6. bölüm · Zorunlu Delilik

Gerçekler

Zeliş Tozko

Arkamı döndüğünde rahatladım. Çünkü bu Lina'ydı. Yüzüne bakıp gülümsedim. Yanıma geçip oturdu. Gülümsemesini hiç yitirmedi.

— Kaç puan aldın abi?

Birden sarıldım ona. Sımsıkı... Bütün özlemimi gidermek istercesine... Burnuma çektim gül kokusunu...

— Kazandım. İstediğim yeri kazandım...
— Tebrik ederim abi! Bundan sonra benimle konuşacak mısın?

Başımı sallayarak onayladım. Boğazımı temizledim. Konuşmaya başlarken gözlerinin içine baktım hasretle. Gözlerinde bir bekleyiş vardı. Kelimeler boğazımda düğümlensede başladım anlatmaya.

— Lina, ben üniversite sınavına hazırlanmaya başladığımda annemle babamın kavgaları başlamıştı ve bende hem sana hemde serslere yetişememeye başladım. O yüzden sadece odama kapanıp ders çalıştım. Çalışmasam da kafamı dağıtacak hiç bir şey yapmamaya çalıştım. Biliyorsun ben tembel biriyimdir. Ama bu evden kurtulmalıyız, Lina. O yüzden bu kadar uğraştım. Seni kırdıysam özür dilerim. Ama artık kurtulabiliriz bu hayattan.
— Nasıl yani?

Ellerini sımsıkı tuttum. Sıcaklığını hissettim.

— Şimdi ben tıp okuyacağım. Mezun olup iş bulduktan sonra kendi paramı kazanıcam. Sonra seninle buradan gidicez. Şehir dışında yaşarız.
— Bizi bırakırlar mı?
— Annem bırakır... Ama babam itiraz eder. Onuda bir şekilde ikna ederiz.
— Harikasın abi!

Birden boynuma atladı. Yüzümdeki tebessüm ile sarıldım. Elimi saçlarında gezdirdim.

— Bu zamana kadar çok güçlü kaldın. Bundan sonrada ben senin yanında olucam. Her şeyi birlikte atlatıcaz. Şimdi sen bana anlat. Nasıl oldu bu şizofrenlik? Gayet iyi görünüyordun.
— Abi, ben... Şizofren değilim. Hepsi yalandı. Zorbalığa uğramamak için yaptım.
— Ne? Neden birilerine söylemedin de bu yola başvurdun?
— Anlattım abi. Defalarca, herkese anlattım. Ama anlayan olmadı. Sende konuşmuyordun benimle. Başka bir yol bulamadım.

Bunu söylerken sesi bile değişmişti sanki. Yanağından bir yaş süzüldü. Göz yaşlarını elimle silerken bir yandan da onu şefkatli gözlerle izledim.

— Peki, tamam. Sana kızamam. Haklısın. Ama artık liseye başlayacaksın. Orda kimse seni tanımayacak. Hala böyle davranmaya devam edecek misin?
— Evet kendimi ancak böyle güvende hissediyorum.
— Sen bilirsin. Ben senin hep yanındayım. Hatta okulun ilk günü ben seni okula görücem. İtiraz yok!

Yüzünde tatlı bir gülümseme belirdi. Başını aşağı yukarı hareket ettirdi. Bende gülümsemem ile karşılık verdim.

Güneş batana kadar konuştuk. Hava karardığında Lina başını omzuna koydu ve derin bir nefes verdi. Küçük yüzüne baktım. Gözlerini kapatmıştı. Her şeyi geride bırakmaya hazırdı sanki.

Gökyüzüne bakıyordu. Bende çevirdim kafamı semaya. Özgürlük isteyen çocuklardık biz... Hadi ben neysede onun için ne kadar zor olduğunu biliyorum.

— Hadi kalk, Lina. Eve gidelim artık. Hava karardı.

Ayağa kalktık. Eve doğru yürümeye başladık. Yol boyunca yanımdan bir adım bile uzaklaşmadı. Hüznün yorgunluğu ile eve vardık. Zili çalmaktan her ne kadar tedirgin olsamda mecburen eve girmek zorundaydık. Zili çalmam ile annemin büyük bir hışımla kapıyı açması gecikmedi. Bağırması aniden kulaklarımızı tırmalamaya başladı.

— Nerdesiniz siz? Saatten haberiniz var mı acaba! Hele sen Lina! Bu şekilde gizlice çekip gidebileceğin bir özgürlüğün yok!

Lina... İzin almadan mı gelmişti yanıma? Buna annemin ne kadar kızacağını bile bile. Ona baktığım da başını eğmiş, ellerini arkasına saklanmıştı.

— Özür dilerim anne. Abimin yanına gitmiştim.
— Bırakacağımı mı sanıyorsun? Bu disiplinsizliğin bir cezası olmalı!

Annemin dehşet içindeki gözlerine baktım. Zarar vermeye her an hazırdı. Biraz daha Lina'ya yaklaşınca olucaklardan kardeşimi kurtarmak için öne atıldım.

— Anne, yeter. Zaten kötü durumda.
— Sen karışma! Ne ara kardeşini savunur oldun? Daha dün yüzüne bakmıyordun!
— Öyle bir şey artık yok! Eğer Lina'ya bir şey yaparsan daha kötü olur.
— Sen nasıl benle böyle konuşmaya cesaret ediyorsun!
— Sen nasıl çocuklarına vurabiliyorsan bende öyle cesaret ediyorum, anne! Artık anne demeye bile utanıyorum gerçi.
— Sen ne saçmalıyorsun be! Şerefsiz!

Bana sinirle daha da yaklaştı. Vurmasında yada daha kötü bir şey yapmasından korksam da Lina'nın kolumdan tutup kendi odama koştum. Lina'yı da içeri alıp kapıyı kitledim.

Annem hızlı ve sert adımlarının gürültüsü ile kapımın önünde de bağırmaya başladı ve bir kaç kez kapıyı yumruklayıp gitti.

Gittiğinden emin olunca Lina'ya döndüm, yüzüne eğildim.

— İyi misin, bitanem?
— Alıştım artık.
— Korkma, biticek bu ızdırap. Sen güçlü bir prensessin. Unuttun mu, sen küçükken benim odama gelip benimle savaşıyordun hatta çalışma masamdan düşmüştün benimle savaşacaksın diye, dedim gülerek. Kafasını dağıtmaya çalıştım. Söylediğim ile yüzünde acı bir gülümseme belirdi.

— Sonrada annem gelip ikimizi de dövüyordu, dedi ve sanki üzülmüyormuş gibi gülmeye başladı.

Gülümsemem söndü. Sadece onun bu acınası durumunu izlemekle yetindim. Bir süre öylece izledim o masum yüzünü sonrasında kendimi toparlayıp saate baktım.

— Hadi, Lina. Artık geç oldu. Uyumalısın.
— Abi ya ben küçük çocuk değilim artık. Geç uyursam bir şey olmaz.
— Ama ben izin vermem. Uykunu alman lazım.
— Offff, ama uykum yok.
— Sana masal anlatsam uyur musun?
— Olur!
Benimle olan özlemini gidermeye çalışıyordu.

— Aferin sana. Hadi gel yanıma da anlatayım, elimle oturduğum yatağın yanını işaret ettim. Yanıma geldi ve bu sefer başını dizime koydu. Siyah, gür saçlarını okşayarak anlatmaya başladım.

— Bir varmış, bir yokmuş...

Masalı bitirdiğimde yorgunluktan gözleri kapanmaya başlamıştı. Düşünceli gözleri ile bana baktı.

— Abi neden bu hikayede prens yok. Prensese aşık olması gerekmiyor mu?

Çocukça sorduğu bu soruya karşı hafifçe güldüm. Kendini kaptırmışa benziyordu. Bu haliyle çokta tatlıydı.

— Çünkü prensesin gizli koruyucusu, onu korumak için bütün ona aşık olan prensleri başka bir ülkeye postalamış, dedim bütün samimiyetimle gözlerinin içine bakarken. Bu dediğime gülerek karşılık verdi. Bu gülümsemesini çok seviyordum.

Biraz daha sohbet ettikten sonra sustu ve sükuneti ile uykuya daldı. Hala kapı kilitliydi. Açmaktan korkuyordum her an annem gelebilirdi. Bende Lina'nın başını yastığa koydum ve üzerini örtüp, bir buse kondurdum bebeksi tenine.

Kendimde odamdaki eskimiş koltuğa geçerek gözlerimi kapattım. Kendimi uykuya teslim ettim. Bütün yorgunluğumu alacak ve sıkıntılarımı unutturacak olan uykuya...

★Bölüm Sonu★

–––
Nasıl olmuş, biliyorum kısa oldu😔