7. bölüm · ATEŞİN OYUNU
7. Bölüm: gömülen ses
Mevin mezarın başında uzun süre kıpırdamadı.
Yağmur saçlarına değil, sanki doğrudan içine yağıyordu.
Lina ismi… zihninde yankılanıyordu ama bir karşılığı yoktu.
Sadece boşluk.
“Ben…” diye başladı Mevin, sesi çatladı.
“Ben onu hatırlamıyorum bile…”
Demir bir adım attı ama durdu.
Yaklaşmadı. Çünkü artık Mevin’in kırılma noktasına çok yaklaşmıştı.
“Hatırlamamak bazen unutmak değildir,” dedi Demir.
Mevin başını kaldırdı.
Gözleri öfkeyle doluydu ama o öfkenin altında korku vardı.
“Ne demek istiyorsun?”
Demir bir an sustu.
Sanki söyleyeceği şey bir şeyi geri dönülmez yapacaktı.
“Sen sadece hafızanı değil…” dedi yavaşça.
“Hayatının bir kısmını da kaybettin.”
Mevin sertçe güldü.
“Harika. Sırada ne var? Başka bir çocuk mu? Başka bir yangın mı?”
Demir’in yüzü değişmedi ama gözleri karardı.
“Bu yangın bir olay değildi.”
Mevin dondu.
Demir devam etti:
“Planlanmıştı.”
Bir anlık sessizlik oldu.
Sadece yağmur…
Ve rüzgâr.
Mevin ayağa kalktı.
“Yeter!” diye bağırdı.
“Bana hikâye anlatmayı bırak! Ben gerçekleri istiyorum!”
Demir ilk kez sesini yükseltti:
“Gerçek bu!”
Söz mezarlığın içinde yankılandı.
İkisi de sustu.
Demir bir adım daha yaklaştı.
Bu kez mesafe yoktu.
“Lina senin çocuğundu,” dedi net bir sesle.
Mevin’in nefesi kesildi.
Sanki biri içini boşaltmıştı.
“Hayır…” dedi fısıltıyla.
“Ben… ben anne olamazdım…”
Demir gözlerini kaçırmadı.
“Oldun.”
Mevin geri sendeledi.
Mezar taşına tutundu.
“Ben…” dedi.
“Ben onu öldürdüm mü?”
Bu soru… havada asılı kaldı.
Demir hemen cevap vermedi.
Ve o sessizlik…
her şeyden daha ağırdı.
Sonunda Demir konuştu:
“Hayır.”
Mevin’in gözleri doldu.
“Peki o zaman neden öldü?”
Demir yumruğunu sıktı.
“Çünkü biri onu sana kullandı.”
Mevin anlamadı.
“Ne demek bu?”
Demir mezarlığın girişine baktı.
Sanki biri onları izliyormuş gibi.
“Sen bir kazaya karışmadın Mevin.”
“Sen hedef seçildin.”
O sırada kasabanın öbür tarafında…
Eski binanın içinde aynı siluet tekrar konuşuyordu.
“Hatırlamaya başladı mı?”
Bir başka ses:
“Evet.”
Siluet hafifçe güldü.
“Güzel…”
“Çünkü Mevin hatırladığında… Demir de hatırlamak zorunda kalacak.”
Mezarlıkta…
Mevin başını kaldırdı.
Gözleri artık sadece kırık değildi.
Değişmişti.
“Demir…” dedi.
“Senden de mi saklanıyor bu?”
Demir cevap vermedi.
Ama bakışı… cevaptı.
Mevin bir adım geri çekildi.
“Sen de oradaydın.”
Bu bir soru değildi.
Bir cümleydi.
Demir gözlerini kapattı.
Ve ilk kez…
kaçmadı.
“Evet,” dedi.
Mevin dondu.
Yağmur hızlandı.
Demir devam etti:
“O gece… sadece sen değil, ben de oradaydım.”
Kısa bir sessizlik.
“Ve Lina…” dedi Demir, sesi kısıklaştı.
“Ben onu son gören kişiydim.”
Mevin’in dünyası ikinci kez yıkıldı.
Ama bu kez enkazın altında bir şey vardı:
Gerçek.
Ve gerçek… en tehlikeli ateşti.
