ADAK kitap kapağı

2. bölüm / 4

ADAK

2. Bölüm; Denize Açılış

Vaveyla Yazarı: Ahmet S

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 2. Bölüm; Denize Açılış

2. bölüm; Denize Açılış

Argan horozların bile uyuduğu saatte kalkarak yine erken uyanmıştı. Çıplak ayakları ile serin zemine basan Argan bu hissi devam ettirerek pencerenin önüne kadar gelmişti. Her zaman yaptığı gibi yine ufka bakarak bazı şeyler söyledi.

"Bazen yalnızca bakmak bile iyi geliyor." Gözlerini sonunda ufuktan ayıran Argan yavaş ama emin adımlarla giyinmeye başlamıştı.

Giyinen Argan kişisel temizliğinden sonra dün hazırlanmış yol yemeğini dikkatlice aldı. Bu yemek gittikleri şehre kadar yetecekti. Sonra orada da yemek yiyip akşam üzeri döneceklerdi.

"Annem dikkat et, o baban olacak kaptana da söyle gitmeden beni de görsün!"

"Tamam anne." Annesinin dediklerini çok düşünmeden evden çıktı.

Elinde taşıdığı bu yemeği geminin ambarında bulunan kaptan odasına sakince bıraktı. Babası güvertede durmak dışında rotasyon ve bazı hesaplamalar için ambarda bulunan odasına gidiyordu. Orası aynı zamanda tayfanın genel ihtiyaçlarını karşılamak içinde bir alandı.

Yemek, kaptanın bizzat kendisi tarafindan karşılamakla yükümlü olduğu bir durum değildi ama bunu yaparak tayfasına iyi bakıyordu. Bu da Liman şehrinde ki şöhretini arttırmıştı. "Gerçek kaptan" lakabını da tayfasına olan bu düşkünlüğü kazandırmıştı.

Argan yemeği bıraktıktan sonra ambardan ayrılırken babasını dümenin orda dümenin parçalarını parlatırken gördü.

"Baba, dümeni geçen hafta yağladım. Önceki gibi hareket ettirmede zorlanma olmuyor." Argan babasının her daim bu kontrollü oluşuna hayran kalmıştı.

"Olsun, yine de kontrol etmek görünmez bir kaza yaşamaktan daha iyidir." Gülümseyen hareth eğildiği yerden kalkarak oğlunun yanına geldi.

"Baba birde bana erken kalkıyor diyorsunuz siz benden daha erken kalkıyorsunuz." Hareth yanına geldiği oğlunun saçlarına dokunurken güldü.

"Günün yarısını yatarak geçiren kardeşin Miran mı senden erken kalkıyor ? Yoksa susmuyor diye ertesi güne horozu doğrayan annen mi ?" Kahkaha'yı basan hareth zorla kendine geldi. Yavaş yavaş geminin köşesine gelen hareth kendi kendine birşeyler mırıldandı.

'Bir gün gelecek evlat, o bir gün gelince neyi neden yaptığımı anlayacaksın.' Gülümsemesini sürdüren hareth gemiden inerek geride kalan oğluna seslendi.

"Hadi Argan, yemeğe.. annenle miran bizi bekliyordur kesin." Dedikten sonra hareth cebinden çıkardığı babasından kalma pusulasına bakarak iç geçirdi.

"Hatırlıyor musun Baba, o gün bana söylediğin o sözleri.. şimdi bende o sözleri kendi oğluma söylemek istedim. Gerçekten, haklıydın o bir gün gelecek dedin ve.. geliyor.."

...

Argan, yemekten sonra Mavi Yelin güvertesinde duruyordu. Babasının, gözü ufukta, tayfa ise halatları, kürekleri ve pruva tarafının civarını kontrol ediyordu. Limandaki diğer gemiler sessiz bir başlangıç yaparken, Argan'ın kalbi her zaman ki gibi dalgaların ritmiyle hızlanıyordu.

"Hazır mısın oğlum?" Babasının sesi, sabahın sessizliğini kesip Argan'ın dikkatini çekti.
"Evet, baba." Argan cevap verdi, ellerini geminin bordasına dayayarak suyun üzerindeki sabah pusuna baktı. "Bugün biraz daha uzağa gideceğiz değil mi?"
Babası başını salladı, hafif bir gülümsemeyle; "Evet, ama dikkatli ol. Liman dışına çıkmadan önce geminin ritmini hissetmelisin. Dalgalar seni yanıltmasın."

Argan derin bir nefes aldı. Küçükken denize ilk açıldığında hissettiği o boşluk ve sonsuzluk, bugün hâlâ içini titretiyordu. Ancak şimdi farklıydı; gözleri ufukta, kalbi ise suyla birleşmiş bir merakla atıyordu.
Gemici tayfalar halatları çözüyor, yelkenleri açıyordu. Argan babasının yanına yaklaşarak, hafifçe sordu: "Baba, rüzgar yönünü nasıl seçeceğiz? Ben hâlâ anlamıyorum."

Babası, yüzünde hem sabır hem de gurur ifadesiyle: "Rüzgarı dinle, oğlum. Sadece yönüne bakmak yetmez; yelkenleri, dalgaları, gökyüzünü, kuşları izle. Hepsi sana yön gösterecek."

Argan başını salladı, gözlerini kapattı ve derin bir nefesle rüzgârın ritmine odaklandı. Dalga sesleri, halatların gıcırdaması ve uzak martı çığlıkları bir bütün hâline gelmişti. Geminin hareketini hissetti; küçük bir titreme, sonra hafif bir sarsıntı.

Mavi Yel yavaşça limandan çıktı, taş iskeleler ve gümrük depoları arkada kaldı. Argan, geminin burnundan denize bakarken suyun renginde hafif bir değişim fark etti. İçsel bir ses fısıldadı sanki: Her dalga, bir sır saklıyor.
Öğleye doğru rüzgâr iyice yönünü buldu ve gemi hafifçe salınmaya başladı. Argan, güvertede yürürken tayfalarla sohbet etti;

"Bugün hangi rotayı izleyeceğiz?" diye sordu.
"Şehir açıklarındaki sığ denizleri geçeceğiz, genç efendi. Daha derin sulara gelmeden limanı öğrenmek iyi olur," diye cevapladı tayfadan yaşlı ve bilgili biri.
Argan, güldü ve hafifçe başını salladı. "Anladım. Sığ sular bize öğrenmek için fırsat veriyor demek."

'Keşke sonu görünmeyen okyanusa açılabilsem, denizlerde keşfedilecek ne kaldı ki ? Daha kendi tayfama sahip değilim belki ama bu haliyle bile denizde başka ne kaldı ki görmediğim ?' Argan yine düşüncelerle meşguldü.

Babası, uzaktan onu izliyordu. Argan'ın suya olan bağlılığı, onun gözlerinden okunuyordu. Sadece bir genç değil, aynı zamanda denizle kendi arasında kurduğu bir bağ vardı. Her dalga, ona küçük bir ders veriyordu; her dalga, sabrı ve dikkatini ölçüyordu. Bu onu korkutsa da korktuğu şey an ve an ona daha da yaklaşıyordu.

...

Öğleden sonra gemi ufak bir koyun içine girdi. Sular sakinleşmişti ve Argan yavaşça küreklere dokundu, suyun akışını hissetti. Babası yanına geldi ve sessizce: "Deniz, senin yoldaşın olacak, ama sana itaat etmeyecek. Bunu asla unutma."

Argan başını salladı. "Biliyorum, baba. Ama her dalgada biraz daha anlıyorum onu. Sanki su konuşuyor, öğretiyor.." Babası her fırsatta ona öğütler nasihatler verse de Argan sıkılmadan onu dinlemeye devam ediyordu.

Getirdikleri 24 fıçıyı teslim etmek için kıyıya yanaştılar. Hareth çapayı salınca tayfa rahat bir nefes alıp hazırlıklara başladı.

Gemiden inen fıçılar alınmak üzere tarev limanından buraya kadar yol katetmişti. Burası bulut şehriydi. Liman şehri potansiyeline sahip olsa da bu şehirde ki denizcilik faaliyeti yok denecek kadar azdı. Bu yüzden liman şehirlerinden bazen kiralık bazense satılık gemi ve tayfa arıyorlardı. Veya sadece isteklerinin yerine gelmiş olmasını diliyorlardı.

"Hareth kardeş.. hoşgeldin." Orta boylu hafif şişman ama zengin biri uzaktan yaklaşmıştı.

"Hoşgeldim kardeş dogi, tüm malları indirmek üzereyiz." Durumu bildiren hareth bir cevap bekledi.

"İyi o halde gel seninle biraz dolaşalım." Beklediği cevap bu olmamasına rağmen hareth bozuntuya vermeden kafası ile onayladı.

Uzaklaşan ikiliyi izleyen Argan yapacak başka birşeyi kalmadığı için şehirde ufak bir tur atmaya karar verdi.

"Hareth kardeş, bugünlerde nasılsın ?" Hareth kendine yönelik gelen bu soruya benzer şekilde karşılık verdi.

"Ben iyiyim dogi kardeş sorduğun için sağol, sen nasılsın ?" Şişman dogi önünde açılmış bir tezgahtan gelen balık kokusuna dayanamayıp hemen tezgahtara doğru hamle yaptı.

"Bende, Şu balıkları görüyor musun ? Bunları yersem çok daha iyi olacağım." Dogi elini uzatıp bir ekmeği almak üzereyken tezgahtar ayağa kalkmıştı. Dogi hiç bozmadan;

"Ah, dostum merak etme balıkların sana altın getirecek." Cebine uzanan dogi biraz zorlanarak cebinde altın arıyordu.

Hareth o sırada elini uzatarak tezgahtara altın uzattı.

"Bu seferlik benden olsun kardeş dogi, bana da bir tane lütfen." Doginin hareketine bozulan tezgahtar eline aldığı satırla az daha dogiye saldıracaktı. Ama hareth'in uzattığı altını görünce tüm öfkesini kaybetti.

"Tabi efendim, bir dakika bekleyeceğim sizi." Henüz yakalanmış gibi görünen balıklardan birini su dolu kovadan alıp tezgaha koydu. Hemen ardından senkronize bir biçimde yan tuttuğu bıçak hareketlerini konuşturup balığı pişirmeye hazır hale getirdi. Ateşe koyduğunda duyulan o tiz ses ikilinin içinde açlık hissini pekiştirdi.

Bu hareketleri izleyen hareth ve dogi adeta büyülenmişti.

"Doğu mutfağına ait bir bıçak hareketi." Aniden dogi bu doğrama şeklini hatırlatmıştı.

"Haha, bu Efendi'nin gözleri kuvvetli çıktı." Elinde ki ekmeği dolduran tezgahtar onu da Hareth'e uzattı.

"Huh, sıradan olmayacak kadar güzeldi ama kardeş dogi mutfak alanında da mı bilgi sahibi ?" Hareth o sırada bu müşterinin farklı kültürlere de uzanabileceği düşüncesine kapıldı.

"Tabi ki hareth kardeş, ben bulut şehrinin en büyük 3. Tüccarıyım. Bu üne sahip biri nasıl dünyadan habersiz olabilir." Dogi kendini övmekle meşgulken başka bir yerde bir genç etrafı geziyordu.

"Sanırım bu evler son seferime göre eskisinden bile daha iyi haldeler." Argan geçen yıl geldiğinde döküntü halde gördüğü bu evlerin şuanda oldukça güzel olduğunu fark etti.

"Babamın iyi gözleri var. Bu şehirde denizcilik faaliyetleri konusunda daha ileri seviyelerde başka biri olmadığı için şehirde ki gereksinimlerin çoğunu kara yoluyla sağlıyor olmalılar. Ama bu yol hem tehlikeli hemde uzun vadede zaman kaybından tut finansal kayba kadar gidiyor. O yüzden babamın inatla buraya gelmek istemesi çok doğal." Argan kendi kendine düşünürken başka bir sokaktan daha geçmişti. Burası genellikle kıyafet satan esnaflarla doluydu.

Esnafın seslerini duyan Argan düşüncelerini bir kenara bırakıp bu rengarenk pazarda biraz gezinmeye karar verdi.

Rastgele bir yere giren Argan zahmetsizce bir kumaş cübbe seçip kalitesini kontrol etti. Bu cübbe yeşil işlemlere sahip son derece pahalı görünen bir parçaydı.

"Efendim, efendim! O gördüğünüz o hissettiğiniz kumaş imparatorluğun başkentinden geldi. Son derece kaliteli bir maldır. Bunun garantisini verebilirim." Bu konuşkan esnafın güler yüzüyle karşılaşan Argan ufak bir tebessümle tuttuğu cübbeyi yerine geri bıraktı.

"Efendi, ne istiyor ? Öğrenebilir miyim, tam size göre uygun mallarım var!" Bu heyecan dolu esnafı reddetmek zor olacaktı. Gidemeyeceğini anlayan Argan duruma uyum sağladı.

"Ah, ben vücuduma uyacak birşeyler arıyordum. Mavi renkli, tam beden, birazda işleme bulunursa güzel olur. Ha ayrıca mümkünse su geçirmez olsun." Bu istekleri dile getiren Argan esnafın yüzüne baktı. Sonuçta bir esnafın temiz veya kirli düşünceleri yüzünden okunurdu, değil mi ?

"Efendi böyle istiyor demek ki.. ah, şuan elimde su geçirmez mallar yok ama gelecek yıl elimde olacak. Maalesef efendiye istediğini veremiyorum. Başka bir isteğiniz varsa lütfen söyleyin elimde varsa hemen size uygun fiyata vereceğim." Tezgahın etrafına doğru bakan Argan karşı rafta son derece güzel görünen bir atkı gördü. Dolgun kırmızı renklere sahip, şeritler halinde beyaz kumaştan desenler bulunuyordu. Bu desenlerden biri de gemilere ait çapanın silüetiydi.

"Şurada bulunan atkı kaça olur bize ?" Argan'ın gösterdiği alana bakan esnaf hemen atkıyı alıp geri döndü.

"Efendi'nin iyi gözleri var. Bu kumaş son derece nadir bulunan altın çayırlarda yetişen pamuklardan yapılmıştır. Desenleri bizzat İmparatorluk terzisi tarafından işlendi. O yüzden elimde ki en pahalı mallardan biridir. Ama onu alalı uzun zaman oluyor. Efendiye de istediğini veremediğim için biraz indirim yapacağım. Herkese 1 altınsa size.. 80 gümüş." Esnaf fiyatı verip Argan'ın ağzını yokladı.

"Anladım, tamam o zaman alacağım." Elinde tuttuğu altını esnafa uzatan argan onun bakışlarından başka birşey daha satmaya çalışacağını anladı.

"Ah, efendim daha elimde.." esnaf konuşmaya henüz başlamıştı ki kapının oradan bir ses geldi.

"Genç efendi, nerdesiniz siz ? Ne zamandır sizi arıyoruz biliyor musunuz ? Hemen gelin. Kaptan ve Tüm tayfa sizin gelmenizi bekliyoruz."

"Sanırım artık gitme vaktim geldi. Görüşürüz bayım, eğer tekrar geldiğimde burada olursanız sevinirim. O alamadığım kıyafetlerle hâlâ ilgileniyorum."

"Evet.. evet efendim. Ben 20 yıldır burdayım daha da burda olmaya devam edeceğim. Efendi merak etmesin. Tekrar geldiğinizde kıyafetlerinizi hemen önünüze sereceğim!" Yüzünden terler akan esnaf son sözlerini söylerken Argan ve tayfasında ki diğer kişi çoktan dışarıya gitmişti.

"Ah, onlar.. demek bu yüzden su geçirmez dedi. O bir denizci.." derin düşüncelere dalan esnaf elinde kalan altına baktı.

"Para üstünü unuttu, neyse birdaha gelirse ona tekrar kıyak geçerim. Sonuçta bu sefer genel fiyatından aldı." Elinde tuttuğu altını sıkıca tutup kasaya koydu ve işine geri döndü.

...

"Burdayım, kaybolmadım. Sadece geziyordum." Geri dönen ikili geminin yanında bekleyen tayfa ile karşılaştı.

"Argan, sana söylemiştim gitme vaktimiz güneş batmadan olmalı. Az daha geç kalsaydın. Yolculuğa gece devam etmek zorunda kalırdık. Ve biliyorsun, gece asla denize açılmayız.." Babasının sesinde ki öfkeyi yatıştırmak için Argan onu yalnızca dinledi.

"..neyse birdaha gezeceğin zaman birine haber ver." Kaşları çatık olan hareth gemiye atladı.

"Hadi tayfa, bu gemiyi denize salalım."

Gün bitmeye yakın Mavi Yel tekrar geldiği limana dönmek üzere rotasını değiştirdi. Argan, güvertedeki yerinden kalktı ve ufukta yavaşça alçalan güneşe baktı. Dalgaların sesi, denizin kokusu, limanın uzaktaki siluetleri, hepsi onun içinde bir merak kıvılcımı bırakmıştı.

"Önümüzde ki yıl yine açılacağız." dedi homurdanarak hareth.

Argan gülümsedi, babası ile arası şuanda haraletli olsa da sonuçta o hâlâ babasıydı ve onun iyiliğini düşünüyordu..

"Belki birgün kendi tayfamla keşfe çıkarım." Gökyüzüne bakan Argan ucu bucağı görünmeyen uzakta ki okyanusa doğru başını çevirip baktı.

***

En uzun bölümlerden biri.. Okuyup geçmeyin! Bir Kelime dahi olsa şimdi var olduğunuzu kanıtlayan izler bırakın.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18