2. bölüm · Aramızdaki Bağlar
"Tesaduf"
Kampüsün en kalabalık günüydü.
Yeni dönem kulüp tanıtımları yapılacağı için herkes ana bahçedeydi. Masalar kurulmuş, afişler asılmış, her bölüm kendi standını açmıştı.
Sena elinde telefonla kalabalığın içinden geçti. Yüzünde sakin bir ifade vardı ama gözleri sürekli insanları tarıyordu.
Yanına yaklaşan yeni biri vardı:
Deniz (grafik tasarım, 2. sınıf)
— “Sena, şu tasarım işini sen mi organize ediyorsun?”
Sena gülümsedi.
— “Ben hallederim.”
Ama bakışı hemen Aras ile Arsen’in durduğu tarafa kaydı.
⸻
Biraz ileride…
Arsen, Ada ve Asi bir standın başındaydı.
Aras da yanlarına yeni gelmişti.
Sena uzaktan onları izledi.
Sonra yavaşça yaklaştı.
— “Arsen, seni teknik kulübe yazdırdım.”
Arsen şaşırdı.
— “Ben zaten havacılık bölümündeyim…”
— “Orada daha çok gelişirsin.”
Asi kaşını kaldırdı.
— “Arsen’in adına karar vermek senin işin mi?”
Sena hafif gülümsedi.
— “Sadece yardımcı oluyorum.”
Ama ortam bir anda soğumuştu.
⸻
O sırada başka tarafta…
Güneş ve Alaz gastronomi standında yarışıyordu.
Yanlarına yeni bir öğrenci geldi:
Mert (2. sınıf şeflik öğrencisi)
— “İkiniz de güzel yapıyorsunuz ama gerçek mutfak böyle değil.”
Alaz hemen döndü.
— “Sen kim oluyorsun?”
Mert sırıttı.
— “Birincilik almış biri.”
Güneş bir an durdu.
Alaz bakış attı.
— “Yarış mı istiyorsun?”
Güneş sessizce araya girdi.
— “Boş ver.”
Ama Mert çoktan ortamı germişti.
⸻
Aynı gün içinde ilk yanlış anlaşılma patladı.
Sena, Aras’a “Arsen’le proje konuşmamız lazım” diyerek bir mesaj attı.
Ama mesaj yanlışlıkla Arsen’e değil…
Arel’e gitti.
Arel telefonu görünce kaşını kaldırdı.
— “Arsen kimle proje yapıyor?”
Barlas yanındaydı.
— “Sana ne?”
Arel mesajı gösterdi.
Barlas baktı.
— “Bu Sena’nın işi.”
İlk kez ikisi aynı konuda hemfikir oldu.
Sena farkında bile değildi.
⸻
Akşamüstü sahil grubunda herkes toplandığında ortam biraz karışıktı.
Yamaç, Sena’nın sürekli müdahaleci tavırlarını fark etmeye başlamıştı.
Taha ise Aras ve Arsen’in mesafeli durmasına dikkat çekti.
Bora ise tek derdi sandviçti.
— “Ben bir şey diyeyim mi… herkes aşırı gerildi.”
Asi göz devirdi.
— “Bunu fark etmen bir mucize.”
⸻
Sena o gece yalnız yürürken Deniz yanına geldi.
— “Bugün biraz fazla karıştırdın.”
Sena durdu.
— “Ben düzen sağlıyorum.”
Deniz başını salladı.
— “Hayır. İnsanları yönetiyorsun.”
Sena bir süre sustu.
Sonra sakin bir sesle:
— “Herkes zaten dağınık.”
⸻
Ertesi gün yeni bir olay oldu.
Arsen ile Aras birlikte proje çalışırken Sena araya girip:
— “Arsen bugün Ediz’le çalışacak.”
dedi.
Aras ilk kez sertleşti.
— “Bunu neden sen ayarlıyorsun?”
Sena omuz silkti.
— “Daha verimli olur.”
Arsen araya girdi.
— “Ben karar veririm.”
Sessizlik.
Sena ilk kez geri adım attı.
Ama gözleri netti.
Bu iş bitmemişti.
⸻
Aynı anda Güneş ile Alaz’ın yarışması için kampüs içinde küçük bir “tatlı savaş” başlamıştı.
Mert de sürekli ortalığı karıştırıyordu.
Arel ile Barlas ise istemsizce aynı projeye düşmüş ve mecburen birlikte çalışmaya başlamıştı.
Ve kimse fark etmese de…
Sena artık sadece “yardım eden biri” değildi.
Kim kimin yanında, kim kime güveniyor…
Hepsi yavaş yavaş değişiyordu.
Ama en tehlikelisi şuydu:
Herkes bunu “tesadüf” sanıyordu.
