3. bölüm · ATEŞİN OYUNU

3. Bölüm: Küllerin hatırladığı

Stellara .

Yağmur bu kez daha sert yağıyordu.
Sanki gökyüzü bile geçmişi unutmak istemiyordu.
Demir, dosyaya uzun süre baktı.
Kapanmış bir dava gibi görünüyordu… ama içinde açık bırakılmış bir yara vardı.
Mevin Karaca.
Adı kağıtta yazılıydı ama geçmişi yoktu.
“Bunu kim sildi?” diye mırıldandı Demir.
Arkasındaki polis sessiz kaldı.
Bu sessizlik bile bir cevaptı.
Demir dosyayı masaya bıraktı.
“Bulun.”
Mevin o sabah erken uyandı.
Ama uyumamış gibiydi.
Aynaya baktığında gözlerinde aynı soru vardı:
“Ben neyi hatırlamıyorum?”
Telefonu yine çaldı.
Bu kez numara gizli değildi.
Demir Çağrı
Parmakları bir an havada kaldı.
Sonra açtı.
“Beni neden arıyorsun?” dedi Mevin.
Demir’in sesi sertti ama aceleci değildi.
“Sana bir şey göstereceğim.”
“Ben seninle konuşacak durumda değilim.”
“Kapanmış bir yangın dosyası açıldı,” dedi Demir.
Mevin’in nefesi kesildi.
O kelime…
yangın.
Bir an sessizlik oldu.
“Beni karıştırma,” dedi Mevin daha düşük bir sesle.
Demir cevap vermedi.
Sadece tek bir cümle söyledi:
“Sen zaten içindesin.”
Ve telefonu kapattı.
Öğleden sonra…
Mevin kendini yine mahkeme salonunda buldu.
Ama bu kez odaklanamıyordu.
Sözler ağzından çıkıyor ama zihni başka bir yerdeydi.
Demir.
Yangın.
Silinmiş geçmiş.
Hepsi birbiriyle bağlanıyordu ama iplikler kopuktu.
Duruşma bitince hızla dışarı çıktı.
Ve orada… onu gördü.
Demir, mahkeme binasının önünde bekliyordu.
Bu kez polis üniforması yoktu.
Sadece siyah bir mont.
“Beni takip mi ediyorsun?” dedi Mevin sertçe.
Demir bir adım yaklaştı.
“Hayır.”
Kısa bir sessizlik.
“Ben seni korumaya çalışıyorum.”
Mevin güldü ama bu gülüşte ne eğlence vardı ne rahatlık.
“Beni mi?”
Demir’in gözleri sertleşti.
“6 yaşındaydın,” dedi.
“O yangının olduğu gece…”
Mevin bir adım geri çekildi.
“Ben hiçbir şey hatırlamıyorum!”
Demir sustu.
O an anladı…
Bu en tehlikeli durumdu.
Hatırlamayan bir insan değil…
hatırlatılmaması gereken bir geçmiş vardı.
O gece…
Demir, eski bir arşiv binasına girdi.
Toz kokusu, yılların unutulmuşluğu gibi havadaydı.
Eski dosyaları tek tek açtı.
Ve sonunda buldu.
“KARACA YANGINI – KAPATILMIŞ DOSYA”
Dosyayı açtığında ilk sayfada tek bir cümle vardı:
“Tanık ifadesine göre yangın başlamadan önce olay yerinde bir çocuk vardı.”
Demir’in eli sayfanın üzerinde kaldı.
Çocuk…
Mevin.
Ama sayfanın altı yırtılmıştı.
Sanki biri o kısmı özellikle koparmıştı.
Kapı arkasından gıcırdadı.
Demir hızla döndü.
Kimse yoktu.
Ama masanın üstünde…
yeni bırakılmış bir zarf vardı.
İçinde tek bir fotoğraf:
6 yaşında bir kız çocuğu.
Ellerinde küçük bir alev yansıması…
Ve arkasında yanan bir depo.
Altında tek bir not:
“Ateş bazen seçmez. Sadece uyandırılır.”
Demir’in yüzü gerildi.
Ve ilk kez net düşündü:
Mevin… sadece bir tanık değildi.
O yangının parçasıydı.