1. bölüm · Zindan karanlık duvarların ardında

1.Yeni Mahkum

Ebrar 2

Bazı insanlar demir parmaklıkların ardında mahkûmdur.

Bazıları ise özgür görünse bile görünmez zincirlere bağlı yaşar.

Erva, ikincisiydi.

Yıllardır istemediği bir hapishanede doktor olarak çalışıyor, her gün vicdanıyla emirler arasında sıkışıp kalıyordu. Aldığı maaş ailesinin tek geçim kaynağıydı.Bu yüzden ne kadar canı yansa da sesini çıkaramıyordu.

O sabah banka hesabını kontrol ettiğinde maaşının yarısının yatırılmadığını fark etti.

Derin bir nefes aldı ve müdür Kadir’in odasına doğru yürüdü.

Kapıyı çalıp içeri girdi.

"Efendim, maaşımın yarısı hesabıma yatmamış. Bir yanlışlık olduğunu düşündüm."

Müdür Kadir sandalyesine yaslandı, yüzünde küçümseyici bir tebessüm vardı.

"Yanlışlık yok, Doktor ." ne?

"Ama neden?"

"Çünkü ben öyle uygun gördüm."

Erva ellerini sıktı.

"Bu benim hakkım..."

Sözünü tamamlayamadan Müdür Kadir masaya sertçe vurdu.

"Hakkını aramaya kalkarsan ailene ne olacağını düşün."

Odanın içi bir anda sessizliğe gömüldü.

Erva'nın boğazı düğümlendi.

Ailesi onun en zayıf noktasıydı.

Başını eğdi.

"...Anladım."

Tam kapıya yönelmişti ki Müdür Kadir yeniden konuştu.

"Dur."

Erva olduğu yerde kaldı.

"Bugün yeni bir mahkûm geliyor."

Erva'nın içi sıkıldı.

Bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu.

Hapishaneye gelen her yeni mahkûm önce işkence odasına götürülüyor, ardından yaralarıyla ilgilenmesi için Erva'nın önüne bırakılıyordu. Müdür Kadir bunu özellikle yapıyordu. Erva'nın vicdanını her gün biraz daha parçalamak hoşuna gidiyordu.

Erva hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.

Öğleden sonra koridor boyunca ağır ayak sesleri yankılandı.

Gardiyanların arasında uzun boylu, siyah kıyafetli bir adam yürüyordu.

Kolları kelepçeliydi.

Ama başı dimdikti.

Sanki buraya mahkûm olarak değil, kendi isteğiyle gelmiş gibiydi.

Erva gözlerini kaldırdığı an adam da ona baktı.

O bakış...

Derin...

Sakin...

Ve yıllardır kaybettiği bir şeyi sonunda bulmuş gibi...

Erva'nın kalbi anlamsızca hızlandı.

Bakışlarına daha fazla dayanamadı ve gözlerini yere indirdi.

Gardiyanlardan biri sertçe konuştu.

"Doktor, kontrol zamanı."

Erva sessizce başını salladı.

Muayene odasına girdiklerinde kapı kapandı.
Erva mahkumun dosyasını eline aldı ve okudu.
Biraz korkmuştu çünkü adam bir hırsız çetesinin lideriydi.Ne kadar korksada adamın yanına geldi.

Stetoskopunu eline aldı.

"Üstünüzü çıkartın, derin nefes alın."

Adam tek kelime etmeden söylediklerini yaptı.

Erva kalbini dinledi.

Kaşları hafifçe çatıldı.

"Kalp atışınız neden normalden daha hızlı..."

Adamın göğsündeki kaslar ve kolundaki dövmeler dikkatinden kaçmadı. İstemeden bir an ona daha uzun baktı.

İçinden, kaslıymış, diye geçirdi.

Adam gözlerini bir an bile ondan ayırmadan hafifçe gülümsedi.

"Beğendin galiba?"

Erva bir anda ne diyeceğini şaşırdı.

"Pardon... şey, ben sadece..."

Adam alaycı olmayan, yumuşak bir ifadeyle baktı.

"Önemli değil."

Erva nefesini toparlamaya çalıştı.

"Yani... kontrol ediyordum sadece."

Adamın dudaklarındaki gülümseme biraz daha belirginleşti.

"Sebebi... sensin."

Erva anlamayan gözlerle baktı karşısındaki adama

"Neyin sebebi."

"Kalp atışımın hızlanması."

Erva'nın nefesi bir anlığına kesildi