1. bölüm / 4
ARAFGiriş
Bölümler 4Şu an: Giriş
- 1 Giriş718 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 1.Bölüm1.126 kelime
- 3 2. Bölüm1.752 kelime
- 4 3. Bölüm1.119 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odanın kasvetli duvarları arasında, yalnızca dışarıdan sızan soluk bir ışık ve sessizlik vardı. Bu sessizlik, içerideki boğucu havanın ağırlığını daha da artırıyordu. Zaman, bu dört duvar arasında sanki akmayı unutmuş gibi duruyordu. Yerde diz çökmüş olan adam, demir kapının gıcırtıyla aralanmasıyla birlikte yavaşça başını kaldırdı. Gözleri, odanın karanlığından süzülerek gelen silüete odaklandı. Karşısındaki kişi, bu soğuk mekanın tek canlı unsuru gibi görünüyordu. Kalbi, göğüs kafesini döver gibi atmaya başladı. Adamın nefes alış verişleri, bu sessizliği bozan tek şeydi.
Elinde küçük, beyaz kremalı bir doğum günü pastası ve deri kaplı günlükle içeri giren kadın, yüzünde tebessümle ona doğru yürüdü. Adımları o kadar hafifti ki, yere bastığında neredeyse hiç ses çıkarmıyordu. Kadının ellerindeki günlük, aralarındaki geçmişin en büyük tanığı gibi duruyordu. Pasta ise bu karanlık güne inat küçük bir umut ışığı taşıyordu. Kadın, adımlarını yavaşlatarak adamın tam önünde durdu. Gözlerindeki ifade, binlerce kelimeye bedeldi. Elindekileri yere düşürmemek için büyük bir özen gösteriyordu. Adam, kadının ellerine baktıkça içindeki fırtınanın daha da şiddetlendiğini hissetti. Bu an, dünyadaki her şeyin durduğu o nadir saniyelerden biriydi.
Üzerindeki ince kazağı ve omuzlarına düzgünce dökülen koyu siyah saçları vardı. Bu soğuk odayı tek başına ısıtmayı başarmıştı. Odanın her yerine sinen tanıdık koku, adamın hafızasındaki en taze yaraları sızlattı. Kadının üzerindeki kıyafetler, dış dünyadaki hayatın son kalıntıları gibiydi. Bakışları, odanın her köşesini taradıktan sonra tekrar adama döndü. Yüzü solgundu ama bir o kadar da duru bir güzelliği vardı. Yüzüne gelen saç telleri, nefes aldıkça hafifçe hareket ediyordu. Adam, kadının bu halini ezberlemek ister gibi baktı. Bu görüntü, zihnine kazınan en güzel tablolardan biriydi.
Pastanın üzerindeki tek bir mumun titrek ve zayıf ateşi, ikisinin yüzüne sarı sarı yansıyorfu. Mumun eriyen balmumu, pastanın beyaz kremasının üzerine damlıyordu. Adam, mumun alevine bakarken kendi içindeki sönmüş umutları hatırladı. Bu küçük alev, aralarındaki buzları eritmek için yeterli miydi bilinmez ama anı kurtarıyordu. Odanın geri kalanı tamamen karanlığa teslim olmuş durumdaydı.
Kadın pastayı önlerine dikkatle bıraktı ve mumun sönmemesi için ellerini sanki rüzgaelı bir anı korur gibi nazikçe siper etti. Ellerinin titrediği, mumun ışığında net bir şekilde fark ediliyordu.Adam, kadının ellerine bakarken boğazının düğümlendiğini hissetti.
Adam, gözlerini kadının yüzünden bir saniye bile ayırmadan mumun karşısına geçti ve ellerini dizlerinin üzerine koyarak soluklandı. Yere kapaklanmış olan bedeni, bu hareketle birlikte biraz daha dikleşti. Göz bebekleri, kadının yüzündeki her bir çizgiyi ezberlemek ister gibiydi. Dizlerinin üzerindeki elleri, heyecandan hafifçe titriyordu. Soluk alış verişleri artık odanın içinde daha rahat duyuluyordu. Kadın, adamın bu hallerini sessizlikle izliyordu. Aralarındaki mesafe, azalmıştı. Adam, içindeki büyük boşluğun biraz olsun kapandığını hissetti. Bu anın asla bitmemesini, zamanın burada donup kalmasını diledi. Gözlerindeki hüzün, yerini tarifsiz bir özleme bırakmıştı.
Tam mumları üfleyeceği sırada gözleri doldu ve yalvarır gibi, "Hep hayatımda olmanı, gitmemeni diliyorum." dedi.Gözlerinden süzülen tek bir damla yaş, yanaklarında aşağıya doğru süzüldü. Kadın, bu sözler karşısında bir an duraksadı ve derin bir nefes aldı. İçindeki fırtınaları dışarıya yansıtmamak için büyük bir çaba harcıyordu. Adamın elleri, dizlerinin üzerinde daha da sıkılaştı. Beklenti dolu gözler, cevabın ne olacağını anlamak için kadına kilitlendi. Zaman, bu cümlenin ardından sanki tamamen durmuştu.
Kadın bu derin dileğe hiçbir sözle cevap vermedi, yalnızca dudaklarında beliren kırgın bir tebessümle onun gözlerinin içine baktı. Sessizliği, binlerce kelimeden çok daha şey anlatıyordu. Gözkerinde parlayan gözyaşları, içindeki vedanın acısını saklıyordu. Adam, bu sessizliğin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu ama kabullenmek istemiyordu. Kadının dudaklarındaki tebessüm, kalbine saplanan keskin bir bıçak gibiydi. Ne bir açıklama yapıldı ne de fazladan bir hareket gerçekleşti. Sadece o bakışma, ikisinin de gerçeği bildiğini söylüyordu. Adamın içindeki umut, bu sessizlikle birlikte yavaşça solmaya başladı. Dünya, etraflarında dönerken onlar bu anın içinde hapsolmuşlardı.
Adam mumu üfleyerek söndürdüğü an, kollarını kadının boynuna dolayarak ona öyle bir sarıldı ki, sanki hiç bırakmasa zaman duracak ve o hiçbir yere gitmeyecekti. Kadının sırtındaki elleri, onu dünyadaki her şeyden korumak ister gibi sıkıca sarıldı. Kadın da bu sarılışa karşılık vererek kollarını adamın boynuna doladı. Adam, kadının saçlarındaki kokuyu son kez içine çekti. Bu sarılma, iki insanin birbirine veda edişinin en sessiz ve en derin yoluuydu.
Ve adamın kollarının arasındaki sıcaklık birden bire yerini buz gibi bir boşluğa bıraktı. Gözlerini açtığında, sarıldığı kadın yerinde değildi. yalnızca soğuk beton duvarlar ve elindeki deri kaplı günlük vardı. Gerçek, yüzüne tokat gibi çarptığında odadaki tüm sesler kesildi. Zihninin ona oynadığı bu oyunun sonuna gelmişti. Kadın hiçbir zaman gerçekten orada olmamıştı. Her şey kendi hayal gücünün bir eseriydi. Adam, ellerinin arasında tuttuğu o boşluğa bakarak sessizce ağlamaya devam etti.
Bölüm etkileşimi
