3. bölüm · Zorunlu Delilik

Tedavi

Zeliş Tozko

İnsanlar, anlamazlar, bilmezler, yardım etmezler, sevmezler, yalan söylerler. Bütün insanlar öyledir. Ama insanlar bunu anlamaz. Normalleştirilmiş davranışları kendilerine kötü gelmez. Lakin bir başkası bu davranışları sergilediğinde onu hata diye kabul ederler.
İnsanların neyine bir başka insanı, bir başka canlıyı zorbalamak? Bunlara hakları varmış gibi. Bir bilseler keşke bizim de canımızın yandığını! Nerden bilecekler? Tek düşündükleri menfaatleri...

Hangi cesaret ile benim hayallerimi öldürdüler? Benim içimde kalan o bir zerre yaşama umudunu da kül ettiler. Neden mi hala dayanıyorum? Dayanamıyorum ve dayanmıyorum...
Hastalıklı birinin dayanmasına ne gerek var? Yaşam öylece akıp giderken umursamamaya calışıcam. Yeterince umursadımda noldu? Ya dışlandım yada eziklendim...

Yine de başını sokacak bir yer arıyor insan. Ama ev değil. Aile...
Oradayken kimsenin sana zarar veremeyeceği bir yer. Çok mu zor bulmak? Benim hiç gerçek bir ailem olamayacak mı? Bir anne ile bir babayla aile olunmuyor. Sadece biraz huzur lazım. O bizde yok. Bizim evde sadece gürültü var. İçinde hayallerimin de kaybolduğu, geceleri o sesler ile uyuduğum bir gürültü...

Ama abim de hiç gürültü yok. O öylece evde yaşayıp gidiyor. Ama içindeki gürültüyü anlamak pekte zor değil. Annemler kavga etmeye başladığından beri hiç konuşmadı benle.
Konuşsa ne anlatırdı? Kendinden mi bahsederdi yoksa benim sorunuma bir ilaç mı bulurdu? Gerçekten çok merak ediyorum. Ama hiç konuşmaya tenezzül etmiyor. Ah bi konuşsa! Sesini bile özledim. Şizofren olduğumu öğrenmişti fakat sadece beni izlemekle yetiniyordu. Kim bilir benim hakkımda ne düşünüyordu.

–––––

Bugün babam beni bir psikoloğa tedavi için götürüyordu. Hem teşhis koyacak hemde benimle konuşmaya çalışacaktı. Ya rol yaptığımı anlarsa? Belki de gerçekten rol yaptığımı söylemeliyim ama aileme söylerse işte o zaman yandım demektir.
Neyse bunları bir kenera bırakıp rolüme devam ettim. Babamın gözleri arabanın ön koltuğundan sürekli bana kayıyordu. Bunu fark edebiliyordum.

— Kızım, istediğin bir şey var mı?
— Hayır, yok.

Arabanın canımdan baktığımda geldiğimizi anladım. Babamın arkasından bende arabadan indim. Babam yanıma gelip elimi tuttu. İçeri girdik. Seyans saatimiz yaklaşmıştı.
— Bak kızım, bize anlatmıyorsun. Bari ne derdin varsa psikoloğa anlat.
— Size defalarca anlattım, baba. Şimdi ne oldu? Önemsemediniz beni. Bende anlatmayı bıraktım.
— Önemsemez olur muyuz, kızım? Sadece... Onca sorunun arasında çözemedik.
— Uğraşmadınız bile! Ben yaralı halde eve geldiğimde sadece 'İyi misin?' diye sordunuz. Önemsemediniz.
Artık kabullenirceşine bir nefes verdi.
— Haklısın... ama şuan seni her şeyden daha çok önemsiyorum. Bu hastalığı da atlatırsın.

Gözlerim dolmaya başlamıştı. Babamın bu farkındalığını arttırmak, benim ne halde olduğumu anlamasını istiyordum.

— O kadar kolay mı sence, baba? Ben öldüm. İş işten geçti. Bu kadar basit bir hastalık değil bu. Ama merak etmeyin. Bunla da yaşamayı öğrenirim.
Birden sımsıkı sarıldı bana.
— Hayır, bitanem. Ben yanındayım artık. Geçecek bunların hepsi. Elimden ne geliyorsa yapıcam. Söz veriyorum.

Bir şey demedim. Sadece onun mahcup ifadesini izledim. Hiç yardımcı olmamıştı bana. Şimdi gerçekten pişman mıydı? Seyans saatimiz geldiğinde bizi çağırdılar.
Görevli ablanın yönlendirmesi ile babamı arkada bırakarak terapi odasına doğru yürüdüm.

Terapi odasına geldiğimde içerideki psikolog kadın ayağa kalktı. Kocaman gülümsemesi ile konuştu.

— Hoşgeldin Linacım. Gel otur şöyle, diyerek bana masasının önündeki sandalyeyi gösterdi. Sakince oturdum ve ona döndüm. Konuşmasına devam etti.

— Bana söylenenlere göre şizofrenlik belirtileri gösteriyormuşsun. Doğru mu? Sende böyle düşünüyor musun?
— Evet, onca şeyden sonra gayet normal.
— Bana anlatmak ister misin?
— Gerek yok, çünkü artık hiç biri yok
— Nasıl yani?
— Şizofren olduğum için kimse bulaşmıyor artık.
— Daha önce ne olmuştu peki?
— Bunları kaç defa birilerine anlatıp cözmeye çalıştım ama olmadı. Şimdi siz mi yardım edeceksiniz bana? Her şey geçtikten sonra mı?
— Lina, ne yaşadığını bilmiyorum ama çözmek için elimden geleni yapıcam. Ben bunun için varım. Hem hastalığını halledicez hemde ne sıkıntın varsa çözücez. Şimdi-

Sözünü kestim. Bu kadar basit olmadığını anlaması gerekiyordu.
— Herkes böyle diyor! Ama hiç bir şey değişmiyor! İnanmıyorum size!

Son söylediğim ile içimde tuttuğum bütün gözyaşlarım yanağımdan süzülmeye başladı. Yüzümü ellerime gömüp başımı eğdim.
Birisinin karşısında ağlamaktan nefret ediyorum. Ağlamamı durdurmaya çalışsam da nafile.

— Tamam, Lina. Sakin ol.
Yanıma gelip kollarını bana sardı. Sakin sesi ile bana model vermeye devam etti.

— Ben seni iyileştireceğim. Bunun sözünü veremem belki ama senin iyi hissetmen için her şeyi yapabilirim. Bana güvenmen yeterli.

Ağlamam hala durmamıştı.
— Nasıl güvenicem? Daha aileme güvenmezken...
— Haklısın güvenmek çok zor fakat beni biraz tanısan seversin. Konuşarak halledilir her şey. Sadece her ne sıkıntın varsa bunu bana söylemekten çekinme. Olur mu?

Kararsızım... Sesi ve tavırları o kadar içten geliyorduki ona güvenebilirmişim gibi.
Ama geçmişim buna izin vermiyordu. Oda beni anlamazsa?
Yada sadece para için böyle yapıyordu değil mi? Yine de güvensem ne kaybederim ki? Güvenimi...

Bu kadar beklemeden karar vermediğimi anlamış olacak ki ayağa kalktı.
— Kararsızlığını anlıyorum. Belki biraz zamana ihtiyacımız var. Şimdilik sadece sohbet edebiliriz.

★Bölüm Sonu★

Canlarım biraz yorum ve beğeni rica etsem?