10. bölüm · ATEŞİN OYUNU

9.Bölüm: çatlayan hafıza

Stellara .

Mezarlığın sessizliği artık aynı değildi.
Sanki toprak bile duyduklarını saklamak istemiyordu.
Mevin bir süre hiç konuşmadı.
Gözleri boşluğa sabitlenmişti.
“İki kişi girdik…” diye fısıldadı.
“Bir kişi çıktı…”
Demir başını eğdi.
“Evet.”
Mevin’in sesi titredi:
“Ve sen… bunu biliyordun.”
Demir cevap vermedi.
Çünkü evet… biliyordu.
Rüzgâr sertleşti.
Mevin bir adım geri çekildi.
“Beni neden bıraktın Demir?”
Bu soru… artık öfke değildi.
Yara gibi açılmış bir yerdi.
Demir gözlerini kaldırdı.
“Ben bırakmadım.”
Mevin sertçe güldü.
“Yalan söyleme!”
Demir bir adım yaklaştı ama Mevin geri çekildi.
“Sen o hastane gecesinden sonra kayboldun,” dedi Demir.
“Ben seni bulamadım.”
Mevin’in gözleri doldu.
“Çünkü ben kaçtım.”
Geçmişin Kırığı
Bir hastane odası…
Ağlayan bir kadın (Mevin’in annesi).
“Onu götürmeyin!”
Bir çığlık.
Koşan insanlar.
Ve küçük Mevin…
kapıda donmuş.
Demir’in sesi araya girdi:
“O gece sadece Lina ölmedi.”
“Sen de kırıldın.”
Mevin dizlerinin üzerine çöktü.
“Ben ne yaptım?” diye fısıldadı.
Demir hemen cevap vermedi.
Sonra:
“Hatırlamak istemediğin şeyi yaptın.”
Gerçek Kırılma
Demir devam etti:
“Sen o gün kaçmadın sadece.”
“Bir şeyi gizledin.”
Mevin başını kaldırdı.
“Ne?”
Demir’in sesi sertleşti:
“Lina’nın ölümünden sonra… sana verilen dosya kayboldu.”
Mevin dondu.
“Ben yapmadım!”
Demir gözlerini kıstı.
“Biliyorum.”
Kısa bir sessizlik.
“Yapan sen değildin… ama senin adın kullanıldı.”
Rüzgâr uğuldadı.
Mevin’in nefesi hızlandı.
“Beni kim hedef aldı?”
Demir cevap verdi:
“Bilmiyoruz.”
Ama sonra ekledi:
“Bildiğimiz tek şey… seni korumak isteyen biri vardı.”
Mevin fısıldadı:
“Kim?”
Demir’in gözleri karardı.
“Ve seni saklayan kişi… aynı kişi olabilir.”
Şimdi
Mevin ayağa kalktı.
Gözlerinde artık sadece korku yoktu.
Bir şey daha vardı:
Gerçekle yüzleşme.
“Demir…” dedi.
“Bana her şeyi anlat.”
Demir başını salladı.
“Her şeyi bilmek… hatırlamak değildir.”
“Bazen… yeniden yanmaktır.”
Mevin bir adım ileri gitti.
“Ben zaten yanıyorum.”
O anda mezarlığın kapısı uzaktan gıcırdadı.
İkisi de döndü.
Kimse yoktu.
Ama yerde yeni bir şey vardı.
Islak toprağın üzerinde bir fotoğraf.
Mevin’in çocukluğu.
Yanında bir kişi daha…
yüzü silinmiş.
Demir fotoğrafa baktı.
Ve ilk kez sesi düştü:
“Bizi izliyorlar.”
Mevin fotoğrafı tuttu.
Ve fısıldadı:
“Ben artık kaçmayacağım.”
Ve o an…
hikâye artık geçmişi anlatmıyordu.
Geçmiş… geri dönüyordu.

Devam edecek...