5. bölüm · Zorunlu Delilik
Abim
Eymen'den
Notu etkisinden çıkmadan hediye kutusunu da açtım. Koyu kahverengi bir peluş ayı karşıladı beni. Bu ayı, küçükken Lina'ya aldığım ayıcığa benziyor.
––
— Lina bak sana hediye aldım!
Arkamda sakladığım paketi gösterip verdim. Kutuyu açıp gördüğü küçük peluş ayı ile koşup bana sarıldı. Ona sarıldım, saçlarını okşadım. Yüzündeki mutluluk her şeyden kıymetliydi benim için.
— Teşekkür ederim abi. Çok güzelmiş.
— Rica ederim abicim. Hadi şimdi uyu. Annem bugün çok sinirli.
Annem ile babamın kavgaları başlamadan önce de annem sürekli sinir krizleri geçirirdi. Lina ise çok kırılgandı. O zamanlar onu sadece ben koruyordum. Anneme karşı...
— Tamam.
Yüzündeki üzgün ve tedirgin ifadeyi görmemle küçük bedenini tekrar kollarımın arasına aldım.
— Korkma, hemen uyursan sana bir şey yapmaz. Cesur ol. Tamam mı?
Başını sallayıp yatağına geçti. Bende battaniyesini üstüne çektim. Eğilip yanağına bir buse kondurdum. Doğrulup giderken ona son bir bakış attım.
— İyi geceler abicim.
— İyi geceler prensesim.
––
O anıyı hatırlamam ile gözlerim daha çok dolmaya başladı. Boşluğa bakarak güzel anılarımızı gözlerimin önünden geçirdim. Sonra doğruldum. Bende ona bir hediye ve not vermeye karar verdim.
Göz yaşlarımı silip ayağa kalktım. Paramı da alarak hızla dışarı çıktım.
Lina'dan
Hızla kapanan dış kapının sesi ile abimin dışarı çıktığını anladım. Çünkü evde başka kimse yoktu. Neden çıkmıştı ki? Yazdığım nota mı sinirlendi?
Yarım saat sonra...
Odamda boş boş duvarı izlerken abim geldi. Bana hiç bir şey demedi ve odasına gittiğini duydum. Umutsuzum. Ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorum ve bu beni kötü hissettiriyor.
Bir süre daha boş bakışlarım ile duvarı izlerken açlığım aklıma geldi. Zor da olsa bütün üzüntüm ile mutfağa gittim. Önce buzdolabına baktım. Dünden kalan bir tencere çorba vardı. Onu alıp ısıttım.
Isınmasını beklerken masadakiler gözüme çarptı. Bir kutu vardı. İlk geldiğim de farketmedim. Elime alıp baktığımda altında da bir not gördüm. Birden gülümsedim, istemsizce. Önce nota baktım.
––
Üzgünüm prensesim...
Seni çok yalnız bıraktım, biliyorum. Bana kızgınsın ve çok haklısın. Fakat çok az kaldı. Sadece iyi bir üniversiteye girmem lazım. Sınavı geçmem lazım. Ondan sonra sana her şeyi anlatıcam. Sana yardım edicem. Eski günlerimizi birlikte telafi edicez. Söz veriyorum, her şey çok güzel olucak. Sadece biraz sabret, çok az kaldı. Güçlü ol prensesim...
––
Notun sonunda bir kalp vardı. Onun sesini duyar gibi oldum. Gözlerimde bir umut yeşerdi. Güçlü olucaktım, sabredecektim. Abim için...
Notu bırakıp sulu gözlerim ile kutuyu da açtım. İçinden zarif ve şık bir kolye çıktı. Üstünde sonsuzluk işareti vardı. Biraz inceledikten sonra kolyeyi boynuma taktım.
Hiç düşünmeden abimin odasına gittim. Masasında ders çalışıyordu. Hemen boynuna sarıldım. Sonra yüzümdeki kocaman bir gülümseme ile kapıya doğru ilerledim. Abim daha bir şey diyemeden "İyi çalışmalar abi." Dedim ve kapıyı kapatarak çıktım.
Eymen'den
Anlık şokun etkisiyle hiç bir şey diyemeden çıktı. Mutlu olduğunu görünce bende sevindim. Aldığım kolyeyi takmıştı. İçimdeki bu sevinç ile derslere geri döndüm.
Sanki bir anda enerjim artmıştı. Nerden aklına geldi not yazmak?
Lina'dan
Bir sonraki hafta / Seans...
— Okula gittiğimde herkes bana ya hayalet görmüş gibi yada acıyan gözlerle baktı. Ne yapacağımı bilemedim. Ama en azından kimse benimle dalga geçemedi.
— Seçimlerinin arkasında durmalısın, Lina. İnsanların tepkilerini daha önceden hesap etmeliydin.
— Biliyorum.
— Bu arada abinle aran nasıl oldu?
— Notuma cevap verdi ve iyi bir üniversite kazanmasını beklememi söyledi. Ondan sonra bana herşeyi anlatacakmış.
— Sizin adınıza çok sevindim.
— Ne olduğunu çok merak ediyorum. Sadece dersleri yüzünden bana böyle davranması çok saçma.
— Öğrenmeden bilemeyiz, Linacım.
Yazardan
2 ay sonra...
Eymen, parkta tek başına oturmuş telefonuna bakıyordu. Sonucunun bekliyordu. Ekrana öyle bir kitlemişti ki gözlerini etrafındaki hiç bir şeyi duymuyordu.
Ve sonucu ekranda belirdi...
Kazandı. Başardı. Harika bir puan aldım Çalışmalarının karşılığını aldı. Bütün stresi üzerinden kalktı fakat o gülemedi...
O kadar yorulmuştu ki gözleri artık kendini hüzne bırakmıştı. Teker teker yaşlar akıtıyordu. Gözleri ekrandaki o mükemmel sonuca kilitlenmişti.
Mutluydu hemde o kadar mutluydu ki yanağında ki her bir damla onun için bir sevinç göz yaşıydı. Bu sevincinin arasında aklına kardeşi geldi.
Hemen ona söylemeliydi. Konuşmalıydı. Her şeyi anlatmalıydı. Ama önce kendini toparlaması lazımdı çünkü ağlamaktan gözleri kızarmıştı. Kardeşinin karşına böyle çıkmak istemezdi.
Parkta öylece oturup düşüncelere gömülmüşken birden omzunda bir ağırlık hissetti...
Nasıl olmuş ballarım?🍯
Kısa mı oldu acaba?
Yorumlarınız benim için çok önemli💖
Diğer bölüm ne zaman gelir bilmiyorum ama herşey açıklığa kavuşacak ✨💞
