AFTER RAIN kitap kapağı

3. bölüm / 4

AFTER RAIN

3. Bölüm

Yazar: ✨ valeriya ✨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 3. Bölüm

Yağmurun altında eve dönerken bütün kıyafetlerim sırıl sıklam oldu elbette eve dönüş saatimiz olmadığı için annem endişeli gözlerle bakıyor geçiştirerek cevap verdikten sonra odama çekiliyorum. Braysın ve diğerleri bir yandan aptal aptal iddalar atan ve saçma sapan herşeye gülen öğrenciler bir yandan yeni bir yere alışmanın stresi bir yandan herşey çok yoruyor nefes almak bu kadar zor olmamıştı sanırım.

Üzerimdeki ıslak kıyafetlerden kurutulup duşa attım kendimi sıcak su ile geçen yarım saat iyi geldi. Karnıma ufaktan ağrılar girmeye başlarken deli gibi yağmurda yürümenin bedelini gece boyunca çekeceğim karın ağrısı ile ödeyecek olmanın bilincinde üst kata çıkıyorum.

Küçüklüğümden beridir ne zaman üşütsem her zaman karnım ağrırdı bunun olacağını ne zaman dışarıya soğuk havada çıksam bilirdim. Neyse ki çözümünün ne olduğunu da gayet iyi biliyorum küçükken annem karnım hep ağrıdığında bana bitki çayı yapardı. Tadı her ne kadar berbat olsa da gerçekten çok iyi gelirdi. Her zaman o çayı içmemek için diretir gecenin bir vakti artık rahat vermeyen sancıların arasında annemin mutfağı bıraktığı bitki çayı içmeye giderdim.

Çünkü o ağrı ile uyuyamayacağımı iyi bilir o yüzden de tezgahın üzerine bırakırdı. Ama bu sefer o fark etmeden veya gelip zorla bana çay içirmeden ben onun yanına gidiyorum. Salonda oturmuş braysın ın son gelen şikayetlerini Patrick amca ile değerlendiriyorlar aslında onun adı Patrick değil daha doğrusu babasının adı asıl adı con ama ben ve diğerleri Patrick demeyi tercih ediyoruz.

"Merhaba anne "

"Ben de ne zaman çıkacaksın odandan diye bekliyordum"

"Sanırım karnım ağrıyor bitki çayın var mı?"

"Son bıraktığımda o çayı içmemek için ağlıyordun"

"O zamanlar küçüktüm şimdi büyüdüm artık ve gece karın ağrısından kıvranmak istemiyorum"

"Mutfağa kadar gel de yapayım senin için"

Annem bir yandan çay yaparken ben de söylemek istediklerimi nasıl söyleyeceğim diye kıvranıyordum bilmiyorum eskiden olsa direkt söylerdim ama şu an nedense biraz anneme uzak gibiyim nedenini de hiç bilmiyorum yıllardır çok nadiren görüyorduk bir birimizi. Em son böyle bir yere varamayacağımı anlayıp direkt söyledim.

"Ben okula gitmek istemiyorum"

Elindeki fincana çayı koyarken oldukça sakindi"

"Neden?"

"Nedeni yok istemiyorum"

"Başka bir okul mu beğendin?"

"Hayır hiç gitmek istemiyorum"

"Bir sorun mu var tatlım braysın mı?"

Şu an yalan söyleyemem çünkü braysın henüz hiç bir şey yapmamıştı.

"Hayır sorun braysın değil"

"Sorun ne peki juli bu kadar mutsuz ve o bodrumdan çıkmamanın nedeni ne? "

" Ben buraya ait değilim anne "

" O ne demek? "

" Burada yaşamak istemiyorum demek"

" Juli şu an sağlıklı düşünemiyorsun sadece biraz uyum sorunu inan bana zamanla alışıcaksın"

" Hayır anne kendimi biliyorum asla burası olmaz"

" Juli ordayken bir şeyler iyi değildi sadece baban vardı orda arkadaşın yoktu dışlanıyordun "

" Burda da pek bir fark yok "

" En azından liz var öyle değil mi? "

" Evet ama "

" Ve ben burda aşkı bulacağını düşünüyorum orda bulamadın "

" Aşık olmak gibi bir niyetim yok anne"

Bunu söylerken nedensiz bir şekilde aklıma Robert geldi sanki ikimiz de bu kalabalığın içinde kaybolmuş gibiydik aklıma onun gelmesi de tuhaf bu düşüncelerimden aniden sıyrılıp fincanı kaptığım gibi mutfaktan koşarak çıkıyorum okula gitmeme planı başarısız oldu.

Aşağıya inerken braysın ın ve liz in geldiğini gördüm braysın ile olan küçük bakışmanın ardından yine odama çekiliyorum.

Akşam yemeğinden sonra annem odama geliyor her gece beni kontrol etmek için zaten gelir ama bu sefer elinde bir kağıtla geliyor.

" Bu ne anne? "

" Çok da ineceğini düşündüğüm eski bir kitapçığının adresi 2 el kitaplar satılır"

Söylediğinde bile atmosferini merak ettiğim bir yer oldu kafamda.

"Portland'da böyle bir yer olduğunu düşünmemiştim"

"Düşünmediğin için seni oraya göndermek istiyorum ya madem evde abinle iyi geçinemiyorsun o zaman zamanının çoğunu oradan geçirebilirsin."

Söylediği kütüphanenin adresinin yazılı olduğu kağıdı aldıktan sonra annem gülümseyerek adamdan çıkıyor ışığı söndürüp yatağıma düştüğünde ilk defa yarın sabah için heyecanlanıyorum çünkü okuldan sonra kitapçıya gideceğim.

Erdinç sabah gri bulduklarının altında okul bahçesine doğru ilerlerken gözlerim istemsizce onu arıyor.

Yanımda duran kız kardeşim bile bana oldukça yabancı geliyorken tek yabancı gelmeyen kişi sanki o sanki yıllardır tanıyorum ama bir türlü konuşma fırsatım olmamış gibi biri bana öyle hissettiriyor. Aradan geçen birkaç dakikanın sonunda bahçe kapısından motoruyla birlikte içeri giriyor benimle birlikte herkesin gözü ona takılıyor çünkü buradakiler en ufak bir dedikodu arıyor zaten gözleri braysın ve çetesini ya da robert'e takılıyor.

Bugün bu sınıfa göz gezdirmek braysın ın insanlara olan zorbalığını Robert in kendini nasıl zar zor tuttuğunu izlemekle geçti. Bir zili çalar çalmaz sırtıma çantamı da alıp hemen okuldan çıkıyorum liz nereye gideceğimi bildiği için hiç sorgulamıyorum bile. Annemin verdiği adresi ilerlerken her adımda ilerledim sokağın biraz daha eski dönemlere gittiğini fark ediyorum sokak böyleyse kitapçı eminim çok güzel bir yerdir ve nihayet geliyorum tam da tahmin ettiğim gibi eski Amerikan tarzı bir kitap eviydi.

İçeri girdiğinden kitaplarını tozluk kokusu burnuma geldiğinde ister istemez seviniyorum. İkinci el kitaplar eski ahşap masalar nostaljik bir kitap eviydi burası. Burası herhalde çok kişinin tercih ettiği bir yer değildi inek öğrenciler ve kitap bağımlıları dışında pek fazla kimse yoktu ve bir iki tane çalışan.

Ön taraftaki geniş ve masanın diğer tarafına kadar uzanan kitapları göz gezdirdikten sonra masanın ön tarafında duran çalışan kadının yanına gidiyorum genç biri muhtemelen 20 yaşının üstünde. Oldukça güzel ve bakımlıydı mavi gözlerinden her an bir merak ve öğrenme duygusu fışkırıyor gibiydim. Samimiyeti 100 metre öteden belli olan kızın yanına gittiğimde gülümseyerek hoş geldin diyor.

"Annem burayı çok dövdü gelip ziyaret etmemi istedi iyi ki de gelmişim çok güzel bir yere benziyor"

"Sanırım anneniz portland'ın en güzel yerlerini gayet iyi biliyor"

"Öyle olsa gerek kendisi ile uzun zamandır ayrı yatıyoruz da"

"Anlıyorum yardımcı olabileceğim bir konu var mı istediğin bir kitap?"

Masanın üzerinde duran kitaplara göz gezdirirken babamın yıllar önce okuduğu kitaba denk geliyorum bu kitabı okumayı ben de çok istemiştim ama yaşımın tutmayacağını söyleyerek hiçbir zaman okumama izin vermemişti artık bu kitabı okumak için yaşımın geldiğini düşünüyorum.

"bunu okumak istiyorum şimdi burada okuma imkanım var mı? '

"Evet de zaten genellikle kimse kitapları eve götürmez herkes burada Okur"

"E tamam o zaman yardımlarınız için teşekkür ederim"

"Rica ederim ben buradayım hemen seslenebilirsin"

Kitabı aldıktan sonra camın kenarındaki masaya geçip oturmak istiyorum ama tam oturacakken beni uyarıyor.

" Yalnız orası dolu yani oranın sahibi var"

" Öyle mi kimsenin olmadığını görünce boş zannettim"

" Evet çünkü kimse oraya pek oturmaz yani sahibi öyle ister"

" Belki bugün gelmeyecektir"

" Bugün çarşamba mutlaka gelecektir"

" Peki o zaman yerini almış gibi olmayayım o zaman"

Burası kimin bilmiyorum ama kitap okumak için doğru yeri tercih etmiş tam dışarıyı gören camın önündeki masada oturmuş dışarıda hafiften yağmur yağmaya başladığında ben de orta tarafta duran küçük kanepeye yerleşip zevkle kitabımı okumaya başlıyorum. Kapı açılıp kapanırken en üstte duran Zile her seferinde kapı dokunduğu için birilerinin geldiğini elbette ki anlayabiliyorum ama kitapla o kadar meşguldüm ki kimin gelip kimin çıktığına bakmadım ta ki gözlerim kapıya takılana kadar.

Evet bu oydu her zaman siyah giyinen ve siyahla bir bütün olmuş olan Robert. Dışarıdaki yağın hafif yağmur saçlarını ve deri ceketini birazcık ıslatmış ceketini çıkarıp askıya asarken gözlerimiz kısa bir süreliğine birbirine takılıyor beni burada görmeyi bekliyor muydu bilmiyorum ama ben de onu görmeyi beklemiyordum.

Birkaç dakika sonra o masanın sahibinin Robert olduğunu anlıyorum hiç kimseye soru sormadan bir şey demeden karşı kitaplıktaki raftan bir tane kitap alıyor sanki rastgele seçilmiş gibi kitabı alıp yerine oturuyor ve önünü açıp hiç dikkatini dağıtmadan kitabı okumaya başlıyor.

Yanımdan geçerken ki parfümünün kokusu hala burnumdayken ben de kitabı okumaya devam ediyorum ama sanki onun gözleri her an benim üzerimdeymiş gibi hissediyorum ya da belki de bana öyle gelmiştir bilmiyorum kafamı çevirip her an ona bakma isteğimi kitabın satırlarını okuyarak gidermeye çalışıyorum ama nedense şu an bu kitapçıda beni ilgilendiren tek kişi Robert olmuş gibiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

101okunma 18beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…