15. bölüm · Ailem mi

15. Bölüm

Derin .

Hayatta her kesiği bıçak açmaz derlerdi. Bazen en büyük yaraları sözler açardı insanda, bedeninde olmasa bile ruhunda açılırdı en büyük yara. İnsan bunu kendinde geçiştirmeye çalışırdı ama ne kadar başarılı olabilirdi? Susmak en büyük çığlık derlerdi insan isteyerek mi susardı yoksa susturulur muydu? Kalbi kırılınca ne yapabilir bir insan kendi kalbini nereye kadar onarabilir? Bunu için birilerine ihtiyaç duyar mı? Bakışları donuk olan birinin içine baktınız mı hiç? Dikkatli bakılırsa gözleri donuk bakan insanlar içten paramparçadır genellikle.

Derin donuk baktı Ege'ye. O kadar soğuktu ki bakışları ürpertti sanki az önce ağlayan o değilmiş gibi donuk baktı. Duygularını belli etmezdi, gizlerdi ama genellikle duygusuz damgası yerdi. Yani bu duygularını gizleyen çoğu insana olurdu çünkü insanlar sormazdı
'iyi misin' diye.

Ege odanın kapısında durdu sadece baktı kız kardeşine. Onu kötü biri sanmıştı, hatta nefret etmişti, sonradan anladı daha doğrusu anlattırtılar ona ama geç olmuştu işte.


Derin'den

Nasıl bir şeyin içinde olduğumu bilmiyorum duygularımı da bilmiyorum kısaca sanki hiçbir şey bilmiyorum. Annem odadan çıkınca kapı kapanmadan içeriye adım sesi geldi kafamı çevirip baktım.

Ege.

Ege girmişti odaya. Gene bağırıp çağıracaksa hiç kaldıramam şaka değil gerçekten bıktım canım yanıyor bunu göremiyor muydu? Hemde canımı yakan oydu. Yanıma yaklaşınca geriye doğru gittim. Donuk baktım ona hemde çok donuk baktım. Gene niye geldi?

Sessizliği bozdu.

"Konuşalım mı" dediğinde kafamı iki yana salladım.

"Tamam ben konuşayım sen dinle" diyince ayağa kalkıp kapıya gittim ama kolumdan hafif tutan el engel oldu.

"Lütfen otur ve beni dinle" dediğinde ayakta dikildim

"Özür dilerim Derin gerçekten Allah belamı versin sana söylememeliydim öyle şeyler gelip en başında seninle konuşsaydım böyle olmazdı özür dilerim"

Ne yani benden özür dileyerek kalbimin acısını geçirebilecek miydi?

Evet Derin sevgiye muhtaçsın

Hayır değilim

Öylesin Derin.

Gene bakmaya devam ettim ve o konuşmaya devam etti.

"Türkçe konuşmaya başlamışsın affet beni be kardeşim sen benim için konuşmamışsın bile ve ben hiçbirini görememişim çok özür dilerim sana olanları unutman için her şeyi yaparım affet beni" dedi tekrar ne deseydim? Ne diyebilirdim? Ay tamam abicim bende zaten aptalım o yüzden affediyorum seni ya bunları mı deseydim yani?

Hayır Derin bu kadar aptal olma bunları söylemeyeceksin.

Bakmaya devam ettim. Ve Türkçe konuştum anlardı.

"Neden" çıktı ağzımdan "o kadar şey söyledin bana şimdi neden gelip özür diliyorsun hemen özrünü kabul etmemi mi bekliyorsun" dedim bu hafta kurduğum en uzun cümle.

"Hayır istersen hemen affetme ama özür dilerim bir gün beni affedersin"

Gene baktım ve gene o konuştu"birşey söyle öylece bakma birşey de bana"

Daha ne diyebilirim be. "Bilmiyorum düşüneceğim şimdi aşağı iniyorum" diyip yanından geçip odamdan çıktım. İçim acımadı bu söylediklerime iyi oldu beni ilk bulduklarında ki söylediği sözler hala aklımdan çıkmamışken onu affetmemi nasıl beklerdi. Beni affetmesi için illa bir şey yapmam mı gerekiyordu? Beni ben olduğum için sevmesi gerekirdi. Yani ben öyle düşünüyorum yanlış mıyım?

Aşağı inince babamın yanına oturdum bu sefer. Bir eli saçlarımı koşarken çok iyi hissettiriyordu. Of uykum geldi.

Kolumdaki alçı 2 hafta sonra çıkacaktı karnımdaki dikişlerde 1 haftaya alınacaktı sanırım acıtmayacağını biliyordum zaten. Yani kötü bir deneyimle tattım bu acıyı... Bir kere jimlastik yaparken elime çivi girmişti hiç uyuşturmadan dikiş attırmıştı anne sandığım kadın ve bana 'acılara alış' demişti. Neyse bunları unutmak istiyorum ama neden unutamıyorum?

Kuzey abime baktım "e abicim hani sen iltifat falan ederdin ne oldu onlara" dediğimde kalakaldı Türkçe konuşmama mı şaşırdı bilmiyorum ama ayağa kalkıp yanıma yaklaştı. Ay tövbe bismillah noluyor bir anda yükseldi heyecanla

"Duydunuz dimi lan abi dedi valla bana abi dedi lan bana" diyip bana sarıldı. Babamın yanından çekip sarılmıştı ama olsun. Yanaklarımı öpüp bir kere daha sarıldı.

"Kız bu ne güzellik bak vallahi abi diyince daha da güzel oldun" dediğinde güldüm hem ben daha önce içimden çok abi demiştim ki.

Derin mal mısın içinden dedin.

Ay iç ses bir sus ya

"Ben hep abi derim ki"

Arkadan gelen ses Alaz'ındı.

"Bana niye abi denmedi acaba" diye sorunca ona baktım ve gülümsedim.

"Hmm bilemedim ki şimdi belki bir bakarsın derim" dedim.

Bir dakika ya Demir abim nerelerde? Özledim.

"Demir abim nerede" diye sordum Uraz'a

"Abla valla birazdan gelir tahmini" dedi ama nerede olduğunu söylemedi. Of merak ettim şimdi ya. Oturduğum yerden ayağa kalktığımda gözlerime eller kapandı. Kim bu ya?

Ellerimle gözlerimdeki elleri çekmeye çalışınca arkamı döndüm gözlerimi açınca Demir abim vardı. Gelmişti.

"Abii" diye boynuna sarıldım daha doğrusu boyum yetmedi o beni kucakladı.

"Söyle abim"

"Özledim seni"

"Bende özledim" dedikten sonra bakışları koluma kitlendi.

"Koluna niye dikkat etmiyorsun" diyip Deniz abime döndü
"Lan sen niye kardeşim kolun alçıda düz dur falan demiyorsun kıza" dedi. Ah Deniz abim evde tek doktor olmak sabır işi valla.

Annem de aşağı inince hepimiz aşağıdaydık aslında aklımda kalan bir soru vardı ben Ege'yi affedecek miydim?

Eğer bu soruyu duygularımla yanıtlarsam evet ama ben ne zamandan beri duygularımı kullanıyorum?


2 Hafta Sonra

İki hafta geçmişti koskoca iki hafta karnımdaki dikişleri aldırmıştım aslında iz kalmamıştı. Ve bu gün kolumdaki alçı çıkacaktı sonrasında pikniğe gidecektik ailecek aslında Ege'yi affettiğim söylenemez çünkü onunla fazla iletişime geçmeyip zaman zaman göz teması bile kurmadım. Bana söylediği yaptığı o kadar şeyden sonra bu kadar kolay effetmeyeceğimi zaten bilmesi gerekirdi.

Hastaneye girince hemen üst kata çıktık Ayça abla da burdaydı. Onu görünce elimi salladım hemen yanıma geldi.

"Kuzum nasılsın"

"İyiyim Ayça abla sen"

"İyiyim bende alçıyı çıkarttırmaya mı geldiniz"

"Evet evet" dedim ama Deniz abimle bakışıyorlardı aşıklardı ve sevgililerdi bunu anlamamak için kör yada sağır olmak gerekirdi.

"Yardım edeceğim birşey var mı" dediğinde benim yerime Deniz abim cevap verdi.

"Yok ama bence yanımızda gelebilirsin" dedi çapkın çapkın.

Ayça abla "öhmm" yapınca Deniz abim daha düzgün durdu "yani alçıyı çıkarttıracağız ya" dediğinde Ayça ablanın adı anons geçince bizle vedalaşıp gitti. Doktorun odasına girince alçıyı çıkartma işlemi gerçekleşti.

Allah'ım çok şükür sonunda ya

Doktor odasından çıkınca Deniz abim bana döndü "hadi geçti gitti civciv"

Abimin civciv lakabı beni benden alıyordu birkaç kere ben civciv miyim desemde vazgeçmemişti ama tatlı bir lakaptı.

"Valla ya gerçekten daralmıştım artık çıkmasaydı ben çıkartıcaktım" dediğimde güldü.

Hastaneden çıkıp arabaya bindik ve ailecek ormana doğru gittik binince annem baktı koluma

"Güzel kızım benim hadi bu da geçti" dediğinde gülümsedim.

Anneme ne kadar anne demiş olsamda babama diyememiştim niye bilmiyorum aslında çok iyi bir babaydı ama ben kendimde bu cesareti görememiştim.


Piknik Alanı(orman)

Arabayla ormana girince annem hepimizin eline küçük küçük şeyler tutuşturdu piknik sepetini babam aldı annemde de birkaç eşya vardı. Burası gerçekten güzeldi temiz havası insana huzur verir cinstendi.

Sonunda göl kenarında bir yer bulunca oraya oturduk ve eşyaları yaydık.

"Beğendiniz mi çocuklar" dedi babam.

"Evet" dedi Uraz. Sonra bana döndü.

"Abla hadi kalk dolaşalım" bu çocuk vallahi beni gözümden tanıyor.

"İyi hadi abimler gelmez mi"

"Birazdan onlarla da gideriz" diyince yanına gittim. Son anda aklıma gelenle arkama döndüm.

"Gittik biz" dediğimde babam direk konuştu.

"Tamam fazla uzaklaşmayın olur mu"

"Tamaam" dedim uzata uzata. Urazla yürümeye başladık. Güzel bir yerdi burası gerçekten gelişine söylemiyorum fazla güzeldi.

"Hadi gel fotoğraf çekelim" dedim Uraz'a

"Çekelim"

"Ama Instagrama koyarım"

"Koy ablacım yanında o kadar yakışıklı kardeşin var yani" bu çocuk çok tatlı ya.

Güzel bir fotoğraf çekip Instagrama attım.

Uraz'la yürümeye devam ederken heryer birbirine benziyordu da, biz ne taraftan gelmiştik?

"Uraz biz hangi taraftan gelmiştik biliyor musun"

"Şey... Hayır"

"Nasıl"

"Abla vallahi bilmiyorum yolu"

Hasssiktir lan benim yol algım zaten sıfırın altında.

"Kardeşim şöyle ki kaybolduk"

"Annemleri ara" diye mükemmel süper zeka öneri verdi. Valla mı ya süper zeka.

"Süper zeka telefon çeker mi burada"

"Çekmez" dediğim sırada bir anda arkamızdan havlayan köpekle bakıştım

Lan.

Lan!

Köpek burada ne alaka
Derin salak mısın orman burası"

İçimdeki iç güdüyle Uraz'ın kolunu tuttum
"Uraz koş" diye bağırdım
"Nereye koşayım abla"
"Ağaca çıktı Uraz" dediğimde baktı bana o çıkmadan ben kendimi kurtaramazdım. O benden küçüktü hem. Uraz koşup ağaca tırmandı ama tam çıkmadı biraz yükseğe çıkıp kalınca köpek bana koşmaya başladı bir anlık korkuyla ağaca koştum ve tırmandım.

Lan ne ara çıktım ben? Uraz'dan daha yukarıya çıkmıştım da biz ne yapacağız burada. Hayır hem kaybolduk hemde ağacın tepesindeyiz. Hadi yolu bulabilirdik de ağaçtan nasıl ineceğiz biz?

Telefonu çıkarıp baktım hala daha çekmiyordu! Off.

Babamlar bizi bulsa bari...

Nasilsinizzzzz
Bölüm nasıldııii sanki çok olmadı gibii

Diğer bölümde görüşürüzzzz