16. bölüm · Zindan karanlık duvarların ardında

16.ilk Kan Ve Gölge

Ebrar 2

Geceydi.
Ama şehir sessiz değildi artık.
Sadece öyle görünüyordu.
Depoya girdiğim anda tuzağı hissettim.
Kapılar arkadan kapandı.
Işıklar yandı.
Ve İskender oradaydı.
“Hoş geldin,” dedi.
Sanki misafir bekliyordu.
Ben cevap vermedim.
Sadece etrafa baktım.
Çıkış yoktu.
Ama zaten gelmemek gibi bir planım da yoktu.
ilk çarpışma
Bir anda her şey patladı.
Işıklar söndü.
Ayak sesleri çoğaldı.
Adamları vardı.
Çoktu.
Ama dağınıktı.
Ben ilerledim.
Yavaş.
Sakin.
İlk kişi önüme çıktı.
Sonra ikinci.
Kimse uzun süre kalmadı.
İskender uzaktan izliyordu.
Sanki beni ölçüyordu.
“Güçlü olmuşsun,” dedi.
Ben cevap vermedim.
Çünkü güç konuşmaz.
ilk kırılma
Bir anda arkamdan biri saldırdı.
Bu kez kaçmadım.
Ama yanlış hesap yaptım.
Bir darbe aldım.
İlk gerçek darbe.
Bir an durdum.
İskender gülümsedi.
“İşte bu,” dedi.
Erva'nın gölgesi
O an gözümün önüne o geldi.
Erva.
Düşerken bile bana bakıyordu.
“Seni seviyorum…”
Başımı salladım.
Hayır.
Bitti.
ikinci dalga
Işıklar tekrar yandı.
Ama bu kez ben öndeydim.
İskender geri çekildi.
İlk kez.
Ama kaçmadı.
Arkamdan yine birinin sakdıracağını hissedince hemen eğildim ama o kadar kalabalıklardı ki aniden 2 kişi kollarımdan tuttu. İskender elindeki silahı bana doğrulttuğunda bir patlama sesi geldi.
Bu iskenderin silahından çıkmamıştı.
Patlama sesleri gittikçe arttığında kafamı kaldırdım. karşımda elinde silahıyla duran kayayı görünce şaşırmıştım.
Kaya benim çetemdeki sağ kolumdu.
İskendere baktığımda elinden vurulmuştu. Bizim adamlarımızda onun adamlarını vurmuştu. İskender tam kaçacakken bacağından onu vurdum.
İskender dizlerinin üzerindeydi.
Nefesi düzensizdi.
Ama gözlerinde hâlâ o inat vardı. yavaşça yaklaştı.
Bu kez acele yoktu.
Bağırış yoktu.
Sadece sessizlik.
Karşımda ölmek üzereyken bile güldü
“Bitti sanıyorsun…”
dedi kısık sesle.
bir an durdum.
Sonra eğildim.
Göz hizasına geldim.
Ve ilk kez sesimi alçaltarak konuştum.
“Ben bitirmiyorum.”
İskender kaşlarını çattı.
devam ettim:
“Ben sadece hatırlatıyorum.”
Kısa bir sessizlik oldu.
son kez konuştum.
Sesi bu kez daha karanlıktı:
“Erva’nın adı… senin son duyduğun şey olacak.”
Ve o an…
her şey sustu.