9. bölüm · Zor Aşk
9. Bölüm
Yaklaşık 10 dakika sonra çatışma bitti. Ambulans çağırıp Emre’yi hastaneye götürdük. Ameliyata aldılar ama ben hâlâ olayın etkisinden çıkamamıştım. Kanlı ellerime bakıp bakıp ağlamaya devam ediyordum.
Burcu, “Hadi gel, ellerini yıkayalım,” dedi.
“Hepsi benim yüzümden oldu. Mikrofonu düzgün taksaydım böyle olmayacaktı. Benim yüzümden oldu,” dedim ağlayarak.
Burcu, “Hayır, senin suçun yok. Suçlama kendini,” dedi.
Tam o sırada ameliyattan doktor çıktı. Hızlı bir şekilde yanına gittim.
Doktor, “Siz Emre Kaya Aslan’ın yakınları mısınız?”
“Evet, durumu nasıl?”
Doktor, “Durumu gayet iyi. Kurşun sıyırmış sadece. Endişelenecek bir şey yok. Birazdan normal odaya alacağız.”
“Çok teşekkür ederim doktor bey.”
Burcu, “Hadi toparlan artık, Emre Müdür’ün azarlamasına hazırla kendini.”
“Sanırım ilk defa beni doğru bir şey için azarlayacak.”
Lavaboya gidip ellerimi yıkadım. Dağılan saçlarımı topladım. Beni bu halde görmesini istemiyordum.
Yarım saat sonra
Bütün ekip olarak Emre’nin odasındaydık. Emre yavaş yavaş uyanmaya başladı.
Yiğit, “Uyanıyor!”
Başkomiser Mehmet, “İyi misiniz müdürüm? Ağrınız var mı?”
Emre, “İyiyim. Biraz ağrım var, o da normaldir.”
Burcu, “Çok korktuk müdürüm.”
Cemre, “Bizi çok endişelendirdiniz.”
Emre bana bakarak, “Sen de korktun mu yoksa kurtulurum diye sevindin mi?” dedi gülümseyerek.
Gülümseyebiliyormuş… Aaa, dişleri de varmış!
“Ben de gerçekten korktum müdürüm. Size bir şey olsaydı, beni kim azarlayacaktı? Ayrıca benim yüzümden size bir şey olmasını istemem. Özür dilerim. Operasyon da mahvoldu, siz de yaralandınız.”
Emre, “Bu konuyu sonra konuşuruz. Ama ceza olarak bugün refakatçim olursun. Bence, ne dersin?”
“Seve seve müdürüm.”
Emre, “Arkadaşlar, herkes iş başına. Hepinize teşekkür ederim geldiğiniz için.”
Mehmet Başkomiser, “Geçmiş olsun müdürüm.”
Sonra herkes dağıldı.
Emre, “Gözlerin morarmış, çok mu ağladın benim için?”
“Size benim yüzümden bir şey olmasını istemezdim.”
Emre, “Kendini suçlama. Zaten bir şekilde yine operasyon bozulurdu, boş ver. Üzme kendini. Hem böylelikle anlamış oldun.”
“Neyi?” dedim, anlamayarak.
Emre, “Bana âşık olduğunu."
