22. bölüm · 11/A: Başlangıç
Bölüm 22 : Parça Parça
Anahtar hâlâ adamın elindeydi.
Ama bu sefer kimse ona bakmıyordu.
Ben bakamıyordum zaten.
Çünkü gözlerimi nereye çevirsem…
aynı şey geliyordu.
Yağmur sesi.
Koşan ayaklar.
Ve bir kapı.
Yiğit sabrını kaybetti.
“Yeter artık ya! Bu neyin anahtarı?!”
Sesinde sinir vardı.
Ama altında korku da vardı.
Timur sertti.
“Sus biraz.”
Gözleri adamdaydı.
“Konuş.”
Adam hafifçe gülümsedi.
“Zaten konuşuyor,” dedi.
Kaşlarımı çattım.
“Kim?”
Adam bana baktı.
“Sen.”
Boğazım kurudu.
“Ben konuşmuyorum ki.”
“Konuşuyorsun,” dedi sakin bir şekilde.
ALLAH'IM! dertler bitti sanki bide bu şizofreni çekicem.
Neyse.
“Sadece sesli değil”dedi.
İçimde bir şey sıkıştı.
Sanki biri…
içerden kapıyı zorluyordu.
Nasıl bir cümleyse bu..
Başımı tuttum.
“Yeter…” dedim.
Yiğit hemen yanıma geldi.
“Arya iyi misin?”
İçimden sanane demek geçti.
Ama cevap veremedim.
Çünkü o an…
bir parça daha geldi.
Yağmur.
Ama dışarıdaki gibi değil.
Daha sert.
Daha yakın.
Koşuyorum.
Ayak sesleri.
Yanımda biri var.
“Çabuk!” diyor.
Ses tanıdık.
Ama net değil.
Koridor.
Okul.
Gece.
Işıklar yarım.
Kapıya geliyorum.
Elimde anahtar.
Titriyor.
Arkamdan biri bağırıyor:
“Açma!”
Ama…
açıyorum.
Gözlerimi açtım.
Nefesim kesildi.
“Ben…” dedim.
Sesim çok kısıktı.
İkisi de bana baktı.
Yiğit:
“Ne oldu?!”
Timur bir adım yaklaşmıştı.
“Ne hatırladın?”
Yutkundum.
Her şey bulanıktı.
Ama bazı şeyler…
çok netti.
“Okuldaydık,” dedim.
Sessizlik.
Adam başını hafifçe salladı.
“Devam et.”
Gözlerimi kapattım.
“Geceydi…”
Nefesim hızlandı.
“Ve… bir kapı vardı.”
Yiğit kaşlarını çattı.
“Ne kapısı ya?”
Başımı salladım.
“Bilmiyorum…”
Ama yalan söylediğimi ben bile fark ettim.
Biliyordum.
Sadece söylemek istemiyordum.
Timur’un sesi değişti.
“Başka?”
Dudaklarımı ısırdım.
“Birisi vardı…”
Cümle yarım kaldı.
Yiğit hemen:
“Kim?!”
Cevap veremedim.
Çünkü o an…
başka bir görüntü geldi.
Zemin.
Soğuk.
Birileri nefes nefese.
“Bu kötü oldu…” diyen bir ses.
Başka biri:
“Kimseye söyleyemeyiz.”
Ben…
konuşamıyorum.
Sadece bakıyorum.
Yerde birine.
Ama yüzünü göremiyorum.
Sadece…
hareket etmediğini biliyorum.
Bir anda gözlerimi açtım.
Geri çekildim.
“Hayır…” dedim.
Yiğit panikledi.
“Ne gördün?!”
Başımı salladım.
“Biri vardı…”
Sesim titredi.
“Ve… iyi değildi.”
Sessizlik oldu.
Timur’un çenesi sıkıldı.
“Devam et,” dedi.
Bu sefer sesi daha düşüktü.
Ama daha tehlikeliydi.
“Devam edemem,” dedim.
O an ilk defa…
korktuğumu fark ettim.
Adam konuştu:
“Çünkü sonrasını biliyor.”
Başımı kaldırdım.
“Bilmiyorum,” dedim.
Ama gözlerim yalan söylüyordu.
Yiğit bana baktı.
Gerçekten baktı.
“Biz de orda mıydık?” dedi.
Bu soru…
her şeyi durdurdu.
Cevap veremedim.
Ama gözlerim…
yeterince şey söyledi.
Yiğit geri çekildi.
“Yok artık…”
Timur gözlerini kapattı.
Sanki zaten biliyordu.
Adam anahtarı yavaşça çevirdi elinde.
“Hatırlamak zor,” dedi.
“Özellikle de kaçtığın şey buysa.”
“Kaçmadım,” dedim anında.
Ama sesim güçlü değildi.
Adam direkt karşılık verdi:
“Emin misin?”
İçimde bir şey çöktü.
Çünkü…
emin değildim.
Yiğit sertçe:
“Biri yerdeydi derken?”
Bu sefer…
sessizlik daha ağırdı.
Cevap vermedim.
Timur da vermedi.
Ama bu sefer…
gerek de yoktu.
Yiğit başını salladı.
“Yok ya… yok…”
"İnşallah aklımdan geçen şey değildir"dedi Yiğit.
Ama kendi de inanmıyordu.
Ben sadece fısıldadım:
“Biz… oradaydık.”
Kimse konuşmadı.
Yağmur sesi arttı.
Ve ilk defa…
şunu net hissettim:
Bu sadece bir anı değildi.
Bu…
geri geliyordu.
Ama en kötüsü—
ben hâlâ her şeyi hatırlamıyordum.
..................................................
✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨
