24. bölüm · 11/A: Başlangıç

Bölüm 24 : Yalan Gibi

Z. Y∞︎︎T

Kimse konuşmuyordu.
Ben hâlâ Yiğit’e bakıyordum.
O ise gözlerini kaçırıyordu.
Bu…
yeni bir şeydi.
Yiğit hep gözlerimin içine bakardı.
Sinirlense bile.
Şaka yapsa bile.
Ama şimdi bakamıyordu.
Çünkü yakalanmış gibiydi.
“Ben yanlış söyledim,” dedi sonunda.
Sesi hızlı çıktı.
Fazla hızlı.
“Öylesine dedim işte.”
Timur hemen destekledi.
“Arya, büyütüyorsun.”
Kafamı yavaşça ona çevirdim.
“Gerçekten mi?”
İkisi de sustu.
İçimdeki his büyüyordu.
Rahatsız edici bir histi.
Sanki herkes aynı şeyi biliyor da…
bir tek ben geç kalmışım gibi.
Adam sessizce bizi izliyordu.
Hoşuna gidiyordu.
Belli oluyordu.
“İnsan,” dedi sakin bir şekilde, “en çok unuttuğunu sandığı yerde açık verir.”
Yiğit sinirlendi.
“Kes artık!”
Ses ilk defa bu kadar yüksek çıktı.
Ben irkildim.
Çünkü korkmuştu.
Sinirli değil.
Korkmuştu.
“Ben bir şey hatırlamıyorum tamam mı?!” dedi.
Timur anında ayağa kalktı.
“Yiğit.”
Uyarı gibiydi.
Ama Yiğit durmadı.
“Hayır, yeter artık!” dedi.
“Herkes bana öyle bakıyor ki sanki ben—”
Bir anda sustu.
Odadaki hava değişti.
Kalbim hızlandı.
“Sanki sen ne?” dedim.
Yiğit gözlerini kapattı.
“Hiç.”
Yalan.
Bu sefer netti.
Ben bir adım attım.
“Benden ne saklıyorsunuz?”
Kimse cevap vermedi.
Yağmur sesi daha da arttı.
Sonra…
başım yine ağrımaya başladı.
Bir anda.
Sertçe.
Nefesim kesildi.
Duvara tutundum.
Timur hemen yanıma geldi.
“Arya.”
Sesi uzaktan geliyordu.
Gözlerimi kapattım.
Ve yine—
aynı koridor.
Bu sefer daha net.
Koşmuyoruz.
Duruyoruz.
Kapının önündeyiz.
Yiğit bağırıyor:
“Birisi geliyor!”
Timur sinirli bir şekilde:
“Sesini kes!”
Ben elimdeki anahtara bakıyorum.
Titriyorum.
Sonra…
yerdeki gölgeyi görüyorum.
Birine ait.
Hareketsiz.
Kalbim sıkıştı.
Gözlerimi açtım.
Nefes nefeseydim.
Yiğit bana bakıyordu.
Panik içinde.
“Ne gördün?” dedi.
Bu sefer cevap verdim.
Hem de düşünmeden.
“Sen de oradaydın.”
Sessizlik.
Yiğit’in yüzü düştü.
Timur gözlerini kapattı.
Sanki olacak şeyi biliyordu.
Ben geri çekildim.
“İkiniz de vardınız.”
Sesim titriyordu artık.
“Ve bana yalan söylediniz.”
Yiğit hemen:
“Hayır, biz—”
“Ne oldu o gece?!”
Bağırmıştım.
İlk defa.
Odadaki herkes sustu.
Benim bile gözlerim dolmuştu.
Çünkü artık korkuyordum.
Gerçekten.
Timur bana baktı.
Uzun süre konuşmadı.
Sonra çok yavaş bir şekilde:
“Bilmen gereken şeyler var,” dedi.
“Ama hepsini bir anda öğrenirsen…”
Cümlesini yarım bıraktı.
Ama yüzündeki ifade yetiyordu.
O gece…
sadece kötü değildi.
Daha fazlası vardı.
Ben nefesimi tuttum.
“Ne saklıyorsunuz benden?” dedim.
Kimse cevap vermedi.
Yiğit hâlâ gözlerini kaçırıyordu.
Timur ise sanki doğru kelimeyi arıyordu.
Ama bulamıyordu.
Ya da…
söylemek istemiyordu.
Yağmur camlara sertçe vurdu.
Ve o an içimde tek bir düşünce vardı:
Eğer ben gerçekten yeni değilsem…
neden hiçbir şey hatırlamıyordum?
Ve daha önemlisi—
o gece yerde yatan kişi kimdi?
Biz gerçekten sadece korkup kaçmış mıydık…
yoksa sakladıkları şey bundan çok daha mı büyüktü?
Bir de…
ben neden hayatımın travmasını öğrenmeye çalışırken üç erkekle aynı salonda yağmur dinliyordum?
Gerçekten benim hayatım çok garipti.

.......................................................
❤️❤️İYİ OKUMALAR❤️❤️