17. bölüm · Ay Işığında Bir Uğur Böceği
Gülüşlerin Arasında
Oliver’larla neredeyse her akşam, altı yedi gibi buluşuyorduk.
Gülüyorduk, konuşuyorduk, konudan konuya savruluyorduk.
Onların yanında olmak… iyi geliyordu.
Hastalığımı bana, bize unutturuyorlardı.
Ama unutmam… yok etmek değildi.
Kanser, ben gülsem de ilerliyordu.
Her geçen gün biraz daha içime yerleşiyordu.
Daha çabuk yoruluyordum.
Bazen durup nefes almak zorunda kalıyordum.
Geceleri ağrılar sessizce kendini hatırlatıyordu.
Aynaya baktığımda fark ediyordum ama…
asıl onların bakışlarında görüyordum.
Ethan’ın dediği gibi,
yüzümde bir solgunluk vardı artık.
Ve onlar…
fark ediyordu.
Ama hiçbir şey söylemiyorlardı.
O akşam yine dışarı çıktık.
Daniel her zamanki gibi enerjikti, Sofia gülüyordu, Oliver arada bir bana bakıyordu.
Gökçe yanımdaydı.
Ben de gülüyordum.
Sanki hiçbir şey yokmuş gibi.
Müzik vardı.
Işıklar, kalabalık, sesler…
Bir an gerçekten iyi hissettim.
Sonra boğazım yandı.
Öksürük geldi.
Tutmaya çalıştım.
Olmadı.
“Bir saniye…” dedim hafifçe.
Kimseyi tedirgin etmeden masadan kalktım.
Adımlarım hızlıydı ama içim daralıyordu.
Kapıyı kapatır kapatmaz öksürük şiddetlendi.
Lavaboya tutundum.
Peçeteyi ağzıma bastırdım.
Kırmızı.
Gözlerimi kapattım.
Derin nefes almaya çalıştım.
"Geçecek…”
Musluğu açtım.
Soğuk su ellerimden aktı.
Aynaya baktım.
Yorgun… ama hâlâ ayaktaydım.
Peçeteyi attım.
Düzeldim.
Ve kapıyı açtım.
Kapıdan çıkar çıkmaz durdum.
Ethan.
Duvara yaslanmıştı.
Sanki beni bekliyordu.
Gözlerini kaçırmadı.
Ben de kaçırmadım.
Kısa bir sessizlik.
Ethan düzeldi.
“İyi misin?” demedi.
Sadece baktı.
Bu daha zordu.
sakince ona bakarak
“İyiyim.” dedim
Ethan hafifçe başını yana eğdi.
"Hayır, değilsin.” dedi
Sessizlik.
bakışlarım kaçırmadım.
"Doktor musun?” dedim hafif bir gülümsemeyle.
Ethan yaklaşmadı ama sesi netti:
"Hayır. Ama kötü olanı tanırım.” dedi
Bir adım daha attı.
Sesini alçalttı:
"Masada herkes fark ediyor. Ama kimse bir şey söylemiyor.” dedi
Yüzü değişmedi. Sakin kalmalıydım
"Belki de söyleyecek bir şey yoktur.” dedim
Ethan gözlerini kısmadı bile.
"Var.” dedi ısrarla
Kısa bir duraksama.
Sonra o cümleyi söyledi:
“Sana ne olduğunu bilmiyorum… ama iyi olmadığını biliyorum.”
Sessizlik uzadı.
Derin bir nefes aldım.
Gözlerim sakindi.
“Bilmen gerekmiyor.” dedim
Ethan’ın bakışı değişti.
Daha sert değil… daha derin.
“Benim için gerekmiyor belki,” dedi.
“Ama senin için gerekiyor.”
ilk kez bakışımı kaçırdım
Sonra toparlandım.
"Ben hallediyorum.” dedim
Ethan başını hafifçe salladı.
"İnsanlar bazı şeyleri tek başına halledemez.” dedi
Artık bu kez net konuştum:
"Ben o insanlardan biri değilim.” dedim
Bu cümle havada kaldı.
Ethan bir süre sustu.
Sonra geri çekildi.
"Tamam,” dedi.
" eğer bir gün söylemek istersen kapım açık
Ama gözleri az önceki gibi değildi. Hüzün gelmişti yerine.
“Şimdilik. Böyle iyi, sağ ol " dedim ve masaya geri döndük
Gökçe bana işert ile ne olduğunu sordu ben de sonra anlatacağımı söyledim.
Daniel bir şeyler anlatıyor, Sofia kahkaha atıyor ve Gökçe çook mutluydu
Ethan arada bana bakıyordu ama açık vermemeye dikkat ettim.
Bir süre sonra suya uzandım. Ama elim titreyince elimi geri çektim.
Oliver suyu uzattı. Ben suyu alırken bana yaklaştı. Nefesi yüzümdeydi
Oliver : iyi misin?
Dedi ama sıradan bir soru değildi
Miray : iyiyim
Dedim ama bu kaçamak bir cevaptı.
Oliver : ben doktorum, Miray. Farkındalığım yüksek. Bir şey var ama söyliyemiyorsun
Bu ikisinden çekeceğim var. İkisi de çok sorguluyor.
Miray : bir şey olsa söylerim, Oliver. Ama iyiyim
Bir süre bana baktı. Hala yakındı. İçimi o tarif edemediğim duygu sarmıştı
Diğerlerine baktım. Daniel, bağırarak ve gülerek bir şeyler anlatıyordu.
Miray : Gökçe kalkalım mı?
Gökçe : olur, nasıl istersen
Sofia : bir şey mi oldu?
Miray : olmadı ama eve gitmezsek olacak. Annem beş kere aramış
Diyip güldüm
Ethan bizleri eve bıraktı.
Kapı kapandığında sessizlik oldu...
