17. bölüm · Aile

Beden

Dino _73227

Not:Yazım hatası ve mantık hatası buluna bilir yazım yanlışı olanları görürsem değiştiriyorum zaten.

Barış

Nasıl bilmiyorum ama ısınmış hissediyorum ama bu nasıl olabilirki? Yavaşça gözlerimi açtım hâlâ aynı bankta duruyordum ve sanırım tenefüs.

"Ha bu da ne?"

"Günaydın kardeşim." Hızlıca başımı kaldırıp daha demin başımın olduğu yere baktım yani oranın yukarısına.

"Ciddi misin?" Yiğit birşey demeden yüzüme bakmaya devam etti.

"Artık beni bir rahat bırak." Diyip banktan kalktım ama kalktığım gibide üstümden birşey düştü. Daha ne olduğuna bakamadan Yiğit düşen şeyi aldı. Bir ceket hatta babamın ona aldığı bir ceket.

"Al giy üşütmeni istemem daha doğrusu babam sevmez biliyorsun çekimlere az kaldı."

"İstemez ceket falan." Tam gittemek için harakete koyuluyordumki Yiğit yakamı tutarak beni durdurdu.

"Yüzüne geçendeki gibi morluklar açmamı istermisin kardeşim? ama baban bu durumu severmi bilemiyorum." Yakamı bırakıp ellerini omuzlarıma koydu.

"O odaya gitmek istemiyorsan sözümü dinle." Birşey demeden öğlece durdum başka şansımda yok zaten bu çok acınası hissettiriyor.

O odaya gitmek istemiyorsan sözümü dinleymiş tam bad boy

"Bunu tamam olarak kabul ediyorum." Yiğit bir zafer kazanmış gibi sırıtıyordu.

"Al bakalım." Diyip ceketi elime tutuşturup saçımı okşayarak yanım dan geçti.

Puhahahahaha ay özür dilerim

"Bu arada kardeşim sözümden sakın çıkma."

Tam Bad boy demi Barış?

İç çekerek dediği gibi ceketi giydim.

"Spor salonunamı gitsem?" Hem dışarıya göre daha sıcaktır. Spor salonu na doğru yürümeye başladım.

"Bir dakika saçımmı kurumuş neyse kendiliğinden kurumuştur."

Kendiliğinden olduğunu hiç sanmıyorum Barışcım.

Kuzey

"Konuyu değiştirdin seni ezik."

"Ezik demelan Akınıma seni hileci maymun." Olaya birden Alp daldı:

"Sende Kuzeyime maymun deme mal." Dedikten sonra bana sarılmaya başladı ve bende tabiki karşılık verdim.

"Mal deme lan Kereme sırık." Fiye bu seferde Akın karşılık verdi.

"Bune ilkokul kavgasımı? Düzgün dursanıza."

"Sen ne karışıyorsun Mert? Sen sevgilinin yanına gitsene."

"Boşver onu Kuzeycim." Alp beni dahada sarmalamaya başladı.

"Şuna bak yok oldu birden, yer cücesi seni."

"Sensin lan yer cücesi!"

"Hişş sakin ol minik tırtılım." Alp sözünü bitirdiği gibi Mert kahkahalara boğulmaya başladı.

"Sıladan trip yiyorsun dimi?" Dediğim gibi Merin yüzü birden ciddileşti.

"Yo ne alaka?" Dediği gibi birden sarsıldık özellikle Alp.

"O neydi lan?" Dedi Mert şaşkın bir yüz ifadesiyle. Alpe döndüğümde kafasının arkasını tutmuş başı eğik duruyordu. Ne olduğunu anlamak için Alpe daha çok yaklaştım.

"Çok özür dilerim Alp." Sesin sahibi Kenandı.

"Sorun değil acımadı bile." Alp başını eğmiş öğle duruyordu.

"Kesin öğledir sulu göz hadi gel." Dedim Alpe kollarımı açarak hiç zaman kaybetmede beni kollarının arasına aldı ve aldığı gibide bağırarak ağlamaya başladı.

"Seni ağlak koca dinazor." Alp ağlamak yerine bu sefer kıkırdamaya başladı. Arkadanda Mertin kahkaha sesleri geliyordu.

"Yerinize geçin!" Hay ama yeter. Alpi bırakıp herkez gibi sıraya girdim Alpte hemen yanıma geçip ceketimim kolunu tutuyordu. Aslında Kenanın ceketini tutuyordu çünkü çıkarken kendi ceketim yerine onun ceketimi giydiğim için bu ceket arkadaş bu günde benimle. Çaktırmayın çıkışta verip kurtulacağım.

"Yiğit nerede?" Harbi o nerde lan?

"Geldik hocam." Yiğitin yanında Barış duruyordu ve Yiğit Barışın kolundan tutmuştu.

"Çabuk sıraya geçin."

"Hemen hocam." Yiğit yanında Barışıda sürükleherek sıranın en sonuna ilerledi.

"Durun siz niye sıradasınız bayım?' Bu hoca beni nasıl fark etti ya? Alp sayesinde beni fark etmez sanmıştım.

"Barış şu arkadaşlarınıda al şu kenara oturun." Arkadaşlarını derken.

"Gözünü sakın benden ayırma." Barış Yiğite cevap vermedem ilerlemeye başladı ben de onun arkasından ilerlemeye başladım ve sonra yanıma Utku geldi.

"Lan sen ne alaka?"

"Bilmem." Dedi sırıtırak. Sonunda kendimize bir yer bulduktan sonra yerleşmiştik ama Barış bizden bağımsız bir şekile sağanın diğer ucunda kıvrılmış uyuyordu. Ayağının altındada bir ceket vardı ayy acaba kimin ceketi?

"Bi dakika." Diye döndüm Toprağı izlemekle meşgul olan Utkuya doğru.

"Lan bak bi!" Utku iç çektikten sonra bana döndü.

"He?"

"Seninde yasaksa niye yanımda değildin?"

"O nasıl cümle."

"Neyse işine bak Utku, yani Toprağı izlemeye devam et."

"Boğarım çocuk seni."

"Tabi tabi boğarsın." Göz çevirerek Toprağı izlemye geri döndü.

"Bendemi uyusam? bugün az uyudum." En iyisi uyuyayım yoksa zaman falan geçmicek. Oturduğum yere daha fazla yayıldıktan sonra gözlemi kapattıp uyumayı bekledim.

Kenan

Malsın sen Kenan? ne bok var dıda topu atıyorsun? Çocuk bide bağı bağıra Kuzeye SARILARAK ağladı.

"Kenan bir sorun mu var?" Kafamı kaldırdığımda meraklı duran Alpi gördüm.

"Bir şey yok Alp bu arada yine özür dilerim."

"Sorun yok dedim ya hem acımadı bile." Dedi hala sulu olan gözleriyle. Alpi çokta tanımasamda bütün okul onun ağlak olduğunu bilir.

"Yinede özür dilerim."

"Kenan!"

"Geliyorum Yamam!" Diye bağırdıktan sonra Alpe el sallayım Yamananın koştum.

"Bir sorun mu var Kenan." Aha yine aynı soru

"Hayır." Yaman iç çekip elini omzuma koydu.

"Kendine hakim çıkmalısın."

"Biliyorum sadece bi anlık oldu."

"Keyfini yerine getircek bir şey gösteriyim mi?"

"Neymiş keyfimi getiricek şey?"

"Sadece arkana bak." Dediği gibi arkama döndüğümde sahanın yenarına kıvrılmış hemde benim CEKETİMLE UYUYAN Kuzeyi fark ettim.

"Çok tatlı dimi?" Yamana yandan bir sert bakış attım.

"Tamam tamam birşey demedim." Diye geri geri gitti, bende Kuzeye geri döndüm.

"Hey toplanın hemen!" Üzgünüm hocam ama şuan çok meşgulüm.

"Seni sonsuza kadar izleye bilirim turunç kafa."

Yiğit

Tıhh demek bunu istiyorsun Barış bey. Peki sorun değil.

"Hey toplanın hemen!" Hocanın sesiyle gözümü Barıştan ayırıp hocaya döndüm.

"Kenan gelsene!" Gözlerim Kenana döndü öğlece durmuş bir şeyi izliyordu. Neyi izlediğini öğrenmek için bu seferde baktığı yere döndüm. Kaşlarımı kaldırarak fısıldadım:

"Utkuya mı bakıyor." Hayır hayır Utkuya değil Utkunun yanındaki cesur turunculuya bakıyor.

"Kenan Aksoy!" Kenan sonunda hocaya döndü.

"Hemen geliyorum hocam." Dedikten sonra Yamanın yanına koştu. Ama aklının orda kaldığına eminim.

"Evet şimdi dağılın." Ne?

Kuzey (okulul çıkışı) (zaman atlamasına bak)

"Al ceketin." Kenan gülümseyerek elimden ceketi aldı.

"İyi gidiyorum ben." Zaten Yamanda yok.

" 'Gidiyorum ben' ne mal düzgünce görüşürüz desene."

"Sen benim yerimide de Utku." Diyip arkada duran Güneye ilerledim.

"Triplere bak."

"Seni duya biliyorum kara baş." Dedim arkama dönmeden.

"Duy zaten." Diye karşılık verdi.

"Gel sende artık Utku!"

"Geliyoruz be! Neyse görüşürüz Kenan."

"Görüşürüz Utku." Utkuda sonunda yanımıza gelince yürümeye başladık.

"Toprak niye birden gittiki?" Arkaş gelen telefonla bize hiç birşey demen gitmişti.

"Bilmiyorum ki?" Diye karşılık verdi Utku.

"Özlemişsindir." Utku yüzünü ciddilerştirirek bana döndü.

"Kapa çeneni Kuzey."

"Ne yapa bilirsimki? Benimi dövücen cüce."

"Cüce mi?"

"Evet sonuçta benden kısasın."

"İki santim."

"İki santim olsada senden uzunum cüce."

"O zaman sende benim cücemsin havuç kafa"

"Eda abla bizi almaya mı geldin." Dedi neşeyle Utku.

"Evet ablacım."

"Ay iyiki geldin Eda abla yürümeye çok üşenmiştim." Eda abla çok gürültülü olmayan bir şekilde kahkaha atıp başımı okşamaya başladı.

"Neyse hadi arabaya geçin." Dedi saçımı bırakıp.

"Toprak nerede?" Diye devam etti Eda abla gözleriyle Toprağı ararken.

"Bilmiyorum ama sanırım yeni yarı zamanla iş bulmuş olmalı." Dedi Utku. Yarı zamanlı iş demek. eh az çalışmadık değil.

Toprak

"Özür dilerim Ali abi." Ali iç çektikten sonra konuşmaya başladı.

"Senin bir şuçun yok bğtün suç senin şu baban."

"Özür dilerim." Ali abi yine iç çekip devam etti.

"Neyse gide bilirsiniz." Başımı tamam anlamında sallayıp yanımdaki koltukta oturan babamın kolundan tutup kaldırdım.

"Görüşürüz Ali abi."

"Görüşürüz Toprak." Babamıda yanımda götürerek çıkışa doğru ilerlemeye başladım.

"Babası yine sorun çıkarmış olmalı."

"Yazık çocuğa." Yine herşey aynı. Ne güzel ama. Sonunda karakoldan çıkınca derin bir nefes alıp toluma ilerlemeye devam ettim.

"İçki." Diye mırıldandı.

"Bana içki bul seni bok parçası."

"Evde var."

"O zaman beni sve götür."

"Götürüyorum ya zaten."

"O pislik adam yine sorun çıkar mış."

"Ne diyiyorsun sen be!" Hiç zaman kaybetmeden evin kapısını açıp babamla içeri girdim.

"Bırak beni!" Diye bağırıp kolunu benden kurtardıktan sonra sarsıla sarsıla mutfağa ilerledi. Telefonum bildirim sesi ile titrediğinde morelim biraz yükselmiş ti.

"Utku mesaj atmış olmalı." Cebimdeki telefonu çıkarıp açtım tamda dediğim gibiydi Utku yazmıştı.

Utku🌟: Bir sorun yok dimi?

Siz: Sorun yok sadece yarı zamanlı bir iş bulmuştum ordan aradılar.

Utku🌟: oha tamda düşündüğüm gibiii

Utku🌟: peki ne işi? Yine garsonluk mu?

Siz: Evet.

Utku🌟: Bugünde tahminlerin çok iyi. Bugün benim şanslı günüm olmalı.

Utku🌟: Desene Hafsa nın dediği doğru çıktı

Birden gelen cam kırılma sesiyle mutfa döndüm. Babam elindeki kırık şişeyle bana bakıyordu. Telefona geri dönüp hızlıca yazmaya başladım.

Siz: Benim gitmem gerek sipariş var.

"Yazıyor"

Yazmasını bitirmeden telefonu kapatıp masaya koydum ve Babama geri döndüm. Hala elindeki kırık şişeyle bana bakıyordu. Sonra birşeyler mırıldanmaya başladı ama hiç birşey anlamıyordum.

"Cevap versene!" Diye bağırdı aniden.

"Sana diyorum." Sarsıla sarsıla bana doğru yürümeye başladı.

"Bana cevap ver!" Artık bana daha yakındı hatta kolunu uzattasa beni rahatça tuta bilirdi bile.

"Ha!" Diye bağırdıktan sonra yakamı tutup kendisine yaklaştırdı. Yine başlıyoruz demek babamın kılasik alkol kırızi.

"İkinizide öldürmeliydim dimi?" Ağzından gelen alkol ve sigara karışımı koku midemi bulandırmaya başlamıştı.

"Böğleliker o orospu benden kaçamazdı dimi? " Dedikten sonra beni sertçe yere atıp yukardan bana bakmaya başladı.

"Seni zavallı çocuk annen seni çoktan unutmuş olmalı." Bu konuda haklı olması canımı sıkıyor. Ama ne yapabilirim ki?

Kuzey

"Ah oğlum." Dedi Bahar adım Güneyin yüzüne yavaş yavaş dokunarak.

"Karşı tarafta yumruk yedimi bari?" Dedi Yağız abi koltukta rahatça oturarak. Tabiki soruyu yanıtlamakta bana düşmüştü:

"Hemde ne yumruk."

"Aslan kardeşim benim sen vura bildin mi peki tilkican?"

"Yok abi vuramadım Güney izin vermedi."

"Neyse bi dakine sen vurursun."

"Malya abi dediğin böğlemi yapar?" Yağız abi Eda ablayı hiç bekletmeden sorunu yanıtladı.

"Evet."

"Ne biçim abisin sen."

"Valla ikiz bizden ortam böğle."

"Göstericem bem sana şimdi ortamı, eğer bunu çok desteklemek istiyorsan yarın sengit toplantıya."

"Aa nasıl unuturum bugün Denizin doğum günüydü." Diyip kanepeden kalktığı gibi çıkış kapısına koştu.

"Görende tuvaleti temizle dedik sanar." Yağız abi kapıyı açtığı gibi çıkıp gitti.

"Uydurduğu yalana bak Denizin doğum gününü zaten üç ay önce kutladık."

"Deniz kim?"

"Boşver ablacım nerden tanıcaksın."

"Doğru, bu arada Evren abi yine nereye kayboldu?"

"Bilmem gelir sanırım birazdan." Eda abla sözünü bitirdiği gibi telefonu çalmaya başladı. Sakince telefonu cebimden çıkarap kim olduğuna baktıktan sonra konuşmaya başladı:

"İyi insan lafın üstüne gelirmiş" Eda abla Sözünü bitirdikten sonra aramayı onaylayıp kulağına götürdü.

"He." Eda ablanın yüzü birden ciddileşti.

"Nasıl? Bekle hemen geliyorum." Eda abla telefonu kapatım cebine koyduğu gibi çıkış kapısına koştu.

"Kızım nereye?" Dedi arkasından Bahar hanım ama Eda abla sorunu yanıtlamadan çıktı gitti.

"Bu ses de ne?" Hakan bey kafanı mutfan kapısından çıkarmış meraklı meraklı bize bakıyordu.

"Bilmiyorizki."

"Evren abiyi kurtarmaha gittiler."

.........................

Bittiii

Bu bölmü beyenmedim :((((

Evet mal gibi o kadar yumruk yemiş olan Akın ve Güneyi birden ayağa kaldırıp beden yaptırmışım :)

Bu arada Hafsa bunlarla aynı sınıfta

Mükemmel bir bilgi daha: Aslında Yağız olmicaktı arkadaşım istedi :D