3. bölüm · Ağaya Yazılan Kader

Gerçeğin Yüzü

Yıldız Koç

Araba Urfa'nın dar sokaklarına girdiğinde Arjin inmişti.
Mirza arabadan inip valizi Arjin'e vermişti. Aralarında bir adımlık bir mesafe vardı.
O sırada onları izleyen bir sürü insan vardı ama onların umrunda değildi.
Arjin kendisine gelince teşekkür edip evinin yolunu tuttu.
Etraftaki insanlar ona yeni gelen biriymiş gibi bakıyordu.
Aslında öyle değildi o yıllardır memleketinden uzak kalmış bir insandı.
Yolda ilerlerken bir konuşmalara denk gelmişti. "Bu kız buranın adetini hiç bilmiyor,erkeklerin kollarına atılacak bir kız gibi duruyor," bu sözler fısıldaşmalar vardı.
Arjin derin bir nefes aldı ve herkese bakarak konuştu. "Benim hakkımda ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama iyi bir şey düşünmediğiniz belli. Beni tanımadığınızı anladım. Ben yıllardır doğup büyüdüğü yerden uzak kalmış bir kız çocuğuyum. Ben berdele kurban gidecek olan bir kızım. Ama artık değilim. Profesör Doktor Arjin Asmin Arslan! Şimdi gidip istediğiniz gibi konuşun."
Ağır ve sert adımlarla konağın yolunu tutmuştu. Etraftaki bakışları es geçiyordu. Sadece annesini görüp onu iyileştirip geri dönecekti.
Karşısındaki yazıyı görünce kalbi hızla çarpmaya başlamıştı.
Yıllardır evinden uzak yaşıyordu. Konağın kapısının önüne gelince kapıyı ittirdi.
Kapı gıcırdıyarak açılmıştı. Açılan kapıdan içeri girdi. Derin bir nefes çekti içine.
İlerledi ve kapıyı çaldı. Kapıyı kuzeni Dilan açmıştı. Karşısında Arjin'i görünce şaşırmıştı.
"Ne işin var senin burada,niye geldin?"
Arjin Dilan'ın aksine sakin bir şekilde konuştu.
"Annem hastalanmış onu görmeye geldim. Sana mı soracağım geldiğimi"
Dilan annesinin dün anlattıklarını hatırlayınca sinsi bir şekilde gülümsemişti.
Dilan arkasını dönüp fısıltı ile bir seyler söyleyip kapıyı açmıştı.

Arjin anlatımıyla

Dilan'ın bu davranışları çok tuhaftı. O gülümsemenin altında bir şey aramalımıydım.
Bence hayır annemi kullanıp yalan söylemezlerdi. Açılan kapıdan içeri girdim. Arkamda Dilan'ın sesi yankılandı.
"Yengem odanda kızım gelmeden ben kalkmam diyor."
Merdivenlere ilerledim ve çıkacağım zaman kolundan biri tutup çekmişti.
Yengemin sarılmasına karşılık vermiştim. Ayrılınca gözleri kızarmıştı.
"Yengem hoşgeldin," dediğinde ister istemez gülümsemiştim.
"Hoşbulduk yenge de sen iyi misin? Gözlerin niye kızarmış," diye sordum.
İçimden bir ses buraya hiç gelmememi söylüyordu.
Yengem ise sadece "özür dilerim," demişti. Anlamamıştım tam konuşacağım sıra elimden çantamı ve telefonumu alıp komidinin üstüne koydu.
"Hadi gel anneni gör,"
"Ama telefonum," dediğimde kolundan tutup merdivenlere yönlendirmişti.
Adımlarına ayak uydurdum. Kapıyı açıp içeri girdik. Ama annem odada yoktu. Yanımda bir an boşluk olmuştu. Şimdi çözmüştüm yalan söylemişlerdi.
Arkamı döndüm fakat çok geçti kapı çoktan kilitlenmişti.
"Yenge,yenge lütfen kapıyı aç!" Diye bağırdım ama nafile yengemin sadece "özür dilerim kuzum sana yalan söyledim," diyen kısık sesini duydum.
"Yenge tamam niye yalan söyledin! Beni arayıp annemin hasta olduğunu söylemiştin!"
"Sen buraya gel diye söyledim başka türlü gelmezdin,"
Kapının arkasından bağırsam da kimse kapıyı açmamıştı.
Ne kadar bekledim bilmiyorum ama hava kararmıştı. Kapı açılmıştı ve içeriye Gül girmişti. Elinde tepsi vardı.
Tepsiyi masanın üstüne koydu ve konuştu. "Elif Hanım aç kalmasın bir şeyler yesin dedi. Afiyet olsun küçük hanım."
Ayağa kalktım ve kolundan tuttum.
"Gül lütfen buradan kaçmama yardım et. Gitmem lazım,"
Sadace o bana yardım edebilirdi. İlk başta biraz düşündü ve sonra telefonu çıkarıp bana uzattı.
İlerledi ve tepside ki çatalı alıp koluna sapladı ve bağırdı.
Gözleriyle banyo kapısını işaret edince ne yaptığını anladım. Ayak sesleri geldikçe yaklaşıyordu. Hızlıca banyoya girip kapıyı kilitledim.
"Gül iyi misin?" diyen yengemin ve annemin sesi geldi.
Gül ise ağlayarak "Nergis Hanım telefonu almaya çalıştı. Bende vermedim beni yaralayıp banyoya girdi."
Telefonu açınca benim telefonum olduğunu anladım. Bana kendi telefonumu vermişti.
Kapı çaldı ve annemin sesini duydum.
"Arjin! Aç kapıyı kimseyi arayamazsın o telefondan." Telefon benimdi hızlıca aramalara girdim ve Kenan abimi aradım.
Telefonuna bakmıyordu gözüm kapıya kaymıştı. Eski bir kapıydı ve daha fazla dayanamazdı.
Aslı! Kenan'a haber vermesi için ona mesaj atabilirdim.
Kenan abimin telefonunu ona atıp altına sadece "bu numarayı ara. Kenan'a Şanlıurfa'ya geldiğimi söyle. Aslı burada kapana kısıldım. Kimseyi arayamıyorum konaktan çıkmama izin vermiyorlar. Bana birşey yazma sadece arayıp haber ver." yazdım.
Bir süre sonra mesajımı görmüştü. Ama kapı da kırılmıştı hızlıca telefonu kapattım.
Annem telefonu elimden alıp konuştu.
"Birine yazdın mı? Doğru söyle!" diye bağırmıştı.
"Ha- haber vermedim kimseye," sesim kısık çıkmıştı. Herkese karşı çıkan kimliğim gitmiş yerine annesinden korkan küçük bir kız olmuştum.
Bir süre sonra kapı kapandı ve kilitleme sesi geldi. Çok yorulduğum için banyo yapıp buradaki kıyafetlerimden giydim.
Yarın Kenan gelip beni alacaktı ne de olsa Aslı çoktan ona ulaşmıştır.
Daha fazla dayanamadım ve uykuya teslim oldum.

Bir hafta olmuştu ama hâlâ konaktan kaçmayı başaramamıştım. Herkesi görmüştüm ama abimi hiç görmemiştim.
Hiç kimsede açıklama yapmıyordu. Vücudum hep morluklarla doluydu. Kaçmaya çalıştığım için annem ve babamdan dayak yemiştim.
Karşımda koltukta oturan amcama bakıyordum. Bakışlarım sert ve öfkeliydi. Kaçmayı başarmıştım ama bu sefer o beni yakalamıştı.
"Amca bana neden engel oldun?" diye sormuştum
Hâlâ cevap vermemişti. Derin bir nefes aldı ve konuştu.
"Çünkü gitmemelisin. Sana söylemiştim eğer geri gelirsen bir daha da gidemezsin dedim."
"Ben buraya yengeme inanarak geldim amca! Yengem bana annemin hasta olduğunu söyledi. "
"Biliyorum niye geldiğini ama bir daha da gidemezsin."
Benim aksime o çok sakindi. Zaten ona kırgındım.
"Neden benim adıma hastaneye istifa mektubunu gönderdin."
"Öyle gerekti amcam. Artık çalışmayacaksın,"
"Amca farkında mısın? Bilmiyorum ama gittikçe babama benzemişsin. Beni seven insan gitmiş yerine bambaşka biri gelmiş."
"Yıllar önce öyleydi. Beni aramadın yıllardır sana böyle davranmam normal değil mi?'
"Amca ben bir oyunun içinde olduğumun farkındayım. İnşallah o oyunun içinde sen ve yengem olmaz. Çünkü sizde o oyunun içindeyseniz sizi silerim hem de öyle bir silerim ki aklınız şaşar"
"İstediğin gibi davranabilirsin bundan sonra evinde yaşayacaksın. Bir daha da kaçmaya çalışma."
Cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açmıştı. Ardından ise tekrar kilitlenmişti.
Amcam ve yengem hiç bana böyle davranmamıştı. Kalbimin kırıldığını hissediyordum. Kenan da hâlâ gelmemişti.
Artık bu oyunun içinde olduğunu düşünüyordum. Eğer üçü de bu oyunun içinde ise bu sefer yere düşer bir daha da kalkamazdım.
Çünkü ben yere düştüğüm zaman yardıma amcam,yengem ve oğlu Kenan abi gelmişti.
Onlar benim her şeyimdi. Bana yalan söylemişseler hakkımı haram edecektim.

KENAN anlatımıyla

Bir hafta sonra

Gece saat on buçukta eve yeni girmiştim. Kısa bir duşun ardından aşağı inip yiyecek bir şeyler ayarladım. Odaya çıkıp telefonu aldım. Aşağı geri inip telefonu açınca Arjin'in bir hafta önce aradığını gördüm. Aradım ama telefonuna ulaşamadım.
Bir sürü isimsiz numara aramıştı. Merak edip beni on iki kez arayan numarayı aradım.
Telefon açılınca ince bir ses gelmişti.
"Alo," bir kızın numarasıydı ve beni niye aramıştı.
"Kiminle görüşüyorum,"
Benim sesimin aksine kızın sesi titriyordu. Ağlamış gibiydi ve beni niye aramıştı.
"Ben Arjin'in arkadaşı Aslı,"
Aslı mı? Şu gıcık kızıl kız olan. Peki Arjin yerine niye o aramıştı. Arjin'e birşey mi olmuştu.
"Arjin'e bir şey mi oldu?" Karşıdan ise derin bir nefes sesi geldi.
"Sana Bir haftadan beri ulaşmaya çalışıyorum. Arjin Şanlıurfa'ya gideli bir hafta oldu. Gittiği günün sabahında 'burada kapana kısıldım kimseyi arayamıyorum. Konaktan çıkmama izin vermiyorlar yazdı."
Eğer Arjin'e bir şey olmasaydı asla böyle bir şey yazmazdı. Bir hafta sonra geleceğini söylemişti.
"Tamam sen merak etme ben bir şekilde ondan haber alıp sana söylerim."
Akşam içime bir kurt düşmüştü ve uyku tutmamıştı. Uyandığımda saat 11:30'du. Sadece üç saat uyumuştum.
Üstümü giyinip Arjin'in çalıştığı hastanenin yolunu tuttum. Bugün başhekim orada olmalıydı.
Yarım saat sonra arabadan inip hastaneye girdim. Adımlarım başhekimin odasına ilerledi.
Kapıyı çaldım "gel," diye ses gelince içeri girdim.
"Hoşgeldin Kenan Bey. "
"Hoşbulduk Can nasılsın?"
"İyim dostum sen nasılsın. Hayırdır hangi rüzgarlar attı seni buraya."
"Arjin ona ulaşamıyorum hiç buraya geldi mi?"
Can Ateş benim can dostumdu. Arjin den haber almak için onun çalıştığı hastanede çalışıyordu.
"Ben de sana onu söyleyecektim üç gün önce istifa etti,"
İstifa etti? Nasıl ya bu mümkün değil.
"Bu nasıl olur yalan söylüyorsun şuan!"
"Bağırma lan bir sakin ol. Mektubu kendi göndermiş. Şanlıurfa da olduğu için gelemeyeceğini ve bir daha da çalışmak istemediğini yazmış mektupta."
Hayır şimdi anladım yengemlerin oynadığı bir oyundu. Bir keresinde bana eğer senden habersiz bir iş yaptırsam onu kendi isteğimle değil başkasını zorlaması ile yapmışım.
Ve Şanlıurfa'ya gitti ve bir hafta oldu. Ne telefonlarına ulaşılabiliryordu ne de ondan haber alabiliyordum.
"Tamam sağol." Kalktım ve odadan çıkacağım zaman Can sesini duydum.
"Ona birşey oldu değil mi? Sana onu tek başına gönderme demiştim!"
"Bana bağırma hakkını sana kim veriyor lan!"
"Konumuz sana bağırmam değil. Onu kurtarmalıyız."
"Ben iki bilet alıyorum. Hazırlan birlikte gideceğiz."
Tamam anlamında kafasını salladı. Koltuğa oturdum ve uçak bileti baktım.
O sırada kapı açıldı ve içeriye bir kızla erkek girmişti.
"Arjin'e bir şey mi olmuş?"
Duyduğum sesle kafamı kaldırdım. O kızıl kafa tam karşımda dikiliyordu.
Benim yerime Can konuştu.
"Evet ailesi onu orada tutsak tutuyor. Bizde Şanlıurfa'ya gideceğiz,"
"Bizde geliyoruz!"
"İkiniz de bir yere gelmiyorsunuz!"
İkisi de başıma bela olurdu. Onlarla uğraşmazdım. Neden Arjin'i tuttuklarını öğrenmem lazımdı.
"Can ben anlamıyorum. Neden onu evde tutuyorlar"
"Bilmiyorum ama bu iyiye işaret olmadığını gösteriyor"
"Ben biliyorum."
Bakışlarım çocuğa kaydı. Bu çocuk bana tanıdık geliyordu ama nereden?
"Ben Emrah Sönmez aşiretinin küçük oğluyum,"
Ben sormadan kendini tanıtması hoşuma gitmişti
"Niye onu tutuyorlar çabuk söyle."