26. bölüm · Aşk-ı Berdel

MÜCADELE

Eda Sönmez

Araf'ın anlatımı ile....

Son Dönemlerde olanlar akıl alır gibi değildi.
Aselin karanın kız kardeşi çıkması. yıllardır babamın katillerini aramamız ve o kişinin ise aseli ailesinden koparıp kendi evladına büyüttüren Mehmet viranlı çıkmıştı....

İlk başta duyduğuma inan adım ama izlediğim video ve yazılan mektup herşeyi ortaya seriyordu.
Az dövmüştüm o piçi, ama ona bunu yaptıran başkaları vardı emindim ki kendisine itiraf etti,
Çünkü o tek başına böyle bir işi yapacak kapasitede birisi değil...

Aselin onu gebertmesine inanamadım bir an, o karıncayı bile incitmezdi çünkü demekki kıza öyle acılar çektirmiş ki gözü dönmüş Onunda...

Asel konaktan çıkınca karan peşinden gitti konağa döneceklerdi herhalde, onlarla gitmeyi düşündüm ama gitmedim çünkü karan buna karşı çıkacaktı emindim.

"Bu cinayetten hiçkimsenin haberi olmayacak. Anladın mı hiç kimsenin..."
Yerde ağlayıp kıvranan Ahmet viranlıya baktım,
Söylediğim sözlerden sonra kafasını hızla onaylar anlamında sallayınca ardıma bile bakmadan konaktan çıktım.

Aracıma binip konağa gittim, kısa süre sonra kapıda durup içeri girdim. İçeri girince avludakilere bir göz attım, babaannem ve Elvan oturmuş karşılıklı çay içiyorlardı, Elvan beni görür görmez ayaklanıp önümde durdu, mavi gözleri kahvelerime bakınca ışıldıyordu, sevinçle gülümseyip kollarını boynuma doladı,

"Hoşgeldin hayatım..."
Onun yaptığı bu hareket garibime gitti, Elvan neden böyle bir şey yapmıştı?

"Hoşbuldum" diyip boynumda olan kollarını çözüp kendimden uzaklaştırdım, morali bozulsa da belli etmedi,

"Nerdeydin? İşin erken bitmiş gibi... aç mısın sana yemek getirteyim, biz yedik akşam yemeğini."
Şaşkınlıkla kaşlarım çatıldı derinden.

"Gerek yok aç değilim..."
Diyip üst kata çıkmak için merdivenlerin başına gelince babaannem seslendi.

"Bir merhaba yok mu torunum..."

"Merhaba babaanne"

"Hele gel yanıma şöyle az konuşak."
Yanını işaret edince ne diyeceğini merak ettiğimden gidip karşısındaki sandalyeye oturdum, oturmamı fırsat bilen Elvan hızla yanımdaki sandalyeyi çekip oturdu masada duran elimi tutunca öfkeyle ona baktım.

"Ne yaptığını zannediyorsun sen?"
Aniden öfkelenmemi beklemiyor olacak ki şaşırdı.
"Sözlümün elini tutuyorum..."
Gözlerimi yumup Bıkkınlıkla soludum.

"Bırak tutsun torunum... o senin karındır artık."

"Ne karısı babaanne, benim bir tek karım olacak oda Asel bir başkası değil."
Elvana bakarak söylediğim cümleyle yüzü düştü
"Bak oğul bunca olanlardan sonra zerdan ağa torununu sana vermez... evet ağa kızıdır yakışır torunuma ama zerdan ağa torununu öğrenirse senin yaptıklarını hele öğrenirse torunusun diye sana kıymaz sever seni ama Sanada yar etmez bilesin..."

Babaannemin söylediklerini dinlesem de aldırış etmedim. Sonucu ne olursa olsun ben aseli hiç kimseye yar etmeyecektim o benim sevdiğimdi.

"Karnında benim çocuğum varken bu nasıl olacak babaanne?"

"Doğumdan sonra çocuğu yanımıza alırız Elvan bakar çocuğunuza... kimsede bilmez onun olduğunu değil mi?"

"Evet Araf ben bakarım, ikimizin çocuğu gibi Hemde..."

"Siz ikiniz ne saçmalıyorsunuz, ben evladımı annesiz büyütür müyüm zannediyorsunuz?"

"Anasız büyümeyecek oğul sadece anası Elvan olacak"

"Olmaz babaanne olmaz... ben aseli çocuk için mi istiyorum zannediyorsun? Çocuk ister olsun ister olmasın benim için önlemli olan o ve ona olan sevdam!"

Öfkeli sesim konakta yankılanıyordu yine.
"O zaman elvanıda alacaksan, ona resmi nikah kıymazsın elvana tek kıyarsın olur biter..."
Gözlerimi yumup sabır diledim,

"Öyle bir şey olmayacak babaanne elvanla ben evlenmeyeceğiz anladın mı?"

"Oğul sen evlenmezsen babası öldürecek senin yüzünden."

"Zaten sırf öldürmesin diye sözlendim ya o yeter bence. Ben daha fazlasını yapamam benimde bir sevdiğim ve çocuğum var." Elvan benim planlarına dua etsin yoksa bir saniye bile bu konakta kalamazdı...

Elvan İstanbul'da iken babasının yakın arkadaşıyla bir ilişkiler olmuş, tabi amcam bunu öğrenince öldürmeye kalkışmış babaannem orada devreye girip Araf ona talip onu Araf'a alacağız deyince amcam öldürmekten vazgeçmiş, zaten yıldır da konuşmuyorlardı.

Araf'a kaynayan ben olsam da buna ses etmedim,
Amcama düşen payın yarsı elvanda yarısı da barandaydı bu yüzden sesiz kalıyordum yoksa bu durumdan hiçte memnun değildim.

Şu sıralar amcamın ismi çok geçmeye başladı ortalıkta, İstanbul'da olmasına rağmen buralardan elini ayağını çekmemişti,
Neden bilmiyorum ama amcama pek güvenmiyordum.

"Oğul babası duyduğu an öldürecek kızını..."

"Babaanne konuyu kapat. Ben diyeceğimi dedim."
Elimi sertçe masaya vurup kalktım,
Babaannem sınırlarımı çok zorluyordu bazen....

Üst kata çıkmak için merdivenleri tırmanırken
Merdivenlerde sinemle karşılaştım.
Yüzüne bakmadan Yanından geçerken kolumdan tuttu.

"Abi... Asel nasıl konuştun mu hiç"
Kolumu sertçe çekip konuşmadan ilerledim.

"Bana karşı Hep böyle mi olacaksın abi... yüzüme bile bakmadan görmezden mi geleceksin."
Ses tonu ağlamaklı geliyordu titreyen sesi canımı yakmıştı. Adımlarım durdu...

"Evet ben bir hata yaptım. Ama sana yemin ederim ki sevdim abi... sadece sevdim. Sevmemekten başka hiçbir günahım yoktu."

"Seve seve o piçi mi sevdin sinem onu mu... lan kızım adam seni ortada bıraktı ortada nerde şimdi o çok sevdiğin adam ha nerde?. Yok çünkü korkup kaçtı ama eğer seni sevseydi çocuğunla seni ortada bırakmazdı."
Öfkeyle gerçekleri yüzüne vurunca gözlerinden yaş aktı, içindeki pişmanlık her haleinden belli oluyordu. başını öne eğdi.

"Babaannem çocuğumu benden aldı... sen ise sevdi...."

"Sakın sevdiğim falan deme sinem sakın! Adam gibi karşıma çıkıp direnseydi seni isteseydi verirdim ama o onu yapmadı, vahap ona en kolay gelebilecek yolu seçti ve gitti."

Hıçkırıklarla ağlamaya devam ediyordu karşımda ona ne kadar üzülsem de öfkeme hakim olamıyordum.

"Özür dilerim abi... çok özür dilerim Herşey benim hatam benim yüzümden oldu tüm bu olanlar... affet"
Gözlerime bakmaya bile cesareti yoktu, benim kardeşim çok kırılgan naif birisiydi onu canımdan çok seviyordum hangi ara bu hale geldik biz anlayamıyorum.

"Olan oldu. Dilediğin özür hiçbir şeyi geri getirmeyecek... neyse hadi gir odana, bir Dahada karşımda böyle ağladığını görmeyeyim tamam mı?" Sesimi yumuşak tutup sakin bir şekilde konuşunca heyecanla gözlerime baktı, elimin tersiyle göz yaşını sildi ve gülümsedi,

"Tamam abicim..."
Beni onaylatınca arkama dönüp üst kata çıkınca ardımdan seslendi.

"Abii, seni çok seviyorum."
Yutkundum, bir kaç saniye olduğum yerde durdum, (bende seni çok özledim abicim) diye sayıkladım içimden, söylediklerine cevap vermedim ve bir kaç adımda odama geldim.

Odamda biraz oyalandım saate bakınca gece yarısına geldiğini fark edince kalktım ve sonra üstümü çıkartıp duş almak için banyoya girdim.

Kısa bir duşun ardından alt bedenimi havluya sarıp saçlarımı havluyla kurulamak için elime küçük havluyu alıp çıktım banyodan.

Saçlarımı kurutmayı bitirip havluyu yatağım üzerine atacakken orda oturan kişiyle kaşlarım çatıldı, Elvan üzerinde siyaha çalan gri bir gecelik vardı. Onu baştan aşağıya süzdüm, üzerindeki gecelik nerdeyse yok denilecek kadar küçük ve dardı, dolgun vücut hatları tamamiyle ortadaydı
Ve hatta yatağa oturduğu için kalçalarını kapatan saten parçası yukarı sıyrılmış ve neredeyse her yeri açıktaydı.

"Elvan... senin burda ne işim var"
Elvanın bakışları bendeydi, baştan aşağıya beni süzdüğünü ve yutkunduğunu fark ettim.

"Ben... ben şey için geldim Araf... yani bugün aşağıda konuşulanlar için...."
Ne söyleyeceğimi bilmiyor ikide bir kekeliyordu,

"Nasıl yani anlamadım?"
Ayağa kalkıp karşımda durdu bir kaç adımda,
"Babaannemin söylediklerinden bahsediyorum Araf..."

"Ben artık takılmıyorum bu konulara sende takılmasan iyi olur"

"Haklısın ama babaannem bu illa sıkıştıracak seni... sakın kendini benle evlenmek için zorlama ben senin üzülmeni veya istemediğin bir şey olmasını istemiyorum"
Masum masum bakıyor arada hafif gülümsüyor
Vücudumu yokluyordu.

"Benim hayatımda istemediğim hiçbir şey olmaz Elvan merak etme!"

"Ama evlenmeyeceğimiz aramızda hiçbir şey geçmeyeceği anlamına gelmez Araf..."
Kollarını boynuma dolayıp yanağımdan öptü.

"Haklısın Elvan bu aramızda bir şeylerin geçmeyeceği anlamına gelmez!"
Söylediğim sözlerle Elvan kocaman gülümsedi,
Kollarımı beline dolayıp vücudunu kendi vücuduma yapıştırdım.

"Ve aramızda gizli saklı bir şeylerinde olmasını istemiyorum ben."

"Ne gibi?"
Elvan merakla gözlerine bakıyordu
"Misal baban... ne işler yapıyor kiminle iletişim halinde nelerle ilgileniyor bana bilgi verebilirsin."

"Bak Araf eğer beni bu bilgiler için kullanıyorsan sonuçları hiç iyi olmaz!"
Elimi belinden açık sarı Şaşlarına çıkartıp bir tutam kulağının arkasına yerleştirdim.

"Sen akıllı bir kızdın Elvan, benim böyle işlerle uğraşmayacağımı iyi bilirsin."
Memnuniyetle gülümsedi.

"Biliyorum Araf istediğin şeyler için neyi göze alabileceğini çok iyi biliyorum"
Kafamı onaylar anlamında salladım,
Elvan boynumda olan elini kaldırıp yanağımı ve alt dudağımı okşamaya başladı beni kışkırtmaya çalışıyordu.

Yaptıklarına bir tepki vermedim ne kadar leri gidebileceğini kontrol ediyordum. Tabikide onunla aramda hiçbir şey olmayacak o şu an benim için çok iyi bir muhbir olabilir, tabi şu anlık...

Onun bana dokunması sinirimi bozsa da tepki vermedim, uzanıp dudaklarımı öpeceği sıra onu kendimden uzaklaştırdım.
"Bilgi yoksa bende yokum Elvan..."

"Yapma Araf, şu an gerçekten seni çok istiyorum... tahmin edemeyeceğin kadar çok."
Kendisini bu kadar ucuz göstermesi midemi bulandırdı

"Dediğim gibi bana önemli bilgilerle gelirsen o zaman senle sabaha kadar konuşabileceğimiz bir yer ayarlarım." Elvanın bana bakan gözleri parladı, bu sözleri söylemek benim için çok zor olsa da bazı şeylere mecburdum ama onu asla yatağıma almayacağım buna eminim işte...

"Bari biraz sevişsek Araf... ben sana çok yükseldim beni tatmin etmeni istiyorum... lütfen." Ellerini omuzlarıma koydu, parmaklarıyla tüm göğsümü boydan boya tavaf etti,

Arzu dolu bakışlarını vücudumdan çekip gözlerime dikti, mavileri alev alev yanıyordu.

"Bana ne istersen yapabilirsin, ister kollarımı bağla ister gözlerimi... yeterki bu gece benimle ol..."

"Sikilmeyi bu kadar çok mu istiyorsun."

"Kölen olmaya hazırım..."

"Peki... uzan yatağa"
Benden aldığı onayla sevinçe dudaklarını ısırdı, dediğimi ikiletmeden yatağa geçince.

"Bu yatağa değil... odandaki yatağa... odana geç ve beni bekle..."

"Tamam gidiyorum sevgilim."
Heyecanla yanağımdan öpüp odamdan çıktı,
Komidinin üzerinde duran telefonuma baktığımda saat gece ikiye geliyordu.

Aramalara girip kapıdaki adamlardan birisini aradım, bakalım bu geceki şanslımız kim olacak...

Beratı aramayı tercih ettim, oda neredeyse benim kadar cüsseli birisiydi, ikinci çalışta hemen açınca, "ağam bir sorun mu var?"

"İki dakikaya avluda ol. Bir ip ve bandaj getir kendinle"
Dediklerimi onaylayınca telefonu kapattım,
Üzerime bir pijama takımı giyip telefonumuda cebime koydum ve indim.

Aşağıya indiğimde Berat gelmiş beni bekliyordu,
"Ağam..."

"Berat gel koçum sana bir işim düştü."

"Başım gözüm üstüne, Buyrun ağam"

"Benim gözümün önünde birisiyle sevişir misin?"
Berat birden afallayıp şaşkınlıkla suratıma baktı,

"Şey ağam... bu nasıl olur."

"Olur olur... zaten sevişeceğin kişi sana yabancı değil daha geçen birlikte oldunuz ya."
Söylediklerimden sonra Berat titriyordu önümde,

"Ağam yemin ederim ben istemedim zorla aldı odasına... bende nefsime yenik düştüm."

"Tamam kes... sana neden birlikte oldun demiyorum. Şimdi benim önümde onunla birlikte olacaksın." Elvan beni salak zannediyordu, sanki hiçbir şeyden haberim yoktu zannediyor olabilir ama bu konakta uçan kuştan bile haberim var benim, her seferinde konaktaki bir tane adamımı kendisini tatmin etmek için kullanıyor.

Bunu bilmeme rağmen sesiz kaldım çünkü elvana ihtiyacım var babasının sır küpü o...

"Şimdi düş önüme."
Lafımı ikiletmeden önümden yürüyüp elvanın odasının kapısına geldi,

"Sen burda bekleyeceksin, ben seni içeri alıncaya dek gelmeyeceksin ve içerideyken asla ses çıkartmayacaksın, tamam mı?"

"Tamam ağam."
Beratı ardımda bırakıp kapıyı çalmadan açtığımda Elvan yatakta oturmuş sabırsızlıkla kıpranıyordu, beni görür görmez aya kalktı.

"Uzan yatağa..."
Elimdekilere bakınca alt dudağını ısırıp gülümsedi, kafasını onaylar anlamında sallayıp
Hemen yatağın üzerinde uzandı sırt üstü,

Bir kaç adımda yanına gittiğimde bileklerini kendisi uzattı, "köleni bağlayabilirsin ağam..."

Kendisini bu kadar düşürten bir kişi daha olamazdı, hareketleri midemi bulandırsa da sesiz kaldım, uzattığı bileklerinden bağlayıp yatağın baş ucuna bağladım, bileklerini çekiştirdiğim için acıdan inlemişti ama umrumda bile değildi.

"Sana ufak bir bilgi vereyim mi?"
Sırıtarak bana bakıyordu,
Ciddiyetimi bozmadan aynı düzlükte ona baktım.

"Ne bilgisi!"

"Babam Mardin'de birileriyle iş yapıyor. Yani ortaklar, buradaki işlerini hep onlara yaptırır..."
Düşündüğüm gibi amcam buralardan gitse de elini ayağını çekmemişti hala.

"Kimmiş o kişiler."
Konuşurken bir yandan Elimdeki bandanayla gözlerimi bağladım.

"Hepsini bilmesem de birisini çok iyi tanıyorum. Yani soy adlarını, vuraloğlu."
Söylediği sözlerle duraksadım bir an, ben az önce yanlış anlamamıştım değil mi, o vuraloğlu demişti.

"Vuraloğlu mu?"

"Evet vuraloğlu, adamın ismi Mahmut galiba bide oğlu var Jiyan... Jiyan vuraloğlu. Babam şu sıralar en çok onunla irtibat halinde."
Öfkeyle soluyup dişlerimi sıktım.

"Ne işi yapıyorlar tam olarak?"

"Yani pek iyi bilmesem de babam onlara ve bir başkalarına çok büyük bir iş vermiş. Yıllar önce birilerini öldürmek şartıyla... e bunlar da öldürünce babam onları paraya boğdu."

Öfkeyle fark etmeden elimdeki bandanayı fazla sıkınca Elvan acyla çığlık attı,
"Ahhh, Araf yavaş..."

Sesimi çıkartmadım çünkü eğer konuşursam
Kimse beni tutamayacaktı.

"Olayların devamı var mı peki?"

"Hayır bu kadarını biliyorum şimdilik."

"Peki... bundan sonra konuşmanı istemiyorum sadece benim dokunuşlarıma odaklan."

Elvan heyecanla nefes nefese kalmış kafasını onaylar anlamda salladı.

Oturduğum yataktan kalkıp kapıya ilerledim sesizce kapıyı açınca beratı içeri aldım,
Sesiz olmasının işaret edince beni onayladı,
Üzerindeki elbiseleri çıkartmasını işaret ettim,
Üzerindekileri çıkartınca önümde sadece baksırıyla kaldı.

Baş işaretimle başlamasını işaret verince yataktaki elvanın yana gidip üzerine uzandı,
Hiç beklemeden dudağına yapışıp öpmeye başladı.

İkisi şu an önümde sevişiyorlardı, normalde elvanın başka adamlarla yatmasına çıldırmam gerekirken şimdi umurumda bile değildi, kendisi sürtüpün tekiydi önüne gelen herkesle yayıp kalkıyordu ve üzerine benimle evlenmek istiyordu babaannem de bunu bile bile sırf Asel bu konağın hanımağası olmasın diye buna göz yumuyordu, fakat anlamadı gereken bir konu var ki aselden başka hiçkimse benim katım bu konağında hanımağası olmayacak.

Dakikalardır Berat elvanı tatmin ediyordu, henüz daha fazla ileri gitmemişti buna izin vermeyecektim zaten, Elvan en son boşalımca
İkisinin bir fotoğrafını çektim, berata yeter diye işaret edince üzerinden kalktı, hala baksırıyla olduğu için üzerini giyinip sesizce odadan çıktı.

Elvanın yanına gidip gözlerini açtım, nefes nefese terlemiş ve hazdan aklı başında değildi elvanın.

"Araf.... Sen. Sen beni bitirdin..."
Sesi kesiliyordu sürekli. Ona oynadığım oyundan habersizdi ama bunu o istemişti,

"Neden duruyorsun... devam etmeyecek miyiz?"
Uzanıp kollarınızda açınca ayağa kalktım.

"Bu seferlik bu kadar yeter, bir dahakine ne kadar bilgi getirirsen o kadar fazlasını alırsın..."
Diyip söyleyeceklerini dinlemeden odadan çıktım.

O küçük aklıyla beni kandırıp benden hamile kalmayı planladığını çok iyi biliyorum. Bu adla olmayacak, Elvan hak ettiği muameleyi eninde sonunda mutlaka alacak....

Aselin anlatımı ile....

Bugün güne çok erken başlamıştım, gözlerime uyku girmemişti yine, dün yaşadığım olayı atlatmaya çalışıyordum. İlk defa kafam o kadar rahattı ki, hiç pişman olmamıştım onu öldürdüğüme, o benim çocukluğumun ve babamın katiliydi, onu öldürmek bu güne kadar kendim için yaptığım en iyi şeydi.

Odamdaki koltukta oturmuş öylece boşluğa bakıp düşünüyordum saatlerdir, öğlen olmuştu neredeyse. Tüm geçmişimi gözümün önünden geçirdim meğer ne kadar saf salakmışım, gelen geçen itmiş kakalamış kandırmış beni, ne bi koruyanım nede kollayanım olmuş bunu şimdi düşününce daha iyi anlıyorum.

"Ablaaa günaydın..."
Yanımdan gelen şerwanın sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.

"Günaydın ablacım."
Yataktan doğrulmuş minik elleriyle gözlerini sıvazlıyordu.

"Sen niye yatağında yatmadın"

"Yattım ablacım yatmaz olur muyum sadece erken kalktım."

"Ama uykun gelmiyor mu?"

"Yiooo ben yeterince uykumu aldım."
Ona gece masal anlata anlata bi hal olmuştum, beni çok özlediği için bir türlü uyumuyordu.

"Tamam... Ablaa senin karnın büyümüş. Çok mu yemek yedin sen?"
Söylediği sözlerle kıkırdadım,

"Hayır Tabikide ablacım o yemek yemekten değil, bebekten..."
Birden yataktan fırladı gözleri kocaman açıldı,
"Neee... Bebek mi?"

"Hıhıı bebek..."
Koşarak yanıma gelip koltuğa oturdu.
Elini karnımın üzerine verip şaşkın gözlerle bana baktı.

"Şimdi senin karnında bir tane benek mi var"

"Tabi ya ufacık böyle küçük bir mandalina kadar bir bebek var."
Kocaman gülümsedi

"Hııı... ben şimdi amca mı oldum."
Söyledikleriyle kahkaha attım.

"Hayır bitanem ne amcası... sen dayı oluyorsun."
Birden afalladı

"He tamam dayı olacam doğru ya."
Tatlı tatlı konuşmasına dayanamayıp yanaklarından kocaman öptüm, o benim ilk çocuğumdu, ne kadar Zehra annem doğursa da ben bakıp büyütmüştüm annemden çok benim yanımda dururdu.

Birden kapı çalınca içeri giren kişiye baktım.
Kafan abim kapı eşiğinde durmuş bizi böyle görünce gülümsedi.
"Günaydınlar baylar bayanlar."

Şerwan koşup karan abime sarıldı.
"Günaydın karan abi..."

"Günaydın abicim."
Gülümseyerek abimle şerwanı izliyordum.

"Karan abi biliyor musun ben dayı olacağım."
Karan abim önce imali imalı bana baktı, benim utandığımı fark edince gülümseyerek şerwana baktı.

"Vay benim aslanım vay... demek ikimiz de dayı olacağız."

"Evet ablam bize küçük bir bebek doğuracak... karan abi bebeğin babası kim? Araf ağa mı?"
Şerwanın söyledikleriyle karan abimle göz göze geldik.

"Asel sen mi..."

"Abi vallahi ben hiçbir şey anlatmadım"

"Karan abi ablam bir şey demedi ben biliyorum kendim... Araf ağa bana söylemişti senin ablanı çok seviyorum o benim karım demişti ordan aklıma geldi."

Karan abim duyduklarından sonra yüzü düşse de bozuntuya vermedi.
"Hmm anladım abicim, bu bildiğini kimseye demek yok tamam mı?"

"Tamam karan abi söz"

"Hah şöyle Afferin benim aslanıma."
Karan abim kısa sürede şerwanı çok sevmişti çünkü şerwan çok tatlı cana yakın bir çocuktu asla kimseden sakınmazdı kendisini.

Karan abim şerwanı kucağından indirince
"Hadi aslanım sen aşağıya in ablalar sana yemek versin, biz ablanla geleceğiz birazdan."

"Tamam zaten bende çok acıkmıştım."
Diyip koşar adımlarla odadan çıktı,
Kafan abimin imalı bakışları altında ezildiğimi hissediyordum.

"Bu çocuk nerden biliyor böyle şeyler Asel... yoksa Araf buraya mı geldi?"

"Yok abi... ne gelmesi vallahi gelmedi gece... öyle kulaktan solma bilgilerle konuşuyor ne bilsin çocuk" karan abim inanmayarak baksa da olayı iyi toparlamıştım

"Neyse öyle olsun... ama bu çocuk meselesini şimdilik kimsenin bilmemesi lazım... dedem gelecek bir kaç saate sakın ha ona söyleyeyim veya çaktırayım deme..."
Benim için endişeleniyordu

"Tamam abi sen merak etme dikkat ederim."
Yüzümün düştüğünü fark edince bir kaç adımda yanıma gelip yüzümü avuç içine aşıp alnımdan öptü.

"Soldurma o güzel yüzünü, merak etme Herşey yoluna girecek. Ben senin yanındayım kimsenin sana istemediği bir şeyi yaptırmasına müsade etmem ama seni Araf'a da vermem tamam mı?"

Abim inatla Araf'a vermem diyip duruyordu,
"Tamam anladım abi"
Moralsiz konuşunca gülümsedi tekrardan öpüp geri çekildi.

"Hadi sende in aşağıya bir şeyler atıştır açsındır şimdi... bir dahaki sefere sen kahvaltını erken yap bizi bekleme, iki canlısın açlığa dayanamazsın."
Onun beni bu denli düşünmesi beni o kadar iyi hissettiriyordu ki anlatamam.

"Yok ben acıkırsam yerim bir şeyler zaten... hem hep beraber kahvaltı yapmak hasret gidermek istiyorum ben."

"Güzelim benim... bundan sonra hep beraberiz bol bol hasret gideririz birlikte."
Bana gülümsemesine karşılım bende gülümsedim tam odadan çıkacakken durdu.

"Ha bu arada senin şu çok yakın arkadaşın Melike gelecekmiş buraya haberin olsun."
Melike'den bahsederken gözlerinin içi gülüyordu.

"Hee yani yengem Melike..."
Karan abim birden yüzü düştü.
"Ne yengesi lan."

"Abiii benden mi gizliyorsun sen, Herşey bal gibide ortada, ikinizde birbirinizi seviyorsunuz."

"Kim söyledi sana bunu."
Meraklı gözlerle süzüyordu beni.

"Kimsenin söylemesine gerek yok ben ikinizin hallerinden anlıyorum ki zaten Melike bir kaç şey çıtlatmıştı bana..."

Birden sinirle çıkıştı.
"Ne anlatı lan."

"Yani senin onu sevdiğini anlatı.."
Gözlerini kısmış beni sıkıştırmaya çalışıyordu.

"Hiç öyle bakma abi saha fazlasını söylemem o benim arkadaşım kalkıp sırlarını sana mı anlatacağım."

Bıkkınlıkla soludu.
"İyi tamam anlatma ben öğrenirim nasıl olsa."

"Nasıl öğreneceksin abi... kızı sıkıştırarak mı yada arabada..."

"Asel... sinirlendirme beni"
Abimi sinirlendirmek çok hoşuma gitmişti, o kızsa da ben kıkırdıyordum, elimle dudaklarıma hayali fermuar çizdim.

"Tamam tamam sustum... bari acele edin de evlenin, arkadaşımla hayal ettiğimiz aynı konakta yaşama hayalimiz gerçekleşsin."

Karan abim sorularımdan bunalmış olacak ki Bıkkınlıkla soluk alıp verdi, eliyle şakaklarımı ovup öfkedi.

"İkinizle aynı konakta nasıl baş edeceğim bilmiyorum valla... Allah şimdiden bana sabır versin." Diyip odadan çıktı. Ardından seslenip.

"Amin abicim amin..."
Seslice kıkırdadım. Dünden beri keyfim yerinde olmasa da abim sayesinde enerjimi toplamıştım yine.

Olduğum yerden kıpırdanıp duşa girdim, ufak bir duşun ardından çıkıp üzerime yine alt karnımı belli etmeyen bol bir elbise bulup üzerime geçirdim akşama misafirler geleceği için giydiğim elbise hem şık Hemde karnımı belli etmiyordu.

Giydiğim elbise beyaz mavi gül deseni olan çok çık bir elbiseydi. Karnım fazla olmasa da yinede dik durunca belli oluyordu bu yüzden en iyisi buydu.

Saçlarımı güzelce kurutup taradıktan sonra at kuyruğu yapıp odadan çıktım.

Merdivenleri inip avluya geldiğimde konaktaki çalışanlar ordan oraya koşuşturuyor akşam için hazırlık yapıyorlardı, annem ise masada oturmuş şerwanı yanına almış kahvaltı yaptırıyordu,

Karan abimi gözlerim aradı bir de baktım ki kapıda Bekir'in omzuna elini atmış bağırıyordu.
Koşar adımlarla yanlarına gidip önlerinde durdum.

"Abi... abi dur... ne yapıyorsun?"
Abimin sinirli bakışları beni buldu.

"Nasıl ne yapıyorsun Asel... anlamadım?"
Meraklı bakışlarının altında ezildiğimi hissettim.

"Bekir E neden kızıyorsun..."
Bekir korkudan titriyor başını eğmiş sus pus olmuştu,

"Sana Asel.. hayır seni ne ilgilendiriyor Bekir benim adamım ister kızar ister severim."
İmalı imalı konuşması canımı sıkmıştı

"Yok artık ona kızamazsın, çünkü Bekir benim adamım..."

"Benim adamım derken?."

"Yani benim korumam... artık senin emrinde değil benim emrimde ve lütfen bir daha adamıma kızma olur mu?"
Masum bakışlarım fayda etmemiş gibiydi

"Allah halla kim sana terfi etti bu puştu?"
Korkudan Bekir'den çıt çıkmıyordu

"Ben yaptım abi..."

"Sen yaptın?"

"Hıhıı ben yaptım."

"Peki ben buna izin verdim mi?"
Yutkundum çünkü bakışları oldukça ciddi olduğunu gösteriyordu,

"Vermedin mi?"

"Hayır vermedim..."

"Ama neden?"

"Kızım bir erkeği senin etrafında ne işi var? Hem ben seni korurum"

"Tamam Abi sen korursun ona bir şey demiyorum ama yokken bekle beni korusun... hem ben onu çok sevdim tam benim kafa dengim"
Kaşları havaya kalkarken dudaklarını büzdü alay eder gibi

"Tam kafa dengin he... Araf bu sözlerini duysa bunu kafasını kırar biliyorsun değil mi?"
Birden içimdeki tüm heyecan uçup gitti onun yerine bedenime bir ürperti geldi.

"Biliyorum... ama ona ne, ben istediğimi yaparım onu hiç ilgilendirmiyor."
İnanmayarak bakıyordu

"Öyle mi dersin?"

"Öyle öyle... şimdi adamımı rahat bırakabilirmişim abicim."
Bıkkınlıkla soluk alıp verdi.
Bekir'in omzundan elini çekip uzaklaştı.

"Sağolun Asel hanım..."

"Rica ederim Bekir ne demek. Sen benim adamımsın beni korumak sana düşüyor bından sonra. yeri geldiğinde de ben seni kurtaracağım."
Bekir memnuniyetle gülümsedi.

"Başım gözüm üstüne asel hanım."
Tebessümüne tebessümle karşılık verdim. Bekir yanımızdan uzaklaşınca abime yaklaşıp koluna girdim, yanında küçük bir kız çocuğu gibi görünüyordum abimin ve annemin cüsseli genlerinden almamıştım galiba...

"Eee cimcime anlat bakalım be işler çeviriyorsun o odada..." birden sorduğu soruyla dona kaldım.

"Ne işi abicim.."
Belli etmemeye çalıştım.

"Sen çok iyi biliyorsun ne için söylediğimi."

"Yiooo bilmiyorum."

"Sen beni en sonunda kardeş katili edeceksin belli." Söylediği imadan anlamış oluyoruz ki abim Araf'ın yanıma geldiğinden haberi var, ve Araf'ı öldürmekten çekindiğini söylüyor.

"Araf'ı mı öldüreceksin?"
Merakla sorduğum soruya alayla yanıt verdi.

"Evet Hemde bu gece..."
Kıkırdayınca yumruğumu omzuna geçirdim.

"Abi dalga geçme benimle."

"Ne yapayım sende herşeye inanıyorsun kızım"
Kıkırtılarına bende eşlik edince ardımızdan bir ses yükseldi.

"Muhabbetiniz bol olsun..."
Tanıdık gelen sesle arkamı döndüğümde Melike oyuz iki diş sırıtarak bizi izliyordu kapıda.

Kollarımı açıp hızla Melike'ye koşup sarıldım. "Hoşgeldin yengeciğimmm." Aynı şekilde oda bana sarılınca beraber kıkırdamaya başladık.
"Hoşbuldum yengemmmm."

Alayla birbirimizle takılıyorduk, karan abim arkamdan öksürünce sinirlendiğini anlamıştım, melikeyle satılmayı bırakınca abimin Melikeyi baştan aşağıya süzdüğünü fark ettim.

"Bu ne elbise Melike?"
Abimin sesi öfkeli çıkmıştı, Melike de bende afalladık birden.

"İnsan önce bi hoşgeldin der ağam."
Melikenin alınganlığı tutmuştu birden.

"Pardon atlamışım...hoşgeldin."

"Hoşbuldum."

"Üzerindeki elbise de nedir böyle."
Melike üzerine bakıp karan abime döndü,

"Ne varmış elbisemde?"

"Doğru söylüyorsun elbise yokki üzerinde."
Abim tekrardan elbisesini gösterince bende baktım Melikenin elbisesine, Cidden de birazcık fazla iddialıydı, giydiği kahve rengi çiçekli askılı elbisesi çok şıktı aslında pek bir şey yoktu bende ama vücuduna yapıştığı için tüm hatlarını belli ediyordu ve Melikenin o eşsiz göğüzleri elbiseye sığmıyordu, yandan yırtmacı ise kalçasına çok yakın bir hizada bitiyordu.

Abimin Melikeyi kıskanması ve sinirden kıpkırmızı olması o kadar hoştu ki ağzımı kapatıp kıkırdıyordum.

"Abartmayın ağam, gayette makul bir şeyler var üzerimde." Bacağındaki yırtmacı eliyle ikide bir kapatmaya çalışıyordu, Melike'de abimin suratındaki ifadeyi görünce kıkırdadı ama ardından abim ölümcül bakışlarını sundu.

"Ben sana göstereceğim bu elbiseyi de ağamı da."
Melikenin yutkunduğunu gördüm, anlaşılan Melike abimin etkisinin altına çoktan girmişti.

Melike omzunu omzuma vurup kulağıma fısıldadı, "kızım kurtarsana beni abinden yoksa öldürecek şimdi beni."

Ben şok Melike korkuyor muydu?
"Bana ne yahu... karı koca arasına girilmez."
Alayla kıkırdayınca kolumu çimdikledi, acıyla inledim.

"Ne karı kocası kızım... daha bir şey olmadı aramızda..." tedirgin çıkıyordu sesi

"E arabadaki olay bir şey değil miydi?"
Melike kıpkırmızı oldu birden.

"O bir şeydi de yani şeyyy..."

"Neyy..."

"Ne fısıldaşıyorsunuz siz orada?"
Abim öfkelenmişti.

"Hiç bir şey."
Tam konuşacakken melike konuşuverdi.

"Neyse hadi asel annenin yanına gidelim."
Melike koluma girip çekiştirdi anlaşılan abimin gazabından korkuyordu,

Birden abim önümüzü kesip
"Sen gidebilirsin Asel, Melikenin biraz işi var."
Gözlerini bir an olsun Melike'den ayırmıyordu, abim gerçekten Melike'ye abayı yakmıştı.

"Ne işim var ki?"
Bizim hırçın Melike aptal alıpa dönmüştü aval aval bakıp konuşuyordu,

"Sen gel ben sana anlatacağım ne işinin olduğunu." Abim birden Melikenin elini tutup peşinden hızla üst kata sürükledi.

Onları hem şaşkınlıkla Hemde sevinçle izliyordum, ikisinin birbirine bağlanması beni oldukça sevindirmişti.

Bir kaç dakika olduğum yerde daldığım düşüncelerden sıyrıldım. İkindiyi geçmiş neredeyse akşam oluyordu.

İlerdeki sedire geçip oturacağım sıra ardımdan araç sesleri geldi, arkamı dönüp baktığımda bir sürü siyah lüks araçlar konağın önünde durduğunu fark ettim, arabaların içinden takim elbiseli kimisi de normal gündelik elbiseler gitmişti, ortada duran aracın kapısı takım elbiseli adam tarafından açılınca araçtan seksen yaşlarında iri yapılı yaşlı bir adam indi.

Avlunun ortasında öyle durmuş aval aval onlara bakıyordum, araçtan inenler teker teker konağın içine girince annemin arkamdan geldiğini fark ettim.

"Baba... hoşgelmişsiniz."
Annemin neşe dolu sesi yankılandı avluda.
Eğilip yaşlı adamın elini öptü yani dedemin.

"Hoşbulmuşuz kızım... nasılsın keyfin iyidir."
Dedemin sert kalın sesi doldu kulaklarıma.

"İyiyim çok şükür babacım sen nasılsın."

"Elhamdulillah iyiyim kızım iyiyim."
Dedemin gözleri parlıyordu anneme bakınca galiba kızını çok seviyordu.

Dedemin ardından içeri giren adamlara baktığımda biri ellili diğeri ise otuzlu yaşlarında birileri daha vardı. Otuzlu yaşlarındaki çocuk neden yabancı gelmiyordu?

"Abiii... hoşgeldiniz."
Annem bahsettiğim kişilerin yanına gitti bu sefer, önce elini öpüp sonra sıkıca sarıldı.

"Hoşbulduk kardeşim hoşbulduk."
Elili yaşlarında ki adam yanı dayım sarışın mavi gözlüydü pek iri sayılmaz hafif kilolu tam standart bir insan vücuduna sahipti.

"Halacığımmm..."
Dayımın yanındaki çocuk uzanıp annemin elini öptü. anneme halacığım demişti, demekki bu çocuk da dayımın oğlu olmalıydı, ama nedende bu çocuk bana çok tanıdık geliyordu... kim olabilir kim... ve ben nerden gördüm bunu."

"Halacığım ya halacığım... yeni mi geldim aklına karata..." Annem alayla kıkırdayıp yakılıyordu çocuğa. Annem elini öptüğü yeğeninin yanaklarından öpünce onlardan uzaklaştı,

Çocuk dikkatle beni süzüyordu, benim ona baktığımı anlayınca yarım ağız gülümsedi.

Karşımdaki sarışın Kehribar gözlü boylu poslu kişiyi nerden görmüş olabilirdim nerden...

"Bu kız mıdır benim torunum sultan."
Dedem bana bakıp konuşunca kafamı çevirip ona baktım, göz göze geldiğimizde bir değişik hissetim o an.

"O dur baba... Asel, benim kızım Asel..."
Annem ismimi söyleyince gurula anıyordu, göğsü kararıyordu benden bahsederken,

Dedem elini uzattı öpmem için, gözlerinde hüzün vardı annemin ve dedemin, annemin gözlerinden yaşlar akıyordu, dedem ise gözleri dolmuş elini uzatmış öylece beni bekliyordu.

"Dedenin elini öpmeyecek misin kızım?."
Dedemin titreyen sesi dolan gözleri canımı yakmıştı, onları öyle görünce gözlerimin dolmasına engel olamadım,

Avludaki herkesin gözleri bizim üzerimizdeydi ama ben ne yapacağımı bilmiyordum, bu aileye çok uzak bir o kadarda yakındım, buna rağmen nasıl hareket edeceğimi bilmediğimden öylece donmuştum ve karşımdaki insanları seyrediyordum, sanki dedemin uzattığı eli öpünce hayatımdaki herşeyin değişeceğini hissediyordum, umarım hissettiğim gibi olmayacaktı....

Bölüm sonu...

Aşklarım sizden bol bol beğeni ve yorum bekliyorum, şimdiden keyifli okumalar öpüyorum hepinizi...

Yeni bölümü nasıl buldunuz...