Ağaya Yazılan Kader kitap kapağı

9. bölüm / 7

Belirsiz Duygular

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Belirsiz Duygular

Gece yolculuğu boyunca gözlerimi birkaç kez aynadan Arjin'e çevirdim.

Uyuyordu.

Başını camın kenarına yaslamış, kollarını göğsünün üzerinde birleştirmişti. Arada bir araba hafifçe sarsıldığında başı yana düşüyor, sonra yeniden cama yaslanıyordu.

Bir insanın uykusunu bu kadar uzun süre izlemek normal miydi?

Bilmiyordum.

Ama gözlerimi ondan alamıyordum.

Önümde uzanan yola bakmam gerekirken birkaç dakikada bir istemsizce ona dönüyordum. Sonra kendime kızıp tekrar yola bakıyordum.

Ne yapıyordum ben?

Daha birkaç gün önce bu kadının benim için hiçbir anlamı yoktu.

Arjin Arslan.

Ailemle aramızdaki mesele yüzünden hayatıma girmiş, istemediğim bir evliliğin parçası olmuştu.

Ben de onu istememiştim.

O da beni istememişti.

Hatta ilk geldiği günden beri gözlerindeki korkuyu görüyordum.

Benden çekiniyordu.

Belki de haklıydı.

Ben kolay yaklaşılacak bir adam değildim. İnsanlar benim yanımda konuşurken bile kelimelerini seçerdi. Bir yanlış hareketin nelere yol açacağını bilirlerdi.

Ama Arjin...

O, korkmasına rağmen susmuyordu.

Bazen bana öyle bir bakıyordu ki insan onun karşısında ne diyeceğini unutuyordu.

Başımı hafifçe salladım.

"Saçmalama."

Kendi kendime konuştuğumu fark edince kaşlarımı çattım.

Arjin kıpırdamadı.

Derin bir nefes aldım.

Bu kadının hayatıma girmesiyle birlikte düzenimde bir şeyler değişmişti.

Ama ne?

Telefonumu cebimden çıkardım.

Ekrana baktım.

Saat ilerlemişti.

Bir süre sonra telefonu tekrar cebime koydum.

Sonra aklıma öğleden sonra yaşananlar geldi.

Arjin telefonlarımı açmamıştı.

O an ne hissettiğimi düşündüm.

Öfke sanmıştım.

Önce gerçekten öfkelendiğimi düşünmüştüm.

"Niye telefonlarıma cevap vermiyorsun?" diye bağırmıştım.

Ama şimdi geriye dönüp baktığımda...

Öfke değildi.

Korkmuştum.

Onun başına bir şey gelmiş olmasından korkmuştum.

Ve bu düşünce beni rahatsız ediyordu.

Çünkü ben daha önce hiç kimsenin telefonu açmamasını bu kadar önemsememiştim.

Zerya'nın bile.

Kaşlarım çatıldı.

Zerya...

Beş yıla yakın zamandır hayatımdaydı.

Eşimdi.

Ama bugün Arjin telefona cevap vermediğinde içimde oluşan o huzursuzluğu Zerya için hiç yaşamamıştım.

Bu düşünceyle birlikte yüzüm gerildi.

Bunu düşünmek bile hoşuma gitmiyordu.

Arjin benim için neydi?

Berdel yüzünden hayatıma giren bir kadın.

Hepsi buydu.

Öyle olması gerekiyordu.

Ama o zaman neden bütün gün aklımdaydı?

Neden odanın kapısını açtığında saçları ıslakken karşıma çıktığında gözlerimi kaçırmıştım?

Neden onun rahatsız olduğunu gördüğüm anda geri çekilmiştim?

Neden ona bağırdığımda yüzündeki kırgınlık içimde bir yere dokunmuştu?

Neden...

Başımı iki yana salladım.

"Yeter."

Arjin hafifçe kıpırdandı.

Bir an bana baktığını sandım.

Ama gözleri hâlâ kapalıydı.

Tekrar yola döndüm.

Mardin'e yaklaştıkça gecenin sessizliği daha da ağırlaşıyordu.

Uzaktan şehrin ışıkları görünmeye başlamıştı.

Arjin birkaç dakika sonra gözlerini araladı.

"Ne kadar kaldı?"

Sesi uykuluydu.

"Az."

"Uyandırmadın."

"Uyuyordun."

"Fark ettim."

Başını tekrar cama yasladı.

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra bana baktı.

"Sen hiç uyumadın mı?"

"Hayır."

"Neden?"

"Araba kullanıyorum."

"Ben de onu sormadım."

Dudaklarımın kenarı belli belirsiz kıpırdadı.

"Uyumam gerekiyordu?"

"Hayır. Sadece... insan merak ediyor."

"Sen de mi merak ediyorsun?"

"Ne?"

"Benim uyuyup uyumadığımı."

Gözlerini devirdi.

"Her şeye bir anlam yükleme, Mirza."

Bu kez gerçekten gülümsedim.

"Sen de her şeye sinirlenme, Arjin."

"Sen sinir bozucusun."

"Sen de fazla konuşuyorsun."

"Uyandırdığın için konuşuyorum."

"Ben mi uyandırdım?"

"Evet."

"Uyandırmasaydım işe mi gidecektin?"

"Belki."

"Gece yarısı?"

"Benim için fark etmez."

Başını koltuğa yasladı.

"Sen gerçekten normal değilsin."

Cevap vermedim.

Çünkü belki de haklıydı.

---

Mardin'e vardığımızda hava iyice serinlemişti.

Arjin arabadan indiğinde etrafına baktı.

Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.

Ben onun yüzünü izledim.

Yeni bir yere gelmişti.

Her ne kadar bunu belli etmemeye çalışsa da gözlerinde tedirginlik vardı.

Yanına gittim.

"Üşüdün mü?"

"Hayır."

"Yalan söyleme."

"Üşümüyorum."

Ceketimi çıkarmayı düşündüm.

Sonra vazgeçtim.

Onun bunu yanlış anlayacağından değil...

Kendimden emin olamadığım için.

"İçeri gir."

Arjin birkaç adım attıktan sonra durdu.

"Mirza."

"Evet?"

"Ben burada ne yapacağım?"

Sorusu basitti.

Ama cevabı değildi.

Bir an sustum.

"Ne yapmak istiyorsan onu yap."

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Beni zorlamayacak mısın?"

Gözlerine baktım.

"Hayır."

Yüzündeki şaşkınlık açıkça belli oldu.

"Garip."

"Nesi garip?"

"Senin böyle konuşman."

"Nasıl konuşuyorum?"

"Sakin."

İstemeden güldüm.

"Demek bağırınca daha çok alışmışsın."

"Alışmadım."

"Öyle görünüyor."

"Sen gerçekten..."

Cümlesini tamamlamadan sustu.

Sonra içeri girdi.

Ben arkasından baktım.

Neden onun kendisini güvende hissetmesini istiyordum?

Bilmiyordum.

Ama istiyordum.

---

O gece herkes yorgundu.

Annem Arjin'in odasını hazırlatmıştı.

Arjin kapının önünde durup odaya baktı.

"Bu benim odam mı?"

"Evet."

"Çok güzel."

Sesinde şaşkınlık vardı.

Annem gülümsedi.

"Artık senin odan."

Arjin kısa bir tebessüm etti.

Annem çıktıktan sonra ben kapının önünde kaldım.

Arjin bana döndü.

"Sen niye hâlâ buradasın?"

"Bir şey söyleyecektim."

"Söyle."

"Yarın istersen şehirde dolaşabilirsin."

"Tek başıma?"

"Evet."

"İzin mi veriyorsun?"

"İzin istemene gerek yok."

Bir süre bana baktı.

"Sen değişiyorsun."

Bu cümle beni hazırlıksız yakaladı.

"Değişmiyorum."

"Değişiyorsun."

"Hayır."

"Öyle."

"Arjin."

"Ne?"

"Ben aynı adamım."

Başını hafifçe yana eğdi.

"Belki de değilsin."

Sonra kapıyı kapattı.

Ben koridorda tek başıma kaldım.

Elimi cebime soktum.

"Belki de..."

Devamını getiremedim.

---

Sabah olduğunda kahvaltı masasında herkes vardı.

Arjin sessizce oturuyordu.

Ben karşısındaydım.

Annem sürekli onunla konuşuyor, ona bir şeyler anlatıyordu.

Arjin de kibarca cevap veriyordu.

Ama arada bir gözleri bana kayıyordu.

Ben de bunu fark ediyordum.

Ve nedense bundan rahatsız olmuyordum.

Tam tersine...

Hoşuma gidiyordu.

Bu düşünceyle kaşığımı masaya bıraktım.

"Ne oldu?" diye sordu annem.

"Hiç."

Arjin bana baktı.

"Bir şey düşünüyorsun."

"Hayır."

"Yalan."

"Sen ne zamandan beri benim ne düşündüğümü biliyorsun?"

"Bilmiyorum."

"Öyleyse konuşma."

"Bak yine sinirlendin."

"Sen de yine konuşuyorsun."

Annem ikimize bakıp gülümsedi.

"Allah sizi birbirinize alıştırıyor."

İkimiz de aynı anda sustuk.

Ben Arjin'e baktım.

O da bana baktı.

Bir an göz göze kaldık.

Sonra ikimiz de aynı anda başka tarafa döndük.

Annem bunu fark etmişti.

Ama hiçbir şey söylemedi.

---

Öğleden sonra şirkete gitmek için hazırlanırken telefonum çaldı.

Nihat arıyordu.

"Ağa."

"Söyle."

"Arslan tarafıyla ilgili bir gelişme var."

Yüzüm ciddileşti.

"Ne gelişmesi?"

"Ferman Arslan'dan haber alınmış."

Olduğum yerde kaldım.

"Ne?"

"Kesin bilgi değil ama bazı bağlantılar üzerinden izine ulaşılmış."

Ferman...

Arjin'in abisi.

Özel Kuvvetler'de yüzbaşı olan adam.

Bir süredir ailesiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle ortadan kaybolmuştu.

"Bulun."

"Emredersiniz."

Telefonu kapattım.

Aklıma ilk gelen kişi Arjin oldu.

Ona söylemeli miydim?

Bu haberi duyduğunda ne hissedeceğini düşündüm.

Muhtemelen endişelenecekti.

Belki de korkacaktı.

Telefonumu tekrar elime aldım.

Arjin'i aramak için ekranı açtım.

Parmağım arama tuşunun üzerinde birkaç saniye bekledi.

Sonra aradım.

Bir kez çaldı.

İki kez.

Üç kez.

Açmadı.

Kalbim hızlandı.

Yine aynı his.

O anlamsız huzursuzluk.

Telefonu kulağımdan çektim.

Bir kez daha aradım.

Bu kez açtı.

"Efendim?"

Sesi sakindi.

"Niye açmadın?"

"Telefon yanımda değildi."

"İyi misin?"

Kısa bir sessizlik oldu.

"İyiyim."

"Arjin."

"Ne?"

"Ferman'la ilgili bir gelişme var."

Sessiz kaldı.

Sesinde bir anda değişiklik oldu.

"Ne oldu?"

"Kesinleşmiş bir şey yok. Ama izine ulaşılmış olabilir."

"Nerede?"

"Bilmiyorum."

"Mirza..."

Sesi titremişti.

"Bulacak mısınız?"

"Bulacağız."

"Ya..."

Sustu.

"Ya ne?"

"Ya başına bir şey geldiyse?"

İçimde bir şey sıkıştı.

"Gelmez."

"Nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsun?"

"Çünkü bulacağız."

Bu kez daha kararlı konuştum.

"Sen merak etme."

Telefonun diğer ucunda sessizlik vardı.

Sonra çok kısık bir sesle konuştu.

"Teşekkür ederim."

Telefon kapandığında uzun süre ekrana baktım.

Daha sonra başımı kaldırıp pencereye yöneldim.

Kendime tek bir soru sordum.

Ben neden onun korkularını kendi korkum gibi hissetmeye başlamıştım?

Cevabı yoktu.

Ya da ben cevabı bilmek istemiyordum.

Çünkü bu değişimin adı ne olursa olsun...

Beni korkutan şey Arjin'in hayatıma girmesi değildi.

Beni korkutan şey...

Onun hayatımdan çıkma ihtimaliydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

62okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…