Bölümler 7Şu an: Kendi Düğünümün Mahkûmu
Bu arabalar Mirzaoğlu aşiretine aitti. Mirza Ağa sinirli bir şekilde arabadan inmişti.
Herkes neler olduğunun farkındaydı. Arslan aşireti gözlerini Mirzaoğlu aşiretine dikmişti.
Mirza'nın gözleri ilk önce Kenan'a ve ardından diğer aile üyelerine kaymıştı. Gözünü kapının dibinde olan kıza yani Arjin'e çevirmişti.
Arjin ilk defa onu görüyordu. Her şey için geçti artık.
Hüseyin Ağa oğlunun önüne geçti. Karşıdan ise Mahmur Ağa öne çıkmıştı.
İki adam tokalaştı artık düşmanlık bitecekti.
"Hoşgeldiniz Hüseyin Ağa buyrun içeri geçelim."
"Hoşbulduk Mahmur Ağa,"
Arjin içeri gireceklerini anlayınca hızlıca bir odaya girdi.
Bir süre sonra ayak sesleri kesilmişti. Aradan baya bir zaman geçmişti.
Kapı hafif bir şekilde çalınmıştı.
"Arjin hanımım Nergis Hanım sizi çağırıyor," diyen Gül'ün sesini duymuştu.
Derin bir nefes aldı ve konuştu.
"Niye beni çağırıyorlar?" diye sordu.
Biliyordu ama bilmemezlikten geliyordu.
"Ağalar toplandı Arjin Hanım,karar verildi. Nergis Hanım sizi çağırmamı istedi."
"Söyle ona beni karıştırmasınlar her şey kabulüm."
Arjin ilk defa bir şeyde yenildiğini hissetmişti. Odadan çıktı ve adımlarını yatak odasına çevirdi.
Eline telefonunu aldı ve abisi Ferman'ı aradı.
Belki o yardım edebilir diye düşündü. Ama bilmediği bir şey vardı.
Ferman çoktan gitmişti. Telefonunun hattını çıkarmıştı.
İsteselerde artık ona ulaşamazlardı. Kapı açıldı ve içeri Fatma Hanım girdi.
Arjin babaannesine baktı. Sarılmadı bile birçok kez kaçmaya çalıştı ancak ya babaannesi ya da amcası engel olmuştu.
"Sende mi bana hesap soracaksın niye kaçtın? diye"
"Hayır sana hesap sormayacağım. Ama Azad'ın ölmesine de göz yumamam. "
"Biliyorum o sizin göz bebeğiniz. O ölmeyi göze almış ki kız kaçırmış."
"O her şeyi göze aldı. Abin ölmeyecek ve sende berdel olacaksın Arjin."
"Ben kimseyle evlenmek istemiyorum. Hele ki o adamla nasıl biri olduğunu biliyorsunuz!"
"Bana bağırma Arjin biz de böyle olmasını istemezdim! Ama yapacak bir şey yok."
"Yapılacak bir şey var ama siz kabul etmiyorsunuz!"
"Abinin ölmesini mi istiyorsun?"
"Evet istiyorum. Benim hayatımı mahvedecekse ölsün"
"Son kez söylüyorum sana Arjin. Abin ölmeyecek ve sende evleneceksin. Yarın isteme ardından ise düğün ve kına olacak!"
"Abin ölmesin diye beni ortaya atıyorsunuz ama bu sefer ölen de ben oluyorum. "
Fatma Hanım Arjin'in haklı olduğunu biliyordu. Ancak elinden hiçbir şey gelmemişti.
Birinin hayatını kurtarırken öbürünün hayatını mahvediyorlardı.
Fatma Hanım son kez torununa baktı ve çıktı.
Arjin anlatımıyla
Gece saatleriydi evde büyük bir sessizlik vardı. Kaçmayı çok istesem de başaramamıştım.
Kenan'ın da yanına gidemiyordum. Kavga etmiştik Can,Aslı ve Emrah da gitmemişti.
Bir süre sonra odamın kapısı çalındı. "Gel," diye bağırdım fakat kapıyı kilitlediğim aklıma geldi. Kapının kilidini açtım ve kapının önünde Zilan vardı.
Tam kapıyı kapatacaktım ki Zilan konuşarak engel oldu.
"Arjin sen konuşmasan da beni dinlesen olmaz mı?"
Derin bir nefes aldım ve kapıyı kapatmadan koltuğa ilerleyip oturdum. Zilan da gelip yanıma oturdu.
"Arjin ben biliyorum yaptığımız yanlış bir şey ama biz birbirimizi seviyoruz,"
"Bu kaçmanız anlamına gelmiyor. Farkındaysan evli bir adama kuma gideceğim Zilan," diye öfkeyle soludum.
"Beni ne hale düşürdüğünün farkında mısın? "
"Arjin haklısın ama babaannem beni evlendirecekti. Hem de yaşça büyük biriyle başka şansım yoktu."
"Başka şansın mı yoktu? Zilan babana evlenmek istemediğini söylesen sence seni verir miydi? Ya da abime söylesen senin eblenmene göz yumar mıydı?"
"Arjin tamam abime ve babama anlatsam bana yardım ederdiler. Ama korktum, Azad'ın ölmesinden korktum. Babama ve abime anlatsam kimi sevdiğimi öğrenmeye çalışacaklardı."
"Niye öğrenmeye çalışsınlar sadece evlenmek istemiyorum diyecektin bu kadar zor olmamalı."
"Arjin ben eğer evlenmek istemediğimi söyleseydim abim anlardı birinden hoşlandığımı yapamadım abla işte beni."
"Zilan ben seni anlıyorum ama sen beni anlamıyorsun. Ben senin aileme kuma gelin olarak gidiyorum."
"Biliyorum..."
"Zilan yeter çık git daha fazla sinirimi bozma benim."
"Bu arada Nergis annem dediki yarın akşam seni isteyeceklermiş. Peşinden kına ve düğün olacak,"
Zilan hiç bir şey söylemeden gitmişti. Çok yorgun olduğum için kendimi yatağa bıraktım.
"Arjin,Arjin!"
Annemin sesine uyanmıştım. Ne var dercesine kafamı salladım.
"Kalk hazırlan alışverişe git isteme için elbise al!"
"Tamam," diye mırıldandım.
Almayacaktım çünkü yanımda elbise vardı. Aslı ve yengemin zoruyla kalkmış. Mağazaya gelip alışveriş yapmıştık. İhtiyaçlarımızı alıp eve döndüğümüzde her şey hazırdı. Gelmelerine iki saat kalmıştı. Hep birlikte benim adama gittik. Orada hazırlanmaya başladık.
Boy aynasında kendime bakıyordum. Çok güzel olmuştum yengem çok açık dese de onu duymamıştım.
Üzerimde Krem renginde v yakalı elbise vardı. Elbisenin boyu kalcalarımın hemen altında bitiyordu. Şeftali tonlarında bir makyaj yapmış ve saçımı açık bırakmıştım.
Tam aşağı ineceğimiz zaman kapı açılmıştı.
İçeri giren kişi Kenan abimdi. İki günden beri onunla konuşmuyorduk.
Yengem ve Aslı bizi yanlız bırakmak için odadan çıkmışlardı.
"Çok güzel olmuşsun. Keşke sevdiğin kişiyle evlenseydin," dedi Kenan.
Yüzümde hafif bir gülümseme oluşmuştu.
"Ne o güvenmediğin kişiyle mi evleniyorum," diye sordum.
Sesim fazla alaylı bir sekilde çıkmıştı. Ona hâlâ kırgındım bana yalan söylemişti.
"Hayır aksine Mirza'ya güveniyorum. Orada seni koruyacağına adım gibi eminim."
"Karısının üstüne kuma gelen kadını mi koruyacak."
"Konumuz ne ara kumaya geldi,"
"Bana niye yalan söylediğini mi konuşuyorduk."
Kenan derin bir nefes almıştı. Bunu sürekli yüzüne çarpıyordum ve çarpmaya da devam edecektim.
"Arjin ben sana yalan söylemedim. Amcam beni de aradı bana yengemin hasta olduğunu seni görmek istediğini söyledi..."
"Yalan konuşmayı kes Kenan. Bu saatten sonra anlatsan nolmuş."
"Bende ilk başta inanmadım. Telefonuma ulaşmamıştın ya hani Şanlıurfa'ya geldim. Telefonumun şarjı bitmişti. Birkaç gün burada kaldım. Yengemin hasta olduğunu anlayınca geri döndüm." duraksadı kelimeleri seçmeye çalışıyordu sanırım.
"Ama inanmadım çünkü Azad ortalıkta yoktu. Annem de son kez beni arayıp aynısını dedi,bende sana söyledim. Kimseyle iş birliği yapmadım."
"Kenan gözlerimle gördüm ve duydum,"
"Arjin neyi duydun veya neyi gördün."
"Biriyle konuşurken ses kaydına almışlar. Bana attılar onu orada sen bana kurduğunuz tuzaktan bahsediyordun. İnanmadım fakat peşine fotoğraf gelince anladım,"
Kenan tam konuşacağı zaman araba sesleri gelmişti. Pencereye ilerledim ve dışarı baktım. Gelmişlerdi Zinaroğlu aşireti gelmişti. Perdeyi kapatıp Kenan'ın omzuna çarparak dışarı çıktım. Peşimden geldiğini hissediyordum. Aşağı inince herkes koridora dikilmişti. Bir süre sonra kapı çaldı. Derin bir nefes verdim ve kapıyı açtım. İçeriye ilk önce Hüseyin Ağa ve eşi Zehra Hanım girdi. İkisininde elini öpüp alnıma bastırdım. Ardından o geldi. Mirza Ağa elinde bir buket çiçek ve bir tane gül vardı. Buketi bana uzatınca aldım. Anneme ise gülü uzattı. Annem elindeki çiçeği alıp teşekkür etti. Mirza ise annemin elini öpüp alnına bastırdı.
Daha sonra ise içeri girdi. Babama selam dahi vermemişti. Odaya geçince birileri eksikti.
Abim ve Zilan neredeydi. Onları merak ettiğim için ayağa kalkıp çıktım.
Merdivenlere yönelmiştim ki biri kolumu tutmuştu.
Kafamı çevirince abim Ferhat olduğunu gördüm.
"Özellikle onlar aşağı inmedi. Babam söyledi inmemelerini,"
Hafif bir şekilde göz devirip kolumu çektim. Yukarı merdivenlere tırmandım.
Odalarının önüne gelince durdum. İçeriden konuşma ve ağlama sesleri geliyordu.
Bölüm etkileşimi
