2. bölüm / 3
ZEHİRLİ SARMAŞIKMİNİK BULUŞMA
Bölümler 3Şu an: MİNİK BULUŞMA
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elimde ki bileti hostese uzatarak oturacağım koltuğa yöneldim. Cam kenarında bebeği olan bir kadının yanında oturuyordum. Uçakta yerimi aramaya çalıştığım da sadece bir koltuk boştu, diğer koltukların hepsi dolmuştu. Boş koltuğa yani kendi koltuğuma oturdum. Henüz yanımda oturan kadın gelmemişti.
Tedirginlikle cama baktım. Ayaz orada benim gitmemi bekliyordu. Burukça tebessüm ettim. Üç yıl sonra evime dönüyordum, aileme kavuşuyordum. Ama neden üzgündüm? Neden kendimi kötü hissediyordum?
Derin bir nefes alarak dolu gözlerimle Ayaz'a öpücük attım. O da bana gülümseyerek telefonunu gösterdi.
Montumun cebinden telefonumu çıkardım. Ve ona yazmaya başladım.
Siz: Çok heyecanlıyım!
Ayaz: Sakin ol, bebeğim. Evine, ait olduğun yere gidiyorsun.
Siz: Seni seviyorum.
Diye yazdığım da Ayaz bir süre telefona öylece baktı. Sonra kafasını kaldırarak göz göze gelmemizi sağladı.
Sanki dünyanın en güzel suretine bakıyormuş gibi uzun uzun baktı. Ardından tekrar parmakları harflerde gezindi.
Ayaz: Ben de seni seviyorum, hem de hiç kimseyi sevmediğim kadar. Sen benim için çok önemlisin, Vera. Bunu biliyorsun değil mi?
Gözlerimden akan bir yaşla başımı salladım.
Siz: Biliyorum, sevgilim.
Ayaz: Kendini hiç kimseye, hiç bir şeye üzmeyeceğine söz ver.
Siz: Kendimi hiç kimseye, hiç bir şeye üzmeyeceğime söz veriyorum.
Ayaz: Kendine iyi bak, prenses...
Siz: Sen de kendine iyi bak, şövalye...
Kafamı son kez kaldırıp Ayaz'a baktım. Ama o orada yoktu.
Gitmişti...
Yan tarafımdan gelen sesle oraya baktım. Yanımda oturan kadın sonunda gelmişti. "Merhaba!" dedi elindeki miniği göstererek.
"Merhaba!" dedim bende miniğimi kucağıma alarak.
"Aşkım, meleğim. Özledin mi beni?" Beni gören minik kızım heyecanla tatlı çığlıklarını atıyordu.
"Bende seni özledim, aşkım." sarı saçlarını koklayarak öptüğüm de o daha fazla güldü.
Ceren'e baktığım da o da yerine yerleşmişti. "Senin adını verince çok mutlu oldu." dedi o da bizim gülüşümüze katılarak.
Bakışlarım tekrar miniğe döndü. O ikimizin gözlerine bakarak tatlı tatlı sırıtıyordu.
"Ya ben seni yerim ya, yerim yerim." onu boynundan çok kez öptüğümde o ise mutluluk çığlıkları atıyordu.
"Biliyormusun annesi, miniğin bu gün altıncı ayına girdi." Ceren'in sözleriyle bakışlarım tekrardan meleğime döndü.
"Benim kızım büyümüş mü? Benim kızım büyümüşte annesiyle eve mi dönüyor?" yine boynundan öpmeye başladığım da daha çok güldü.
Yazarın Notu: Burada 'annesi' diye olan yer sessiz söylenmiştir. Lütfen sonra ki bölümlerde karışıklık yaşanmasın. İyi okumalar!
Bir kaç hoş mırıltı duyduğum da etrafım da ki insanlara baktım. Hepsi yüzünde ki gülümsemeyle ben ve kızıma bakıyordu. Aralarından bir kadın," Kızınız mı, Vera Hanım? " dedi heyecanla.
Ardından bir sürü kişi aynı konu ama farklı cümleleri sıraladılar.
"Alparslan Bey ile barıştığınızı biliyordum!"
"Ne kadar da, Alpaslan'a benziyor!"
"Yoksa kızınız, Ayaz Bey'den mi?"
"Ayaz olmasın lütfen, çünkü bu minik ondan olmayacağı kadar harikulade!"
"Bence Alpaslan'dan. Baksanıza ne kadar da çok benziyorlar!"
Erkekler susmuş kadınlar konuşmaya başlamıştı.
Anlaşıldı, olaya bir el atmam lazım.
Ufak, küçük bir yalandan kimse ölmemiş ki ben öleyim. Değil mi?
"Hanımlar, hanımlar. Biraz sakin olun, çünkü bu tatlı şey benim ve ya Alparslan'ın değil, Ayazın'da değil. Bu minik arkadaşım, Ceren Soy'un kızı!" açıklamamla beraber şaşkınlık nidaları döküldü.
Ceren bana şokla baksa da sonra geri toparladı.
"Ama ben sizi farklı sanmıştım!" dedi genç kız hayalkırıklığıyla.
"Neden bu kadar benzediğinizi açıklamayacak mısın?" diyen genç adama baktım. Muhtemelen yirmi yedilerinin başındaydı.
Onun bu sorusundan sonra bütün herkes susmuş beni bekliyordu.
Derin bir nefes aldım. Gerçekten de ne diyeceğimi bilemiyordum. Yalan söylesem hemen anlayacak bir zekaya sahipti.
" Nedenini bilmiyorum ama ben de çok merak ediyorum bu kadar benzediğimizi. Onunla olan ruh hallerim, ortak yönlerim o kadar çok benziyor ki..." Gözlerim minik sarışınıma döndü. Uçağın kalkmasıyla uykuya dalmıştı sanırım. Minik kafasını boyun girintime gömmüş, küçücük kollarıyla boynuma sarılmıştı.
" Ama bu konuda çok şansızım. Çünkü benim olacağı kadar imkansız. Bu kadar güzel bir bebek Alparslan'dan olamaz, değil mi?" sonda ki gülümsememle yolcularda gülümsemiş beni onaylamışlardı.
Herkes tekrardan ilgisini başka yöne çevirdiklerinde Ceren ile göz göze geldim." Onlara benim kızım olduğunu söyledin. Ama biz hiç benzemiyoruz, hem kızının babasını daha belirlemedik. Bunu bildiğin halde yalan söyledin? Ve Alparslan'ın bunu öğreneceğini bile bile?" dese de oralı olmadım. Miniğimin kısacık saçlarını okşadım.
Kısık sesle konuşmamızdan dolayı kimse hiç bir şey anlamıyordu.
"Alparslan bunu hiç bir zaman öğrenmeyecek. Öğrense de onun kızı değil, benim kızım." kararlı konuşmamla Ceren başını salladı ve önüne döndü.
Sanırım onu kırmıştım.
Başımı onun omzuna koyduğumda gülümsedi ve o da benim Dera'ma yaptığımın aynısını yapıp sarı saçlarımı nazikçe okşadı.
Dera'nın o tatlı kokusuyla gözlerimi kapattım. Gözlerimi kapattığım gibi gözlerimin önüne Dera ve Alparslan geldi.
Alparslan onu kucağına almış, güldürüyordu. Dera ise babasının kollarında, huzurlu ve güvendeydi...
Kızım babasız mı büyüyecekti? Babasını hiç tanımayacak mıydı?
Beynimde ki soruları susturmak amaçlı hiç bir şey düşünmeden uykuya daldım...
Bölüm etkileşimi
