5. bölüm · Adımı Sessizce Söyle
5. Bölüm
5. Bölüm – “Kalbimle Konuştum Bu Gece”
> “Bazen en büyük sessizlik, kalbin en yüksek sesle bağırdığı zamandır.”
Okul koridorları, ders zilinin sesiyle birlikte boşalmıştı. Güneş, pencere pervazından içeri sızarken Rüya’nın gölgesi, dolabının önüne düşüyordu. İçinde bir huzursuzluk vardı; sanki bir şeyler eksikti ama ne olduğunu adlandıramıyordu. Belki de Aras’ın bir süredir uzak tavırlarıydı… Belki de Elif’in her zamanki gibi bir şeyleri saklıyor gibi davranması. Ya da belki… kendi kalbinin ilk kez bu kadar hızlı atmasıydı.
"Rüya!"
Arkasını döndü. Ses, Elif’tendi ama yanında biri daha vardı: Selim.
"Toplantı varmış, okul dergisi için fikir toplayacaklarmış. Gelmek ister misin?" dedi Elif, gözleriyle Selim’e işaret ederek.
Rüya istemsizce başını salladı. İçinde bir merak kabardı. Çünkü Selim, o sessiz çocuk… son zamanlarda sürekli onunla aynı yerde bulunuyordu. Sanki onu izliyor, bir şeyleri çözüyor gibi.
Odanın içine girdiklerinde Elif bir köşeye çekildi. Selim, Rüya’ya döndü.
"Senin yazıların... çok güzel," dedi.
Şaşırmıştı. "Ben… kimseye göstermemiştim."
"Senin gibi yazan biri saklanamaz. Kaleminin sesi, gözlerinden okunuyor."
Bir anlık sessizlik... Rüya başını eğdi. Sonra hafifçe güldü.
"Senin gözlemlerin, bazen ürkütücü."
"Ama doğru," dedi Selim. Sonra sanki ağzından kaçırmış gibi ekledi:
"Aras'la aranızda ne var?"
İçindeki fırtına bir anda patladı. Ne vardı gerçekten? Aras bazen gözlerinin içine öyle bakıyordu ki Rüya nefes almayı unutuyordu. Ama sonra bir duvar örüyordu aralarına. Yakınlaşıyor, sonra geri çekiliyordu.
"Hiçbir şey yok," dedi Rüya boğuk bir sesle. "Ya da... hiçbir şeyden fazlası yok."
O an kapı açıldı. Aras içeri girdi. Gözleri, doğrudan Rüya’ya kilitlendi.
"Gelecek ayki sergi için resim seçiyoruz," dedi Elif hemen. "Katılmak ister misiniz?"
"Ben zaten Rüya’yla konuşmaya gelmiştim," dedi Aras, yanına gelerek.
Selim gözlerini kaçırdı. Elif ise bir şeyleri hissetmiş gibi sustu.
"Yürüyelim mi biraz?" diye fısıldadı Aras. Rüya başını salladı ve peşinden çıktı.
Okul bahçesi bomboştu. Yapraklar, sarının tonlarında uçuşuyordu. Güneş batmaya yüz tutmuştu, gökyüzü pastel tonlarına bürünmüştü.
"Bir şey soracağım sana," dedi Aras.
"Sor."
"Beni gerçekten tanıyor musun?"
Rüya durdu. Sorunun ağırlığı gökyüzünden bile daha derin gelmişti.
"Tanımaya çalışıyorum… Ama sen izin vermiyorsun."
Aras yaklaştı. Ellerini cebine soktu, gözleri yerdeydi.
"Bazen bazı şeyleri saklamam gerekir. Çünkü sana zarar vermek istemem."
"Zarar mı? Senin uzaklaşman daha çok zarar veriyor."
Rüya’nın sesi titremişti. Gözlerinde biriken yaşları bastırmak zor oldu.
Aras bir adım daha attı.
"Bir gün sana her şeyi anlatacağım. Ama bugün değil."
Aralarında bir karış mesafe vardı. Ama kalpleri birbirine değecek kadar yakındı.
Sonra bir şey oldu. Aras, elini uzattı ve Rüya’nın saçına düşen bir yaprağı aldı.
"Sana zarar gelsin istemiyorum," dedi. "Ama kalbim seni çoktan seçti, Rüya."
Göz göze geldiler. Rüya’nın içinden bir fırtına geçti. Sessizlik, kelimelerden daha çok şey söyledi.
---
Gece, Rüya odasında penceresinden dışarı bakarken geçmişi düşündü.
Yüzünde bir tebessüm vardı ama içindeki çalkantı geçmemişti.
Kalemi aldı, defterine yazdı:
> “Kalbimle konuştum bu gece. O, birinin gözlerinde evini bulmuş bile.”
---
