4. bölüm · Adımı Sessizce Söyle
4.Bölüm
Bölüm 4 — Kırılgan Bağlar
Okulun üçüncü günüydü. Hava serin, gökyüzü griye çalıyordu ama içerideki duygular oldukça karmaşıktı. Derin, defterine karalamalar yaparken aklında hâlâ o sözler dönüyordu: “Herkesin içinde sakladığı bir yara vardır, ama bazılarınınki gözlerinden sızar.”
Öğrenciler sınıfa girmeye başlamıştı. Elif, sabah enerjisini toplamaya çalışarak kahverengi atkısını boynuna doladı. Gözleriyle Derin’i aradı ama onu pencere kenarında sessizce otururken görünce bir an durdu. Yanına gidip oturdu.
> “Sabah kahvaltı etmeyince bu kadar duygusal oluyorsun,” dedi gülerek.
Derin kısaca başını salladı ama gülümsemedi.
Tam o sırada, sınıfın kapısı hızlıca açıldı ve içeri Aras girdi. Gözleri önce Derin'e, sonra Elif’e kaydı. Aras o gün diğerlerinden farklıydı; siyah sweatshirtü ve dağınık saçlarıyla daha sert görünüyordu ama gözlerinde sanki bir şey anlatmak isteyen bir çocuk vardı. Hani konuşsa her şey dökülecek gibi.
> “Toplantı salonuna çağırıyorlar bizi,” dedi ciddi bir tonla. “Sadece belli kişiler... Derin, Elif, Selim ve ben... Bir de Ayşe.”
Beşli birbirine bakarken, yüzlerinde şaşkınlıkla karışık bir merak vardı.
Salona gittiklerinde, onları bir öğretmen değil, öğrenci konseyi başkanı karşıladı. İsmi Kenan’dı, soğuk ve karizmatik bir çocuk. Gözlüklerinin ardından insanın içini okur gibi bakıyordu.
> “Size özel bir görev verildi,” dedi. “Bu okulda bazı şeyleri öğrenmeniz isteniyor. Ama öğrenmenin bedeli, gerçeğe gözlerini kapatmamaktır.”
Hepsi bir anda irkildi. Elif fısıldadı:
> “Ne demek istiyor bu çocuk?”
Kenan, masasından beş tane zarf çıkardı ve herkesin önüne birini koydu.
> “Bu zarfların içinde size özel görevler var. Kütüphane, arşiv, çatının ardı, eski müzik odası ve unutulan geçitler... Her biriniz bir yere gidecek ve orada sizi bekleyen ipuçlarını bulacaksınız. Ama dikkat... Bu, bir oyun değil.”
Derin, zarfa uzandığında elinin titrediğini fark etti. Zarfı açtığında tek bir cümle yazıyordu:
> “Kayıp kitap seni bekliyor, ama kelimeler susmazsa geçmiş de sessiz kalmaz.”
Gözleri Aras’a kaydı. O da kendi zarfını inceliyordu. Birbirlerine kısa ama yoğun bir bakış attılar. Derin’in içinde tuhaf bir his kabardı — bir anlığına zaman durdu sanki. O bakışın içinde bir söz, bir özlem, bir sır vardı.
---
Görev Başlıyor
Herkes farklı yönlere dağıldı. Derin, okulun kütüphanesinin alt katındaki eski bölmeye indi. Tozlu raflar, yıkık sandalyeler, sessizliği delen tek şey kalbinin ritmiydi. Işığın ulaşmadığı yerlerde, geçmişe ait fısıltılar vardı sanki.
Bir kitap dikkatini çekti. Kapaksızdı ama içinde yazılmış notlar, kırmızı kalemle çizilmiş cümleler vardı. Bir isim tekrar tekrar geçiyordu: “Z. A.”
O anda kapı aralandı.
Aras’tı.
> “Benim görevim de buradaymış,” dedi hafifçe. “Sanırım bu bir tesadüf değil.”
Derin cevap vermedi. Onun yerine, kitabı uzattı. “İçinde bir şeyler yazıyor. Ama anlamı eksik.”
Aras kitabı alırken parmakları Derin’in eline dokundu. Aniden yükselen bir sıcaklıkla ikisi de irkildi ama elini çekmedi Derin.
> “Sen... garipsin,” dedi Aras. “Ama iyi anlamda.”
Derin gözlerini kaçırdı, ama gülümsedi. Belki de ilk defa kalbinde bir kıpırtı hissetmişti — korkudan değil, güvenden.
Kitabın arasından bir anahtar düştü.
Üzerinde “Oda 13” yazılıydı.
---
Oda 13’ün Sırrı
İkili, okulun en üst katındaki terk edilmiş odaya yürüdü. İçerisi karanlık ve boğucuydu. Tavanda örümcek ağları, duvarda yarım kalmış resimler, yerde eskimiş bir tablo... Derin anahtarı çevirdiğinde kapı gıcırdayarak açıldı.
Odanın ortasında, yuvarlak bir masa ve beş sandalye vardı. Her birinin arkasına onların isimleri işlenmişti.
Derin’in gözleri büyüdü. “Biz buraya gelmeden önce bu hazırlık yapılmış olamaz…”
Aras sessizce yaklaştı. “Bu... çok daha önce planlanmış.”
O an Derin döndü ve Aras’a uzun uzun baktı.
> “Neden benimle geliyorsun hep?” diye sordu.
Aras, önce cevap vermedi. Sonra kısık bir sesle,
> “Çünkü sana güveniyorum. Nedenini bilmiyorum, ama yanında olmak... doğru hissettiriyor.”
Derin’in kalbi çarptı. Gözlerini kaçırmadı bu kez. İkisinin arasında havada asılı kalan o his, artık tanımlanabilir bir şeye dönüşüyordu: Güven, bağ ve belki de başlangıç.
---
Bölüm Sonu Notu:
> “Bazen biriyle yalnızca göz göze gelirsin ve o an her şeyin neden başladığını anlarsın. Belki de kader, en çok susanlara fısıldar.”
---
