8. bölüm · Zindan karanlık duvarların ardında
8.Geri Dönüşü Olmayan iz
Hapishaneye döndüğümde içimdeki ağırlık geçmemişti.
Ama Kenan’ın yüzünü görünce kendimi biraz toparlamaya çalıştım.
Bir şey fark etmemesi gerekiyordu.
Henüz değil.
Tedavi odasına girdiğimde Kenan yalnızdı.
Kapıyı kapattım.
Sessizlik bu kez farklıydı.
Sanki konuşulması gereken şeyler vardı ve artık ertelenemezdi.
Kenan bana yaklaştı.
“Bir şey oldu,” dedi direkt.
Gözlerimi kaçırdım.
“Şimdi anlatma,” dedim.
Ama o başını salladı.
“Anlatman gerekiyor.”
Derin bir nefes aldım.
Ve ilk kez gerçekten konuştum.
Ama her şeyi değil.
Sadece parçalarını.
Kenan sustu.
Yüzü değişmedi ama gözleri sertleşti.
“Bunu yapan İskender,” dedi.
Başımı salladım.
O an hiçbir şey söylemedim.
Çünkü inkâr edecek gücüm yoktu.
Kenan bir süre odanın içinde yürüdü.
Sonra durdu.
“Planı hızlandırıyoruz,” dedi.
Başımı kaldırdım.
“Ne planı?”
Kapıyı kilitledi.
Sonra masanın altından bir dosya çıkardı.
Hapishanenin krokisi.
Koridorlar, çıkışlar, gardiyan değişim saatleri…
Her şey işaretlenmişti.
Şaşkınlıkla baktım.
“Bunu ne zamandır yapıyorsun?” dedim.
Kenan gözlerime baktı.
“Uzun zamandır.”
Bir an durdu.
“Ben buraya sadece mahkûm olarak gelmedim, Erva.”
Kalbim hızlandı.
Kenan devam etti:
“İçeride bana güvenen birkaç kişi var.”
“Bazıları gardiyanların değişim saatlerini biliyor.”
“Bazıları çıkış kapısında görevli.”
Bir adım geri çekildim.
“Bu imkânsız,” dedim.
Kenan hemen cevap verdi:
“İmkânsız değil. Sadece riskli.”
Parmağıyla haritadaki bir noktayı gösterdi.
“Burada elektrik kesintisi olacak.”
Sonra başka bir nokta.
“Burada kapılar açılacak.”
Sonra bana baktı.
“Ve burada sen çıkacaksın.”
Nefesim kesildi.
“Ben?”
Kenan başını salladı.
“Sen bu planın sebebisin.”
Sustum.
Çünkü bunu inkâr edemiyordum.
Kenan bir adım daha yaklaştı.
“Erva,” dedi.
“Ben seni buradan çıkaracağım.”
“İsterlerse dünyayı yakalım.”
O an içimde bir şey kırılmadı.
Bu kez…
yerine oturdu.
Çünkü ilk kez gerçekten şunu hissettim:
Kenan sadece plan yapmıyordu.
