını bıraktı ve başladı.

" buraya yurt dışı için bilgi vermeye geldim" dedi bana baktı.

Tereddütlü olduğunu gördüm. Ama ben umutluydum.

" Miray ın zamanı az olduğu için her şeyi hızlıca hallettim. Sadece Miray ın ve Gökçe nin bir şey yapması gerekiyor" diyip ikimize baktı.

" birkaç sınava girmeniz gerekiyor ki orada işe başlıyabilesiniz. Ayrıca Miray ın hukukçu olduğu için oranın sistemini öğrenmeli." Diye ekledi.

" ama Miray zorlanacaksan bunu yapma" dedi hemen ve sustu.

Gökçe benden cevap bekliyordu. Önce yere baktım. Sonra gülümsedim ve Azra savcıya baktım.

" Hocam, ben biraz biliyorum. Yani biraz çalışmıştım. Kısa süre içinde halledebilirim" dedim

" o zaman ben de varım" dedi Gökçe.

Dediğimiz gibi oldu. İkimizde daha çok çalıştık.
Biz çalışırken Azra savcı; belgeleri, görüşmeleri, iş yerlerini, sınavları, biletleri yani her şeyi hazırlandı.

***

Uçaktaydık. Annem ve babam benim yanımda Gökçe ve Azra savcı önümüzdeydi.

Heyecandan kalbim dışarı çıkacaktı. Canımı acıtan öksürük moralimi bozamadı.

“Hayalim gerçek olmuştu;
zamanım değil, ben hazırdım.”