5. bölüm · ASALETİN SESİ.

Bölüm 5;Sokağın Asaleti.

Azra Yapıcı

Saraydan yükselen dumanlar geceyi siyaha boyarken, Maral ve Karasancak şövalyeleri gizli tünellerden şehrin en fakir mahallelerine, "Gölge Şehir" denilen bölgeye sızmışlardı.

Maral’ın üzerindeki o pahalı gece mavisi elbise artık yırtık pırtık, çamur içinde ve muhafız kanıyla lekelenmişti. Ama garip bir şekilde, o tacı taktığı her andan daha asil görünüyordu.

"Bizi burada satarlar," dedi Gölge, kılıcını pelerininin altında gizleyerek. "Halk aç, Maral. Başındaki ödül için seni bir ekmeğe feda ederler."

Maral, mahalle meydanındaki yıkık dökük bir çeşmenin üzerine çıktı. Etraftaki evlerin pencereleri birer birer açılıyor, uykulu ve korkmuş gözler bu garip gruba bakıyordu.

"Satamazlar," dedi Maral, sesi gecenin sessizliğini bir bıçak gibi yardı. "Çünkü onlar, o sarayın içinde neyin yandığını biliyorlar."

Meydanda toplanan kalabalık giderek büyüdü. Elinde fenerlerle gelen halk, karşılarında o meşhur "Sessiz Prenses"i gördüklerinde şaşkınlıktan donup kalmışlardı.

Maral, cebinden babasının o gece kanlar içinde yere düşen altın tacını çıkardı ve herkesin göreceği şekilde havaya kaldırdı.

"Bu tacı görüyor musunuz?" diye haykırdı Maral. "Bu tacın her bir elması, sizin ödediğiniz vergilerle, çocuklarınızın kursağından kesilen ekmeklerle alındı. Babam bu tacı takarken sizin açlığınızı görmedi.

Abim bu tacı takmak için krallığı düşmanlara satmaya hazır!"
Kalabalıktan bir uğultu yükseldi.

Maral, elindeki altın tacı sertçe yere fırlattı.
Tacın üzerindeki taşlar mermer zeminde çevreye saçıldı.

"Ben bu tacı reddediyorum! Ben sizin üzerinizde hüküm sürmeye değil, sizinle birlikte o sarayı kökünden temizlemeye geldim! Benim adım Maral ve ben sessizliğimi feda ettim.

Şimdi soruyorum: Siz, kendi sesinizi bulmaya hazır mısınız?"
Tam o sırada mahallenin girişinden at sesleri ve meşale ışıkları görüldü. Alaz’ın gönderdiği süvari birliği mahalleyi kuşatmıştı.

En öndeki komutan bağırdı:
"Hain Maral’ı teslim edin! Karşı gelen her ev ateşe verilecek!"
Halk bir an duraksadı, korku damarlarında gezindi.

Ama Maral aşağı inip en önde duran yaşlı bir kadının elini tuttu. Kadının gözlerinin içine baktı. "Korkma anne," dedi fısıldayarak. "Korku, onların tek silahı. Bizim silahımız ise birliğimiz."

Gölge ve Karasancaklar kılıçlarını çekti. Ama asıl şaşırtıcı olan, halkın eline geçirdiği taşları, tırpanları ve baltaları havaya kaldırmasıydı. Hiç kimse yerinden kıpırdamadı. Kimse Maral’ı teslim etmedi.
🩸⚔️👑