AFTER RAIN kitap kapağı

1. bölüm / 4

1. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 1. Bölüm

KARAKTER TANITIMI

Adı : Robert de juls

Yaşı; 18

Boyu; 1.87

Adı; Julianne Moore

Yaşı; 17

Boyu; 1.70

Adı; braysın hale

Yaşı; 18

Boyu; 1.84

Adı; liz hale

Yaşı; 16

Boyu; 1.65

Adı; maries veraness

Yaşı ; 18

Boyu;1.67

Adı; Markus delares

Yaşı;18

Boyu; 1.82

Adı; luk etvarne

Yaşı; 18

Boyu; 1.80

___________________________________

1. Bölüm....

Ben Julianne Moore ama kimse gerçek adımla seslenmez çoğu zaman ya juli ya da jus derler Julianne ismini genellikle babam söylerdi sanırım onun vefatından sonra artık kimse söylemeyecek. Birazdan bineceğim otobüs beni maine bar harbor un sisli sahillerinden orgen portland banliyösünün yağmurlu sokaklarına götürecek.

Portlandı hiç bir zaman sevmedim büyük şehrin çok insanların olduğu tamamen kaos ortamı ve bu kaosun içinde kaybolup gitmekten korkan ben ve daha kötüsü orda olan üvey abim braysın ve çetesi. Küçükken babam işlerinin yoğunluğundan dolayı beni anneme bırakırdı annem ve onun yeni ailesi benim için alışılması zor bir durumdu geçici olduğunu bilirdim ama yinede babamın beni alacağı günü iple çekerdim. Braysın beni ta o zamanlardan sevmezdi diş tellerimle gözlüklerimle her zaman dalga geçip beni dışlardı şu an 18 yaşında olduğunu düşünerek biraz da olsun olgunlaştığını umuyorum.

Yaşadıkları yer şehrin gürültüsünden biraz uzakta kalan yeşilliğin içinde bulunan köy tarzı küçük villaların olduğu bir yerdi Portland ın belki de en sakin yeriydi. Ama orda çocukluktan kurduğu bir çetesi vardı braysın. Liz kız kardeşim her ne kadar dahil olmak istemese de braysın onu da zorunlu bir şekilde bu çeteye dahil etmişti.

Luk Markus maries braysın ve liz. Annemin anlattıklarına göre lise de ki en karanlık çete onlarmış bir ergenlik hevesi olarak başladıkları şeyin bitmesini umut eden annem hâlâ bunun olacağına inanıyor. Onlarla aynı liseye gitmek istemiyorum.

Otobüs kilometreleri aşıp giderken içimde ki yük giderek artıyordu. Babamın yokluğu her saniye biraz daha kendini belli ederken sancılar artık dayanılmaz bir boyuta gelmişti. Muavin in bir şey ister misiniz sorusu olmasa belki de burda hüngür hüngür ağlicaktım. Aldığım sadece bir bardak suydu daha fazlasını kaldırabilecek durumda değilim.

Otobüs terminaline girdiğimizde hava kapalıydı sanki her an yağmur yağacak gibi. Otobüsten inip valizimin olduğu yere yönelirken annemin sesini duydum aradan yıllar geçmişti ama o hiç değişmemişti güzelliği sade gülüşü ve samimiyeti hep aynı kalmıştı. Bana doğru gelirken hemn arkasında arabanın önünde duran kocası patrik i gördüm onu 8 yaşımdan beridir tanırım her zaman güler yüzlü bir adam oldu.

"Ah juli hoşgeldin"

Derken hiç olmadığı kadar sıkı sarılıyordu annem bana. Braysın annemin öz oğlu olduğunu bilmek çok şaşırtıcı sadece babalarımız farklıydı ama braysın beni hiç kardeşi olarak görmedi zaten onu yaklaşık 7 yıldır görmüyorum.

Patrik; nasılsın juli? "

" Çok iyi siz nasılsınız bay patrik? "

" Harika seni görmek güzel gözlükler ve diş tellerinden kurtulmuşsun"

" Evet sonsuza kadar kalacak halleri yoktu"

" Diş telleri tamam ama lensler göz sağlığın için iyi değil juli"

" Bu hali çok daha iyi anne"

Bay patrik sağolsun ağır bavulumu taşımama yardım etti. Araba ile annemin manyak güzel evine doğru yola çıkarken 7 yılın kime nasıl yaradığını merakla bekliyordum.

3. AĞIZ ANLATIMI İLE...

Mary yıllar sonra kızına kavuşmanın ama bir o kadar da kızının babasız büyüyeceğinin kırıklığı içinde kızını kocası patrik ile birlikte almaya gitmeye hazırlanırken son kez braysın a kız kardeşine iyi davranması konusunda uyarılarda bulunuyordu.

Julianne nin küçükken braysın ve arkadaşları tarafından ne kadar dışlandığını hatırlıyordu Julianne o zamanlar geçici olarak burda bulunduğu için sesini çıkarmamıştı ama şimdi durumlar farklıydı artık Julianne de onların ailesine dahil olmuştu. Artık Julianne içinde masaya bir tabak konulacak onun için de bir oda ayrılacaktı evdeki herkes Julianne nin geleceği için mutluydu braysın hariç.

Araba halelerin lüks evine yaklaşırken braysın ve çetesi bahçede toplanmış onlar için çokta önemli olmayan birinin gelişini bekliyorlardı.

Markus; üvey kız kardeşin hâlâ öyle çirkin mi braysın?

Diyerek dalga geçiyor Markus normal bir abi olsa kız kardeşini savunur ama braysın Julianne yi hiç ama hiç sevmedi.

Braysın; bilmem ama öyledir çirkin ördek yavruları hep çirkin kalır.

Çete kahkahayı bastırırken liz elindeki hediye kutusu ile bahçeye geliyor juli nin gelişine bir tek o seviniyordu.

Braysın; bazı aptallar da onun gelişi için hediye alır ancak

Diyerek direkt liz i hedef gösterdi. Ama liz bu sözleri üzerine alınmadı.

Liz; siz neden buradasınız gidip bir yerlerde içio kafayı bulsanıza

Braysın; burda daha büyük bir eğlence var çirkin kız kardeşimi karşılamam gerekiyor.

Liz; lütfen ona bulaşma babasını yeni kaybetti en azından burda mutlu olmaya çalışacak yardımcı ol .

Braysın; canım hiç istemiyor ve sen kafasız liz onca yıl seni bu gruba dahil etmeye çalıştım ama sen hep uzakta kaldın

Liz; dahil etmek alay edip dışlamaksa ben almim sağol

Braysın göz devirerek önün dönüyor tam o sırada bahçe kapısına yaklaşan araba sesi ile hepsi o tarafa yöneliyor.

JULİANNE NİN AĞZINDAN...

Arabanın kapısı kapanırken birkaç saniye olduğum yerde öylece kaldım.

İlk hissettiğim şey sessizlikti.

Ama alıştığım türden bir sessizlik değildi bu. Şehirdeki gibi korna seslerinin, insanların konuşmalarının ve hiç durmadan çalışan motorların arasında kaybolan bir sessizlik hiç değildi. Buradaki sessizlik canlıydı. Ağaçların arasından geçen rüzgârın sesi, uzaktan gelen kuş sesleri ve yaprakların hafifçe birbirine sürtünmesi her şeyi dolduruyordu.

Başımı kaldırdığımda etrafıma baktım.

Burası… düşündüğümden çok daha güzeldi.

Yol boyunca uzanan küçük evler, yemyeşil bahçelerin ve devasa ağaçların arasına saklanmış gibiydi. Her ev birbirinden farklıydı ama hepsinde aynı sıcaklık vardı. Beyaz çitler, verandaların önündeki çiçekler, açık pencereler ve akşam yaklaşırken yavaş yavaş yanan sarı ışıklar…

Sanki gerçek bir mahalleye değil de, yıllardır görüp geçmek istediğim eski bir filmin içine gelmiştim.

Yol hafifçe aşağı doğru uzanıyordu. İleride, ağaçların ve evlerin arasından şehrin silueti görünüyordu. Uzakta Portland'ın yüksek binaları gökyüzüne doğru yükselirken bulunduğum yer ondan tamamen farklı bir dünyaya aitmiş gibi görünüyordu.

Şehir oradaydı.

Ama burası… şehirden kaçmak isteyen insanların saklandığı bir yer gibiydi.

Derin bir nefes aldım.

Hava nemliydi. Toprak, çam ağaçları ve yağmur kokuyordu. Portland'a geldiğimden beri ilk defa gerçekten nerede olduğumu hissettim.

Sonra gözlerim evlere takıldı.

Ve aralarından birine.

Benim yeni evime.

Arabanın bagajına doğru yürürken eve bir kez daha baktım. Büyük değildi. Ama küçük de sayılmazdı. Ağaçların arasında, dışarıdan bakıldığında neredeyse ormanın bir parçasıymış gibi duran iki katlı bir evdi. Geniş bir verandası vardı. Verandanın yanında küçük bir lamba yanıyordu ve sarı ışığı, yaklaşan akşamın karanlığına rağmen evi sıcak gösteriyordu.

Evin önündeki bahçe oldukça bakımlıydı.

Ama benim için hiçbir şey o evi daha az yabancı yapmıyordu.

Orada durup birkaç saniye boyunca ona baktım.

Burası artık benim evim olacaktı.

Bu düşünce içimde garip bir his bıraktı.

Çünkü bir evin güzel olması, insanın kendini oraya ait hissetmesi için yeterli değildi.

Ve ben…

Bu evde beni nelerin beklediğini henüz bilmiyordum.

Bahçeden gelen yüksek sesli erkek kahkahalarını duyduğumda geri dönmek istedim çünkü bana küçükken zarar veren braysın artık büyümüş ve daha güçlü olmuştu. Omuzlarımda hissettiğim bir çift el beni güvende hissettirdi.

"Hadi bakalım juli yeni evine hoşgeldin valizin için endişelenme Patrik senin için odana kadar götürecek."

Annemle birlikte bahçeye girdiğimizde hâlâ günel gençlerin bakışları bize kaydı hangisi braysın bilmiyorum çok değişmişler. Önde duranın bana olan bakışlarından anladım ki braysın oydu. Tabii o beni böyle beklemiyordu sanırım hepsi 7 yıl önceki gözlüklü diş telleri olan Julianne yi bekliyorlardı.

Braysın yanında oturan kız liz mi diye düşünürken yapıldığımı farkettim çünkü liz 7 yıl önceki sıcaklığı ile gelip kocaman sarılıyor bana.

"Hoşgeldin juli"

Yüzüne bakarken ne kadar değiştiğini ne kadar güzelleştiğini görüyorum.

"Merhaba liz"

"Aman tanrım inanamıyorum ne kadar değişmişsin ne kadar güzelleşmişsin"

"Senin kadar değil ama"

"Ah bunu öylesine söylüyorsun"

Bir süre ellerimi tutup bir şeyler anlatıyor annem de bizi gülümseyerek izliyor ama benim aklım bambaşka yerde.

"Abi juli ye hoşgeldin demicek misin daha doğrusu demicem misiniz?"

Kimseden ses çıkmıyor.

"Juli seni değiştirdiler mi aksi takdirde bu kadar değişmiş olmana imkan yok"

"Soğuk espirilerini kendine sakla luk. Gel juli sana odanı göstereyim burada insan namına konuşabileceğin pek kimse yok."

Diyerek oldukça aşağılayıcı bir şekilde tavrını öne koyuyor. Elimden tutup beni aşağı kattaki odaya kadar götürüyor.

" Aslında annem senin de çocuk kattaki odayı boşaltmıştı ama sen alt katta kalmak istediğini söyleyince bu odayı senin için birlikte düzenledik umarım beğenirsin"

"Çok güzelmiş alt katta olması da daha iyi"

"Bodrum'daki farelerle birlikte yaşayacaksın ama senin kararın saygı duyuyorum odamdaki her şeyi annem seçti ben sadece düzenlemesi için yardım ettim sadece abajurun yanında duran kar küresinin senin için ben aldım"

Onun söylemesi ile birlikte gözlerim kar küresine kayıyor elime alıp biraz sallayıp üstündeki tanelerin havaya doğru karışmasını sağlıyorum gerçekten çok güzel bir hediye.

"Çok güzelmiş teşekkür ederim"

"Rica ederim beğenmene sevindim yardıma ihtiyacın var mı eşyalarını birlikte yerleştirebiliriz"

"Ben hallederim"

"Tamam o zaman Bir şeye ihtiyacın olursa seslenirsin ben yukarıda olacağım"

" Tamam"

Gülümseyerek odadan çıkıyor ben de yatağımın üzerine oturuyorum odam ne büyük ne küçük Bodrum katta olduğu için çok fazla Güneş aldığı da söylenemez ama odanın içinde bir kapı daha var muhtemelen bu Bodrum'a yakın olduğu için dışarıya açılan ikinci bir kapıdır burası her zaman kilitli. Annem odamı düzenlerken genellikle turuncu ve koyu yeşil tonlarını seçmiş benim sevdiğim renkler çok fazla bir şey yok ortada güzel bir halı yatak her iki tarafında da abajurlu başlıklar ve çekmeceli birer sehpa tarzı bir şey var kıyafetlerimi yerleştirmem için küçük bir dolap her şey genellikle ahşap tarzında seçilmiş karşı duvarda bir iki poster ve tablo hemen aşağısında ise bir tane masa ve sandalye O da çok büyük olmadığı için bu eşyalar silinmiş ama beğendim güzel bir oda.

Yeni bir şehir ve yeni bir oda buraya ve bunlara alışmam bakalım ne kadar zaman alacak.

(Herkese merhabalar arkadaşlar Yeni bir gençlik lise kurgusu ile karşınızdayım bu sefer daha farklı olarak Amerikan tarzı bir kurgu yazmaya karar verdim umarım beğenirsiniz hepinize iyi okumalar)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

227okunma 49beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…