ARAF kitap kapağı

2. bölüm / 4

ARAF

1.Bölüm

Vaveyla Yazarı: 🐇 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 1.Bölüm

Sabahın kaç olduğunu anlamam birkaç saniye sürdü.
Gözlerimi açtığımda tavana baktım. Perdelerin arasından içeri giren ışık, odanın duvarında soluk bir çizgi oluşturuyordu. Telefonum yatağın hemen yanında, komodinin üzerinde titreşiyordu. Alarmı kapatmak için elimi uzattığımda telefonu neredeyse yere düşürüyordum.
Ekrana baktım.
07.18.
Alarmı yediye kurduğumu hatırladım.
Bir süre daha yatakta kalırsam yeniden uyuyacağımı biliyordum. O yüzden kendimi zorlayarak doğruldum ve saçlarımı yüzümden çekip yatağın kenarına oturdum.
Karşı duvardaki kitaplığın önünde duran birkaç koli hâlâ açılmamıştı. Birkaç hafta önce yerlerini değiştirmeye karar vermiş, sonra üşenip bırakmıştım.
Telefonumu elime alıp bildirimlere baktım.
Defne.
Mert.
Kaan.
Grup sohbetinde gece yarısından sonra yazılmış onlarca mesaj vardı.
En son Mert'in attığı mesajı gördüm.
"Yarın ilk derse girecek olan var mı"
Altında Kaan'ın cevabı vardı.
"Ben varım"
Mert tekrar yazmıştı.
"İnanmıyorum"
Gülümsedim.
Telefonu kapatıp yataktan kalktım.
Pencereden dışarı baktığımda hava griydi. Yağmur yağmıyordu ama yağacakmış gibi bir ağırlık vardı havada. Camı biraz araladım. Serin hava yüzüme çarptı. Birkaç saniye öylece durdum.
Sonra pencereyi kapatıp banyoya geçtim.
Hazırlanmam uzun sürmedi. Saçlarımı düzeltip yüzüme hafifçe baktım. Gözlerimin altında çok belli olmayan mor halkalar vardı. Son zamanlarda sabahları ilk fark ettiğim şey buydu.
Dolabın karşısında birkaç dakika ne giyeceğimi düşündüm. Sonunda açık renk bir kazak ve siyah bir pantolon seçtim. Üzerime ince bir mont aldım.
Boynumdaki gümüş kolyeyi takarken aynadaki yansımama bir kez daha baktım.
Kolyeyi neredeyse hiç çıkarmazdım.
Nedenini biri sorsa uzun uzun anlatabileceğimi sanmıyordum. Bazı şeylerin açıklaması olmazdı. İnsan sadece alışırdı.
Çantamı alıp odadan çıktım.
Mutfakta annem yoktu. Masanın üzerinde üzeri kapatılmış bir tabak ve yanında bir not vardı.
"Uyandırmak istemedim. Kahvaltını unutma."
Notu okuyup gülümsedim.
Tabaktaki iki dilim ekmekten birini aldım. Kahvemi hazırlarken telefonum tekrar çaldı.
Defne arıyordu.
Açtım.
"Uyandın mı?"
"Uyandım."
"İyi. Çünkü beş dakika önce çıkıyorum diye yazdın."
"Ben yazmadım."
"Mesajı göndermedin mi?"
Telefonu kulağımdan biraz uzaklaştırıp ekrana baktım.
Gerçekten de gruba "Şimdi çıkacağım." yazmıştım.
"Ben bunu ne zaman yazmışım?"
Defne güldü.
"Az önce."
"Hatırlamıyorum."
"Doktora görünmen gerekiyor. Alzheimer başlangıcı var gibi."
"Abartıyorsun."
"Metroda mısın?"
"Henüz değil."
"Tamam. Fakültenin önünde buluşalım."
Çantamın askısını omzuma takıp evden çıktım. Apartmanın merdivenlerinden indim. Kapıdan dışarı çıktığımda serin hava yüzüme çarptı. Birkaç saniye durup derin bir nefes aldım. Şehrin sabah kokusu her yerdeydi. Kahve dükkanlarından gelen kahve kokusu, yeni açılan fırınlardan yayılan sıcak ekmek kokusu ve caddede hızla ilerleyen araçların oluşturduğu ağır hava birbirine karışıyordu. İnsanlar ellerinde telefonlarıyla hızlı adımlarla yürüyordu. Kimisinin elinde kahve vardı. Kimisi kulaklık takmıştı. Kimisi ise daha gün başlamadan telefonda birileriyle tartışıyordu. Ben ise bütün bu kalabalığın içinde mümkün olduğunca görünmez olmaya çalışarak metro istasyonuna doğru yürüdüm.
Metroya indiğimde istasyon her zamanki gibi kalabalıktı. Merdivenlerden inerken önümde yürüyen insanların hızına ayak uydurmaya çalıştım. Turnikelerden geçip perona ulaştığımda trenin gelmesine birkaç dakika olduğunu gördüm. Telefonumu çıkardım. Kulaklığımı taktım ve müzik listesini açtım. Lana Del Rey'in şarkılarından birini seçtim. İlk notalar kulaklarıma ulaştığında etrafımdaki sesler bir anda uzaklaştı. İnsanlar hâlâ konuşuyordu. Tren hâlâ rayların üzerinde ilerliyordu. Anonslar yapılmaya devam ediyordu. Fakat ben bütün bunları artık uzaktan duyuyordum. Müzik benim için kalabalığın ortasında küçük bir sığınak gibiydi. İnsanların arasında yürürken kendi dünyamı yaratabiliyordum. Tren geldiğinde kapıların açılmasını bekledim ve içeri girdim. Kendime cam kenarında bir yer buldum. Oturduğumda başımı cama yasladım. Tren hareket etti. İstasyonun ışıkları camda arka arkaya kaymaya başladı. Şehir karanlığın içinden geçiyordu. Birkaç durak sonra yer üstüne çıktığımızda gökyüzünü yeniden gördüm. Bulutların arasından çok az ışık sızıyordu. Müzik devam ederken dışarıyı izledim. Binalar birbiri ardına geçiyordu. İnsanlar yollarda yürüyordu. Bazı kafelerin önünde sigara içenler vardı. Bazı dükkanlar yeni açılıyordu. Şehir her sabah aynı şekilde uyanıyordu ama nedense hiçbir sabah birbirinin aynısı gibi gelmiyordu.
Metroda geçirdiğim zamanın en sevdiğim yanı kimseyle konuşmak zorunda olmamamdı. İnsanların beni tanımaması hoşuma gidiyordu. Kimse nereden geldiğimi, nereye gittiğimi veya ne düşündüğümü bilmiyordu. Bir yabancı olmak bazen özgürlük gibi geliyordu. Camdaki yansımama baktım. Koyu siyah saçlarım omuzlarımdan aşağı doğru dökülüyordu. Yüzümde fazla makyaj yoktu. Gözlerimin altında hafif bir yorgunluk vardı. Kendime baktığımda nedenini bilmediğim bir düşünce içimde belirdi. Bazen insanın yüzü söylemediği şeyleri anlatıyordu. Benim yüzümde de anlatılmamış birçok şey olduğunu düşünürdüm. Fakat bunları kimseye anlatmak gibi bir isteğim yoktu. İnsanların seni gerçekten anlaması için onlara kendinden fazla şey vermen gerekiyordu. Ben ise kendimden vermek konusunda oldukça cimriydim. Müzik değişti. Başka bir Lana Del Rey şarkısı başladı. Gözlerimi kapattım. Başımı cama biraz daha yasladım. Şarkının melodisi içimde garip bir huzur oluşturdu. Bir an için üniversiteye gitmek zorunda olduğumu unuttum. Sanki şehirden uzak bir yerdeydim. Deniz kenarında tek başıma oturuyordum. Dalga sesleri vardı. Elimde soğuk bir kahve duruyordu. Yanımda kimse yoktu ama yalnız hissetmiyordum.
Trenin yavaşlamasıyla gözlerimi açtım. Gideceğim durağa yaklaşmıştık. Kulaklığımı çıkarmadım. Çantamı toparlayıp ayağa kalktım. Kapılar açıldığında diğer insanlarla birlikte perona çıktım.
Fakültenin önüne geldiğimde Defne'yi merdivenlerin yanında gördüm. Elinde karton bardak vardı. Beni görünce elini kaldırdı.
"Sonunda."
"On dakika geç kaldım."
"Yirmi."
"Abartma."
"Telefonuna bak."
Telefonumu çıkarıp saate baktım.
"Tamam, biraz geç kalmışım."
Defne başını iki yana salladı.
"Biraz."
Binaya birlikte girdik.
Defne'nin yanında yürümek her zaman kolaydı. Onun yanında sessiz kalmak bile garip hissettirmiyordu. Bazen konuşmadan yan yana yürüyebiliyorduk. O da benim gibi insanların her sessizliği doldurmak zorunda olmadığını düşünüyordu. Binaya girdiğimizde sıcak hava yüzümüze vurdu. Koridorlar öğrencilerle doluydu. Birkaç kişi bizi görünce selam verdi. Defne birilerine karşılık verirken ben çantamı düzelttim.

...

Kampüsün arka tarafına doğru yürürken kalabalık yavaş yavaş arkamda kaldı. Ders çıkışında herkes aynı anda kapılara yönelmiş, koridorları dolduran sesler birkaç dakika içinde kampüsün farklı noktalarına dağılmıştı. Ben biraz daha oyalanmak için her zamanki yolumdan sapmıştım. Havanın serinliği iyi geliyordu. Gökyüzü sabahtan beri kapalıydı ama henüz yağmur başlamamıştı.
Ağacın altındaki banka oturup çantamı yanıma bıraktım. Bir süre etrafı izledikten sonra Polaroid makinemi çıkardım. Son zamanlarda yanımda taşımaya alışmıştım. Bazen gerçekten güzel bir şey gördüğüm için fotoğraf çekiyordum, bazen de sadece elim bir şeyle meşgul olsun diye. Makinemi kaldırıp karşımdaki binayı ve dalların arasından görünen gökyüzünü kadraja aldım. Deklanşöre bastığım anda çıkan ses sessizliğin içinde gereğinden fazla belirgin geldi.
Fotoğrafı elimde tutup beklemeye başladım.
"Çok sallama."
Ses arkamdan gelmişti.
Dönüp baktığımda birkaç metre ileride birini gördüm. Daha önce fark etmemiştim. Uzun boylu, koyu renk giyinmiş biriydi. Saçları dağınıktı ve elleri montunun ceplerindeydi. Bana bakıyordu ama yüzünde belirgin bir ifade yoktu. Sanki biraz önce söylediği şeyin cevabını beklemekten çok, gerçekten sadece uyarmak için konuşmuştu.
"Ne?"
Elimdeki fotoğrafı işaret etti.
"Polaroid."
Fotoğrafa baktım. Sonra tekrar ona.
"Ne yapmam gerekiyor?"
"Beklemen yeterli."
Sesi sakindi.
"Tamam."
Fotoğrafı elimde sabit tuttum. O sırada yanımdan geçip gideceğini düşündüm ama birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Bakışları fotoğraftaydı.
"Burada mı okuyorsun?" diye sordum.
Başını bana çevirdi.
"Evet."
"Hangi bölüm?"
Kısa bir sessizlik oldu.
"Sen?"
Soruyu geri çevirmesine şaşırdım. Gülümseyerek başımı salladım.
"Ben önce sordum."
"Fark ettim."
Bu kez yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Çok kısa sürdüğü için gerçekten gülüp gülmediğinden bile emin olamadım.
"Solin," dedim sonunda. "Benim bölümüm güzel sanatlar..."
Başını salladı.
"Tuna."
Sadece adını söyledi.
Birbirimizi tanımamıza yetecek kadar kısa, ama konuşmanın bitmesi için yeterince uzun bir sessizlik oldu. Ben fotoğrafı yeniden çevirdim. Görüntü artık ortaya çıkmaya başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18