12. bölüm · Aile
Süflü çikolafa
Not:Yazım hatası ve mantık hatası buluna bilir yazım yanlışı olanları görürsem değiştiriyorum zaten.
Kuzey
"Hoca görürse işiniz biter."
"Doğru söylüyorsun Kuzeycim ama işimiz bitmeyecek."
"Nasıl olucak o?" Kerem çantasının fermuar ını açıp içinden forma olduğunu düşündüğüm bir şeyi çıkardı.
"Ben her zaman hazırlıklıyımdır bunu unutma Kuzey."
"Peki Akın?" Yine çantadından bir forma daha çıkardı ve bana gösterek konuşmaya başladı:
"Ben her zamam Akınımıda düşünürüm bunuda unutma kuzey."
"Kerem çokta unuttum bile." Gerçekten unuttum bu arada sanırım b12 sorunum var.
"Neyse ne hadi Akın hocalara görünmeden temizlenelim."
"Bekle çantamıda alayım." Kerem Akının çantasını kaptığı gibi Akını kolundan tutup birden gözden kayboldular.
"Hâlleri çok komikti ama." Alp hâlâ gülüyordu.
"Off dimi." Diye Utkuda destekledi.
"Şu okul hemen bitsin!"
"Bağırmayı kes Kuzey."
"Tamam bay dahi." Güney bana karşılık vermeden kitabını okumaya devam etti.
"Zil çalmadan gelseler iyi olur."
"Ben demi okuldan kaçsam?"
"Saçmala Kuzey hem senin kaçmaya götün yemez." Çok yanılıyorsun Pikaçum.
"Bunun mu kaçmaya götü yemicek?"
Utku anlamayan gözlerle Alpe bakıyordu.
"Bu ilk okuldan beri aktivitesi okuldan kaçmak."
"İlk okulda neyden kaçıyordun tam olarak Kuzey."
"Matematik."
Kuzey (Okul çıkışı.)
"Sonunda!" Sonunda okul bitmişti ama hâlâ yağmur yağıyordu ve biz Eda ablayı bekliyoruz hemde üstümde hâlâ Kenanın ceketi var.
"Bunu daha ne kadar söylemeye devam edecsin?"
"Tabi sevinicem hafta sonuna az kaldı pikaçu." Diyip başı eydim.
"Ayy hem Ardaya ne alabilirim ki?" Güneye döndüm hâlâ kitap okuyordu. Tamam anladın Güney en çok kitap okuyan sensin.
"Sen ne alacağına karar verdin mi?"
"Evet." Dedi kitaptan başını kaldırmadan.
"Hımm ben ne alabilirimki?"
"Selam." Gelen sesle sağıma döndüm. YAMAN!!
"Selam." Diye karşılık verdim Utkuda karşılık olarak sadece başını eydi.
"Merhaba turunç kafa." Kenanı umursamadan Yamana bakmaya devam ettim.
"Bugün işin mi vardı."
"Ne? Ha doğru evet ufak bir işim çıkmıştı ama benim yerime Kenan dana yardım etmiş olmalı."
"Evet." Malesef.
"Cenk hocayı önceden tanıyormuşsun sanırım."
"Evet orta okuldayken koçumdu."
"Kuzey, Eda abla geldi." Ah be Eda abla hiçte zamanında gelmedin.
"O zaman görüşürüz Yaman."
"Görüşürüz Kuzey." El sallayarak arabaya koştum. Ve oda bana GÜLÜMSEYREK el sallıyor.
"Kuzey nereye!" El sallamayı bırakıp etrafıma bakındım arabayı çoktan geçmiştim.
"Öhöm bir şey gördüm sandımda." Diyip arabaya koşup kendimi içeri attım. Off acaba gülmesinin sebebi arbayı geçmem miki?
"O ceket ne? Böyle bir ceket aldığımı hatırlamıyorum." Ne ceketmiş be.
"Ceketim olmadığı için arkadaşım verdi aslında tam arkadaşım sagılmaz."
"Öyle olsun bakalım."
"He bu arada Eda abla kediler nerde?"
"Evdeler." Heman eva gitmek istiyorum!
"Off!"
"Ne öflüyorsun minyonum?"
"Öne oturdum ama Kuzey hiç umursamadı bile."
"Öne oturduğunu fark etmedim bile." Çünkü aklım hâlâ biryerlerde kaldı.
"Gıcık." Ay sensin be gıcık.
Kenan
"Anlamadık sanki."
"Ne saçmalıyorsun Yaman." Kuzeyin bindiği arabanın gözden kayboluşunu izledikten sonra Yamana döndüm.
"Hiç." Yaman iç çekip devam etti:
"Kuzey üstündeki cekette çok tanıdık geldi sanki adı Kenan olan birinsinde vardı."
"Aynısı ondada olabilir."
"Garip nedensen kendisine baya büyük gelen bir ceket alsınki hem senin ceketin nereye kayboldu?"
"Kulübede kalmıştır hem belki bol seviyordur."
"Kesin öyle dir."
Barış
"Barış bey?" Ayşe abla bana şaşkın gözlerle bakıyordu.
"İyimisiz?"
"İyiyim Ayşe abla." Diyip topallayarak içeri girdim. Yiğit yine her zamanki yerinde oturmuş hep yüzende olan o alaycı gülümsemeyle bana bakıyordu. Ama bunsefer daha farklı gibiydi. Çokta umursamadan merdivenlere yöneldim.
"Bu hâlin ne senin?" Gelen sesle olduğum yerde kala kaldım.
NİYE EVDE BU?
"Bana bak!" Yavaşça atkama dönüp artık karşımda duran adamla babamla göz göze geldik.
"Bu yünün hâli ne?" Babamın arkasında o kadın çıktı ve bana aynı oğlu gibi alaycı bir gülümsemeyle bakıyordu.
Önemsiyormuş gibi davarnıyor bide ama sadece itibarının zedenmesinden korkuyor
"Merak etme kimse birşey görmedi."
Ciddi bir yüz ifadesiyle bana bakıyordu.
BU ADAM ÇOK SİNİR BOZUCU BELKİDE ONDAN KURTULMALI SIN
"İzninle odama çıkıyorum." Arkama dönüp yoluma devap etmeye başladım.
"Barış ayağın?" Yine gelen sesle olduğum yerde durdum. Ama bu sefer gelen ses babama ait değildi.
"Ayağına noldu iyi misin?"
BAKSANA SENİMLE DALGA GEÇİYOR SONUŞTA BABANIN GÖZÜNE GİRMEK İÇİN SANA İYİ DABRANMASIMA GEREK YOK ÇOK KOMİK DEĞİLMİ?
"Sadece burkuldu."
Kuzey
"Güney şu kediye bak aynı sana sana benziyo!" Güney ona doğru tuttuğum turuncu pofidik kediye göz ucuyla bakıp geri kitabına döndü. Bu kitabı bir gün imha etmeliyim.
"Baksana Kuzey buda sana benziyor." Utkun parmağıyla gösterdiği kediye döndüm elimdeki kediyle farkı pofidik olmaması ve daha enerjim olması. Elimdeki kediyi Güneyin kucağına bırakıp yerde yuvarlanan artık benim kedim olarak iğlan ettiğim kediyle oynaşmaya başladım.
"Oy sen ne tatlı şeysin öyle? Jr. Kuzey."
"Ben ne koysan acaba?" Utku elindeki kediyi incelemeye başladı elindeki kedi Güneyin kucağındaki kedi gibi pofidikti ama gözleri aynı utkununki gibi maviydi.
"Oscar olsun bari." Diyip Güneye döndü.
"Sen adına ne koyucaksın Güney?"
"Kedi." Omg ne kadarda harika bir isimmiş o?
"Ne?"
"Boşver onu sen pikaçu."
"Selam velotalar!"
"Oha yağız abi sen evde olurmuydun?"
"Velotalar derken?" Dedim sahte sinirli bir sesle.
"Sakin ol kral istersen başka bir şey söyleriz."
"Mümkünse."
"Tamam ergenuscumm."
"Yağız oğlum?" Yağız abi Bahar hanıma doğru döndü sanırım mutfaktan çıkmıştı üstünde yarım kalp olan bir mutfak önlüğü vardı.
"İşim va..." Yağız abi sözünü bitirmedem Eda ablanın sesi geldi:
"Evren!" Gelen ani sesle irkildim. Ne buya bu aralar sürekli ani sesler gelip duruyor.
"Evren!" Eda abla merdivenden inip etrafı kontrol etmeye başladı.
"Ne oldu kızım?"
"Evren nerde anne?"
"Siz gelmeden hemen önce çıktı." Eda abla oflayıp çıkış kapısana koştu.
"Ne oldu kızım?"
"Bir şey yok anne." Yalan gibi ama inandım.
"Bekle bende geliyorum!" Yağız abide koşarak çıkış kapısana koşup ayağına terliği geçirip Eda ablanın arkasından çıktı ve kapı kapandı.
"Ne oluyor hayatım?" Hakan bey mutfağın kapısının önünde durmuş olayı anlamaya çalışıyordu. Üstündede Bahar hanımın mutfak önlüğündeki yarım kalbi tamamlayan yarım kalpli bir mutfak önlüğü vardı.
"Bende bilmiyorum ki hayatım."
"Neyse geldiklerinde öğreniriz."
Yağız (arabada)
"Ne olduğunu ne zaman anlatmayı düşünüyorsun?"
"Bende tam bilmiyorum ama Evreni bulmalıyız." Bide sözde bizimkilere hediyesini vericektim neyse kısmette yokmuş arkadaşım daha önemli.
"Bu düşünceye nerden vardın acaba?"
"Asya sayesinde."
"Asya ne alaka?"
"Asyanın şu puşt sevgilisi varya."
"He şu Evrenin kankisi olan."
"He o."
"Ne olmuş ona."
"Asyayı aldatmış."
"Bunun Evrenle ne alakası var?"
"İşye o kısmı bende bilemiyorum."
★
(Yarım saat sonra)
"Nerede bu çocuk?" Eda oldukça gergin durıyordu.
"Sende şu yerini bulma uygulamasımı ne yokmuydu?"
"Varda bu Evren telefonu evde kalmış." Eda birden firene bastı ve doğal olarak öne doğru gittim ama emliyet kemerimi taktığım için cama kafa atmaktan kurtuldum.
"Malmısın Eda?" Eda bir şey demeden araban çıktı.
"Nereye gidiyorsun?" Emliyet kemerimi çıkarıp bende arkasından arabadan çıktım.
"Evren iyimisin ablacım?" Evren kaldırımın yanına oturmuş yüzünü kapatmış duruyordu yanına gelince sol tarafına çömeldim.
"Ne oldu aslanım ne bu hâlin?"
"Ben malım."
"Ne oldu ablacım? kaldır kafanı anlat." Eda Evrenin kafasını tutup kaldırdı.
"Ne oldu ablacım niye ağlıyorsun?" Diye sorunu tekrar sordu
"Beni hiç sevmemiş onun için sadece canlı cüzdanmışım."
"Kim dedi bunu sana?"
"Ona güvenmiştim o farklı sandım." Evren burnunu çekip devam etti:
"Ama oda aynıymış." Eda eliyle Evrenin göz yaşalarını silmeye başladı.
"Kimle aldattı seni?" Eda birden bağırarak ayağa kalktı:
"Dur lan!"
"O piç le aldattı seni demi?"
"O piç kim?" Eda iç çerek geri çömelip Evrene sarıldı.
"Boşuna üzülme o kız kaybetmiş."
Bende eksik kalmamak için ikisinede birden sarıldım
"Bakıl hava katanlıkta değil çok dikkat çekiyoruz."
"Malsın sen Yağız." Evrenin sessizce kıkırdamaya başladı.
"Diyorimki içmeyemi gitsek."
"Bende diyorum ki senimi sik..." Eda nın sözümü benim telefom zilim kesmişti.
"Kim o?"
"Ha dur bi telefonu çıkarmadım bile." Diyip cebimdeki telefonu çıkarıp yazan isme baktım ama isim yerine bir numara yazıyordu aramayı kabuk edip telefonu kulağıma götürdüm.
"Efendim?"
"İyi günler yağız bey."
"İyi günler kimsiniz?" Sorumu cevap alamadan telefon suratıma kapatıldı.
"Noldu?"
"Ne bileyim malın teki sanırım."
★
Eylül
"Afiyet olsun."
"Pardon bakarmısız." Sesin geldiği yere döndüm ama dönmez olaydım.
"Sipariş vericektim." Sakin ol Eylül ne bok istiyorsa alır gider.
"Tabikide heman geliyorum." Masaya doğru ilerleyip yeterince uzak olucak bir şekilde durdum.
"Ne istemiştiniz?" Diyip not kağıdımı çıkardım.
"Bilmem."
"Ben size limanota vereyim." Sonrada siktir git.
"Hımm yok."
"Peki ne istersiniz." İmalı imalı bana bakmaya başladı. Kusucam şimdi buraya okulda yetmiyor muş gibi bide burda uğraşıyorum.
"Vay Emirim!" Aha bide kankası geldi tam oldu.
"Yiğitim hoş geldin!" umarım yanında şu kızıda getirmemiştir.
"Ayy Eylül değilmi bu?" Ah ciddimisin? Hiç bozmadan gülümseyerek oturmalarını bekledim. Hilal tam Yiğitin yanına oturacaktiki Yiğit onu sözüyle durdurdu:
"Barış gel yanıma otur." Barış mı odamı burada? Gözüm sonunda Barışı yakalayınca yüzünü incelemeye başladım yüzmün bazı yerlerinde yara bandı vardı ve bazı yerleride morarmıştı.
"Hızlı ol biraz kardeşim." Barış yüzüme bakmadan yavaş yavaş Yiğitin yanındaki sandelyeye oturdu. Hilal in bu durumdan hiç memnun olmadığı belli oluyordu.
"Ne istersiniz?" Soruma ilk Hilal cevap verdi.
"Ben bir macha latte alayım." Tamamdır clean girl.
"Ben bir latte alayım barışada aynısından ver." Barış latte sevmezki.
"Bende latte alayım." Emirin dediğinide not defterine yazdım ama Barışa bakmaya devam ediyordum fakat o benim yüzeme bile bakmıyodu.
"Ne bekliyorsun?"
"Peki hemen getiyorum."
★
"Ne o dalgın duruyorsun." Sonunda lokantayı kapatmıştık sadece temizlik kalmıştı.
"Sadece bir arkadaşımı düşünüyorum."
"O Eylül hanım aşık oldunuzda bize mi anlatmıyorsunuz?"
"Ne saçmalıyorsun ipek?"
"Bilmem." Yerleri silmeyi bırakıp elimdeki viladayı ipeğin eline tutuşturdum.
"Boş boş konuşacağına yerleri sil, eve erken gitmem lazım.
"Peki Eylül Hanım." Önceden tezgaha koyduğum çantamı alıp çıkış kapısına yürümeye başladım. Tam dışarı çıktığımda telefonum çalmaya başladı.
"Ah bu en kötü gümüm sanırım." Telefonu cebimden çıkarıp aramayı onayladım.
"Abla?" Geri alıyorum.
"Efendim ablacım?"
"Gelirken çikolafa alır mısın?"
"Tabiki alırım prensesim ama sen beni nasıl aradın?
"Babam uyuya kaldı."
"Tamam ben çikolatanı alıp geliyorum."
"Süflü al ama."
"Tamam süflü alırım."
"Bay bay."
"Bay bay." Dedikten sonra telefonu kapatıp cebime geri koydum.
"Kıyamam süflü al diyor bide." İç çekip başımı kaldırdığım gibi olğum yerde durdum.
"Selam!"
..............
Bittiiiiii
çok uzun olmadı gibi :()
Neyse su içmeyi unutmayınn
